Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

24- 80 Abese

  • Atomun neyden yapıldığı ve içine ruh yerleştiğinde neler olduğuna dair anlatılar.

    Bakınız burada direkt olarak “madde neyden yapılmıştır diye soruluyor, maksat bizim maddenin yapısına odaklanmamızdır. Günümüz bilim dünyası hala atomun içinde “Parçacık” aramakla meşguller. Kuark'ları ve leptonları oluşturan yapı elemanlarını aramak için Hadron çarpıştırıcısında yıllar süren pahalı deneyler yapılıyor.

    Atomların sudan yaratılma haberi dünya üzerindeki H2O su molekülünden evreni kurmak anlamında kullanılmamıştır. Saf ve düz yani tek boyutlu ipliksi formdaki ısı enerjisinin oluşturdğu akışkan yapıya "Su" deniyor.

    Devamındaki bildirimin önemli kısmını “kader” ayrıntısı oluşturuyor. Eşyanın/Maddenin kaderi belirlenebilir. Tasarlanmış bir makine veya devreyi çalıştırdığımızda önceden belirlenmiş şekilde çalışması o tasarımın kaderidir.
    Kader kelimesinin anlamı ölçüp biçmek, ayarlamak, programlamaktır.
    Eşyanın kaderini belirlenmiştir. Haricindeki kader yorumları yanlıştır. İnsanların özgür iradeleri ile sergiledikleri eylemleri ve doğan sonuçları kader değildir.

    Ayrıca, atomların enerji fazlalarının atılması veya zekat olarak diğerlerine aktarılması tarif edilmektedir.

Abese-1: عَبَسَ وَتَوَلّ

Abese: hoşnut olmamak
ve tevella: üslendi
Üstlendiğinden hoşnut olmadı.

Abese-2: أَن جَاءهُ الْأَعْمَى

En caehul: ona geldi
a’ma: kör
Ona gelen kördü.

Abese-3: وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى

Ve ma yudrike: belki zekat değil
leallehu: bilemezsin
yezzekka: zekat
Sen bilemezsin (o gelen) zekat mı değil mi.

Abese-4: أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى

Ev yezzekkeru: veya çok az
fe tenfeahuz: kar
zikra: söz
veya az karlı bir sözdür.

Abese-5: أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى

Emma: andan
menistagna: vazgeçme
vazgeçtiğin anda.

Abese-6: فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى

Fe ente:sen
lehu: onu
tesadda: püskürtmek/eko
onu püskürtmek/geri yollamak durumundasın.

Abese-7: وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّى

Ve ma: ne
aleyke : sen
ella : değil
yezzekka: zekat ödemek
(geri püskürtmen durumunda) senin bu yaptığın zekat ödemek olmayacaktır.

Abese-8: وَأَمَّا مَن جَاءكَ يَسْعَى

Ve emma: anda
men caeke : gelen
yes’a: arıyor
sana gelen kişi arıyor.

Abese-9: وَهُوَ يَخْشَى

Ve huve: o
yahşa: korku içinde
ve o korku içinde.

Abese-10: فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى

Fe ente: sen
anhu : onun
telehha: dikkat dağıtmak
onun dikkatini dağıttın.

Abese-11: كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ

Kella : ki odur
inneha: o
tezkiratun: tezkere
Bu onlar için bir izindir.

Abese-12: فَمَن شَاء ذَكَرَهُ

Fe menşae : istekleri
zekerahu: adı geçen
adı geçenlerin isteğine bırakılır .

Abese 13: فِي صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ

Fi suhufin: okunacakların içinde
mukerrametin: soylu

Abese-14: مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ

Merfuatin: kalbi bozan kötülüklerden
mutahheratin: arındıran
kalpleri arındırır .

Abese 15: بِأَيْدِي سَفَرَةٍ

Bi eydi: eller
seferatin: yemek odası/ gezi

Abese-16: كِرَامٍ بَرَرَةٍ

Kiramin: cömert
beraratin: doğru
Cömert ve doğru .

Abese-17: قُتِلَ الْإِنسَانُ مَا أَكْفَرَهُ

Kutilel: öldüren
insanu: insanı
ma ekferahu: tersi inanç/inanmama
İnsanı katleden, tersi inançtır.

Abese-18: مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ

Min eyyi: hangi
şey’in: şeyden
halakahu: halg eden
Hangi şeyden (neyden) halg etti? (yaptı)

Abese-19: مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ

Min nutfetin: sudan
halakahu: halg etme
fe kadderahu: yetenek
Sudan halg etme yeteneği.

Abese-20: ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ

Summes: sonra
sebile: karşılık beklenmeden verilen su
yesserahu: memnun oldum

Abese-21: ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ

Summe:sonra
ematehu : öteki hayatta
fe akberahu: mezardaki pozisyon
Sonra öteki hayatında da dik tuttu.

