87 / 2 Bakara
- Uzunca bir metin içinde gerek atomların yaratılış metoduna dair gerek onların yaşamları ve nihayete (ölünce) rabblerine kavuşmaları anlatılıyor. Yaratılış, canlanma, ölüm hakkında önemli tanımlamalar yapılıyor. Ölüm, özellikleri aynı olan ruh ve rabb'in bütünleşmesi olarak karşımızda durmaktadır. Salat, zekat ve şefaat hakkında düşünmemiz gereken ayetler de bu pasajda yer alıyor. Olayları ve kavramları kafanızda bütünleştirmek size düşüyor. Yardımı dokunacak yarımları ve detayları bu sitede lanse edilen ilgili kitaplarda bulabilirsiniz.
Bakara-1: الم
Elif ve Lam iki kitabının rumuzlarıdır. Mim şu an yaşayan Muhammed adı verilmiş olan ruhların tümünün rumuzudur.Bakara-2: ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
Zalikel kitabu: o kitaplarla reybe fih: şüphesiz
huden lil muttekin: sakınnanlar için klavuzdur
Bakara-3: الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
Ellezine:onlaryu’minune: güvende olanlar
bil gaybi: görünmeyenle /gizlilikle
ve yukimunes: barınıyor / ikamet ediyorlar
salate: destekliyorlar
ve mimma razakna hum: ve bizim onlara verdiğimiz geçimliği
yunfikun: harcıyorlar
Güvende olan o kimseler, gizli bilinmeyen yerlerde ikamet ediyor, barındığı yeri destekliyor ve bizim ona verdiğimiz geçimliği harcıyorlar.
Bakara-4: والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Vellezine yu’minune: ve güvende olanlarbi ma unzile ileyke: seninle birlikte indirilenler
ve ma unzile min kablik: ve senden önce indirilenler
ve bil ahireti hum yukınun: bunlar ahirette emniyetteler
Güvende olmak bir atom içinde ve bir element himayesinde olmak, enerji denizi içinde /evrende tek başına bulunmamak, firavunlar ve diğer atomların nefsleri karşısında tehlikeden korunmak demektir.
Senden önce yani Elif atomu içine indirilen ruh/racul olan İbrahim isimli ümmet idiler. Ve Lam atomu içine indirilen Musa isimli ümmet atomlardılar. Üçüncü ve son olarak Muhammed ümmetinin tekrar İbrahim’in barındığı atoma üflenmesidir.
Peki ya İsa ve neden anılmıyor burada? Cevap: atomun oğul diye anılan elektronu idi.
Bakara-5: أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Ulaike ala huden: bunların üzerindeki rehberlikmin rabbihim: rabbimdendir
ve ulaike humul muflihun: onlar bu yüzden kurtulanlardır
Bakara-6: إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
İnnellezine keferu: inkar eden kimselersevaun : değişmez /her iki durumda da
aleyhim e enzertehum: onları uyarsan
em lem tunzirhum: veya uyarmasan
la yu’minun: güvende olmazlar
Bakara-7: خَتَمَ اللّهُ عَلَى قُلُوبِهمْ وَعَلَى سَمْعِهِمْ وَعَلَى أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عظِيمٌ
Hatemallahu: Allah mühürlediala kulubihim: kalplerinin üzerini
ve ala sem’ıhim: ve işitmelerini
ve ala ebsarihim: ve gözünün üzerine
gışavetun: perde/bulanıklık
ve lehum azabun azim: ve onların azapları büyüktür
Atomun tek gözü var. Bu göz manzara görmüyor, sadece ışığı algılıyor. İn /mağara içinde barınan ruh, sadece tunelin ağzında bir ışık görebilir.
Kulak denilen aza yine bu gözdür. Gözden ışık girerse görme, enerji hava gibi sızarak dolarsa duyma olarak tezühür ediyor. Görme işinin gerçekte bir işitme olduğunu önceki pasajlarda görmüştük. İşitme sırasında atoma enerjinin sızarcasına dolması olayını başkaca vahiy anlatılarında deliklere sessizce akan yılan denilerek veya fısıltı veyahut ilham diye de geçmektedir, hepsi aynı fiziksel işleyişin farklı yansıtılmasıdır, bu anşılması açısından iyidir, hem birbirlerine tezat teşkil etmezler.
Bakara-8: وَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ آمَنَّا بِاللّهِ وَبِالْيَوْمِ الآخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ
Ve minen nasi:men yekulu amenna billahi:
ve bil yevmil ahıri:
ve ma hum bi mu’minin:
Bakara-9: يُخَادِعُونَ اللّهَ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ إِلاَّ أَنفُسَهُم وَمَا يَشْعُرُونَ
Yuhadiunallahe:vellezine amenu:
ve ma yahdeune:
illa enfusehum:
ve ma yeş’urun:
Bakara-10: فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَهُمُ اللّهُ مَرَضاً وَلَهُم عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
Fi kulubihim: kalplerinin içindekimaradun: hastalık
fe zadehumullahu marada: ve Allah hastalıklarını arttırdı
ve lehum azabun elimun: onların acı işkencesi var
bi ma kanu yekzibun : yalanlarıyla
Bakara-11: وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ قَالُواْ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ
Ve iza kile lehum: onlara söylendiği zamanla tufsidu fil ardı: yerin içinde fesat çıkarmayın
kalu: dedi
innema nahnu muslihun: ama biz onarıcılar /düzelticileriz
Bakara-12: أَلا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَكِن لاَّ يَشْعُرُونَ
E la innehum: bunlar değiller mihumul mufsidune: bozguncular
ve lakin la yeş’urun: ama hissetmeyen /şuursuz
Bakara-13: وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ آمِنُواْ كَمَا آمَنَ النَّاسُ قَالُواْ أَنُؤْمِنُ كَمَا آمَنَ السُّفَهَاء أَلا إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاء وَلَكِن لاَّ يَعْلَمُونَ
Ve iza kile lehum:aminu :
kema amenen nasu:
kalu e nu’minu:
kema amenes sufehau:
e la innehum humus sufehau:
ve lakin la ya’lemun:
Bakara-14: وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْاْ إِلَى شَيَاطِينِهِمْ قَالُواْ إِنَّا مَعَكْمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُونَ
Ve iza lekullezine amenu :kalu amenna:
ve iza halev ila şeyatinihim:
kalu inna meakum:
innema nahnu mustehziun:
Bakara-15: اللّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
Allahu yestehziu bihim: Allah onlarla alay ettive yemudduhum: ve bunları uzattı /genişletti
fi tugyanihim: onlar azgınlık içinde
ya’mehun: gözleri kör halde
Bakara-16: أُوْلَئِكَ الَّذِينَ اشْتَرُوُاْ الضَّلاَلَةَ بِالْهُدَى فَمَا رَبِحَت تِّجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُواْ مُهْتَدِينَ
Ulaikellezineşterevud: satın alan kimselerdalalete: yanlış yönlendiren
bil huda: rehberği
fe ma rabihat ticaretuhum: ticaretlerinde kazanmadılar
ve ma kanu muhtedin: onlara rehberlik edilmedi
Bakara-17: مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَاراً فَلَمَّا أَضَاءتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِي ظُلُمَاتٍ لاَّ يُبْصِرُونَ
Meseluhum: onar tıpkıke meselillezistevkade nara: tutuşturulmuş ateş gibidirler
fe lemma edaet ma havlehu : etraflarını aydınlandı
zeheballahu bi nurihim : Allah nuruyla gittiğinde
ve terekehum: terk edildiler
fi zulumatin: karanlıklar içine
la yubsirun: göremezler
Bakara-18: صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ
Summun: sağırbukmun: dilsiz
umyun: görmez halde
fe hum la yerciun: onlar geri dönemediler
Bakara-19: أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ السَّمَاء فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصْابِعَهُمْ فِي آذَانِهِم مِّنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ واللّهُ مُحِيطٌ بِالْكافِرِينَ
Ev ke sayyibin : veya inen yağmur gibimines semai: göklerden
fihi zulumatun: karanlığın içinden
ve ra’dun: ve gök gürlediğinde
ve berk: ve şimşek
yec’alune esabiahum: bunlar parmaklarını yapıyor
fi azanihim: bunlar kulaklarının içine
mines savaiki hazaral mevt: öldürücü yıldırımlara uyardı
vallahu muhitun bil kafirin: Allah inkarcıların etragındakileri
Bakara-20: يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَارَهُمْ كُلَّمَا أَضَاء لَهُم مَّشَوْاْ فِيهِ وَإِذَا أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواْ وَلَوْ شَاء اللّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَارِهِمْ إِنَّ اللَّه عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Yekadul berku: şimşek çaktıkçayahtafu ebsarehum: gözlerini kaçırıyordular
kullema edae lehum: onları aydınlattıkça
meşev fihi: yürüteçler içinde
ve iza azleme: karanlık olduğu zaman da
aleyhim kamu: onlar kıyam etti /kalktılar
ve lev şaellahu le zehebe: gerçi gitmelerini Allah istedi /diledi
bi sem’ihim: işittikleriyle
ve ebsarihim innallahe: ve görmeleriyle
ala kulli şey’in kadir: Allah'ın gücü herşeyin üzerindedir
Bakara-21: يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Ya eyyuhen nasu’budu: Ey insanlar hizmet edinrabbekumullezi: rabbinize
halakakum: sizi yapan eden
vellezine min kablikum: ve sizden öncekilerden
leallekum tettekun: umulur ki sakınırsınız
Bakara-22: الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الأَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَاء بِنَاء وَأَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَّكُمْ فَلاَ تَجْعَلُواْ لِلّهِ أَندَاداً وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ellezi ceale: oluşturanlekumul arda: senin için yer’i
firaşen: yatak
ves semae binaa: ve göğü bina etti
ve enzele: ve indirdi
mines semai maen: gökten suyu
fe ahrece bihi: çıkardı
mines semarati: meyvelerden
rızkan lekum: geçimliğinizi
fe la tec’alu: ve kılmadı
lillahi endaden: ilahları takipçi
ve entum ta’lemun: bilmelisin
Yerde yatak oluşturmak! ifadesine dikkat gerekiyor. Koni şekilli göğün sivri ucuna yer deniyor. Bu yer etrafında bir manyetik alan oluşturuluyor. Cümleyi "Yerde yatak yaptı" veya "Yeri size yatak/beşik olarak yaptı" gibi yorumlar, "ard" kelimesini dünya yüzeyi olarak algılamalarından dolayıdır. Benzer şekilde önceki aıklamalarda Yer'in içindeki kişilerden bahsedilirken bunu yer altındaki diyerek tercüme etmek de yanlış olmaktaydı.
Göklerde /kuarklarda/ protonda ahiret hayatı yaşıyorken, yere indirilen kendi uzantısıyla orada/aşağıda /dünya hayatı yaşamaya başlıyor. Fizik dünyadaki tüm aktivitelerimiz bu oğul/elektron sayesinde gerçekleşiyor.
Sonrasında en önemli vurgu "Seni ilahlara takipçi yapmadık" Koni şekilli gök ve külah şeklindeki atomun üst kısmında konuşlanan hiçlik, o atomun ilahıdır. Hiçlik, şekil/boyut/ağırlık vb gibi özellikler içermediğinden ötürü "Sizin ilahınız tektir" çok sayıdadır ama bir tanedir demiyor. Cümelerde kinaye teşbih veya mecaz yoktur. Direkt söylenilen anlama odaklanılması lazımdır; Hiçlik sayılamayan türde tektir.
Bakara-23: وَإِن كُنتُمْ فِي رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَى عَبْدِنَا فَأْتُواْ بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِ وَادْعُواْ شُهَدَاءكُم مِّن دُونِ اللّهِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
Ve in kuntum: gerçi sizfi reybin: şüphe içindesiniz
mimma nezzelna ala abdina : kölemiz üzerine indirdiğimizden
fe’tu bi suretin: suret ile getirdik
min mislihi: aynısından
ved’u : iddia etti
şuhedaekum: şahit olanlar
min dunillahi: ilah olmadan
in kuntum sadıkin: dürüst olursan
Varlığını hisseden fakat kendi hakkında bilgisi olmayan, etrafını göremeyen atom içindeki ruh yani insan, oluşumu hakkında verilen bilgilerle bir türlü tatmin olamıyor. Hala şüphe içinde bulunuyor . Seni gökten indirdiğimiz sudan yaptık! Bilgisine binaen bu kez indirilen suyun menba hakkında bilgi veriliyor.
Ruh müteşabih ayet olduğundan ötürü ins atomunun suretini alıyor. Külah /huni şeklindeki ins atomunun üst kısmında çekim alanı /ilah vardır. Bu alanın çekimi ile sürüklenen ruha "seni ilahları takip edesin diye yapmadık!" diyerek onun maddeyi oluşturmak gibi başkaca görevleri olduğu hatırlatılmıştı. Günümüze kadar bu cümle, anlamının dışında "Ve eğer indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe içindeyseniz, o zaman o’nun mislinden bir sure getirin.. " diye yanlış tefsir edilmiytir.
