Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
---

2- 68 Kalem

  • Nun... Bu harf, evreni sembolize ediyor.
    Evren, bir gecedir. Gece kavramıyla anılan şey, gezegenlerin gölgede kalan kısımları olmayıp bilakis bir varlığın ismi olarak anılıyor. On tane geceden ilkinin adı "Kadir Gecesi"dir. Diğer dokuz gece özel isimle anılmamakla birlikte bünyesinde bulundukları atomlarla birlikte anılırlar. Gece'lere eşlik eden onun tamamlayıcısı birde "Gündüz" vardır. Modern bilim bunlara "Kuark çifti" demektedir.

    Kadir gecesi ise tarih bilgisi değildir ve her hangi bir gezegenle ilişikli değildir. Evrendeki atomların tamamı Kadir isimli bu gece içinde yaratılmıştır.
    Baldırların açıldığı gün secdeye çağrılırlar, fakat secdeye güçleri yetmez...
    Sadece bir kelimeyi bile yanlış tercüme etmek öyle büyük tahribata sebep olur ki, şaşarsınız. Baldırların açılması ifadesini kendilerince anlamsız bulan müfessirler bunu "gerçeklerin ortaya çıktığı gün" şeklinde bir tercüme ile değiştiriyorlar. Vahiyde Allah'ın haberini verdiği şey atomun bacaklarının etrafındaki manyetizmanın silinmesi ve böylece baldırlarının çıplak kalmasıdır. Atomların elektromanyetizması kaybolduğunda onların secde edemediğini bildiriyor.

Kalem-1: ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ

Nun vel kalemi ve ma yesturun
Nun ve Kalem-ve yazdıkları

Kalem-2: مَا أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

Ma ente bi ni’meti rabbike bi mecnun
Rabbinin izniyle mecnun değilsin.

Kalem-3: وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ

Ve inne leke le ecran gayra memnun
üzerindekinden memnun olmayanlar

Kalem-4: وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

Ve inneke le ala hulukın azim
senin üzerinde oluşan harikalardan.

Kalem-5: فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

Fe se tubsıru ve yubsırun
kavrayacaksın gördüklerini

Kalem-6: بِأَييِّكُمُ الْمَفْتُونُ

Bi eyyikumul meftun
Tutkunluklarını tamamlasınlar

Kalem-7: إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

İnne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebilihi ve huve a’lemu bil muhtedin
Rabbin yolundan sapanı bilir, dininde kalanları da çok iyi bilir.

Kalem-8: فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ

Fe la tutııl mukezzibin.
Yalanlayanlara itaat etme.

Kalem-9: وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

Veddu lev tudhinu fe yudhinun
eğer boyanmayı dilerlerse boyanırlar

Kalem-10: وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ

Ve la tutı’ kulle hallafin mehin.
Lüzumsuz yere çok yemin edenlerin hiçbirine itaat etme.

Kalem-11: هَمَّازٍ مَّشَّاء بِنَمِيمٍ

Hemmazin: abartı/bağlanma
meşşain: kaynak
bi nemim: dedikodu halk arasındaki konuşma

Kalem-12: مَنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Mennaın: Cehennemdeki kafir
lil hayri: Hayır için
mu’tedin: suskun
esim: çok günah işleyen

Kalem-13: عُتُلٍّ بَعْدَ ذَلِكَ زَنِيمٍ

Utullin:
ba’de: Sonraki/devamında
zalike: O
zenim: işe yaramaz

Kalem-14: أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ

En kane: Oldu
za malin: Para
ve benin: oğullar

Kalem-15: إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ

İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin
Ona önceki iki ayetimiz okunduğu zaman bunlar evvelkilerin efsaneleri dedi.

Kalem-16: سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ

Se nesimuhu alal hurtum
Üzerinde bir esinti/rüzgar ile hortum oluşturacağız

Kalem-17: إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

İnna: şüphesiz
belev na: maviyiz
hum : onlar
kema: gibi
belev na: maviyiz
ashabel: sahibiyiz
cenneti: saklı yer
iz aksemu le yasrimunneha musbihin.
Şüphesiz bize mavi olan, odaları da mavi olan saklı yerin sahipleriyiz
üç atom var, her birisi bir ümmet(atomların ümmet mevzusu başkaca vahiylerde işlenecek) Atomların her birisi bir ana renk, mavi olanın içinde Muhammed isimli Ruh barınıyor, atomun içinde altı oda var.

