Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

100- 98 Beyyine

  • Zekat ve din hakkında bazı ayrıntılar

Beyyine-1: لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ

Lem yekunillizine keferu min ehlil kitabi : inkar edenler kitap sahibi değiller
vel muşrikine munfekkine: ve şirk koşan hilekârlar
hatta te’tiye humul beyyinetu: hatta onlara kanıt gelmesine rağmen

Beyyine-2: رَسُولٌ مِّنَ اللَّهِ يَتْلُو صُحُفًا مُّطَهَّرَةً

Resulun minallahi yetlu: haberciler Allah'tan okuyorlar
suhufen mutahharaten: haberleri, bilgi veren sayfaları

Beyyine-3: فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ

Fiha kutubun kayyimetun: Kıymetlerin yazılı olduğu yerden –okuyorlar-

Beyyine-4: وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَةُ

Ve ma teferrakallezine utul kitabe : kitap verilmiş kimseleri ayıran nedir
illa min ba’di ma caet humul beyyinetu: ancak sonradan onlara gelen kanıttır

Beyyine-5: وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ

Ve ma umiru: emredilen nedir?
illa li ya’budullahe : ibadet/hizmet ancak Allah içindir
muhlisine lehud dine hunefae: içtenlikle onun dinine yönelenler
ve yukimus salate: oturmanın tam tersi pozisyonla destek olanlar
ve yu’tuz zekate: zekata gelirler
ve zalike dinul kayyimeti: ve böylelikle dini kıymetlendirirler
Emredilen nedir? Hizmet Allah içindir. İçtenlikle onun dinine yönelenler, oturmanın tam tersi duruş yani kıyamda/dik durarak destek olurlar ve zekata gelirler. Böylelikle dini kıymetli kılarlar.

Salat: Oturmanın/tahiyyatın tam tersi duruş/pozisyon alarak ins atomunun boş bir çuval gibi yığılıp kalmasına engel olmak adına ona çadır direği gibi destek olurlar. Günde iki vakit bu pozisyona almak zorundadırlar. (başka cümlelerle de bu desteğin sabah ve akşam vakitlerinde olduğu bildiriliyor.) Çünkü atomlar kendi eksenleri etrafında dönüşleri sırasında, her turda/günde iki kez olmak üzere evrenin manyetizmasına dik, evrenin manyetizmasını kesecek duruma gelirler.
Evrenin dönüşü Allah'ın dini iken, atomların dini/dönüş yönü/polarması kendi dinleridir ve 50 kat hız farkı vardır. Yani atomlar, her Allah'ın günü 50 kez kıyam ve tehiyyat durumuda bulunurlar. Miraçta 50 vakit namaz olması mevzusu budur!
Her salat ile birlikte, aynı sayıda zekât vardır. Zekât, verilen bir şey değil bilakis paylaşımdır. Salat sırasında saflarda kıyam halindeki atomlar, yanyana dizilmiş huniler gibi dururlar ve bu huniler kendi eksenlerinde dönmektedirler. Dönüslerindeki hız farklılığı problem yaratacaktır, birbirlerine temas eden atomlar hızlarını eşitleyene kadar enerji paylaşımı yaparlar. Yani zekât için fiziki bir toplanma/duruş sergilenmesi gekiyor, buna "zekâta gelme!" deniyor. Bir örnekle: Yanyana onbir tane atom düşünelim, bunlardan bir tanesi -diyelim ki ortadaki-diğerlerinden 10 devir daha hızlı olsun, yapacağı mekanik temas sonucu kinetik enerjisinin 10 birimini diğerlerine birer birim olarak aktaracaktır. Dikkat ederseniz vahiy rivayetlerinde zekâta dair miktar belirtilmiyor. Kaç atom varsa, isterse iki atom olsun, aralarında denklik sağlanıncaya kadar dengeleme/equalizing sağlanmalıdır. On birli örneğimize dönersek, hızlı olanın ortada olduğunu varsaymıştık, bu durumda sağındaki atoma 5 birim ve solundakine de 5 birim aktarmalıdır. Kinetik enerjiyi devralan atom, bir birimini kendi için tutup kalan 4 birimi bir yanındakine ve böylelikle sondaki de bir birik enerji alarak mutlak denklik sağlanır. Bir örnek daha vererek olayı iyice pekiştirmeliyiz: Termo dinamik entropinin temelinde işte bu zekât müessesesi işlemektedir. Su dolu iki kabın birisini sıfır dereceye soğutalım ve diğerini de 100 derece olacak sekilde ısıtalım. Sonra ikisini bir araya-yanyana getirip dış ortamdan izole edelim. Eminim ısı alışverislerinin 50 derecede dengelendiğinde duracağını söyleyebilirsiniz. Evet tamda öyle oluyor ve sıcak olan atomlar yüksek olan devinimlerini düşük devinimli -soğuk- olana aktararak/zekat yoluyla eşitlenmektedirler. Kısaca zekât, eşitlik üzerinedir ve her salat esnasında yapılır.

Beyyine-6: إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أُوْلَئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِ

İnnellezine keferu: inkar eden kimseler
min ehlil kitabi: kitap ehlinden
vel muşrikine: ve şirk koşanlar
fi nari cehenneme halidine : cehennem atesi içinde ölümsüzdürler
fiha ulaike hum şerrul beriyyeti : onlar kötülük içindeki yaratıklardır

Beyyine-7: إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ

İnnellezine amenu: güvende olan kimseler
ve amilus salihati: iyi işler yapanlar
ulaike hum hayrul beriyyeti: onlar hayırlı yaratıklardır

Beyyine-8:
جَزَاؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ

Cezauhum: onların ödülü
inde rabbihim: rablerinde
cennatu adnin tecri : müstakil/tecrit edilmiş adn cennetidir
min tahtihal enharu: alt tarafından nehir akar (cennette yeryüzü yok)
halidine fiha ebeda: ölümsüzlük içinde (ölümsüz anlamında değil)
radıyallahu anhum: Allah onlardan razıdır
ve radu anhu: onlar da razıdır
zalike li men haşiye rabbehu: o kimseler ki rablerinden korkarlar