Bakara-24: فَإِن لَّمْ تَفْعَلُواْ وَلَن تَفْعَلُواْ فَاتَّقُواْ النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ
Fe in lem tef’alu: eğer yapmadınızsave len tef’alu : ve yapmayacaksınız
fettekun narelleti: ateşten korkun
vakuduhan nasu: ki yakıtı insanlardan oluşan
vel hicaratu uiddet : ve taşlardan oluşan
lil kafirin: kafirler için
Bakara-25: وَبَشِّرِ الَّذِين آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُواْ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقاً قَالُواْ هَذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُواْ بِهِ مُتَشَابِهاً وَلَهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Ve beşşirillezine amenu: güvende olanları müjdeleve amilus salihati: ve salih amel işleyenleri
enne lehum cennatin tecri: gerçekten yerleri cennettir
min tahtihel enhar: altından nehirler
kullema ruziku minha: devamlı ondan geçinirler
min semeretin rızkan: geçimlikleri meyvelerdendir
kalu hazellezi ruzıkna: dediler bize bu rızıkları kim
min kabl: önceden
ve utu bihi muteşabiha: ve geldi benzerleri
ve lehum fiha ezvacun mutahharatun: ve bunları içinde ter temiz çiftler yaptık
ve hum fiha halidun: ve onlar ölümsüzlük içindeler
Bakara-26: إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي أَن يَضْرِبَ مَثَلاً مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُواْ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُواْ فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلاً يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً وَيَهْدِي بِهِ كَثِيراً وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلاَّ الْفَاسِقِينَ
İnnallahe la yestahyi en yadribe : Allah vurmakla utanmazmeselen ma beudaten : sivri sinek örneğini
fe ma fevkaha :üstündeki
fe emmellezine amenu : güvende olan kimseler
fe ya’lemune : bilsinler
ennehul hakku : ki o sağadır
min rabbihim: rabbindendir
ve emmellezine keferu: inkar edenlere gelince
fe yekulune maza eradallahu bi haza mesela: Allahtan bir örnek istediklerini söylerler
yudıllu bihi kesiran : çokları bu yanlışı yaptı
ve yehdi bihi kesira: çokları yanlış yönlendi
ve ma yudıllu bihi illel fasıkin: sadcece yanlışları değil, iftiralarıda
İns atomunun yer uzvu, tıpkı sivri sineğin kafası ve iğnesine benzemektedir. Bunu bu cümlede sivrisineğin örnek gösterildiğine dair bilgileri okuyunca fark edebildik.
Bakara-27:
الَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِن بَعْدِ مِيثَاقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Ellezine yenkudune ahdallahi : Allah ile ahdlerini bozanlar min ba’di misakıh ve yaktaune : anlaştıktan sonra
ma emerallahu bihi : Allah'ın emirlerine
en yusale : bağlanmalarıydı
ve yufsidune fil ard: onlar yer'de /elektronda olanı yağmaladılar Onlar ne yaptılar? İki elektron bağlanarak madde bütünlüğünü sağlamak yerine birri diğerinin metasını /enerjisini gasp ediyor /yağmalıyor.
ulaike humul hasirun: işte bunlar kaybedenlerdir
Bakara-28: كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Keyfe tekfurune billahi : Allah'ı nasıl inkar edersinve kuntum emvaten: Siz ölü idiniz
fe ahyakum: sizi canlandırdı! "Kıyamet günü sizi dirilten Allah'tır! " şeklinde çeviri yapmak doğru değil. Burada önce bir hayat şyaşayıp sonra ölüp ve bu ölümden sonra dirilişi değil ölüyken diri olmayı kast ediyor. Yani, ilk yaratılıştaki ölü halimizden bahsediyor.
Evvela yaratılan “İns atomu” ölüdür, içine konulacak “Cinn” atomu ise uyku halindedir. Sonrasında helezon/yumak halindeki cinn, ins atomunun içine yerteştiriyor. İşte ilk diriliş budur.
Bunlar dirilmeden önce ayrı ayrı dururlarken Allah onlara “Ey ins ve Cinn toplulukları!” diye hitap ediyor.
summe yumitukum: daha sonra sizi öldürdü Bakınız yukarıda açıkladığımız kronolojiye uygun olarak, İns atomunu içindeki ruha süreli hayat verilmiş ve nihayetinde ölüm gelmiştir, buna ecel deniyor.
summe yuhyikum : daha sonra sizi canlandıracak
summe ileyhi turceun: daha sonra ona döndün Dirilip canlanmış ruhun ecelini müteakip Rabb’e dönüş var. Yani eceli gelen ruh, okyanusa karışan su damlası gibi ona kavuşuyor. Teknik anlamda bu enerjinin kurunumu olarak açıklanabilir.
İns atomu ruh olmaksızın boş bir çuval gibidir. Onun içine giren yumak /spiral seklindeki ruh salat ederek ona destek olup onu diriltiyor. Hz Muhammed bu olayı aktarırken kullandığı kelimeler hafifçe sosyal ve beşeri hayatına uyarlanmış ve şu hali almıştır “Kızınızı (ins atomunu) namaz kılana (salat eden ruha) vermezseniz onu cehennem ateşine atmış olursunuz. (cehennem, bir enerji denizi olan evrenidir.
Bakara-29: هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء فَسَوَّاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Huvellezi halaka lekum ma fil ardı cemian : hepinizi Yer'in içinde yapan kimdir? Yerin içinde elektron /oğul fizik hareketliliğe sahiptir. Göğe eriştiğinde ahiret hayatını sürecektir.summesteva iles semai : daha sonra göğe yöneldi
fe sevvahunne seb’a semavat: onları yedi gök halinde düzenledi
ve huve bi kulli şey’in alim: o her şeyi bilendir
Bakara-30: وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
Ve iz kale rabbuke : senin rabbin dediğindelil melaiketi: melekler için
inni cailun fil ardı halifeten: yerin içinde bir halife oluşturacağım Yer’in (elektronun) içindeki halife, Göklerde (protonda) ikame eden ruhun halifesidir. Ruh ise bizatihi Allah’tandır.
kalu e tec’alu fiha men yufsidu fiha : dedi orada bozgunculuk yapacak
ve yesfikud dimae: ve kan dökecek birini mi?
ve nahnu nusebbihu : biz tespih ederiz
bi hamdike ve nukaddisu lek: övgüyle seni kutsarız
kale inni a’lemu ma la ta’lemun: dedi ben sizin bilmediklerini biliyorum
Bakara-31: وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Ve alleme ademel esmae kulleha : adem bütün isimleri biliyordusumme aradahum alel melaiketi : daha sonra ona gösterdi meleklerin üzerindekini (Kur'an'ı)
fe kale enbiuni bi esmai haulai: dedi bana haber ver/bilgilendir bunların isimlerini
in kuntum sadikin: eğer doğru sözlü isen
Bakara-32: قَالُواْ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Kalu subhaneke : dediler seni tenzih ederizla ilme lena : bizim bilgimiz yok
illa ma allemtena inneke : ancak senin öğrettiklerin -kadarını biliriz-
entel alimul hakim : sen alimsin hakimsin
Bakara 33: قَالَ يَا آدَمُ أَنبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ فَلَمَّا أَنبَأَهُمْ بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّي أَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
Kale ya ademu enbi’hum bi esmaihim: dedi ey adem onların isimlerini onlara haber verfe lemma enbeehum bi esmaihim:onların isimlerini onlara söylediği zaman
kale e lem ekul lekum: dedi "size demedim mi?"
inni a’lemu gaybes semavati vel ardı : "göklerin ve yerin gaybını " Gayb: görünmeyen bilgisini
ve a’lemu ma tubdune : ben biliyorum
ve ma kuntum tektumun: neye benzediğinizi, -içinizdesakladığınızı
Bakara-34: وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلاَئِكَةِ اسْجُدُواْ لآدَمَ فَسَجَدُواْ إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu : meleklere, ademe eğilin dediğimizde eğildilerilla iblis: ancak iblis
eba vestekbere : büyüklendi
ve kane minel kafirin: ve inkar edenlerden oldu
Bakara 35: وَقُلْنَا يَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلاَ مِنْهَا رَغَداً حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الْظَّالِمِينَ
Ve kulna ya ademuskun ente ve zevcukel cennete : biz dedik ki ey adem yerleş eşinle cenneteve kula minha ragaden haysu şi’tuma : ikiniz beğendiğin yerde bolluk içinde
ve la takraba hazihiş şecerete : bu ağaca şaklaşmayın
fe tekuna minez zalimin: ezicilerden olursunuz
Bakara-36: فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا اهْبِطُواْ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِي الأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ
Fe ezellehumaş şeytanu anha: şeytan onların yerini daralttı ve onları kaldırdıfe ahrecehuma : dışarı çıkardı
mimma kana fih: oldukları yerden
ve kulnahbitu ba’dukum li ba’din aduvv: biz dedik; bazılarınız bazılarınıza düşman olarak indiniz
ve lekum fil ardı : sizler yerin içinde
mustekarrun ve metaun ila hin: bir süreliğine metanızla kararlı halde
Bakara 37: فَتَلَقَّى آدَمُ مِن رَّبِّهِ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Fe telekka ademu min rabbihi kelimatin : adem rabbinden kelime aldıfe tabe aleyh: tövbe üzerine
innehu huvet tevvabur rahim: o tövbeleri kabul edendir, merhametlidir
Bakara-38: قُلْنَا اهْبِطُواْ مِنْهَا جَمِيعاً فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدًى فَمَن تَبِعَ هُدَايَ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Kulnahbitu minha cemia: dedik inin oradar hepiniz Bir atomun içindeki ruh elektrona indiği vakit, evrendeki tüm atomlarda zuhur eden bir olay bildirilmektedir. Bunun üzerine aynı batında yaratılmış ümmet adıyla anılan atomların hepsinin birden gökten yere/elektrona inmesi isteniyor.fe imma ye’tiyennekum minni huden : size benim klavuzluğum gelecektir
fe men tebia hudaye : o klavuzu takip et Göklerden yere inişte klavuzluk edecek şey, protonla elektron arasındaki 72 yıl uzunluktaki He rumuzlu yoldur. Bu yol için Allah'ın ipi dendiğini biliyoruz. Ruh bu hortum içinden yani onun klavuzluğunda, elektrona ulaşacaktır.
fe la havfun aleyhim : onlara korku yoktur
ve la hum yahzenun: onlar üzülmezler
Bakara-39: وَالَّذِينَ كَفَرواْ وَكَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Vellezine keferu : inkar eden kimselerve kezzebu bi ayatina : işaretlerimizle /atomlarımızla -onları kullanmak suretiyle yalan söylediler
ulaike ashabun nar: onlar ateşin sahipleridir
hum fiha halidun: onlar ölümsüzlük (ateş) içindedirler.
Bakara 40: يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اذْكُرُواْ نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُواْ بِعَهْدِي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّايَ فَارْهَبُونِ
Ya beni israilezkuru ni’metiyelleti en’amtu aleykum : ey İsrailoğulları lütfumla sizi kutsadımve evfu bi ahdi ufi bi ahdikum : ya benimle olan ahdinizi yerine getirin
ve iyyaye ferhebun: ya benden korkun
Bakara-41: وَآمِنُواْ بِمَا أَنزَلْتُ مُصَدِّقاً لِّمَا مَعَكُمْ وَلاَ تَكُونُواْ أَوَّلَ كَافِرٍ بِهِ وَلاَ تَشْتَرُواْ بِآيَاتِي ثَمَناً قَلِيلاً وَإِيَّايَ فَاتَّقُونِ
Ve aminu bi ma enzeltu musaddikan li ma meakum : güvende olanlar, sizinle beraber indirileni tastik edinve la tekunu evvele kafirin bihi: inkar edenlerin ilki olmayın
ve la teşteru bi ayati semenen kalilen : işaretleri/atomları hafif fiyatla takas etmeyin Hafif fiyat! Atomların tek ölçüsü enerji seveyeleri yani ağırlıklarıdır. Birbirleri aralarındaki alışveriş, ister hırsızlık yoluyla olsun veya zekat yoluyla olsun enerji seviyelerinin birbirleriyle fiziki temas yoluyla aktarılmasıyla gerçekleşiyor. Bu nedenle ifadede ucuz kelimesi yerine "hafif " kullanılarak fiyat ülçüsü belli ediliyor
ve iyyaye fettekuni: ?
