Monday, June 6, 2011     17:19
Yavuz Özmen bilimseltefsir.com

Yazı Başlıkları

Neden bilimsel tefsir?

Çünkü bilim olmadan Kur'an anlaşılamaz!
Bu güne kadar anladıklarımıza ne oldu? diyebilirsiniz.
Anladıklarımız onun muhtevasından oldukça farklıdır ve biz ne anlıyor isek onu doğru kabul ediyoruz, bu onu doğru anlıyoruz demek değildir.

Birçok yüksek ünvanlı kişiler Kur'an kitabını meth ederlerken onun bilimselliğinden örnekler veriyorlar, mesela bir felsefe profesörörü şöyle diyor;
-Kur'an evrenin genişlediğini haber veriyor!
-Kur'an anne karnındaki evreleri anlatıyor!
-Kur'an evrenin denizlerin dibi kadar karanlık olduğunu bildiriyor
Ve bunun gibi örneklemelerle Kur'an'ın (kitabının) üstün özellikleri olduğuna bağlıyor.

Böylesi örnekler Kur'an kitabını yüceltmez bilakis geçmiş 1400 yıl boyunca anlaşılmaz bilgilerle dolu olduğunu ima eder.
Gerçekteyse Kur'an kitabındaki tüm anlatılar evren kuruldu beri, yani dünyadan 9 Milyar yıl öncesinde de geçerli anlatılardır, hemde parantez içi açıklama ve tevil olmaksızın...

Örneklemelere geri dönersek, Kur'an kitabında evrenin genişlemesi yazmaz! İfade göklerin genişlediğiyle ilgilidir ve "Gök" kavramı kuarkları işaret eder. Kuarkların gerçek ismi gök'tür. Gök ismi kuarkları anlatmak için en doğru kavramdır. Çünkü kuark kabülü ile bize sunulan şekil tanımsız, muhtevası belli olmayan, şekli tamamen hayale dayalıdır. Gök ise fizik kuralları çerçevesinde doğru şekildir, bilim mantığına uygundur. Gök, koni prizma şekillidir ve tam anlamıyla bir "Huni" ye benzemektedir. Bir noktadan başlayan ve yanlara 45 derece açıyla uzanan bucaklar, profilden eş kenar üçgen çizerler ve tabanı açık bu üçgenin kolları sürekli uzanır, böylece gök kapsamı genişliyor olur.
Fök içinde ruh barınır. Ruha "Göğsünü genişlettik!" denilirken bu olay anlatılır. Geriye ilerleme söz konusu edildiğinde "...göğe yukarı çıkıyormuş gibi göğsün daralır" diye bir ifadeyle de ayrı bir pasajda bjldiriliyor.

Anne karnındaki cenin örneği ise tamamen yanlıştır. Bi kere alak denilen şey meni değildir, o az miktar su yani enerjidir. Kaldı ki insan yavrusu diğer tüm canlılar gibi tohumdan/yumurtadan meydana gelir. Zigotun doğuma kadarki süreci evrelenmek istenirse üç evreden çok fazla olduğu görülür. Böylesi zanlar ile mantık dışı hükümler olsa olsa Kur'an kitabına hakaret ve zuldür.

Kur'an kitabında "Üç evre" ifadesiyle işaret edilen şey üç farklı boydaki atomdur. Bunlar Elif Lam ve Ra rumuzlarıyla ayrıca detaylandırılır.
Evrenin karanlık olduğu gerçeği, kozmolojinin bu günkü seviyesinden çok önce algılanabilmiştir. Ne yazık ki günümüzün okumuş cahilleri geçmişte çıpla gözle dahi yapılabilen tespit ve saptamaları yapamayacak kadar kördür. Güneş ışığının olmadığı durumda evrenin her noktası -gece burnumuzun ucu dahi- zifiri karanlıktır. Kur'an kitabında bahsi edilen konu bizatihi evrenin ısı/ışık gibi her türlü dalgayı absorb etmeksizin iletmesi ve süper ötesi geçirgenliğidir. Konu ile ilintili olarak "Arka plan fon ışıması" teorisinin yanlışlığı gün yüzüne çıkmaktadır. Evren, enerji dalgalanırı absorb etmediği için mutlak sıfır değeri olan sıfır Kelvin derece sıcaklıktadır. Eğer arka plan fon ışınımı teorisinin iddiasındaki gibi evrenin kendisi bir ısı tutuyor ve günümüze kadar soğuyor olsaydı -ki olmazdı, soğumak yerine giderek ısınırdı. Evren, içindeki sıcak gezegenlerin soğurken yaydığı ve yıldızların yaydıkları muazzam enerji 13,6 Milyar yıl boyunca giderek artan evren sıcaklığıg sergelerdi. Yine konuyla ilintili olarak kur'an kitabı evrenin total enerjisinin sabit olduğunu söyler. Dahası yıldızlar, yaydıkları enerjiyi kendi güneş sistemlerinden ve gezegenlerinden yani uzaydan emmekte ve bu enerjiyi sarmal yumaklar şeklinde paketleyip foton olarak fırlatmaktadırlar.Konularla ilgili detayları kitaplarımda bulabilirsiniz!
.