Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

68- 88 Ğaşiye

  • Fizik varlığın yapıtaşı olarak yaratılan atomun elektronu hakkında eşsiz bilgiler:

    Protonun uzantısı olan elektron iki unsurdan oluşuyor; Yer ve dağ.

    Yer, etrafında düz levhalar halinde yayılıyor. Bu levhalar üst üste biriktiğinde ilk levhanın /diskin çapı büyük, son oluşanın ki küçük olunca tıpkı bir dağı andıran görünüm kazanıyor.

Ğaşiye-1: هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ

Hel etake hadisul : sana geldi mi
hadisul : sözü
gaşiyeti : kuşatan örtü
Kuşatan örtü, atomu cehennemden izole eden koni şekilli, perde işlevi gören ins diye adlandırılan gölge duvardır.

Ğaşiye-2: وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ

Vucuhun : yüzler
yevme izin : o gün
haşiatun : korkudan boyun eğmiştir

Ğaşiye-3: عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ

Amiletun: çalışmış
nasıbetun: boşa yorulmuş

Ğaşiye-4: تَصْلَى نَارًا حَامِيَةً

Tesla naran : ateşte ısınmaktan hamiyeten : korunmuş

Ğaşiye-5: تُسْقَى مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ

Tuska: sulamak
min aynin: gözlerinden
aniyetin: birkaç kez
Biz suladık gözünden.
Sulamak: Enerji takviyesi yapmak anlamında. Develerin sulanması mevzusuyla aynı şeyi anlatıyor. Önceki pasajlarda atomların devinimlerinin azaldığından bahsediliyordu. İhtiyaç duyulan enerji takviyesi yapılmadığında sönümlenme yüzünden atomun ömrü kısa sürede bitecektir.

Ğaşiye-6: لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ

Leyse lehum: onlar değil
taamun: yiyeceği olanlar
illa min dariın: ancak dikenli /kuru yemekten

Ğaşiye-7: لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ

La yusminu: semiremez
ve la yugni: şarkı söylemez/titreşim üretmez
min cuın : açlıktan
Beslenmediğinde, açlıktan titreşim üretemez.

Ğaşiye-8: وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ

Vucuhun: yüzleri
yevme izin: o gün
naımetun: yumuşak

Ğaşiye-9: لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ

Li sa’yiha radiyetun : rızası /memnuniyeti için

Ğaşiye-10: فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ

Fi cennetin : cennetin içinde
aliyetun : yüksekte
Yüksekteki cennetin içinde.

Ğaşiye-11: لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً

La tesmeu fiha lagıyeten: orada boş söz işitmezsin
Atomun içine ruh üflendikten sonra onun canlandığını, titreşerek neşriyat yaptığını ve bu eylemi şarkı söylemek olarak tanımlandığını önceki pasajlarda okuduk. Burada boş atomun titreşmediğini, içinde ruh olmayan atoma rastlanılmayacağı dillendiriliyor.

Ğaşiye-12: فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ

Fiha aynun cariyetun: içinde devamlılığı süren bir göz var

Ğaşiye-13: فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ

Fiha: içinde
sururun: tahtlar
merfuatun: yükseltilmiş

Ğaşiye-14: وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ

Ve ekvabun mevduatun: ve yapma /sahte (kulpu olmayan) cam bardaklar

Ğaşiye-15: وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ

Ve nemarıku masfufetun: matris halinde yastıklar var

Ğaşiye-16: وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ

Ve zerabiyyu: halı
mebsusetun: yayılmış

Ğaşiye-17: أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ

E fe la yanzurune: bakmıyorlar mı?
ilal ibili: develere
keyfe hulikat: nasıl yapılmışlar

Ğaşiye-18: وَإِلَى السَّمَاء كَيْفَ رُفِعَتْ

Ve ilas semai: ve göklere
keyfe rufiat: nasıl uluviyet katılmış

Ğaşiye-19: وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ

Ve ilal cibali: ve dağlara –bakmıyorlar mı?
keyfe nusıbet: nasıl (atın kulakları gibi) dikilmişler

Ğaşiye-20: وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ

Ve ilal ardı: ve Yer’e –bakmıyorlar mı?
keyfe sutıhat: nasıl dümdüz yayılmış
Yer, göklerin uzantısıdır, huninin ucu gibi durur. Etrafından dikmeler halinde ışık gibi uzanımlar yayılır, bu elektromanyetizmadır. Yer ve elektromanyetizma birlikteliğiyle elektron meydana geliyor, ve görünümü dag gibidir. Göklerin ise atomun üst /fevk kısmında yer aldığını önceki pasajlarda okumuştuk.

Ğaşiye-21: فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ

Fe zekkir innema ente muzekkirun: gerçekte sen erilsin (biyolojik anlamda değil)

Ğaşiye-22: لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ

Leste aleyhim bi musaytır: onları kontrol etmiyorum

Ğaşiye-23: إِلَّا مَن تَوَلَّى وَكَفَرَ

İlla men tevella ve kefer: ancak kim devralır ve inkar eder

Ğaşiye-24: فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ

Fe yuazzibuhullahul: Allah ona işkence etti
azabel ekber: en büyük işkence

Ğaşiye-25: إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ

İnne ileyna iyabehum: gerçekten onların dönüşü /gelişi bizedir

Ğaşiye-26: ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ

Summe inne aleyna hisabehum: daha sonra onların hesabı bizim üzerimizedir