Bakara 42: وَلاَ تَلْبِسُواْ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُواْ الْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ve la telbisul hakka bil batılı : yıpratma sağı, yalanlave tektumul hakka : sessiz kalıyordu sağ
ve entum ta’lemun: sen biliyorsun
*) Bakara-43: وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَارْكَعُواْ مَعَ الرَّاكِعِينَ
Ve ekimus salate ve atuz zekate : salatı kurdu /inşa ettiler, zekata geldiler salat ve zekat eşzamanlı yapıldığından ötürü hep birlikte anılır. Yani her salat kurulurken zekat söz konusudur. Salat, atoma dirlik sağlarken zekat, atomların enerji seviyelerine dengelemektedir.verkeu mear rakiin: eğilenlerle birlikte eğilin i> salat dik duruma geçmek oluyor, sonra atomlar eski haline dönüyorlar. Manyetik rüzgarlar içindeki atomlar, rüzgarda eğilen başaklar gibi devamlı surette eğik durmaktalar. Manyetik alanlara dik pozisyonlarda hemen dik duruma geçmeleri salat emri ile isteniyor. Her turda iki tane salat sözkonusudur, tabiatıyla iki de zekat .
Bakara 44: أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ
E te’murunen nase bil birri : insanlara kara ile komuta ettikve tensevne enfusekum : kendiniziunutmayın
ve entum tetlunel kitabe: siz kitabı okuyun Kitap: Bir ins atomu, içinde ruh ve etrafında onu muhafaza eden, kapak içine alan manyetizmasıyla birlikte oluşturduğu bir bütünlük. İçindeki ayetleri ve dışındaki levhi mahfuzda kayıtlı bilgileriyle gerçek bir kitap.
e fe la ta’kılun: anlamıyormusun
Bakara-45: وَاسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلاَّ عَلَى الْخَاشِعِينَ
Vesteinu bis sabri : sabırla yardım isteyinves salat: ve salat -ile
ve inneha le kebiratun: muhakkak büyüklük
illa alal haşiin: ancak alçak gönüllülük üzerinedir
*) Bakara-46: الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلاَقُو رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
Ellezine yezunnune : o kimseler zannederler kiennehum mulaku rabbihim : rableriyle tanışacaklar
ve ennehum ileyhi raciun: gerçekte ise onlar ona geri dönecekler
Bakara 47: يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اذْكُرُواْ نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ
Ya beni israilezkuru: ey israil oğullarıni’metiyelleti en’amtu aleykum : sizi lütfumla kutsadım
ve enni faddaltukum alel alemin: sizi erdemli kıldım iki dünya üstüne
*) Bakara-48: وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَ يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ
Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin : nefslere cezalarının verileceği günden nefsler korksunşey’en ve la yukbelu minha şefaatun : kabul edilmez hiç bir şeyin şefaati
ve la yu’hazu minha adlun : adalet ondan alınmaz
ve la hum yunsarun: onlardan destek alınmaz
Bakara-49: وَإِذْ نَجَّيْنَاكُم مِّنْ آلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوَءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَاءكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَاءكُمْ وَفِي ذَلِكُم بَلاء مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ
Ve iz necceynakum min ali fir’avne : sizi kurtardık yüce büyük evdenyesumunekum : size adil davranıldı
suel azabi : fena /kötü ateş
yuzebbihune ebnaekum : kesip ayırıyordu oğullarınızı Elektronlar, protondan koparıyorlardı
ve yestahyune nisaekum : kadınlarınıza hakaret ediyorlardı
ve fi zalikum belaun min rabbikum azim: rabbinizin büyüklüğü sizi o belanın içinden -kurtardı
Bakara-50: وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَأَنجَيْنَاكُمْ وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
Ve iz farakna bikumul bahre : denizi böldük /ayırdık sizin içinfe enceynakum : sizi kurtardık
ve agrakna ale fir’avne : biz boğduk büyük evi
ve entum tenzurun: ve sen görüyorsun
Bakara 51: وَإِذْ وَاعَدْنَا مُوسَى أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِن بَعْدِهِ وَأَنتُمْ ظَالِمُونَ
Ve iz vaadna musa: ve biz Musa ile vaatleşmiştikerbaine leyleten: kırk geceliğine
summe ttehaztumul icle min ba’dihi ve entum zalimun: sonra siz acelece ederek zalimlerden olmuştunuz
Bakara 52: ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُمِ مِّن بَعْدِ ذَلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Summe afevna: sonra biz bağışladıkankum min ba’di zalike: bunun ardından
leallekum teşkurun: şükresiniz diye
Bakara 53: وَإِذْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Ve iz ateyna: Ve biz verdikmusal kitabe: Musaya kitabı
vel furkane: ve furkanı
leallekum tehtedun: belki siz yönlenirsiniz
Bakara 54 : وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُمْ بِاتِّخَاذِكُمُ الْعِجْلَ فَتُوبُواْ إِلَى بَارِئِكُمْ فَاقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Ve iz kale musa li kavmihi: ve Musa kavmine dedi kiya kavmi innekum zalemtum enfusekum : ey kavmim nefsinize kendinize zulmettiniz
bittihazikumul icle: buzağı alarak
fe tubu ila bariikum: Öyleyse Yaratıcına tövbe et
faktulu enfusekum: nefsinizi öldürün
zalikum hayrun lekum: bu sizin için hayırlıdır
inde bariikum: rabbininzin nezdinde
fe tabe aleykum: bu yüzden sizin üzerinizde tevbe tevbe, ruhun dönüş yönünü değiştirip hak dine dönmesidir.
innehu huvet tevvabur rahim: o en merhametli olandır
Bakara 55: وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَى لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّى نَرَى اللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
Ve iz kultum ya musa : hani Musaya demiştinizlen nu’mine leke hatta nerallahe cehreten: Allah’ı açıkça görmeden sana inanmayız
fe ehazetkumus saikatu : sizi yakaladı yıldırım
ve entum tenzurun: ve sizde bunu gördünüz
Bakara56: ثُمَّ بَعَثْنَاكُم مِّن بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Summe beasnakum: sonra sizi diriltmiştikmin ba’di mevtikum : ölümünüzün ardından
leallekum teşkurun : belki şükredersiniz
Bakara57: وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَكِن كَانُواْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Ve zallelna aleykumul gamame: ve gölgelendirdik üstünüze bulutuve enzelna aleykumul menne ves selva : size kudret helvası ve bıldırcın indirdik
kulu min tayyibati ma razaknakum: rızk olarak verdiğimiz güzelliklerden yeyin
ve ma zalemuna : biz zulmeden değildik
ve lakin kanu enfusehum yazlimun: ama kendi nefsine zulmeden oldular
Bakara 58: وَإِذْ قُلْنَا ادْخُلُواْ هَذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُواْ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَداً وَادْخُلُواْ الْبَابَ سُجَّداً وَقُولُواْ حِطَّةٌ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ وَسَنَزِيدُ الْمُحْسِنِينَ
Ve iz kulnadhulu hazihil karyete: hani girin şu köye demiştikfe kulu minha haysu şi’tum ragaden : ondan dilediğinizce yeyin
vedhulul babe succeden: ve girin kapıdan eğilerek
ve kulu hıttatun nagfir lekum hatayakum: affet deyin günahlarınızdan bağışlanın
ve senezidul muhsinin: güzel davrananlara fazlasını veririz
Bakara 59: فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُواْ قَوْلاً غَيْرَ الَّذِي قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ رِجْزاً مِّنَ السَّمَاء بِمَا كَانُواْ يَفْسُقُونَ
Fe beddelellezine zalemu : fakat zalimler değiştirdikavlen gayrellezi kile lehum : onlara söylenen sözlerden başkasıyla
fe enzelna alellezine zalemu riczen mines semai : gökten bir azap indirdik zalimlerin üzerlerine
bima kanu yefsukun(: yaptıkları kötülüklerden dolayı
Bakara 60: وَإِذِ اسْتَسْقَى مُوسَى لِقَوْمِهِ فَقُلْنَا اضْرِب بِّعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْناً قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ كُلُواْ وَاشْرَبُواْ مِن رِّزْقِ اللَّهِ وَلاَ تَعْثَوْاْ فِي الأَرْضِ مُفْسِدِينَ
Ve izisteska musa li kavmihi : Ve Musa kavmi için su istemiştife kulnadrib bi asakel hacere fenfeceret minhusneta aşrete ayna: Bunun üzerine asanla taşa vur dedik böylece on iki pınar fışkırdı.
kad alime kullu unasin meşrebehum kulu veşrebu min rızkıllahi: insanların hepsi kendi içeceği yeri bilmişti Allah’ın rızkından yeyin için
ve la ta’sev fil ardı mufsidin: ve sakın azıp yeryüzünde fesat çıkaranlar olmayın
Bakara 61: وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَى لَن نَّصْبِرَ عَلَىَ طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنبِتُ الأَرْضُ مِن بَقْلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذِي هُوَ أَدْنَى بِالَّذِي هُوَ خَيْرٌ اهْبِطُواْ مِصْراً فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَآؤُوْاْ بِغَضَبٍ مِّنَ اللَّهِ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُواْ يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ الْحَقِّ ذَلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعْتَدُونَ
Ve iz kultum ya musa : ve demiştiniz ki ey Musalen nasbira ala taamin vahidin fed’u lena rabbeke yuhric lena mimma tunbitulardu min bakliha : biz bir yemekle asla sabredemeyiz bizim için rabbine dua et bize yeryüzünün yetiştirdiği şeylerden.” demiştiniz.
ve kıssaiha ve fumiha ve adesiha ve basaliha: sebzesinden kabağından sarımsağından mercimeğinden soğanından çıkarsın
kale e testebdilunellezi huve edna billezi huve hayrun: dedi hayırlı olanı değersiz olanla mı değiştirmek istiyorsunuz?
ihbitu mısran fe inne lekum ma seeltum: Mısır’a inin sizin istediğiniz şeyler muhakkak ki orada var
ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu : ve Allah’tan onların üzerlerine zillet vuruldu
ve bau bi gadabin minallahi: bir gazaba uğradılar
zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi : bu, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri
ve yaktulunen nebiyyine bi gayril hak: peygamberleri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır
zalike bi ma asav ve kanu ya’tedun: haddi aşmış olmaları sebebiyledir.
Bakara 62: إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
İnnellezine amenu : Şüphesiz ki güvende olanlarvellezine hadu ven nasara ves sabiine : yahudiler, Hristiyanlar, sabiiler
men amene billahi vel yevmil ahiri: bunlardan her kim Allah’a ve yevm’il ahire inanır
ve amile salihan : ve ıslah edici ameller işlerse
fe lehum ecruhum inde rabbihim: bu durumda onların mükafatları rablerinin katındadır
ve la havfun aleyhim : onlara korku yoktur
ve la hum yahzenun: ve onlar mahzun olmayacaklardır
Bakara 63: وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُواْ مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Ve iz ehazna misakakum : Sizin yeminlerinizi aldığımız zamanve refa’na fevkakumut tura huzu : tur dağını üstünüze kaldırmıştık
ma ateynakum bi kuvvetin vezkuru : Size verdiğimiz şeyleri kuvvetle alın
ma fihi leallekum tettekun: umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz
Bakara 64: ثُمَّ تَوَلَّيْتُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ فَلَوْلاَ فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَكُنتُم مِّنَ الْخَاسِرِينَ
Summe tevelleytum min ba’di zalike: sonra bunun arkasından siz döndünüzfe lev la fadlullahi aleykum : Allah’ın fazlı üzerinize olmasaydı
ve rahmetuhu le kuntum minel hasirin: siz mutlaka hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.
Bakara 65: وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذِينَ اعْتَدَواْ مِنكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُواْ قِرَدَةً خَاسِئِينَ
Ve lekad alimtumullezine’tedev minkum fis sebti : Ve andolsun ki siz içinizden cumartesi günündeki çiğneyenleri biliyordunuzfe kulna lehum kunu kıradeten hasiin: o zaman onlara aşağılık maymunlar olun dedik.
Bakara 66: فَجَعَلْنَاهَا نَكَالاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Fe cealnaha nekalen li ma beyne yedeyha : Böylece onu hayatta olanlarave ma halfeha : ve onların arkasından gelecek olanlara bir ibret
ve mev’ızaten lil muttakin: ve takva sahipleri için bir öğüt kıldık.
Bakara 67: وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تَذْبَحُواْ بَقَرَةً قَالُواْ أَتَتَّخِذُنَا هُزُواً قَالَ أَعُوذُ بِاللّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ
Ve iz kale musa li kavmihi : ve Musa kavmineinnallahe ye’murukum en tezbehu bakaraten: Muhakkak ki Allah sizin bir inek kesmenizi emrediyor demişti
kalu e tettehızuna huzuven: onlar bizimle alay mı ediyorsun dediler
kale euzu billahi en ekune minel cahilin: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” dedi.
