27 / 85 Buruc
- Semadaki burçlar/kuleler... Bu pasajda protonla elektronun arasındaki bağ anlatılıyor. Bu bilgiler sayesinde protonların bir arada nasıl durdukları da açıklık kazanıyor. Kur'an kitabında Proton "gökler" diye anılıyor ve Elektron "Yer" ismiyle anılıyor.
Buruc-1: وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ
Ves semai : göktekizatil: irtibat/bağlantı parçası
buruc: kule
Gökteki (Yer ile) irtibat sağlayan kuleler.
Modern bilimin nötrino savı mantıksız ve fiziken olanaksızdır. Öyle ki kağıt üstünde sağladığı elektriksel yük denkliği, fiziksel ortamda mümkün olamıyor. Çünkü her bir protona iki nötron gerekliliği hasıl olmaktadır ama teoride sadece bir tane nötrondan bahsedilmektedir. Yer ile Gök arasında sabit duran bir varlığın mevcudiyetinden haber veriliyor. Böylelikle poroton-atom birlikteliği kusursuz işlerlik kazanıyor.
Buruc-2: وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ
Vel yevmil: ve bu günmev’ud: vaad edilen
Buruc-3: وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
Ve şahidin: izlenebilenve meşhudin: tanık olunan
Buruc-4: قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ
Kutile:öldürmeashabul: sahibi olduğunuz
uhdud: oluk /kanal
Buruc-5: النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ
Ennari: ateş/narzatil : ilgili
vekud: yakıt
Buruc-6: إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
İzhum: onlaraleyha: tarafından
kuud: hata
Buruc-7: وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
Ve hum : Onlarala ma yef’alune : üzerine/hakkında ne yapılması gerektiği
bil mu’minine: müminlerin
şuhud: tanıklığı
Buruc-8: وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Ve ma nekamu: nefret edilenminhum : kim onlar
illa en yu’minu: ancak güvende
billahil : Allah
azizil : sevgilidir
hamid: övülendir
Buruc-9: الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Ellezi: kimselehu: onun
mulkus: kralı
semavati: göklerin
vel ard: ve yer'in
vallahu: Allah
ala kulli şey’in: her şeyin üzerinde
şehid: şahittir
Göklerin ve yerin üzerinde her şeye şahit olan kral, sadece Allah'tır.
Buruc-10: إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ
İnnellezine: kimselerfetenul: zulmeden
mu’minine: güvenli
vel mu’minati : ve güvende // summe : daha sonra
lem yetubu: tevbe eden
fe lehum: bunlar
azabu cehenneme: cehennemin azabı/ateşi
ve lehum : onlar
azabul harik: ateşin eziyeti
Onlar, inanan erkeklere ve kadınlara zulmettiler/enerjisiz bıraktılar, sonra onlar tövbe etseler de artık cehennemin azabı ateşin eziyeti onlaradır.
Buruc-11: إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ
İnnellezine: kimseleramenu : güvendeki
ve amilus salihati: ve iyi işler yapan
lehum: onlara
cennatun : cennetteki
tecri : yerinizi alın
min tahtihal: altından akar (içinde anlamında değil)
enhar: nehir
zalikel : o
fevzul: kazanmak
kebir: harikalar
Altından nehirler akan cenneti kazananlar (Dünya tabiatındaki gibi bir nehir görüngüsü değil) harika cennetteki yerinizi alın.
Proton yani gikleri içindeki ruh, ardın fevkindedir, kendinden gayri varlıkların hepsi aşağıda kalır.
Buruc-12: إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
İnne batşe: asansör gibi /ezilmeden uzanmışrabbike: rabbinin
le şedid: ihtişam ve şiddeti
Buruc-13: إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
İnnehu : öylehuve: o
yubdiu : yaratır
ve yuid: yeniden yaratır
O yaratır ve öyle geri getirir.
Aynısını yeniden yarattığında onu diriltmiş oluyor.
Buruc-14: وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ
Ve huvel : ogafurul : bağışlayan
vedud: samimi
O bağışlayandır, samimidir.
Buruc-15: ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ
Zul : onun gücü vardırarşil: tahtının
mecid: görkemli
Buruc-16: فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
Fa’alun: etkilima: ne ile
yurid: istediği
Buruc-17: هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ
Hel etake: koparmakhadisul : konuşmalar
cunud: asker
Buruc-18: فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
Fir’avne: büyük ev /büyük beytve semud: dönmüş
Firavunların ters polarmaları ve yüksek enerji seviyeleri müminler için tehdit oluşturur
Bir firavunun gücü öldürmeye (atomun enerjisini nötrlemeye) onu yok etmeye veya kuvvetlendirerek hayat vermeye yetmektedir.
Buruc-19: بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ
Belillezine : kimselerkeferu : gizleyen
fi tekzib: reddetmek
Buruc-20: وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ
Vallahu: Ve Allahmin veraihim:
muhit: etraf
Allah, onları arkalarından kuşatır.
Buruc-21: بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ
Bel huve: işte bu // kur’an'un : manyetizmamecidun: şanlı
Manyetik alanın (Kur'an) elektriksel etkileriyle sayesinde her şeyi kuşatır/korur/ona etki edebilir.
Buruc-22: فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ
Fi levhın: levhalarmahfuz: korunmuş
(Manyetizma) korunmuş iki boyuttan/levhalardan meydana geliyor. O, tıpkı üzt üste duran CD ler gibidir.