Kalem-18: وَلَا يَسْتَثْنُونَ

Ve la: ve yoktur yestesnun: Dışlanan

Kalem-19: فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ

Fe tafe aleyha: üzerinizde tavaf eden
taifun: tavaf ederek koruyan
min rabbike: Rabbinden
ve hum naimun: Onlar uyurken
Evreni içine alan Nun rumuzlu ana yapı dönerek adeta içinde bulunan tüm varlıkların etrafında tavaf ediyor. Evren, bu yapı içinde duruyor/uyuyor.

Kalem-20: فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ

Fa asbahat kes sarim
Böylece gece oluştu
Atomun iç yapısı hakkında daha 2. pasajın bu ilk cümlelerinde henüz değinilmedi fakat ileride zulum kelimesi ile yani içinde hiç ısı/enerji bulunmayan ortamdan bahsediliyor. İşte o ortam, cehennemin içindeki korunaklı yapıdır. Orada Ruh barınmaktadır. Bu cümlede aynı ortam için kap karanlık oldu diyerek Ruh un kalacağı odacıkların enerjisiz, serin hale gelişi anlatılıyor. Aynı zamanda bu kelimenin toprak anlamı da var. Enerji denizi içindeki bu boşluklar toprak, enerjinin kendisi de su diye de anılıyor. Vahiy rivayetleri günümüze kadar hep teker teker incelendi, anlamlı bulunmayan durumlarda uydurmalarla güya açıklandı. Mesela yukarıda hortumdan bahsedilmişti, bunu mühür kelimesi ile değiştirmek doğru durmuyor. Olay bir bütündür! Ne zaman ki tüm vahiylerin anlatıları dimağımızda bir bütün resim oluşturdu ise işte o zaman her bir cümle mana kazanıverdi. Burada tek cümle içinde bu kadar anlam yok ki diyen kişilere biz bir şey anlatmayı başaramayız

Kalem-21: فَتَنَادَوا مُصْبِحِينَ

Fe tenadev musbihin

Kalem-22: أَنِ اغْدُوا عَلَى حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَارِمِينَ

Enıg’du ala harsikum in kuntum sarımin

Kalem-23: فَانطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ

Fentaleku ve hum yetehafetun

Kalem-24: أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ

En la yedhulennehal yevme: bu gün girmeyin
aleykum miskin: üzerinizdeki fakirlikle
Bilgi, atomun içindeki Ruh'u geliştiren tek gıda, Ruh için zenginlik ve fakirliğin anlamı kendi bedeninin güçlü yapısı olur. Her yeni gün öncesinde üç aylık açlık dönemi var, bilgisi/bedeni zayıf ruhlar bu aşamayı geçemiyorlar

Kalem-25: وَغَدَوْا عَلَى حَرْدٍ قَادِرِينَ

Ve gadev ala hardin kadirin

Kalem-26: فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوا إِنَّا لَضَالُّونَ

Fe lemma raevha kalu inna le dallun

Kalem-27: بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Bel nahnu mahrumun

Kalem-28: قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

Kale evsatuhum e lem ekul lekum lev la tusebbihun

Kalem-29: قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

Kalu subhane rabbina inna kunna zalimin
Dediler ki Rabbimiz senin şanın yücedir, biz zalim kimseler olduk

Kalem-30: فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ

Fe akbele: Döndü
ba’duhum: Bazıları
ala: Üzerine
ba’dın: Bazı
yetela ve mun: Ay ve okunan

Kalem-31: قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا طَاغِينَ

Kalu ya veylena inna kunna tagin
Yazıklar olsun bize, muhakkak ki biz, haddi aşan kimseler olduk.

Kalem-32: عَسَى رَبُّنَا أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَا إِنَّا إِلَى رَبِّنَا رَاغِبُونَ

Asa rabbuna en yubdilena hayran minha inna ila rabbina ragıbun

Kalem-33: كَذَلِكَ الْعَذَابُ وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

Kezalikel azab, ve le azabul ahırati ekber, lev kanu ya’lemun
Azabın aynısı ve azabın büyüğü ahirettedir. Keşke bilselerdi.
Azap, aşırı enerji içinde kalmaya yani cehennemde korumasız kalmayla yaşanıyor. Koruyucu gece'nin dışı cehennemdir.