Bakara 68: قَالُواْ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لّنَا مَا هِيَ قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لاَّ فَارِضٌ وَلاَ بِكْرٌ عَوَانٌ بَيْنَ ذَلِكَ فَافْعَلُواْ مَا تُؤْمَرونَ
Kalud’u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiye: dediler ki bizim için Rabbine dua et onun ne olduğunu bize açıklasınkale innehu yekulu inneha bakaratun la faridun: buyuruyor ki, o mutlaka ne genç, ne de yaşlı ikisinin ortası yaşta bir inektir.
ve la bikrun: artık emrolunduğunuz şeyi yapın.”
avanun beyne zalike fef’alu ma tu’merun:
Bakara 69: قَالُواْ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَاء فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِرِينَ
Kalud’u lena rabbeke yubeyyin lena ma levnuha: dediler ki bizim için rabbine dua et, onun rengi nedir bize açıklasınkale innehu yekulu inneha bakaratun safrau fakiun levnuha tesurrun nazırin: Muhakkak ki o buyuruyor ki o mutlaka görenlerin hoşuna gidecek parlak sarı renkte bir inektir
Bakara 70: قَالُواْ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِيَ إِنَّ البَقَرَ تَشَابَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَاء اللَّهُ لَمُهْتَدُونَ
Kalud’u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiye: dediler ki bizim için rabbine dua et onun nasıl olduğunu bize açıklasıninnel bakara teşabehe aleyna: Gerçekten o inek, bize göre, diğerlerine benziyor
ve inna in şaallahu le muhtedun: Ve eğer Allah dilerse muhakkak ki biz mutlaka ulaşırız
Bakara 71: قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لاَّ ذَلُولٌ تُثِيرُ الأَرْضَ وَلاَ تَسْقِي الْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لاَّ شِيَةَ فِيهَا قَالُواْ الآنَ جِئْتَ بِالْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُواْ يَفْعَلُونَ
Kale innehu yekulu inneha bakaratun la zelulun tusirul arda: dedi ki muhakkak ki o buyuruyor ki, o mutlaka boyunduruk altına alınmamış bir inektir.ve la teskıl harse: toprağı sürmez
musellemetun la şiyete fiha kalul’ane ci’te bil hakkı: ekin sulamaz, salmadır, onda alaca yoktur
fe zebehuha ve ma kadu yef’alun: Ve az kalsın bunu yapmayacaklardı
Bakara 72: وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْساً فَادَّارَأْتُمْ فِيهَا وَاللّهُ مُخْرِجٌ مَّا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
Ve iz kateltum nefsen feddare’tum fiha vallahu muhricun ma kuntum tektumun:Bakara 73: فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا كَذَلِكَ يُحْيِي اللّهُ الْمَوْتَى وَيُرِيكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Fe kulnadribuhu bi ba’dıha kezalike yuhyillahul mevta: Biz onun bir parçasıyla ona vurun.” dedikve yurikum ayatihi leallekum ta’kılun: Allah, işte böyle ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir. Umulur ki böylece siz akıl edersiniz.
Bakara 74: ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً وَإِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الأَنْهَارُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَاء وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّهِ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Summe kaset kulubukum min ba’di zalike: Sonra bunun arkasından kalpleriniz kasiyet bağladıfe hiye kel hıcareti ev eşeddu kasveten: öyle ki taş gibi hatta daha da katı oldu
ve inne minel hıcareti lema yetefecceru minhul enharu: Ve gerçekten taşlardan öyleleri vardır ki, ondan nehirler fışkırır
ve inne minha lema yeşşakkaku : ve gerçekten, onlardan öyleleri vardır ki
fe yahrucu minhul mau: yarılır böylece içinden su çıkar
ve inne minha lemayehbitu min haşyetillahi: öyleleri var ki Allah’a karşı duyduğu huşudan yuvarlanıp aşağı düşer
ve mallahu bi gafilin amma ta’melun: ve Allah yaptıklarınızdan gafil değildir
Bakara 75: أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُواْ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِن بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
E fe tatmeune en yu’minu lekum : Hala onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz?ve kad kane ferikun minhum yesmeune kelamallahi : Allah’ın kelamını işitirler
summe yuharrifunehu min ba’di ma akaluhu ve hum ya’lemun: sonra onu akıl ettikleri halde bile bile tahrif ederler
Bakara 76: وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلاَ بَعْضُهُمْ إِلَىَ بَعْضٍ قَالُواْ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ اللّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ
Ve iza lekullezine amenu kalu amenna: onlar güvende olanlarla karşılaştıkları zaman: Amenu olduk dedilerve iza hala ba’duhum ila ba’din kalu e tuhaddisunehum bi ma fetehallahu aleykum li yuhaccukum bihi inde rabbikum: Yalnız kaldıkları zaman birbirlerine Allah’ın size açtığı şeyleri Rabbinizin katında size karşı onu “hüccet (delil) göstersinler” diye mi onlara (mü’minlere) anlatıyorsunuz?
e fe la ta’kılun: Hala akıl etmiyor musunuz
Bakara 77: أَوَلاَ يَعْلَمُونَ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ
E ve la ya’lemune ennallahe ya’lemu ma yusirrune: onlar gizlenen ve açıklanan şeyleri Allah’ın bildiğinive ma yu’linun: bilmiyorlar mı?
Bakara 78: وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لاَ يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ إِلاَّ أَمَانِيَّ وَإِنْ هُمْ إِلاَّ يَظُنُّونَ
Ve minhum ummiyyune la ya’lemunel kitabe illa emaniyye: Ve onlardan bir kısmı ümmilerdir. Onlar kitabı’nı bilmezler sadece emaniyeyi bilirler.ve in hum illa yezunnun: Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.
Bakara 79: فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِندِ اللّهِ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُمْ مِّمَّا يَكْسِبُونَ
Fe veylun lillezine yektubunel kitabe bi eydihim : Artık elleriyle kitabı yazanların vay halinesumme yekulune haza min indillahi li yeşteru bihi semenen kalilen: Sonra da onu az bir bedel karşılığında satmak için bu Allah’ın indindendir derler. İşte onlara yazıklar olsun,
fe veylun lehum mimma ketebet eydihim: elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara
ve veylun lehum mimma yeksibun: kazandıkları şeyler sebebiyle
Bakara 80: وَقَالُواْ لَن تَمَسَّنَا النَّارُ إِلاَّ أَيَّاماً مَّعْدُودَةً قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ اللّهِ عَهْدًا فَلَن يُخْلِفَ اللّهُ عَهْدَهُ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
Ve kalu len temessenen naru illa eyyamen ma’dudete: Ve ateş bize, sayılı günlerden başka asla dokunmayacak dedilerkul ettehaztum indallahi ahden : De ki Allah’ın katından bir ahd mi edindiniz? O taktirde Allah ahdinden asla dönmez.
fe len yuhlifallahu ahdehu em tekulune alallahi ma la ta’lemun: Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?
Bakara 81: بَلَى مَن كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَاطَتْ بِهِ خَطِيئَتُهُ فَأُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Bela men kesebe seyyieten : Hayır, kim günah kazanmışve ehatat bihi hatietuhu : ve hataları kendisini kuşatmışsa
fe ulaike ashabun nari hum fiha halidun: işte onlar artık ateş ehlidir orada devamlı kalacak olanlardır.
da, Bakara 82: وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Vellezine amenu : Güvende olanlar var yave amilus salihati ulaike ashabul cenneti: iyi amel işleyenler cennet ehlidir
hum fiha halidun: onlar ebediyet içindedirler
Bakara 83: وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ لاَ تَعْبُدُونَ إِلاَّ اللّهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً وَذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسْناً وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنكُمْ وَأَنتُم مِّعْرِضُونَ
Ve iz ehazna misaka beni israile : Biz İsrailoğulları’ndan söz almıştıkla ta’budune illallahe: , Allah’tan başkasına kul olmayın
ve bil valideyni ihsanen : ana-babaya, yakınlara
ve zil kurbavel yetama vel mesakini : yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun
ve kulu lin nasi husnen: , insanlara güzel söz söyleyin
ve ekimus salate : destek olun
ve atuz zekate: zekata gelin
summe tevelleytum illa kalilen minkum: Sonra da sizden pek azınız hariç döndünüz.
ve entum mu’ridun: Ve siz, yüz çeviren kimselersiniz
Bakara 84: وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ لاَ تَسْفِكُونَ دِمَاءكُمْ وَلاَ تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَارِكُمْ ثُمَّ أَقْرَرْتُمْ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ
Ve iz ehazna misakakum la tesfikune dimaekum: Ve birbirinizin kanlarını dökmeyinve la tuhricune enfusekum min diyarikum : birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın
summe ekrartum : Siz de bunu ikrar etmiştiniz
ve entum teşhedun: ve sizler şahitsiniz
Bakara 85: ثُمَّ أَنتُمْ هَؤُلاء تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقاً مِّنكُم مِّن دِيَارِهِمْ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِم بِالإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَإِن يَأتُوكُمْ أُسَارَى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَاء مَن يَفْعَلُ ذَلِكَ مِنكُمْ إِلاَّ خِزْيٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يُرَدُّونَ إِلَى أَشَدِّ الْعَذَابِ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Summe entum haulai taktulune enfusekum: Sonra siz, öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuzve tuhricune ferikan minkummin diyarihim: sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz
tezaharune aleyhim bil ismi vel udvani: ve onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz
ve in ye’tukum usara tufaduhum: onlar size esir olarak gelseler,
ve huve muharremun aleykum ihracuhum e fe tu’minune bi ba’dil kitabive tekfurune bi ba’dın: Eğer onların yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış olduğu halde fidye karşılığı değiştirirsiniz Yoksa kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?
fe ma cezau men yef’alu zalike minkum illa hızyun fil hayatid dunya: Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında ancak rezilliktir
ve yevmel kıyameti yureddune ila eşeddil azabi: Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine maruz bırakılır
ve mallahu bi gafilin amma ta’melun: Ve Allah yaptığınız şeylerden gafil değildir
Bakara 86: أُولَئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُاْ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآَخِرَةِ فَلاَ يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ
Ulaikellezineşteravul hayated dunya bil ahirati: İşte onlar öyle kimselerdir ki dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardırfe la yuhaffefu anhumul azabu: Bu sebeple azap onlardan hafifletilmez
ve la hum yunsarun: ve onlar yardım da olunmazlar.
Bakara 87: وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِن بَعْدِهِ بِالرُّسُلِ وَآتَيْنَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَأَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ أَفَكُلَّمَا جَاءكُمْ رَسُولٌ بِمَا لاَ تَهْوَى أَنفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقاً كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقاً تَقْتُلُونَ
Ve lekad ateyna musal kitabe : Andolsun ki Musa’ya kitap verdikİki kitap var birisi musaya verilen Tevrat ve diğeri Muhammede verilen Kur’an’dır. İncil, kitap adı olmayıp İsa yani oğul olarak anılan elektromanyetizmanın alanıdır, o atomun yarısını kuşatır, tam anlamıyla bir kitap oluşturmaz ve kaffeyna min ba’dihi bir rusuli : ve ondan sonra ardarda resuller gönderdik
ve ateyna isabne meryemel beyyinati : Ve Meryem’in oğlu İsa’ya deliller verdik ve onu
ve eyyednahu bi ruhil kudusi: Ruh’ul Kudüs ile destekledik
e fe kullema caekum resulun bima la tehva enfusukumustekbertum nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resule karşı, her defasında kibirlendiniz:
fe ferikan kezzebtum : bir kısmını yalanladınız
ve ferikan taktulun: ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Bakara 88: وَقَالُواْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَل لَّعَنَهُمُ اللَّه بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلاً مَّا يُؤْمِنُونَ
Ve kalu kulubuna gulfun: dediler ki bizim kalplerimiz kılıflıdırbel leanehumullahu bi kufrihim : Allah küfürlerinden ötürü onları lanetledi
fe kalilen ma yu’minun: bu sebeble ne kadar az iman ediyorlar
Bakara 89: وَلَمَّا جَاءهُمْ كِتَابٌ مِّنْ عِندِ اللّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُواْ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُواْ فَلَمَّا جَاءهُم مَّا عَرَفُواْ كَفَرُواْ بِهِ فَلَعْنَةُ اللَّه عَلَى الْكَافِرِينَ
Ve lemma caehum kitabun min indillahi musaddikun lima meahum: Allah katından onların beraberindekini tasdik eden bir kitap geldiği zamanve kanu min kablu yesteftihune alellezine keferu: fetih ve zafer için kafirlere karşı yardım istiyorlardı
fe lemma caehum ma arafu keferu bihi: o bildikleri onlara gelince o’nu inkar ettiler
fe la’netullahi alel kafirin: Allah’ın laneti kafirlerin üzerinedir
Bakara 90: بِئْسَمَا اشْتَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُواْ بِمَا أنَزَلَ اللّهُ بَغْياً أَن يُنَزِّلُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ فَبَآؤُواْ بِغَضَبٍ عَلَى غَضَبٍ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ
Bi’semeşterav bihi enfusehum en yekfuru bi ma enzelallahu bagyen: Onların, Allah’ın kullarından dilediği kimse üzerine, fazlından indirmekte olduğuna haset edereken yunezzilallahu min fadlihi ala men yeşau min ibadihi: Allah’ın indirdiği şeyi inkar etmeleri ve onunla kendilerini sattıkları şey ne kötü
fe bau bi gadabin ala gadabin: böylece gazaptan gazaba uğradılar
ve lil kafirine azabun muhin: ve kafirler için alçaltıcı azap vardır.
