Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

27- 85 Buruc

  • Semadaki burçlar/kuleler...

    Bu pasajda protonla elektronun arasındaki bağ anlatılıyor. Bu bilgiler sayesinde protonların bir arada nasıl durdukları da açıklık kazanıyor. Kur'an kitabında Proton "gökler" diye anılıyor ve Elektron "Yer" ismiyle anılıyor.

Buruc-1: وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ

Ves semai : gökteki
zatil: irtibat/bağlantı parçası
buruc: kule
Gökteki (Yer ile) irtibat sağlayan kuleler.

Modern bilimin nötrino savı mantıksız ve fiziken olanaksızdır. Öyle ki kağıt üstünde sağladığı elektriksel yük denkliği, fiziksel ortamda mümkün olamıyor. Çünkü her bir protona iki nötron gerekliliği hasıl olmaktadır ama teoride sadece bir tane nötrondan bahsedilmektedir. Yer ile Gök arasında sabit duran bir varlığın mevcudiyetinden haber veriliyor. Böylelikle poroton-atom birlikteliği kusursuz işlerlik kazanıyor.

Buruc-2: وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ

Vel yevmil: ve bu gün
mev’ud: vaad edilen

Buruc-3: وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ

Ve şahidin: izlenebilen
ve meşhudin: tanık olunan

Buruc-4: قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ

Kutile:öldürme
ashabul: sahibi olduğunuz
uhdud: oluk /kanal

Buruc-5: النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ

Ennari: ateş/nar
zatil : ilgili
vekud: yakıt

Buruc-6: إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ

İzhum: onlar
aleyha: tarafından
kuud: hata

Buruc-7: وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ

Ve hum : Onlar
ala ma yef’alune : üzerine/hakkında ne yapılması gerektiği
bil mu’minine: müminlerin
şuhud: tanıklığı

Buruc-8: وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ

Ve ma nekamu: nefret edilen
minhum : kim onlar
illa en yu’minu: ancak güvende
billahil : Allah
azizil : sevgilidir
hamid: övülendir

Buruc-9: الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

Ellezi: kimse
lehu: onun
mulkus: kralı
semavati: göklerin
vel ard: ve yer'in
vallahu: Allah
ala kulli şey’in: her şeyin üzerinde
şehid: şahittir
Göklerin ve yerin üzerinde her şeye şahit olan kral, sadece Allah'tır.

Buruc-10: إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ

İnnellezine: kimseler
fetenul: zulmeden
mu’minine: güvenli
vel mu’minati : ve güvende // summe : daha sonra
lem yetubu: tevbe eden
fe lehum: bunlar
azabu cehenneme: cehennemin azabı/ateşi
ve lehum : onlar
azabul harik: ateşin eziyeti
Onlar, inanan erkeklere ve kadınlara zulmettiler/enerjisiz bıraktılar, sonra onlar tövbe etseler de artık cehennemin azabı ateşin eziyeti onlaradır.

Buruc-11: إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ

İnnellezine: kimseler
amenu : güvendeki
ve amilus salihati: ve iyi işler yapan
lehum: onlara
cennatun : cennetteki
tecri : yerinizi alın
min tahtihal: altından akar (içinde anlamında değil)
enhar: nehir
zalikel : o
fevzul: kazanmak
kebir: harikalar
Altından nehirler akan cenneti kazananlar (Dünya tabiatındaki gibi bir nehir görüngüsü değil) harika cennetteki yerinizi alın.

Proton yani gikleri içindeki ruh, ardın fevkindedir, kendinden gayri varlıkların hepsi aşağıda kalır.

Buruc-12: إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ

İnne batşe: asansör gibi /ezilmeden uzanmış
rabbike: rabbinin
le şedid: ihtişam ve şiddeti

Buruc-13: إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ

İnnehu : öyle
huve: o
yubdiu : yaratır
ve yuid: yeniden yaratır
O yaratır ve öyle geri getirir.

Aynısını yeniden yarattığında onu diriltmiş oluyor.

Buruc-14: وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ

Ve huvel : o
gafurul : bağışlayan
vedud: samimi
O bağışlayandır, samimidir.

Buruc-15: ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ

Zul : onun gücü vardır
arşil: tahtının
mecid: görkemli

Buruc-16: فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ

Fa’alun: etki
lima: ne ile
yurid: istediği

Buruc-17: هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ

Hel etake: koparmak
hadisul : konuşmalar
cunud: asker

Buruc-18: فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ

Fir’avne: büyük ev /büyük beyt
ve semud: dönmüş
Firavunların ters polarmaları ve yüksek enerji seviyeleri müminler için tehdit oluşturur

Bir firavunun gücü öldürmeye (atomun enerjisini nötrlemeye) onu yok etmeye veya kuvvetlendirerek hayat vermeye yetmektedir.

Buruc-19: بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ

Belillezine : kimseler
keferu : gizleyen
fi tekzib: reddetmek

Buruc-20: وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ

Vallahu: Ve Allah
min veraihim:
muhit: etraf
Allah, onları arkalarından kuşatır.

Buruc-21: بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ

Bel huve: işte bu // kur’an'un : manyetizma
mecidun: şanlı
Manyetik alanın (Kur'an) elektriksel etkileriyle sayesinde her şeyi kuşatır/korur/ona etki edebilir.

Buruc-22: فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ

Fi levhın: levhalar
mahfuz: korunmuş
(Manyetizma) korunmuş iki boyuttan/levhalardan meydana geliyor. O, tıpkı üzt üste duran CD ler gibidir.