Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
----

50- 17 isra

  • Kulunu gecede Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, sübhan’dır.
    Bu yürüyüş dünya üzerinde gerçekleşen bir olay değildir. Hz. Muhammed zamanında Aksa Mescidi yıkık idi. 614 de farslara 624 de bizansa ait idi. Daha önemlisi bu yürüyüş bir gecede gerçekleşen hadise iken yeryüzündeki coğrafik konumuyla neredeyse 1500 Km lik mesafedeki bu mescide yürüyüş aylar sürecektir. Gerçekte vahiylerde geçen yer ve olayların tamamı atomlara dair gayba aittir. Mescid, ruhun amel işlediği mekana denirken dünya üzerinde mescid denilen yer ise Hz. Muhammed'in sürekli durduğu sohbet ettiği yer idi.

    Bir köyü/elementi helak etmek istediğimiz zaman onun mutrafilerine emrettik, orada fesat çıkardılar. Böylece söz üzerlerine hak oldu. Ve onu helak ederek, yok ettik. Nuh ’tan sonra asırlarca nice nesiller helak ettik. Allah ile beraber başka bir ilah kılma! O zaman zemmedilmiş ve hor görülmüş olarak kalırsın... Bir element içindeki aynı yöne dönen atomlara müminler deniliyor. Münafık atomlar aksi yöne dönen atomlar oluyor. Aksi yönde dönmek fesat çıkarmak oluyor. Eğer mümin ve münafıkların sayıları eşit ise elektriksel bakımdan birbirlerini yok edecektirler. Vahyin bahsettiği üçüncü bir helak türü budur. Diğer ikisi ateşe atılmak ve soğukta bırakmak idi (azap ve zulüm)

    İns atomları ise dişil sayılıyor. Evren, erillik ve dişilik üzere kuruludur. Fizik evren üç renkte tek tip İns atomlarıyla inşa edilmiştir. Gök’lerde -kuarklarda- olan kimseler, İns atomu içindeki benliklerdir.

isra-1:
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Subhanellezi : batmadan, hızla uzaklaşan
esra : esirleri
bi abdihi : hizmetmahkumlarıyla
leylen : geceleyin
minel mescidil harami : yasak mescitten
ilal mescidil aksallezi : daha ötedeki, üstteki mescide
barakna havlehu : onu orada tutan
li nuriyehu min ayatina : ayetlerinizi görmesi için
inne hu huves semiul basir : o onları işiten ve öngörendir
Ayetlerimizi göstermek için, esirleri ve ibadet mahkumlarını gece Mescid-i Haram’dan, ötedeki üstteki mescitte tutan, subhan-hızla uzaklaşan-dır. O, (sadece) işitendir, ön görendir . "göz görmesi anlamında değil, basiret anlamında.

Cümlede anılan “Mescidi Haram” ve “Mescidi Aksa” öğeleri atomik dünyadan imgelerdir. Anlatıların en önemlisi İlah ve Rab hakkında olanlardır. Mütekallim ulema "Subhanallah" kelimesini "Allah Subhandır!" diye geçiştermektedirler. "Subhan" ne demektir?
Batmadan yüzen, hızla uzaklaşan olan subhan kelimesinin bu anlamlarının rabbimizle ne ilgi alakası olabilir?
Çok kısa olarak değinirsek: Rab, elif çizgisi gibidir. O, zamanın akış hızıyla uzanmakta fakat referansı/mikyası olmadığı için tekillik gerçekliğini sürdürmektedir. O, hiçlikte batmadan yüzmektedir. Varlık âleminin tamamı onun ardında kalmakta, ona yetişmesi mümkün olmamaktadır. Ona yetişecek olsa bu kez ona yetişen Rab pozisyonuna girecek demektir.
Tüm varlığın enerji kaynağı olan Rab, oluşturduğu diğer ruhlar kendisinden geride kaldığından ötürü Rablerini görmeleri mümkün değildir.
Aslında Ruhlar kendilerini de göremezler. Ancak ve sadece ayetleri görmeleri sağlanabilirse bu olasıdır. Protonun yani göklerin içinde barınan ruh, oradan alınıp elektrona götürülü, oradan protona baktırıldı. Böylece protonun ışığı gösterildi. Ruhumuzun, mescidi haramdan mescidi aksaya intikali böyle anlatıldı.
Cümle sonuda Allah'ın işiten ve bilen olduğu ifadesi, onlarca asırdır yanlış empoze edilip duruldu. Dikkat edin Allah gören değildir, Görme çok parçalı göz organının temin ettiği çok parçalı resim bilgisinin birleştirilmesiyle mümkündür. Teklik/ tekilliğin söz konusu olduğu Allah'ın zatı insan gibi göremeyip sadece atomların titreşimlerini algılamakta ve olayları bilmektedir. Görmeden bilmenin adı basirettir. Gören/ görme kabiliyeti kazandırılmış bizlere beşer denmiştir. Allah görüyor dediğinizde onu beşer yerine koymuş olursunuz. (Subhan kelimesini anlatırken onun herşeyin önünde olduğunu ve her şeyden hıza uzaklaştığını söyledik ve sonrasında Allah'ın her şeyi işittiğini vurguladık. Bu noktada bir çelişki sezmeniz gerekiyor; Olayın teknik ve fiziki işleyişi buraya sığmayacak kadar uzun duruyor, “Diğer olasılıklar” isimli kitaptan takibini gerekiyor.))