Bakara 91: وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ آمِنُواْ بِمَا أَنزَلَ اللّهُ قَالُواْ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرونَ بِمَا وَرَاءهُ وَهُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقاً لِّمَا مَعَهُمْ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنبِيَاء اللّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Ve iza kile lehum aminu bi ma enzelallahu kalu nu’minu bi ma unzile aleyna : Allah’ın indirdiğine iman edin denildiği zaman biz üzerimize indirilene iman ederiz dedilerve yekfurune bi ma veraehu: onun arkasındakini inkar ederler
ve huvel hakku musaddikan lima meahum kul : de ki: o haktır ve onların yanındakini tasdik edicidir
fe lime taktulune enbiyaallahi min kablu in kuntum mu’minin: siz mü’minler idiyseniz bundan önce niye Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?
Bakara 92: وَلَقَدْ جَاءكُم مُّوسَى بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِن بَعْدِهِ وَأَنتُمْ ظَالِمُونَ
Ve lekad caekum musa bil beyyinati : ve Musa açık deliller ile geldisummettehaztumul icle min ba’dihi : sonra siz onun ardından buzağıyı edindiniz
ve entum zalimun: ve siz zalimlersiniz
Bakara 93: وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُواْ مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُواْ قَالُواْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُمْ بِهِ إِيمَانُكُمْ إِن كُنتُمْ مُّؤْمِنِينَ
Ve iz ehazna misakakum ve refa’na fevkakumut tura: ve sizden, misak almış Tur’u üstünüze yükseltmiştikhuzu ma ateynakum bi kuvvetin vesmeu kalu semi’na: Size verdiğimizi kuvvetle alın ve işitin
ve aseyna ve uşribu fi kulubihimul icle bi kufrihim kul b>: İşittik ve isyan ettik dediler küfürleri sebebiyle
bi’se ma ye’murukum bihi imanukum in kuntum mu’minin: siz mü’min kimseler iseniz güvende olmanız ne kötü.
Bakara 94: قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ الدَّارُ الآَخِرَةُ عِندَ اللّهِ خَالِصَةً مِّن دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ الْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Kul in kanet lekumud darul ahiretu indallahi halisaten min dunin nasi: de ki Allah katındaki ahiret yurdu başka insanların değil de sadece size hastırfe temennevul mevte in kuntum sadikin: o halde eğer sadıklarsanız ölümü temenni edin
Bakara 95: وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمينَ
Ve len yetemennevhu ebeden bima kaddemet eydihim : ve elleriyle takdim ettikleri sebebiyle onu ebediyyen asla temenni etmezlervallahu alimun biz zalimin: Allah, zalimleri en iyi bilendir.
Bakara 96: وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ النَّاسِ عَلَى حَيَاةٍ وَمِنَ الَّذِينَ أَشْرَكُواْ يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِ مِنَ الْعَذَابِ أَن يُعَمَّرَ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
Ve le tecidennehum ahrasan nasi ala hayatin: ve onları hayata karşı insanların hırslı bulursunve minellezine eşraku yeveddu ehaduhum lev yuammeru elfe senetin: o şirk koşanlardan herbiri şayet bin sene ömürlendirilmek ister
ve ma huve bi muzahzihıhi minel azabi en yuammere: onun ömrünün uzatılması onu azaptan uzaklaştırıcı değildir
vallahu basirun bima ya’melun: Allah yaptıklarınızı en iyi görendir.
Bakara 97: قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَى قَلْبِكَ بِإِذْنِ اللّهِ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ
Kul men kane aduvven li cibrile fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi musaddikan lima beyne yedeyhi: Kim Cibril’e düşman oldu ise de ki halbuki muhakkak ki o onların ellerindekini tasdik ederve huden ve buşra lil mu’minin: Allah’ın izniyle güvendekilere bir rehber ve müjde olarak kalbine indirdi.”
Bakara 98: مَن كَانَ عَدُوًّا لِّلّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَرُسُلِهِ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَالَ فَإِنَّ اللّهَ عَدُوٌّ لِّلْكَافِرِينَ
Men kane aduvven lillahi ve melaiketihi: Kim düşman oldu ise Allah’a ve onun meleklerineve rusulihi ve cibrile ve mikale: onun resullerine ve Cebrail’e ve Mikail’e
fe innallahe aduvvun lil kafirin: Allah kafirlere düşmandır
Bakara 99: وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَمَا يَكْفُرُ بِهَا إِلاَّ الْفَاسِقُونَ
Ve lekad enzelna ileyke ayatin beyyinatin: Ve andolsun ki sana apaçık ayetler indirdikve ma yekfuru biha illel fasikun: Ve bunları fasıklardan başka kimse inkar etmez
Bakara 100: أَوَكُلَّمَا عَاهَدُواْ عَهْداً نَّبَذَهُ فَرِيقٌ مِّنْهُم بَلْ أَكْثَرُهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
E ve kullema ahedu ahden nebezehu ferikun: Ve onlardan bir kısmı bir ahd yaptıkları zaman her defasında onu nakzetmediler miminhum bel ekseruhum la yu’minun: Evet, onların çoğu iman etmezler
Bakara 101: وَلَمَّا جَاءهُمْ رَسُولٌ مِّنْ عِندِ اللّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَرِيقٌ مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ كِتَابَ اللّهِ وَرَاء ظُهُورِهِمْ كَأَنَّهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ
Ve lemma caehum resulun min indillahi musaddikun lima meahum nebeze ferikun minellezine utul kitabe: Ve onlara Allah’ın katından yanlarındakini tasdik eden bir resul geldiği zamankitaballahi verae zuhurihim ke ennehum la ya’lemun: kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi, Allah’ın Kitab’ını arkalarına attılar.
Bakara 102: وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ
Vettebeu ma tetluş şeyatinu ala mulki suleymane: Onlar Süleyman’ın mülkü üzerine şeytanların tilavet ettiği şeylere tabi oldularve ma kefere suleymanu ve lakinneş şeyatine keferu yuallimunen nases sihra:
ve ma unzile alal melekeyni bi babile harute: Süleyman inkar etmedi fakat şeytanlar insanlara, sihri ve Babil şehri’ndeki iki meleğe,
ve marute ve ma yuallimani min ehadin : Harut ve Marut’a indirilen şeyleri öğretmekle kafir oldular
hatta yekula innema nahnu fitnetun : Ve oysa onlar biz sadece bir fitneyiz
fe la tekfur fe yeteallemune minhuma ma yuferrikune bihi beynel mer’i ve zevcihi: Fakat onlardan karısıyla aralarını açacak şeyler öğreniyorlardı
ve ma hum bi darrine bihi min ehadin illa bi iznillahi ve yeteallemune ma yadurruhum ve la yenfeuhum ve lekad alimu le menişterahu ma lehu fil ahirati min halakın: Allah’ın izni olmadan onunla hiç kimseye zarar verebilecek değillerdir. Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Ve andolsun ki onlar, onu satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler
ve le bi’se ma şerav bihi enfusehum lev kanu ya’lemun: Elbette onunla nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi
Bakara 103: وَلَوْ أَنَّهُمْ آمَنُواْ واتَّقَوْا لَمَثُوبَةٌ مِّنْ عِندِ اللَّه خَيْرٌ لَّوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ
Ve lev ennehum amenu vettekav le mesubetun min indillahi hayrun: Eğer onlar güvende olup ve takva sahibi olsalardı, mutlaka Allah’ın katında hayırlıydılev kanu ya’lemun: keşke bilselerdi
Bakara 104: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقُولُواْ رَاعِنَا وَقُولُواْ انظُرْنَا وَاسْمَعُوا ْوَلِلكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ya eyyuhallezine amenu la tekulu raina: Ey güvende olanlar, bizi gözet demeyinve kulunzurna vesmeu : bize bak deyin ve işitin
ve lil kafirine azabun elim: kafirler için elim azap vardır
Bakara 105: مَّا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَلاَ الْمُشْرِكِينَ أَن يُنَزَّلَ عَلَيْكُم مِّنْ خَيْرٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَاللّهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِ مَن يَشَاء وَاللّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ
Ma yeveddullezine keferu min ehlil kitabi : Ehli kitaptan kâfir olanlar ve müşriklerve lel muşrikine en yunezzele aleykum: üzerinize indirilmesini istemezler
min hayrin min rabbikum : Rabbinizden hayır
vallahu yahtassu bi rahmetihi men yeşau: ve Allah rahmetini dilediği kimseye tahsis eder
vallahu zul fadlil azim: ve Allah büyük fazıl sahibidir
Bakara 106: مَا نَنسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Ma nensah min ayetin ev nunsiha ne’ti bi hayrin minha ev misliha: Biz bir ayetten neyi kaldırırsak veya neyi unutturursak, ondan daha hayırlısını getiririz.e lem ta’lem ennallahe ala kulli şey’in kadir: Allah’ın herşeye kadir olduğunu bilmiyor musun?
Bakara 107: أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللّهَ لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ
E lem ta’lem ennellahe lehu mulkus semavati vel ardı: Göklerin ve yerin mülkünün ona ait olduğunu bilmiyor musun?ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir: Ve sizin için Allah’tan başka dost ve yardımcı yoktur
Bakara 108: أَمْ تُرِيدُونَ أَن تَسْأَلُواْ رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسَى مِن قَبْلُ وَمَن يَتَبَدَّلِ الْكُفْرَ بِالإِيمَانِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاء السَّبِيلِ
Em turidune en tes’elu resulekum kema suile musa min kablu: Yoksa siz de daha önceden Musaya sorulduğu gibi resulunuzu sorguya mı çekmek istiyorsunuz?ve men yetebeddelil kufra bil imani : Ve kim imanı küfür ile değiştirirse
fe kad dalle sevaes sebil: artık o doğru yoldan sapmıştır
Bakara 109: وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّن بَعْدِ إِيمَانِكُمْ كُفَّاراً حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّ فَاعْفُواْ وَاصْفَحُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Vedde kesirun min ehlil kitabi lev yeruddunekum min ba’di imanikum : Ehli kitaptan çoğu, hak kendilerine apaçık beyan olduktan sonra sizi imanınızdankuffaran haseden : hasetten dolayı küfre döndürebilmeyi
min indi enfusihim : nefslerindeki
min ba’di ma tebeyyene lehumul hakku: belli olduktan sonra bağışlayın ve hoşgörün
fa’fu vasfehu hatta ye’tiyallahu bi emrihi: Allahın emrini getirinceye kadar
innallahe ala kulli şey’in kadir: Muhakkak ki Allah herşeye kaadirdir.
Bakara 110: وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَمَا تُقَدِّمُواْ لأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ اللّهِ إِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Ve ekimus salate ve atuz zekate: ve destek olun, paylaşıma (zekâta) gelinve ma tukaddimu li enfusikum : nefsleriniz için hayır olarak ne takdim ettiniz ise
min hayrin teciduhu indallahi innallahe: Allah’ın indinde onu bulursunuz
bi ma ta’melune basir: Allah, amellerinizi en iyi görendir.
Bakara 111: وَقَالُواْ لَن يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلاَّ مَن كَانَ هُوداً أَوْ نَصَارَى تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُواْ بُرْهَانَكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Ve kalu len yedhulel cennete illa men kane huden ev nasara: Ve dediler ki cennete yahudi veya hristiyan olan kimselerden başkası asla girmeyecektirtilke emaniyyuhum kul hatu burhanekum in kuntum sadikin: bu onların kuruntusudur, eğer siz sadıklar iseniz delillerinizi getirin.”