Kalem-34:إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ

İnne lil muttakine inde rabbihim cennatin naim
Muttakinler için Rab’lerinin yanında Naim cennetleri vardır

Kalem-35: أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ

Efe nec’alul: Bir fiil yapmak/işlemek muslimine kel mucrimin: Şuç işleyen Müslüman

Kalem-36: مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Ma lekum, keyfe tahkumun
Onların yargılanması

Kalem-37: أَمْ لَكُمْ كِتَابٌ فِيهِ تَدْر ُسُونَ

Em lekum kitabun fihi tedrusun
Onların kitabındaki kayıtları okumak

Kalem-38: إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا يَتَخَيَّرُونَ

İnne lekum fihi lema tehayyerun
Onun içinde seçtiğiniz/tercih ettiğiniz eylemler/işler kayıtlıdır

Kalem-39: أَمْ لَكُمْ أَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ

Em lekum eymanun aleyna baligatun ila yevmil kıyameti inne lekum le ma tahkumun
Eğer iman yoksa kıyamete kadar, sonra yargılanacaksınız

Kalem-40: سَلْهُم أَيُّهُم بِذَلِكَ زَعِيمٌ

Sel:Küfe hum: Ona eyyuhum: onların hangisini bi zalike: yapmak zeim: Lider

Kalem-41: أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء فَلْيَأْتُوا بِشُرَكَائِهِمْ إِن كَانُوا صَادِقِينَ

Em lehum şurakau, felye’tu bi şurakaihim in kanu sadikin
Onların ortakları mı var? Getirsinler, eğer doğru söyleyen iseler

Kalem-42: يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ

Yevme yukşefu an sakın ve yud’avne ilas sucudi fe la yestetiun
Baldırları ortaya çıktığı gün secde edemeyecek durumda olurlar
Baldırların ortaya çıkması, atomun etrafındaki elektromanyetik alanın zayıflamasıyla proton ve elektron arasındaki bacağı andıran organın gözükmesini anlatmaya çalışıyor

Kalem-43: خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ

Haşiaten ebsaruhum terhekuhum zilletun, ve kad kanu yud’avne ilas sucudi ve hum salimun
Gözleri korkudan ürpermiş, bir zillet kaplamış haldedirler, salimken secde etmeye davet edilmişlerdi.

Kalem-44: فَذَرْنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَذَا الْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

Fe zerni ve men yukezzibu bi hazal hadis, se nestedricuhum min haysu la ya’lemun

Kalem-45: وَأُمْلِي لَهُمْ إِنَّ كَيْدِي مَتِينٌ

Ve umli lehum, inne keydi metin
Kötü niyetleri yüzünden onlara umut bile veremiyorum

Kalem-46: أَمْ تَسْأَلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ

Em tes’eluhum : Sor ecran : Ücret fe hum : onlar min magramin : Ezik muskalun : Ağır borç
Onlara sor, bir ücret mi istedim sizden? Yoksa ağır bir borç altında mı eziliyorsunuz?

Kalem-47: أَمْ عِندَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

Em inde humul gaybu fe hum yektubun
Gaybı onlar mı yazıyorlar?

Kalem-48: فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ الْحُوتِ إِذْ نَادَى وَهُوَ مَكْظُومٌ

Fasbir li: Sabret // hukmirabbike: Hüküm Rabbinindir // ve la tekun: Ve sen olma // ke: Sen // sahıbil: Mal sahibi // hut: Balık // iz nada: bu çağrısına // ve huve mekzum

Kalem-49: لَوْلَا أَن تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاء وَهُوَ مَذْمُومٌ

Levla en tedarakehu ni’metun min rabbihi le nubize bil arai ve huve mezmum

Kalem-50: فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ

Fectebahu rabbuhu fe cealehu mines salihin

Kalem-51: وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ

Ve in yekadullezine keferu le yuzlikuneke bi ebsarihim lemma semiuz zikra ve yekulune innehu le mecnun

Kalem-52: وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ

Ve ma huve illa zikrun lil alemin
O, Alemlere zikirdir.