Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

90- 33 Ahzab

Ahzab-1: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللَّهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

Ya eyyuhan nebiyyuttekillahe: Ey nebi Allahtan kork!
ve la tutıil kafirine: inkar edenlere uymayın
vel munafikine: ve ikiyüzlülere
innallahe kane alimen hakima: Gerçekten Allah bilendir, hakimdir
Ey Nebi Allah’tan kork! Ve inkarcılara ve ikiyüzlülere uymayın. Allah gerçekten bilendir, hakimdir.
(Nebi, Atomların içinde yaşamakta olan ruhların hepsine birden deniyor.)

*) Ahzab-2: وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

Vettebi’ : İzle/takip et
ma yuhaileyke min rabbike: rabbinden sana ilham edileni /vahyedileni
innallahe kane bima: gerçekten Allah'ın yaptıkları kendinden /zatındandır
ta’melune habira : yaptıklarında uzmanlaşmıştır
Allah'ın yaptıkları kendindendir! Çünkü yalnız o vardır. Yaratma eylemi başka bir varlık meydana getirmek olmayıp bilakis yokluklar oluşturmaktır. Yine çünkü diyeceğiz ki kendinden başka bir şey olamıyor. Bu yüzden kendi varlığına istinaden sizi yok’tan var ettim demektedir. Ne acıdır ki bu ifade “Siz yoktunuz ve sizi var ettim!” şeklinde anlaşılmaktadır. Düşünüldüğünde sizi var ettim bildiriminin gereksiz olacağı anlaşılır; Biz, bize önceden olmadığımızı bilebilecek akıla sahibiz.
Yaptıklarında uzmanlaşmış ifadesiyle Allah’ın bir bilgi birikimine sahip olduğunu ve bu uzun süreçler içinde bilgi ve deneyiminin arttığını uzmanlaşmış ifadesiyle haber vermektedir. Evreni her yaratışında, bir önceki bilgilerin hazırda olduğunu varsaymamız, o bilgilerin bir anda oluşmuş kabülünden ibarettir. Görceli olarak doğru sayılabilir. Öyle ki önceki bilginin bir birikim olup olmaması biz kısa hayat sahiplerinin bakış açısından ehimmiyet arz etmemektedir.

Ahzab-3: وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا

Ve tevekkel alallahi: Allah'a güvenmen
ve kefa: yeterlidir
billahi: Allah
vekila: vekildir

Ahzab-4: مَّا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ وَمَا جَعَلَ أَزْوَاجَكُمُ اللَّائِي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَاتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَاءكُمْ أَبْنَاءكُمْ ذَلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَاهِكُمْ وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ

Ma cealallahu: Allah’ın yaptıkları
li raculin: adamlar içindir
min kalbeyni: iki kalp
fi cevfihi: ortasında (sırtının boşluğunda)
ve ma ceale: ve yaptığı
ezvacekumullai: eşlerini kim gibi
tuzahırune: gösterilenler
min hunne: onlardan
ummehatikum: anneleriniz
ve ma ceale: ve ne yaptı
ed’ıyaekum: düşmanlarınız
ebnaekum: oğullarınızı
zalikum: boyunlarınız
kavlukum: sözleriniz
bi efvahikum: ağızlarınızla
vallahu yekulul hakka: ve Allah sağa/sağla diyor
ve huve yehdis sebil: ve o rehberlik eder yola

Ahzab-5: ادْعُوهُمْ لِآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ اللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوا آبَاءهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُم بِهِ وَلَكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

Ud’uhum: onları davet et
li abaihim: babaları için
huve aksatu indallah: Allah'ın adaletini
fe in lem ta’lemu: bilmiyorsanız
abaehum: babalarını
fe ıhvanukum fid dini: din kardeşlerini
ve mevalikum: ve taraftarlarını
ve leyse aleykum cunahun: senin kabahatin değil
fima ahta’tum bihi: ona karşı günah işleyen
ve lakin ma taammedet kulubukum: lakin kalpleriyle kasıtlı olarak
ve kanallahu gafuran rahima: meramet edip bağışlayan Allah’tır

*) Ahzab-6: النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا

En nebiyyu: nebiler
evla: ilk /evvela
bil mu’minine: güvende olanlardır
min enfusihim: kendi nefsinden
ve ezvacuhu ummehatuhum: eşleri anneleridir
ve ulul erhami ba’duhum: ve akrabaların bazıları
evla bi ba’dın: her şeyden önce
fi kitabillahi: Allahın kitabının içinde
minel mu’minine: güvende olanlardan
vel muhacirine: ve göçmenler
illa en tef’alu: ancak sen yap
ila evliyaikum: evebeynlerine
ma’rufa: bilinen
kane zalike:
fil kitabi : kitabın içende
mestura: örtülmüş
Atomların dünyasında eş ve anne statüsündeki dişi /nisa atomlarıdır. İçlerinde erkek /racul diye tanımlanan ruh barınmaktadır. Atomun elektronu ise onun oğlu statüsündedir. )

Ahzab-7: وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ النَّبِيِّينَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَاقًا غَلِيظًا

Ve iz ehazna: bizi almıştık
minen nebiyyine: nebilerden
misakahum: onların şartlarını
ve minke: senden
ve min nuhın: ve nuhtan
ve ibrahime: ibrahim
ve musa: ve musa
ve isa :
ibni meryeme: meryemin oğlu
ve ehazna: biz aldık
minhum misakan galiza: onlardan ağır şart

Ahzab-8: لِيَسْأَلَ الصَّادِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا

Li yes’eles sadikine : sormak için inanancı
an sıdkıhim: inananlara
ve eadde: hazırlandı
lil kafirine: inkar edenler için
azaben elima: azabın büyüğü

Ahzab-9: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَاءتْكُمْ جُنُودٌ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا وَجُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا

Ya eyyuhallezine amenuzkuru: ey güvende olanlar hatırlayın
ni’metallahi aleykum: üzerlerinizdeki Allah'ın lütfunu /nimetlerini
iz caetkum cunudun: askerler size geldiğinde
fe erselna aleyhim rihan: onlara rüzgarlar gönderdik
ve cunuden lem teravha: ve gönderdiğimiz askerleri sen görmedin
ve kanallahu: Allah idi
bima ta’melune basira: yaptıklarını öngören/bilen

Ahzab-10: إِذْ جَاؤُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتْ الْأَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللَّهِ الظُّنُونَا

İz caukum: sizlere geldiğinde
min fevkıkum: üstünüzden
ve min esfele minkum: altlarınızdan
ve iz zagatil ebsaru: gözlerinizin genişlediği
ve belegatil kulubul hanacire: kalplerinizin bağazlarınıza ulaştığı
ve tezunnune: senin düşündüklerini
billahiz zununa: biz düşündük