Bakara 112: بَلَى مَنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُ أَجْرُهُ عِندَ رَبِّهِ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Bela men esleme vechehu lillahi : Hayır, kim vechini Allah’a teslim ederseve huve muhsinun: o, muhsinlerdendir
fe lehu ecruhu inde rabbihi: onun mükafatı rabbinin katındadır
ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun: onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır
Bakara 113: وَقَالَتِ الْيَهُودُ لَيْسَتِ النَّصَارَى عَلَىَ شَيْءٍ وَقَالَتِ النَّصَارَى لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلَى شَيْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ الْكِتَابَ كَذَلِكَ قَالَ الَّذِينَ لاَ يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ فَاللّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
Ve kaletil yahudu leysetin nasara ala şey’in: Ve yahudiler dedi ki Hristiyanlar bir şey üzere değildirve kaletin nasara leysetil yahudu ala şey’in : Hristiyanlar da dedi ki Yahudiler bir şey üzere değildir
ve hum yetlunel kitabe: onlar kitabı okuyorlar
kezalike kalellezine la ya’lemune misle kavlihim: bilmeyenler de bunun gibi sözler söylediler
fallahu yahkumu beynehum yevmel kıyameti : kıyamet günü hüküm verecektir
fima kanu fihi yahtelifun: ihtilaf ettikleri şey hakkında
Bakara 114: وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَاجِدَ اللّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَسَعَى فِي خَرَابِهَا أُوْلَئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَا إِلاَّ خَآئِفِينَ لهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Ve men azlemu mimmen menea mesacidallahi en yuzkere fihesmuhu: Ve Allah’ın mescidlerinde, O’nun adının zikredilmesini men edenve sea fi harabiha ulaike : ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır
ma kane lehum en yedhuluha illa haifine lehum fid dunya hızyun: İşte onların korkmadan oraya girmesi olamaz. Onlar için dünyada rezillik,
ve lehum fil ahireti azabun azim: ve ahirette de azap vardır
Bakara 115: وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
Ve lillahil meşriku vel magribu: Ve doğu da Allah’ındır batı dafe eynema tuvellu : artık hangi tarafa dönerseniz dönün
fe semme vechullahi innallahe vasiun alim: Allah’ın Vechi oradadır. Muhakkak ki Allah Vasi’dir.
Bakara 116: وَقَالُواْ اتَّخَذَ اللّهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ بَل لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ كُلٌّ لَّهُ قَانِتُونَ
Ve kaluttehazellahu veleden: Ve Allah çocuk edindi dedilersubhanehu: o yüzendir
bel lehu ma fis semavati vel ardı: göklerde ve yerde ne varsa onundur
kullun lehu kanitun: Hepsi de ona boyun eğmiştir
Bakara 117: بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِذَا قَضَى أَمْراً فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Bedius semavati vel ardı: Gökleri ve yeri bedi olarak yaratandırve iza kada emren: Bir işi kada ettiği zaman
fe innema yekulu lehu kun fe yekun: o şeye ol der hemen olur
Bakara 118: وَقَالَ الَّذِينَ لاَ يَعْلَمُونَ لَوْلاَ يُكَلِّمُنَا اللّهُ أَوْ تَأْتِينَا آيَةٌ كَذَلِكَ قَالَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا الآيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ
Ve kalellezine la ya’lemune lev la yukellimunallahu ev te’tina ayetun : Ve bilmeyenler keşke Allah bizimle konuşsa veya bize de bir ayet gelse dedilerkezalike kalellezine min kablihim misle kavlihim: Bunun gibi onlardan öncekiler de onların sözlerine benzer söyledi
teşabehet kulubuhum: onların kalpleri birbirine benzerdir
kad beyyennal ayati li kavmin yukınun: ayetlerimizi yakin bir kavim için beyan etmiştik
Bakara 119: إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلاَ تُسْأَلُ عَنْ أَصْحَابِ الْجَحِيمِ
İnna erselnake bil hakkı beşiren ve neziren: Muhakkak ki Biz seni, hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdikve la tus’elu an ashabil cahim: ve ashabı cehimden sana sorulmaz
Bakara 120: وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ
Ve len terda ankel : ve senden razı olmazlaryahudu ve len nasara hatta tettebia milletehum kul inne hudallahi huvel huda: ve ne yahudiler ve ne de hristiyanlar sen onların dinine tabi olmadıkça
ve le initteba’te ehvaehum ba’dellezi caeke minel ilmi: sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan
ma leke minallahi min veliyyin ve la nasir senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur işte o hidayettir
Bakara 121: الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلاَوَتِهِ أُوْلَئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمن يَكْفُرْ بِهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Ellezine ateynahumul kitabe yetlunehu hakka tilavetihi ulaike yu’minune bihi: Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu hakiki bir tilavet ile tilavet ederler. İşte onlar, güvende olanlardırve men yekfur bihi fe ulaike humul hasirun: Ve kim onu inkar ederse onlar hüsranda olanlardır
Bakara 122: يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اذْكُرُواْ نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ
Ya beni israilezkuru ni’metiyelleti en’amtu aleykum: Ey İsrailoğulları! sizin üzerinize enam ettiğim o nimetimi hatırlayınve enni faddaltukum alel alemin: Ve muhakkak ki sizi alemlere üstün kıldım
Bakara 123: وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَ يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ تَنفَعُهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ
Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey’en: Kimseden kimseye bir şey ödenmediğive la yukbelu minha adlun : ve onlardan bir fidye kabul edilmeyeceği
ve la tenfeuha şefaatun : ve kendilerine şefaatin fayda vermeyeceği
ve la hum yunsarun: ve onlara yardım olunmayacağı bir günden sakının
Bakara 124: وَإِذِ ابْتَلَى إِبْرَاهِيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا قَالَ وَمِن ذُرِّيَّتِي قَالَ لاَ يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِمِينَ
Ve izibtela ibrahime rabbuhu bi kelimatin : Ve İbrahim’i Rabbi kelimelerle imtihan etmiştife etemmehunne: Nihayet tamamlanınca
kale inni cailuke lin nasi imamen: dedi ki Muhakkak ki seni insanlara imam kılacağım
İbrahim nebi, ilk yaratılan Elif rumuzlu atomların izinde ömür sürdü, süresi bittiğinde sadece oğlu (elektron) kaldı ve İbrahim neslinin tüm breyleri ikişerli olarak kovalent bağ kurarak Adem peygaberi oluşturdular. Adem, kendisinden sonra gelecek Musa ümmetinin breylerini kendi etrafında toplayarak elemetler kuracak, onlara imamlık yapacaktı. Ademin içi boş olduğundan ötürü artık o kendisine vahyedileni, tebaasındaki elemanlar (Musa ümmetine) iletecekti. kale ve min zurriyyeti kale la yenalu ahdiz zalimin: Benim zürriyetimden de deyince, ahdime zalimler nail olamaz buyurdu.
Bakara 125: وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً وَاتَّخِذُواْ مِن مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Ve iz cealnal beyte mesabeten lin nasi ve emnen: Ve Biz beyt’i insanlar için sevap ve emin olan kılmıştık.vettehizu min makamı ibrahime musallen: Ve siz İbrahim’in makamından destek yeri ittihaz edinin
ve ahidna ila ibrahime ve ismaile en tahhira beytiye lit taifine: Ve İbrahime ve İsmaile Tavaf edenler, akifler
vel akifine ver rukkais sucud: rüku ve secde edenler için beytim’i temiz tutsunlar diye ahdettik
Bakara 126: وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هََذَا بَلَدًا آمِنًا وَارْزُقْ أَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ آمَنَ مِنْهُم بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُ قَلِيلاً ثُمَّ أَضْطَرُّهُ إِلَى عَذَابِ النَّارِ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
Ve iz kale ibrahimu rabbic’al haza beleden aminen verzuk ehlehu mines semerati : Ve İbrahim rabbim burayı emin bir belde kıl. Onun halkından Allah’a ve yevmil ahire iman edenleri semerelerinden rızıklandırmen amene minhum billahi vel yevmil ahiri:
kale ve men kefere fe umettiuhu kalilen : dedi kafir olan kimseyi biraz metalandırırım ve
summe adtarruhu ila azabin nari: sonra onu ateşin azabına maruz bırakırım
ve bi’sel masir: orası ne kötü bir varış yeridir
Bakara 127: وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Ve iz yerfeu ibrahimul kavaide minel beyti ismailu rabbena tekabbel minna : İbrahim ve İsmail beyt’in temellerini yükseltiyorlardı Rabbimiz, bizden kabul buyur.inneke entes semiul alim: muhakkak ki sen en iyi işiten ve en iyi bilensin.”
Bakara 128: رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Rabbena vec’alna muslimeyni leke : Rabbimiz, bizim ikimizi sana teslim olanlardan kıl zürriyetimizden de sana teslim olan bir ümmetve min zurriyyetina ummeten muslimeten leke : ve bize ibadetinin yerlerini göster
ve erina menasikena ve tub aleyna: ve tövbemizi kabul et
inneke entet tevvabur rahim: muhakkak ki Sen tövbeleri kabul edensin rahmet edensin
Bakara 129: رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ
Rabbena veb’as fihim resulen minhum yetlu aleyhim ayatike: Rabbimiz, onların arasından kendilerinden onlara Senin ayetlerini tilavet edecekve yuallimuhumul kitabe : onlara kitap’ı ve hikmeti öğretecek
vel hikmete : ve onların tezkiye edecek bir resul beas et
ve yuzekkihim inneke entel azizul hakim: Muhakkak ki sen azizsin hakimsin
Bakara 130: وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَاهِيمَ إِلاَّ مَن سَفِهَ نَفْسَهُ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
Ve men yergabu an milleti ibrahime illa men sefihe nefsehu: Ve nefsini sefih kılan kişi hariç kim İbrahim’in milletinden yüz çevirir?ve lekadistafeynahufid dunya: andolsun ki biz onu dünyada seçtik
ve innehu filahireti le mines salihin: Muhakkak ki o, ahirette de salihlerdendir.
Bakara 131: إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
İz kale lehu rabbuhu eslim : rabbi ona teslim ol dediği zamankale eslemtu li rabbil alemin: Ben alemlerin Rabbine teslim oldum dedi
Bakara 132: وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَا بَنِيَّ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلاَ تَمُوتُنَّ إَلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
Ve vassa biha ibrahimu benihi : Ve İbrahim onu kendi oğullarına vasiyet ettive ya’kubu: ve Yakub da
ya beniyye innallahestafa lekumud dine: Ey oğullarım muhakkak ki Allah bu dini sizin için seçti
fe la temutunne illa ve entum muslimun: artık siz Allah’a teslim olmadan ölmeyin diye
Bakara 133: أَمْ كُنتُمْ شُهَدَاء إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِن بَعْدِي قَالُواْ نَعْبُدُ إِلَهَكَ وَإِلَهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَقَ إِلَهًا وَاحِدًا وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Em kuntum şuhedae iz hadara ya’kubel mevtu: Yoksa siz Yakub öleceği zaman şahit mi oldunuz?iz kale li benihi ma ta’budune min ba’di kalu na’budu ilaheke: o oğullarına bundan sonra neye kul olacaksınız demişti
ve ilahe abaike ibrahime ve ismaile ve ishaka ilahen vahiden: senin ilahına ve senin ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek İlah’a kul olacağız
ve nahnu lehu muslimun: Ve biz ona teslim olanlarız dediler
Bakara 134: تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلاَ تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Tilke ummetun kad halet: İşte onlar bir ümmetti ki geldi geçtileha ma kesebet: onların kazandığı şeyler kendilerine
ve lekum ma kesebtum: sizin kazandıklarınız sizedir
ve la tus’elune amma kanu ya’melun: onların yapmış olduklarından size sorulmaz
Bakara 135: وَقَالُواْ كُونُواْ هُودًا أَوْ نَصَارَى تَهْتَدُواْ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Ve kalu kunu huden ev nasara tehtedu : Ve dediler ki Yahudi veya hristiyan olun ki hidayete eresinizkul bel millete ibrahime hanifen: De ki hayır İbrahimin milleti “hanif”tir
ve ma kane minel muşrikin : Ve o müşriklerden olmadı
Bakara 136: قُولُواْ آمَنَّا بِاللّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنزِلَ إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَالأسْبَاطِ وَمَا أُوتِيَ مُوسَى وَعِيسَى وَمَا أُوتِيَ النَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Kulu amenna billahi ve ma unzile ileyna: deyin ki biz Allah’a, bize indirilenlereve ma unzile ila ibrahime ve ismaile ve ishaka ve ya’kube : İbrahima, İsmaile, İshaka, Yakuba
vel esbatı : ve torunlarına indirilenlere
ve ma utiye musa ve isa ve ma utiyen nebiyyune min rabbihim: Musa ve İsa’ya verilenlere
la nuferriku beyne ehadin minhum: ve nebilere rableri tarafından verilenlere iman ettik Onların arasından hiçbirini ayırmayız
ve nahnu lehu muslimun: Ve biz ona teslim olanlarız
Bakara 137: فَإِنْ آمَنُواْ بِمِثْلِ مَا آمَنتُم بِهِ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا هُمْ فِي شِقَاقٍ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Fe in amenu bi misli ma amentum bihi fe kadihtedev: Bundan sonra eğer onlar da, sizin ona iman ettiğiniz gibi iman etselerdi o takdirde hidayete ermiş olurlardıve in tevellev fe innema hum fi şikakın: Ve eğer dönerlerse böylece o taktirde onlar sadece bir ayrılık içinde olurlar
fe se yekfike humullahu: Allah sana kâfi gelecektir
ve huves semiul alim: o işiten ve bilendir
Bakara 138: صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ
Sıbgatallahi ve men ahsenu minallahi sıbgaten: Allah’ın boyası ile boyanandan daha ahsen olan kim vardır?ve nahnu lehu abidun: Ve biz ona kul olanlarız.