İsra -2: وَآتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِّبَنِي إِسْرَائِيلَ أَلاَّ تَتَّخِذُواْ مِن دُونِي وَكِيلاً

Ve ateyna : biz verdik
musa-lkitabe : Musa kitabı
ve cealnahu huden : rehber yaptık
li beni israile : İsrail oğullarına
ella tettehızu : almayın
min duni vekila : benden başka vekil

isra-3 : ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ إِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا

Zurriyyete : çocuklarını
men hamelna : kim taşıdı
mea nuh : Nuh ile beraber
innehu kane abden şekura : gerçekten o şükreden köleydi

isra-4 : وَقَضَيْنَا إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَبِيرًا

Ve kadayna : hükmettik
ila beni israile : İsrail oğullarına
fil kitabi : kitabın içinde
le tufsidunne: bozulmuş, yozlaşmış
fil ardı: yerin içinde
merrateyni: iki kere
ve le ta’lunne : ilan etmek
uluvven kebira : daha yüksek büyüklük

isra-5 : فَإِذَا جَاء وَعْدُ أُولاهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَّنَا أُوْلِي بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُواْ خِلاَلَ الدِّيَارِ وَكَانَ وَعْدًا مَّفْعُولاً

Fe iza cae : geldiği zaman /geldiğinde
va’du : vaat / söz
ula huma : onları (ikisini)
beas na aleykum : sana gönderdik
ibaden lena : bizim köleler
uli be’sin: ümitsizlik /beis
şedidin : şiddetli
fe casu hılaled diyar : diyarları geçtiler / dolaştılar
ve kane va’den mef’ula : bir sözün etkisi oldu

isra-6 : ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَأَمْدَدْنَاكُم بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَجَعَلْنَاكُمْ أَكْثَرَ نَفِيرًا

Summe radedna : sonra geri çevirdik
le kum ul : sana/senin için
kerrate : top/küre şekilli
aleyhim : onlara
ve emdedna kum : ve sizi genişlettik
bi emvalin : mallarla
ve benine : ve oğulla
ve cealnakum : seni oluşturduk
eksere nefira : daha çok miktarda
Atomun içindeki ruha hitaben: Seni oğulla ve mal ile genişlettik! Deniyor. Atomun enerji seviyesi onun malı /metasıdır. Elektron ise onun oğludur. Elektron genişleyen manyetizmaya sahiptir. Böylece atomun çapı ve ağırlığının arttırıldığı bildiriliyor.

isra 7 : إِنْ أَحْسَنتُمْ أَحْسَنتُمْ لِأَنفُسِكُمْ وَإِنْ أَسَأْتُمْ فَلَهَا فَإِذَا جَاء وَعْدُ الآخِرَةِ لِيَسُوؤُواْ وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُواْ الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُواْ مَا عَلَوْاْ تَتْبِيرًا