Abese-22: ثُمَّ إِذَا شَاء أَنشَرَهُ

Summe: sonra
iza şae: eğer
enşerahu: ölümden sonra yaşamak
Sonra onu yaşatmaya devam etti.

Abese-23: كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ

Kella: her ikisi
lemma : ne
yakdı: rahatsızlık
ma emerahu: biriktirmiş olunan
onların rahatsızlığı varsa biriktimiş olduklarındandır.

Abese-24: فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَى طَعَامِهِ

Felyanzuril: bakmakla (bünyeye) kabul edilen (enerji)
insanu: insanlar
ila taamihi: onun gıdası
insanlar, gözlerinden giren/ alınan enerjiyle beslenir. (İnsan, içinde ruh bulunan İns atomuna deniyor; Onlar bakarken bünyelerine giren ışık ile besleniyorlar.)

Abese-25: أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاء صَبًّا

Enna : nasıl ki
sabebnal: (fincan gibi bir kaba) dökülür gibi
mae sabba: su dökülür
(bakarken beslenme) ...bir fincana su dökülür gibi dökülme gibidir. (Burada ışık yani enerjinin bir boşluğa su gibi dolması anlatılıyor. İlgili enerji başka cümlelerde karnına ateş dolması diye de bahsediliyor. Parçalı olarak yapılan tüm anlatılar en nihayetinde bir bütün oluşturacak.)

Abese-26: ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا

Summe : sonra
şekaknal: daireler oluşturan yarıklar
arda : yer/elektron
<şekka: yarıklar/çatlaklar
Sonra bir değeneğe dizili daireler, böylece dağ /elektron meydana geliyor.
(suda genişleyen iki boyutlu çemberler, bur çubuğa (ard/yer) dizili diskler üst üste duruşlarıyla dağ görünümü alıyor. Çünkü ilk oluşan çemberin çapı geniş, son oluşan çemberin çapı dardır. Haritalardaki yükseldi çizgileri hayal edildiğinde ortada bir dağ görünümü olduğu hemen anlaşılır.)

Abese-27: فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبًّا

Fe enbetna: bitki örtüsü
fiha: nerede
habba: çekim etkisi
(Yer üzerine geçmiş daireler burada bitki olarak anılıyor) nerede bitki örtüsü varsa birbirlerini çekerler. (bu çekim sonucu kenetlenen iki elektron kovalent bağlanmayı sergilemiş oluyor)

Abese-28: وَعِنَبًا وَقَضْبًا

Ve ineben : üzüm
ve kadben: asma
üzümler ve asma gibidir.

Kadim din figürlerinden olan üzüm salkımı, gerçekte bir elementin üzerindeki elektronların görüntüsüdür.

Abese-29: وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا

Ve zeytunen: zeytin
ve nahlen: elemek

Abese-30: وَحَدَائِقَ غُلْبًا

Ve hadaika: bahçe
gulba: hakim

Abese-31: وَفَاكِهَةً وَأَبًّا

Ve fakiheten: bahçe
ve ebba: baba

Abese-32: مَّتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ

Metaan: taşınır mallarınız
lekum : sizin
ve li en’amikum: taşıyıcı
Sizin olan bu mallar, hayvanlarınız için.

Abese-33: فَإِذَا جَاءتِ الصَّاخَّةُ

Fe iza : eğer
caetis: gelmek
sahhatu: sağır kulak
Eğer sağır kulağa gelirse.

Abese-34: يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

Yevme : gün
yefirrul: kaçmak
mer’u : bir
min ahihi: kardeş

Abese-35: وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ

Ve ummihi: anne- ve ebihi: baba

Abese-36: وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ

Ve sahıbetihi: refakat edilen
ve benihi: oğlu

Abese-37: لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

Li kullimriin: her insan
minhum : çifti
yevme izin: o gün
şe’nun : mesele
yugnihi : dalma
O gün her insan çiftinin dalma/suya batma meselesi vardır.

Abese-38: وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ

Vucuhun: yüzleri
yevme izin: o gün
musfiratun: gidiş yönü
o gün yüzlerinin yönü, sehat edecekleri yöndür.

Abese-39: ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ

Dahıketun: bazı suratlar
mustebşiratun: sevinç
Bazıları sevinç içindedir

Abese-40: وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ

Ve vucuhun yevme izin: o gün bazılarının yüzleri
aleyhagaberatun: toz
Bazılarının yüzleri tozludur

Abese-41: تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

Terhekuha: yalan yemin
kateratun: toz
Tozlu olanlar, yalan yemin edenler. (Yemin sağ taraf, yani doğru yön anlamında)

Abese-42: أُوْلَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ

Ulaike : Bunlar
humul: şunlardır -
keferatul : kafirler
feceratu: şafak vakti
Bunlar şafaktaki kafirlik edenlerdir.

Kafir, ters yönde çalışan anlamında. Ters yönde olmak, doğru polarmalı atomun enerjisini nötürleyecektir.