Bakara 139: قُلْ أَتُحَآجُّونَنَا فِي اللّهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ وَلَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُخْلِصُونَ
Kul e tuhaccunena fillahi ve huve rabbuna ve rabbukum: De ki Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz?ve lena a’maluna: Ve o bizim de rabbimizdir, sizin de rabbinizdir
ve lekum a’malukum: ve bizim amellerimiz bize sizin amelleriniz de size aittir
ve nahnu lehu muhlisun: Ve biz ona muhlis olanlarız
Bakara 140: أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَالأسْبَاطَ كَانُواْ هُودًا أَوْ نَصَارَى قُلْ أَأَنتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَادَةً عِندَهُ مِنَ اللّهِ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Em tekulune inne ibrahime : Yoksa siz: “Muhakkak ki İbrahimve ismaile ve ishaka ve ya’kube : İsmail, İshak, Yakup
vel esbata kanu huden ev nasara kul e entum a’lemu emillahu: ve torunları yahudi veya hristiyandılar mı diyorsunuz
ve men azlemu mimmen keteme şehadeten indehu minallahi: şahitliği gizleyen kimseden daha zalim kim vardır?
ve mallahu bi gafilin amma ta’melun: Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bakara 141: تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلاَ تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
Tilke ummetun kad halet leha ma kesebet: ite onlar bir ümmetti ki geldi geçtive lekum ma kesebtum: onların kazandığı şeyler kendilerine
ve la tus’elune amma kanu ya’melun: onların yapmış olduklarından size sorulmaz
Bakara 142: سَيَقُولُ السُّفَهَاء مِنَ النَّاسِ مَا وَلاَّهُمْ عَن قِبْلَتِهِمُ الَّتِي كَانُواْ عَلَيْهَا قُل لِّلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ يَهْدِي مَن يَشَاء إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Se yekulus sufehau minen nasi ma vellahum an kıbletihimulleti kanu aleyha : insanlardan sefih olanlar diyecekler ki: “onları üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?kul lillahil meşrıku vel magrıbu: de ki doğu ve batı Allah'ındır.
yehdi men yeşau ila sıratın mustakim: o dilediğini Sıratı Mustakim'e hidayet eder
Bakara 143: وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُواْ شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتِي كُنتَ عَلَيْهَا إِلاَّ لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَى عَقِبَيْهِ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلاَّ عَلَى الَّذِينَ هَدَى اللّهُ وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ إِنَّ اللّهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
Ve kezalike cealnakum ummeten vasatan li tekunu şuhedae alen nasi : ve işte nasların üzerine şahitler olmanız için sizi vasat bir ümmet kıldıkve yekuner resulu aleykum şehiden: resul de sizin üzerinize şahit olsun
ve ma cealnal kıbletelleti kunte aleyha illa li na’leme : Ve sadece resule uyanı topukları üzerinde geriye dönenden ayırıp bilmemiz için kıble yaptık
men yettebiur resule mimmen yenkalibu ala akibeyhi: Ve bu elbette zordur ancak Allah’ın hidayete erdirdiği kimseler hariç
ve in kanet le kebireten illa alellezine hedallahu: ve Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir
ve ma kanallahu li yudia imanekum innallahe bin nasi le raufun rahim: muhakkak ki Allah insanlara çok şefkatlidir merhametlidir
Bakara 144: قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاء فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّواْ وُجُوِهَكُمْ شَطْرَهُ وَإِنَّ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ
Kad nera tekallube vechike fis semai: biz yüzünü göğe çevirdiğini görüyordukfe le nuvelliyenneke kıbleten terdaha: artık mutlaka seni razı olacağın kıbleye döndüreceğiz
fe velli vecheke şatral mescidil harami: bundan sonra yüzünü mescid-i haram tarafına çevir
ve haysu ma kuntum fe vellu vucuhekum şatrahu: Ve siz nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin
ve innellezine utul kitabe le ya’lemune ennehul hakku min rabbihim: ve kendilerine kitap verilenler, bunun rabblerinden bir hak olduğunu elbette bilirler
ve mallahu bi gafilin amma ya’melun: Allah onların yaptıklarından habersiz değildir
Bakara 145: وَلَئِنْ أَتَيْتَ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ بِكُلِّ آيَةٍ مَّا تَبِعُواْ قِبْلَتَكَ وَمَا أَنتَ بِتَابِعٍ قِبْلَتَهُمْ وَمَا بَعْضُهُم بِتَابِعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم مِّن بَعْدِ مَا جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ إِنَّكَ إِذَاً لَّمِنَ الظَّالِمِينَ
Ve le in eteytellezine utul kitabe bi kulli ayetin ma tebiu kıbleteke: ve eğer gerçekten kendilerine kitap verilenlere ayetlerin (mucizelerin) hepsini getirsen senin kıblene tabi olmazlarve ma ente bi tabiın kıbletehum: ve sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin
ve ma ba’duhum bi tabiın kıblete ba’dın: ve onların bir kısmı da diğerlerinin kıblesine uymazlar
ve le initteba’te ehvaehum min ba’di ma caeke minel ilmi: sana gelen ilimden sonra gerçekten onların hevalarına uyacak olursan
inneke izen le minez zalimin: o zaman muhakkak ki sen, zalimlerden olursun
Bakara 146: الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءهُمْ وَإِنَّ فَرِيقاً مِّنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Ellezine ateynahumul kitabe ya’rifunehu kema ya’rifune ebnaehum:ve inne ferikan minhum le yektumunel hakka ve hum ya’lemun : Kendilerine kitap verdiklerimiz ona kendi oğullarına arif oldukları gibi ariftirler, onlardan bir grup hakkı gerçekten bile bile gizliyor
Bakara 147: الْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ
El hakku min rabbike: Hak rabbindendirfe la tekunenne minel mumterin: bundan sonra sakın şüpheye düşenlerden olma
Bakara 148: وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَاسْتَبِقُواْ الْخَيْرَاتِ أَيْنَ مَا تَكُونُواْ يَأْتِ بِكُمُ اللّهُ جَمِيعًا إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Ve li kullin vichetun huve muvelliha festebikul hayrati: ve hepsinin döndükleri bir yönü vardır artık nerede olursanız olun hayırlarda yarışıneyne ma tekunu ye’ti bikumullahu cemian: Allah sizin hepinizi biraraya getirir. Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir
innallahe ala kulli şey’in kadir:
Bakara 149: وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَإِنَّهُ لَلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Ve min haysu harecte: Ve nereden çıkarsan çıkfe velli vecheke şatral mescidil harami: bundan sonra vechini mescidi haram yönüne çevir
ve innehu lel hakku min rabbike: Ve muhakkak ki o rabbinden mutlaka bir hakdır
ve mallahu bi gafilin amma ta’melun: Ve Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir
Bakara 150: وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّواْ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ لِئَلاَّ يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلاَّ الَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنْهُمْ فَلاَ تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِي وَلأُتِمَّ نِعْمَتِي عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Ve min haysu haracte fe velli vecheke şatral mescidil harami: Nereden çıkarsan çık bundan sonra vechini mescidi haram yönüne çevirve haysu ma kuntum : ve nerede olursanız olun
illallezine zalemu minhum : onlardan zulmedenler hariç
fe vellu vucuhekum şatrahu li ella yekune lin nasi aleykum huccetun: yüzlerinizi o yöne çevirin ki aleyhinizde delil olmasın
fe la tahşevhum vahşevni : artık onlardan çekinmeyin benden çekinin
ve li utimme ni’meti aleykum ve leallekum tehtedun: üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım da böylece hidayete eresiniz
Bakara 151: كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
Kema erselna fikum resulen minkum yetlu aleykum ayatina: aranızda sizden bir resul gönderdik ki ayetlerimizi size tilavet etsinve yuzekkikum : ve tezkiye etsin
ve yuallimukumul kitabe vel hikmete : size kitabı ve hikmeti öğretsin
ve yuallimukum ma lem tekunu ta’lemun: ve size bilmediğiniz şeyleri öğretsin
Bakara 152: فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ
Fezkuruni ezkurkum veşkuru li : beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyimve la tekfurun: Ve şükredin ve inkar etmeyin
Bakara 153: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Ya eyyuhallezine amenustainu bis sabri ves salati : Ey güvende olanlar! sabır ve destek isteyininnallahe meas sabirin: Allah sabredenlerle beraberdir
Bakara 154: وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ
Ve la tekulu li men yuktelu fi sebilillahi emvatun : Ve Allah yolunda öldürülen kimseler için ölüler demeyinbel ahyaun ve lakin la teş’urun: hayır onlar diridirler ama farkında olmazsınız
Bakara 155: وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi : ve sizi mutlaka korkuvel cui ve naksın minel emvali : ve açlıktan ve mal
vel enfusi ves semerati: can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz
ve beşşiris sabirin: ve sabredenleri müjdele
Bakara 156: الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
Ellezine iza esabethum musibetun: onlar ki kendilerine bir musibet isabet ettiği zamankalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun: Biz Allah içiniz ve muhakkak O’na döneceğiz derler
Bakara 157: أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ
Ulaike aleyhim salavatun min rabbihim ve rahmetun : rabblerinden salavat ve rahmet onların üzerinedirve ulaike humul muhtedun: onlar onlar hidayete ermiş olanlardır
Bakara 158: إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ اللّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا وَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ
İnnes safa vel mervete min şeairillahi: muhakkak ki safa ve merve Allah’ın şiarlarındandırfe men haccel beyte evı’temera fe la cunaha aleyhi en yettavvefe bi hima: artık kim beyti hacceder veya umre ziyareti yaparsa o taktirde iki tavaf etmesinde bir günah yoktur
ve men tetavvaa hayran: her kim de isteyerek hayır olarak yaparsa mutlaka
fe innallahe şakirun alim: Allah şakirdir ve alimdir
Bakara 159: إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى مِن بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِ أُولَئِكَ يَلعَنُهُمُ اللّهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَ
İnnellezine yektumune ma enzelna minel beyyinati : indirdiğimiz açık delilleri ve hidayetivel huda min ba’di ma beyyennahu lin nasi fil kitabi: kitapta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere
ulaike yel’anuhumullahu : işte Allah onlara lanet eder
ve yel’anuhumul lainun: ve lanet ediciler de onlara lanet eder
Bakara 160: إِلاَّ الَّذِينَ تَابُواْ وَأَصْلَحُواْ وَبَيَّنُواْ فَأُوْلَئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَأَنَا التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
İllellezine tabu ve aslahu ve beyyenu: tövbe edenler ve ıslah olanlar ve açıklayanlarfe ulaike etubu aleyhim: onların tövbesini kabul ederim
ve enet tevvabur rahim: ve ben tövbeleri kabul edenim
Bakara 161: إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّهِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
İnnellezine keferu ve matu : küfredip kafir olarak ölenlerve hum kuffarun ulaike aleyhim la’netullahi : Allah’ın laneti onların üzerinedir
vel melaiketi ven nasi ecmain: meleklerin ve insanların
Bakara 162: خَالِدِينَ فِيهَا لاَ يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلاَ هُمْ يُنظَرُونَ
Halidine fiha: onun içinde ebediyyen kalacak olanlardırla yuhaffefu anhumul azabu: onlardan azap hafifletilmez
ve la hum yunzarun: ve onlara bakılmaz
Bakara 163: وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
Ve ilahukum ilahun vahidun: sizin ilahınız tek bir ilahtırla ilahe illa huver rahmanur rahim: ancak ilah değildir, o rahmandır rahimdir
Bakara 164: إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِي تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ النَّاسَ وَمَا أَنزَلَ اللّهُ مِنَ السَّمَاء مِن مَّاء فَأَحْيَا بِهِ الأرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخِّرِ بَيْنَ السَّمَاء وَالأَرْضِ لآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
İnne fi halkıs semavati vel ardı : göklerin ve yerin yaratılışındavahtilafil leyli ven nehari : gece ve gündüzün birbirinin yerine geçmesinde
vel fulkilleti tecri fil bahri bima yenfeun nase : nasların faydasına denizde taşıyan gemilerde
ve ma enzelallahu mines semai min main : gökten su indirip böylece onunla
fe ahya bihil arda ba’de mevtiha : ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde
ve besse fiha min kulli dabbetin: orada bütün hayvanlardan yaymasında
ve tasrifir riyahı ves sehabil musahhari beynes semai vel ardı : rüzgarların esmesinde ve yerle gök arasında emir altındaki bulutlarda
le ayatin li kavmin ya’kılun: akıl eden kavim için mutlaka işaretler vardır
Bakara 165: وَمِنَ النَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ اللّهِ أَندَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّهِ وَالَّذِينَ آمَنُواْ أَشَدُّ حُبًّا لِّلّهِ وَلَوْ يَرَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ إِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَ أَنَّ الْقُوَّةَ لِلّهِ جَمِيعاً وَأَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعَذَابِ
Ve minen nasi men yettehızu min dunillahi endaden yuhıbbunehum ke hubbillahi: ve insanlardan bir kısmı Allah’tan başka ortak edinenlervellezine amenu eşeddu hubben lillahi: Allah’a olan sevgileri çok daha kuvvetlidir.