İn ahsentum : iyilik yapmak
ahsentum li enfusikum : kendin için iyidir
ve in ese’tum : yapmazsan
fe leha : sahip oldukları
fe iza cae : geldiği vakit
va’dul ahırati : ahiretin sözü
li yesuu vucuhekum : yüzler sevincini kaybeder
ve li yedhulul mescide kema : mescide gidikleri gibi
dehaluhu : girdiklerinde
evvele merratin : ilk kez
ve li yutebbiru : ve yok etmek için
ma alev tetbira : kırıp helak ettikleri
Ruhun amel ve neşriyatını yaptığı mekana mescit deniyor. Bunu kudüsteki mescitle ilişkilendirmek mümkün değildir. Zaten ilk cümlede başında geçen, yürütülüp götürülen Aksa/Uzak Mescid ile nerenin kastedildiği meçhuldür, İsra (yürütme) olayı anılmakta fakat hiçbir ayrıntı verilmemektedir.
Olay, elektrondan yukarıya/göğe yükselen ve Musa devrinden kalan boş atomlara yerleşen mim rumuzlu ruha deniyor. Ki oraya vardığında/girdiğinde eğer hala kimse -racul- kalmışsa -ki bu bir firavundur- onu helak etmesi söylenmektedir.

isra-8 : عَسَى رَبُّكُمْ أَن يَرْحَمَكُمْ وَإِنْ عُدتُّمْ عُدْنَا وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرِينَ حَصِيرًا

Asa rabbukum : belki rabbiniz
en yerhamekum : size merhamet eder
ve in udtum udna : geri dönerseniz
ve cealna cehenneme : biz yaptık cehennemi
lil kafirine hasira : kafirler için kuşatıcı
Her şey cehennemin içindedir. Evren, cehennemin ta kendisidir. Geri dönenler için cehennemin polarması Ruh çizgilerine ters olacak ve yakıcı etki sergileyecektir.

isra-9 : إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يِهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا

İnne hazal kur’ane : işte bu kuran
yehdi lilleti hiye akvemu : bana rehberlik ediyor
ve yubeşşirul mu’mininellezine : ve güvende olanlara müjdeliyor
ya’melunes salihati : salih amel işleyenlere
enne lehum : onlar için
ecren kebira : büyük ücreti
İşte bu kur'an/manyetizma, biliyorum bana rehberlik eden odur. O güvende olmanın alametidir. Salih amel işleyenler için büyük ücret/mükafat vardır.

Kur'an, atomun içindeki ruha rehberlik ediyor. Onu saran kur'an/manyetizma atomu ve içindeki ruhu koruyor. Kur'an, atoma dışarıdan gelecek her türlü manyetik etkiyi/fiziksel teması iterek bertaraf ediyor. Etraftaki her türlü manyetik alana karşı olan hassasiyeti sayesinde körlerin asası gibi yol gösterici ve rehberlik özelliği sergiliyor. Atom etrafındaki kur'an/manyetizma, ruh için amel işlerken dış dünyaya etki edebilecek tek varlıktır. Onun sayesinde konuşabilir, iş/ salih amel işleyebilir, işitebilir. Bunu iyi işlerde kullananlara verilecek büyük mükafatlar haber veriliyor.)

isra-10 : وأَنَّ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Ve ennellezine : ve kimler
la yu’minune :güvende değil
bil ahırati: ahirete
a’tedna lehum azaben elima : onlar için korkunç azap hazırlandık

isra-11: وَيَدْعُ الإِنسَانُ بِالشَّرِّ دُعَاءهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الإِنسَانُ عَجُولاً

Ve yed’ul insanu biş şerri : insanlar kötülüğü çağırır
duaehu bil hayr: iyi dualarıyla
ve kanel insanu acula: ve insanlar aceleceydi

isra-12: وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ آيَتَيْنِ فَمَحَوْنَا آيَةَ اللَّيْلِ وَجَعَلْنَا آيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُواْ فَضْلاً مِّن رَّبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُواْ عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْصِيلاً

Ve cealnal leyle: geceyi oluşturduk
ven nehare: ve gündüzü
ayeteyni: iki işaret olarak
fe mehavna ayetel leyli: gecenin işaretini sildik
ve cealna ayeten nehari mubsıraten: ve oluşturduk gündüzü, gösteren olarak
li tebtegu fadlen min rabbikum : yanı sıra rabbinden iyilik
ve li ta’lemu adedes sinine: ve yıl sayısını öğrenmek için
vel hisab: ve hesabını
ve kulle şey’in: ve her şeyin
fassalnahu: onu ayırdık
tafsila : ayrıntılı olarak

isra-13: وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا

Ve kulle insanin: her insana
elzemnahu : biz taahhüt ettik
tairahu: kuşunu
fi unukıh: boynunun içine koyduk
ve nuhricu lehu: ve onu çıkaracağız
yevmel kıyameti: diriliş günü
kitaben : yazılmış
yelkahu menşura: broşür olarak alacak

isra-14: اقْرَأْ كَتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

Ikra’ kitabeke: kitabını kraat et
kefa bi nefsikel: kendine yetecek kadar
yevme aleyke hasiba: o gün hesaplayabilesin

isra-15: مَّنِ اهْتَدَى فَإِنَّمَا يَهْتَدي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولاً

Menihteda: kim rehberlik ediyor
fe innema yehtedi li nefsihi: kendine yol göstermiş olur
ve men dalle: ve kim saparsa
fe innema yadıllu aleyha: kendini yanlış yönlendirmiş olur
ve la teziru vaziratun vizra uhra: iliklemeyin düğmeyi diğer düğmelerle
ve ma kunna muazzibine hatta neb’ase resula: işkence görmezsiniz bir elçi gönderilene kadar
Koni şekilli gök (kuark) içinde barınan ruha tembih ediliyor; Koni tabanındaki (düğme diye anılıyor) çekim gücü yüzünden başka bir çekim gücü ile birleşmesi durumunda iki gök ve içindeki ruhlar heba olacaktır. Onların belli bir nizam ile protonu oluşturması planlanmıştır. Göklerin içindeki ruhun bir yol, bir damar vasıtası ile yer’e ulaşması gereklidir. Bu yüzden rehberlik kendine yapılan bir yol gösterme şeklinde tezahür etmelidir. Yanlış iliklenmeler veya sapmalar yine kendinedir.

isra-16: وَإِذَا أَرَدْنَا أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُواْ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا الْقَوْلُ فَدَمَّرْنَاهَا تَدْمِيرًا

Ve iza eradna: eğer istersek
en nuhlike karyeten: bir köyü yıkmayı /helak etmeyi
emerna mutrafiha: ipe uzanmasını biz emrettik
fe feseku fiha : onlar da ayrıldılar
fe hakka aleyhal kavlu: sağa /sağda olanlara dedik
fe demmernaha tedmira: biz yıktık yok ettik
Proton ile elektron arasında bir ip var, buna Allah’ın ipi deniyor. Ona sım sıkı yapışanlar Allah’a ulaşır deniyor. Bu ip atomun şah damarı olarak tanımlanıyor. Bu ipi uzatarak elektronu protondan 71-72 ve 73 yıl uzak tutuluyor.

isra-17: وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنَ الْقُرُونِ مِن بَعْدِ نُوحٍ وَكَفَى بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًَا بَصِيرًا

Ve kem ehlekna: biz kaçını helak /yok ettik
minel kuruni: yüzyıldan beri
min ba’di nuhin: Nuh’tan sonra
ve kefa bi rabbike: yeterki senin rabbinle
bi zunubi ıbadihi: hizmet edenlerin günahlarının
habiran basira: farkında olan, zeki

isra-18: مَّن كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاء لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ يَصْلاهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا

Men kane yuridul acilete: kim acelece istedi
accelna lehu fiha: onu ona hızlandırdık
ma neşau li men nuridu: istediklerimizi kim için istiyoruz
summe cealna: daha sonra oluşturduk
lehu cehennem yaslaha : onun cehennemini
mezmumen medhura: ayıplanmış reddedilmiş

isra-19: وَمَنْ أَرَادَ الآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًا

Ve men eradel ahırate: kim ahireti ister
ve sea leha: ve onu arar
sa’yeha: onu bulur
ve huve mu’minun: o güvendedir
fe ulaike kane sa’yuhum meşkura: onların çabası teşekkürü gerektirdi

isra-20: كُلاًّ نُّمِدُّ هَؤُلاء وَهَؤُلاء مِنْ عَطَاء رَبِّكَ وَمَا كَانَ عَطَاء رَبِّكَ مَحْظُورًا

Kullen numiddu haulai: bunların her ikisini uzattık
ve haulai min atai rabbike: ve bunlar rabbinden tekliftir
ve ma kane atau rabbike mahzura: ve rabbinin yasaklamış teklifi olmadı