Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

69- 18 Kehf

  • Göklerin (kuarkların) iç yapısının mağaraya benzerliği, atomun mimarisi hakkında buraya kadar yaptığımız tüm çıkarımları onaylar nitelikte bilgi vermektedir.

    İçerisine ruh üflenen bir protondaki altı odacık, mağadaraki racul sayısını anlatmaktadır.

    Göklerin içinde devinim kazanana kadar geçen süre, uykuda olmaları ifadesiyle anlatılıyor. Ruhun ilk üflenişindeki uyku hali, biyolojik yaşamımızdaki uykuyla aynı işi görmektedir.

Kehf-1: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنزَلَ عَلَى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُ عِوَجَا

El hamdu lillahillezi: övgü Allah'adır
enzele: ki indirdi
ala abdihil: kulu üzerine/üstüne
kitabe: kitabı
ve lem yec'al: ve o yapmadı
lehu : onu
ıveca: çarpık
Dışında manyetizma ve içinde ruh bulunan atoma kitap deniyor.
Kur'an, atomun dışını kuşatan manyetizmanın adı oluyor. Ve bu kitapta çarpıklık yoktur. Atomun etrafında tebarüz eden Kur'an, deve kuşu yumurtasını andıran şekliyle kusursuz ve mükemmel düzgünlüğe sahiptir.

Kehf-2: قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا

Kayyimen : değerli
li yunzira: uyarı için
be'sen : sakınca
şediden: şiddetli
min ledunhu: onun dininden -// ve yubeşşirel mu'mininellezine : güvende olan kimselere vaaz ediyor
ya'melunes salihati: yaptığınız iyi işler
enne lehum ecren hasena: muhakkak onlara ücretleri ödenir

Kehf-3: مَاكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

Ma kisine: çıkmazlar
fihi : içinde
ebeda : asla

Kehf-4: وَيُنذِرَ الَّذِينَ قَالُوا اتَّخَذَ اللَّهُ وَلَدًا

Ve yunzirellezine: ve uyarılan kimseler kalu-t: dediler ki
tehazellahu : dediler Allah edinmiş
veleda: bir çocuk

Kehf-5: مَّا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِآبَائِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

Ma lehum bihi min ilmin: onların bilgileri bilgileri yok
ve la li abaihim: ve ebeveynlerinin de yok
keburet kelimeten tahrucu : büyük kelimeler çıkıyor
min efvahihim: bunların ağızlarından
in yekulune illa keziba : söyledikleri sadece yalan

Kehf-6: فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَى آثَارِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا بِهَذَا الْحَدِيثِ أَسَفًا

Fe lealle ke: muhtemelen sen
bahiun nefseke: kendinin katilisin
ala asarihim: onların üzerindeki etkisi
in lem yu'minu: güvende olmayanların
bi hazal hadisi esefa: bu sözden ötürü üzgündür

Kehf-7: إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى الْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

İnna cealna: gerçekten yaptık
ma alal ardı zineten leha: Yer'deki ziynetleri
li nebluvehum : asalet için
eyyuhum ahsenu amela: iyi işler yapmış olanlara

Kehf-8: وَإِنَّا لَجَاعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

Ve inna: gerçekte
le cailune: yapması için
ma aleyha: üzerlerindekini
saiden curuza: çorak toprak

Kehf-9: أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّقِيمِ كَانُوا مِنْ آيَاتِنَا عَجَبًا

Em hasibte: veya hesapladılar
enne ashabel kehfi: mağananın sahipleri
ver rakimi kanu: ve içindekiler
min ayatina: işaretlerden
acaba : şaşkınlık veren, muhteşem
Kehf, mağara demek. Anılan mağara ise atomun içinde ruhun barınlası için oluşturulan boşluğa deniyor ve burası gerçekten de bir mağarayı andırıyor.
Mağaranın içindekiler, racul diye anılan şey, ruh oluyor.

Kehf-10: إِذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

İz eval fityetu: gençler /çocuklar barındıkları zaman
ilal kehfi: mağaraya
fe kalu: dediler
rabbena atina: rabbimiz bize ver
min ledunke rahmeten : senin rahmetinden
ve heyyi' lena : ve bizi hazırla min emrina raşeda : emrinden akıllı olarak

Kehf-11: فَضَرَبْنَا عَلَى آذَانِهِمْ فِي الْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا

Fe darabna: biz vurduk
ala azanihim: onların kulaklarına
fil kehfi: mağaranın içinde
sinine adeda: bir dizi yıllar boyunca
Kulaklarına vurmak, onların zamanla azalan devinimlerini topacı kamçılar gibi arttırmak oluyor.

Kehf-12: ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ أَيُّ الْحِزْبَيْنِ أَحْصَى لِمَا لَبِثُوا أَمَدًا

Summe beasnahum: daha sonra onu biz gönderdik
li na'leme: bizim bilmemiz için
eyyul hızbeyni ahsa: tarafları sayıp hesaplamak
lima lebisu emeda: bekledikleri süreyi

Kehf-13: نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِالْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى

Nahnu nakussu : bizim eksilttiğimizi
aleyke nebeehum : onlara söylemelisin
bil hakkı innehum : onların sağından
fityetun amenu: güvendeki çocuklara/ gençlere
bi rabbihim: rableriyle
ve zidnahum huda: ve onları biz arttırdık, rehberlik ettik

Kehf-14: وَرَبَطْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا فَقَالُوا رَبُّنَا رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَ مِن دُونِهِ إِلَهًا لَقَدْ قُلْنَا إِذًا شَطَطًا

Ve rabatna: biz bağladık
ala kulubihim: kalplerini üstünden
iz kamu: kalktıkları zaman
fe kalu rabbuna: rabbimiz dediler
rabbus semavati vel ardı: göklerin ve yerin rabbisin
len ned'uve: çağırmadık
min dunihi ilahen: ondan başkasını ilah olarak
lekad kulna: biz söylersek
izen şetata: aşırıya kaçmış /sınırı aşmış oluruz

Kehf-15: هَؤُلَاء قَوْمُنَا اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ آلِهَةً لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَانٍ بَيِّنٍ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا

Haulai kavmunattehazu: bizim halkımız almadılar
min dunihi aliheten: ondan başkasını ilah olarak
lev la ye'tune aleyhim bi sultanin : eğer onlara gelmeseydi yetkiyle
beyyin: aralarında
fe men azlemu: kim daha karanlıktır
mimmeniftera alallahi keziba: Allah’a yalanlarıyla iftira edenden