ve lev yerallezine zalemu iz yeravnel azabe: amenu olanların ve zulmedenler, azap görecekleri zaman
ennel kuvvete lillahi cemian: bütün kuvvetin tamamen Allah’a ait olduğunu
ve ennellahe şedidul azab: ve Allah’ın şiddetli azabı olduğunu keşke görselerdi
Bakara 166: إِذْ تَبَرَّأَ الَّذِينَ اتُّبِعُواْ مِنَ الَّذِينَ اتَّبَعُواْ وَرَأَوُاْ الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الأَسْبَابُ
İz teberreellezinettubiu minellezinettebeu : O zaman tabi olunanlar, tabi olanlardan uzaklaştıve reavul azabe: ve azabı gördüler
ve takattaat bihimul esbab: ve onlarla bütün bağları koparıldı
Bakara 167: وَقَالَ الَّذِينَ اتَّبَعُواْ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُواْ مِنَّا كَذَلِكَ يُرِيهِمُ اللّهُ أَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُم بِخَارِجِينَ مِنَ النَّارِ
Ve kalellezinettebeu lev enne lena kerraten : Ve o tabi olanlar dedi ki keşke bizim için bir kere daha dönüş olsaydıfe neteberrae minhum kema teberrau minna kezalike yurihimullahu a’malehum haseratin aleyhim : O zaman bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşırdık. Böylece Allah onlara fiillerini gösterecek
ve ma hum bi haricine minen nar: ve onlar ateşten çıkacak da değiller
Bakara 168: يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Ya eyyuhen nasu kulu mimma fil ardı halalen tayyiben: Ey naslar, yerde (yeryüzü değil) olan helal ve temiz şeylerden yiyinve la tettebiu hutuvatiş şeytani: ve şeytana tabi olmayın
innehu lekum aduvvun mubin: muhakkak ki o sizin için apaçık bir düşmandır
Bakara 169: إِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّوءِ وَالْفَحْشَاء وَأَن تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
İnnema ye’murukum bis sui vel fahşai : O size sadece kötülüğü, fuhşuve en tekulu alallahi ma la ta’lemun: ve Allah’a hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi nehyeder
Bakara 170: وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَا أَنزَلَ اللّهُ قَالُواْ بَلْ نَتَّبِعُ مَا أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ آبَاءنَا أَوَلَوْ كَانَ آبَاؤُهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ شَيْئاً وَلاَ يَهْتَدُونَ
Ve iza kile lehumuttebiu ma enzelallahu : Ve onlara Allah’ın indirdiği şeye tabi olun denildiğindekalu bel nettebiu ma elfeyna aleyhi abaena: biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza tabi oluruz dediler
e ve lev kane abauhum la ya’kılune şey’en ve la yehtedun: onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidayete ermemiş olsalar bile mi?
Bakara 171: وَمَثَلُ الَّذِينَ كَفَرُواْ كَمَثَلِ الَّذِي يَنْعِقُ بِمَا لاَ يَسْمَعُ إِلاَّ دُعَاء وَنِدَاء صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ
Ve meselullezine keferu ke meselillezi yen’ıku bi ma la yesmeu illa duaen ve nidaen: Ve o inkar edenlerin hali haykırması sebebiyle bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyen kimsenin durumu gibidirsummun bukmun umyun: sağır, dilsiz ve kördürler
fe hum la ya’kılun: bu yüzden onlar akıl edemezler sağır
Bakara 172: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُواْ لِلّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Ya eyyuhallezine amenu kulu min tayyibati ma razaknakum : ey güvende olanlar, sizi rızıklandırdığımız temiz şeylerden yeyinveşkuru lillahi in kuntum iyyahu ta’budun: Allah’a kul iseniz şükredin
Bakara 173: إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنزِيرِ وَمَا أُهِلَّ بِهِ لِغَيْرِ اللّهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلاَ عَادٍ فَلا إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
İnnema harrame aleykumul meytete ved deme : size haram kılındı ölü hayvan eti, kanve lahmel hınziri : ve bozuk et
ve ma uhille bihi li gayrillahi: ve Allah’tan başkası için olan
fe menidturra gayra bagin : Ama kim zarurette kalırsa zorla el uzatmamak
ve la adin fe la isme aleyhi: ve zaruret miktarını aşmazsa onun üzerine günah yoktur
innallahe gafurun rahim: Allah, gafur’dur, rahim’dir
Bakara 174: إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنزَلَ اللّهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُولَئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِي بُطُونِهِمْ إِلاَّ النَّارَ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
İnnellezine yektumune ma enzelallahu minel kitabi : Muhakkak ki onlar, Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyleri gizlerlerve yeşterune bihi semenen kalilen: ve onu az bir bedelle satarlar
ulaike ma ye’kulune fi butunihim illen nare : İşte onların yedikleri, karınlarında ateşten başka bir şey olmaz
ve la yukellimuhumullahu yevmel kıyameti : ve kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak
ve la yuzekkihim, ve lehum azabun elim: ve onlar için elim bir azap vardır
Bakara 175: أُولَئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُاْ الضَّلاَلَةَ بِالْهُدَى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ
Ulaikellezineşteravud dalalete bil huda : İşte onlar ki hidayet karşılığında dalaleti, mağfiret karşılığındavel azabe bil magfirehi: azabı satın alanlardır
fe ma asberehum alen nar: onları ateşe karşı bu kadar sabırlı kılan nedir?
Bakara 176: ذَلِكَ بِأَنَّ اللّهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُواْ فِي الْكِتَابِ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ
Zalike bi ennellahe nezzelel kitabe bil hakkı: işte bu Allah’ın kitabı hak ile indirmiş olması sebebiyledirve innellezinahtelefu fil kitabi le fi şikakin baid: ve muhakkak ki Kitap hakkında ihtilafa düşenler, mutlaka uzak bir ayrılık içindedirler
Bakara 177: لَّيْسَ الْبِرَّ أَن تُوَلُّواْ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَآتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّآئِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُواْ وَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَاء والضَّرَّاء وَحِينَ الْبَأْسِ أُولَئِكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Leysel birre en tuvellu vucuhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi : Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki imanı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildirve lakinnel birre men amene billahi vel yevmil ahırı vel melaiketi : lakin bir kişinin Allah’a, yevm’il ahire, meleklere
vel kitabi ven nebiyyine: kitab’a ve peygamberlere iman etmesi
ve atel male ala hubbihi zevil kurba : ve sevdiği maldan, akrabalara
vel yetama vel mesakine vebnes sebili: ve yetimlere ve miskinlere ve dilencilere
ves sailine ve fir rıkabi: yolda kalmış yolculara ve kölelere
ve ekames salate : ve destek olanlara
ve atez zekate : ve zekata gelenlere
vel mufune bi ahdihim iza ahedu: anlaşmalarına bağlı kalanlara
ves sabirine fil be’sai ved darrai : sıkıntıda ve darlıkta
ve hinel be’si : ve şiddetli savaş halinde
ulaikellezine sadaku : onlar sadık olanlardır
ve ulaike humul muttekun: onlar muttekilerdir
Bakara 178: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى الْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالأُنثَى بِالأُنثَى فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ أَخِيهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَأَدَاء إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ ذَلِكَ تَخْفِيفٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ فَمَنِ اعْتَدَى بَعْدَ ذَلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlarkutibe aleykumul kısasu : öldürülme) konusunda kısas üzerinize yazıldı
fil katla el hurru bil hurri: hüre hür
vel abdu bil abdi : köleye köle
vel unsa bil unsa : dişiye dişi
fe men ufiye lehu min ahihi şey’un fettibaun bil ma’rufi : fakat kim, onun (öldürülenin) kardeşi tarafından bir şey ile affolunursa o taktirde gereken örfe tabi olunması
ve edaun ileyhi bi ihsanin: ve ona ihsanla ödenmesidir
zalike tahfifun min rabbikum ve rahmetun: İşte bu rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir
fe meni’teda ba’de zalike fe lehu azabun elim: Artık kim bundan sonra haddi aşarsa o zaman onun için elim bir azap vardır
Bakara 179: وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيَاةٌ يَاْ أُولِيْ الأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Ve lekum fil kısası hayatun ya ulil elbabi leallekum tettekun: kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki böylece takva sahibi olursunuzBakara 180: كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا الْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَالأقْرَبِينَ بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُتَّقِينَ
Kutibe aleykum iza hadara ehadekumul mevtu in tereke hayran: sizden birinize ölüm geldiği zaman eğer bir hayır bırakırsael vasiyyetu lil valideyni vel akrabine bil ma’rufi: ana babaya ve yakınlarına marufla adete vasiyet etmek, siz muttekilerin üzerine
hakkan alel muttekin: bir hakk olarak farz kılındı
Bakara 181: فَمَن بَدَّلَهُ بَعْدَمَا سَمِعَهُ فَإِنَّمَا إِثْمُهُ عَلَى الَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُ إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Fe men beddelehu ba’de ma semiahu: Artık kim onu işittikten sonra değiştirirsefe innema ismuhu alellezine yubeddilunehu: o taktirde onun günahı sadece değiştirenlerin üzerinedir
innallahe semiun alim: Allah işitendir, bilendir
Bakara 182: فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍ جَنَفًا أَوْ إِثْمًا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Fe men hafe min musın cenefen ev ismen: fakat kim, vasiyet edenin, haktan uzaklaşacağından veya günaha gireceğinden korkarsafe aslaha beynehum fe la isme aleyhi: bu sebeple onların aralarını ıslah ederse, bu durumda, onun üzerine bir günah yoktur.
innallahe gafurun rahim: Allah gafurdur, rahimdir
Bakara 183: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Ya eyyuhallezine amenu: Ey güvende olanlarkutibe aleykumus sıyamu kema kutibe alellezine min kablikum:oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazıldı
leallekum tettekun: böylece siz takva sahibi olursunuz
Bakara 184: أَيَّامًا مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Eyyamen ma’dudatin : sayılı günlerdirfe men kane minkum maridan ev ala seferin: Fakat sizden kim hasta veya yolculukta olursa o taktirde diğer günlerden tamamlanır.
fe iddetun min eyyamin uhara: güç yetiremeyenlerin
ve alellezine yutikunehu fidyetun taamu miskinin: bir yoksulu doyuracak fidye vermesi
fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun lehu: artık kim isteyerek bir hayır yaparsa, işte o kendisi için bir hayırdır
ve en tesumu hayrun lekum in kuntum ta’lemun: oruç sizin için daha hayırlıdır, keşke bilseydiniz
Bakara 185: شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Şehru ramadanellezi unzile fihil kur’anu huden lin nasi: Ramazan ayı naslar için kuran’dan indirilen hidayete erdiricive beyyinatin minel huda: ve hudadan açık deliller
vel furkani: ve fiziktir
fe men şehide minkumuş şehra fel yesumhu: erişerek bu aya şahit olanlar onu oruçlu geçirsin (tek oruç ile)
ve men kane maridan ev ala seferin: kim güçsüz kalırsa veya seferi ise
fe iddetun min eyyamin uhara yuridullahu bikumul yusra: tamamlanır, Allah sizin için kolaylık diler
ve la yuridu bikumul usra: zorluk dilemez
ve li tukmilul iddete: adeti tamamlar
ve li tukebbirullahe ala ma hedakum: Allah’ı tekbir etmeniz içindir.
ve leallekum teşkurun: Umulur ki böylece siz şükredersiniz
Bakara 186: وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Ve iza seeleke ıbadi anni: ve kullarım sana benden sorduğu zaman yakınımfe inni karibun ucibu da’veted dai iza deani: Bana dua edilince, dua edenin duasına icabet ederim
felyestecibu li velyu’minu bi leallehum yerşudun: böylece onlar yönlendirilirler
