Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
---

59- 39 Zümer

  • Bu bölümde atomların içine ruhun üflenişi konu edilmiş.

    İçine ruh konularak atomun şişirildiği, canlandığı ve "Yer" uzvunun (elektronun) ışıldadığı anlatılıyor.

    Göklerin ve yerin sağa dönüşleri üzerinde çokça duruluyor. Bu dönüş yönü Allah'ın dini olarak anılıyor. 3. cümlede bu özellikle vurgulanıyor.

    Protonun içindeki kuarkları bozon çiftleri halinde yaratıldıkları haber veriliyor.

    Yaratılışları itibarı ile atomun içinde barınan ruhun bilgisizliği, ona yapılan fiziki vuruşlarla sağlandığını okuyoruz.

Zümer-1: تَنزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ

Tenzilul: indirildi
kitabi : kitap
minallahil : Allah’tan
azizil hakim : sevgili bilge
Kitap, aziz ve hakim olan Allah’tan indirildi.
Kitap, bir ins -kuark- içindeki su -enerji- atomun dışına atıldığında o atomun etrafında bir basınçlı alan -manyetizma- oluşturuyor. Böylece atom korunaklı yapıya dönüşüyor ve içindeki racul güvende sayılıyor. Buna göre kitap, ruh atom ve Kur’an birlikteliğiyle oluşan tümleşik yapıdır. Ruh Allah’tan olduğu için, kitap ondandır.

Zümer-2: إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ

İnna enzelna ileykel kitabe : sana kitap indirdik
bil hakkı : sağdan/sağa
fa’budillahe : Allah'a köle olarak
muhlisan lehud din : onun dinine
Sana kitap indirdik sağa doğru/ sağdan, Allah'ın dinine köle olasın diye!

Din, polarma -kutup yönü- anlamında kullanılan bir kelimedir, atomun dönüşünü ifade eder, yönünü ise “hak” kelimesi ifade eder. Sağ, anot anlamında kullanılır. Allah'ın dini sağa dönüş olarak bildiriliyor. Onula senkron dönüşe sahip atomlar Allah’ın dininden oluyor. Başka cümlelerde değinilen terse dönüş /batıl yüzünden manyetik rüzgarlar helak edici etki gösterir. Allah’ın dininden olmayanlar helak olur deniliyor.

Zümer-3: أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ

E la lillahid dinulhalisu : Allah saf din değil midir?
vellezinettehazu : kim götürebilir
min dunihi : o olmadan
evliyae : koruyucu
ma na’buduhum : onların hizmeti neyedir
illa li yukarribuna : ancak bizi kapatmak için
ilallahi zulfa : ?
innallahe yahkumu : Allah kural koyar
beynehum : aralarına
fi ma hum: onların içindekini
fihi yahtelifun : içindeki farklılığı
innallahe la yehdi : allah klavuzlamaz
men huve kazibun keffar : öyleyse kim yalanlarıyla gizlemektedir

Allah'ın dini yani evrenin dönüş yönü sağadır. Allah kur'an ile atomlar arasına kural koymuş onları birbirinden izale itmiş aynı zamanda koruma altına almıştır. Kur'an koruma amaçlı atomun etrafını kapatır. Kur'an olmadan kim ilerleyebilir? Bir atoma yaklaştıkça kur'an aradaki mesafeyi korur ve böylece bir itki oluşur. Kur'an olmasa tüm atomlar birleşerek camid yapıya dönüşür. Allah dönüş yönünü belirlemiş sonra atomun içindeki ruha "sen de bu dönüş yönüne uy!" demiştir. Allah, ruhun dönüş yönü /din tercihine karışmıyor.

Zümer-4: لَوْ أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا لَّاصْطَفَى مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَاء سُبْحَانَهُ هُوَ اللَّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ

Lev eradallahu: eğer allah isterse
en yettehıze : alır
veledenlestafa mimma : seçtiği çocuğu her hangi birinin içinde
yahluku : oluşturur
ma yeşau subhanehu : isterse onu yüzdürür
huvallahul vahıdul kahhar : Allah o ki boyuttur, üstündür

Üç çeşit atom var ve hangisinin içine ruh üflenirse o atomun canlılık kazanıyor ve oğul denen elektronu oluşuyor. Herşeyi besleyen rabdir, o tek boyut olmasına rağmen galip gelendir, ezicidir. Ezmek, atomları güçlü manyetik alan basıncı içinde sıkmaktır.

Zümer-5: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ يُكَوِّرُ اللَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى اللَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي لِأَجَلٍ مُسَمًّى أَلَا هُوَ الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ

Halakas semavati vel arda : gökleri ve yeri yaptık
bilhakk : sağ İle / sağa
yukevvirul leyle : geceyi –corona, dış katman gibi
alan nehari : gündüzün üzerine
ve yukevvirun nehare : ve gündüzü kapladı
alal leyli : gecenin üzerine
ve sahharaş şemse : ve güneşi yastık yaptı
vel kamer : ve ayı
kullun yecri : tüm varlıklara
li ecelin musemma : tanınmış /belirlenmiş süre boyunca
e la huvel azizul gaffar : o sevgilidir bağışlayandır

Gökler ve onunla beraber sağa dönen yer'i yaptık. Gece göğünü -kütleri kuarkı- gündüz göğünün üzerine krona gibi kapladık, Gündüz göğünü -kütlesiz enerji dolu kuarkı- gecenin üzerine kapladık. Birbirleri üzerine kaplanmak, aralarındaki hiçliğin özelliğini vurguluyor. İki ayrı varlık arasında ayırıcı /seprator işi yapacak başkaca bir varlık, hava veya mesafe olmaması yüzünde birbirleri üzerine sarılı gibi duruyorlar. Güneşi, bunlara -protona- yastık yaptık. (Güneş, atomun baş tarafında bulunuyor.) Ve ayı da tüm atomlara kendi ömürleri boyunca duracak halde verdik.

Zümer-6: خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَأَنزَلَ لَكُم مِّنْ الْأَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ أَزْوَاجٍ يَخْلُقُكُمْ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِن بَعْدِ خَلْقٍ فِي ظُلُمَاتٍ ثَلَاثٍ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّى تُصْرَفُونَ

Halakakum min nefsin vahıdetin : seni yaptı nefsini tek boyuttundan
summe ceale minha zevceha : daha sonra sizi çiftler halinde oluşturdu
ve enzele lekum : sana indirdik
minel en’ami : enamdan –boson-
semaniyete ezvacin : sekiz çift
yahlukukum : oluşturduk
fi butuni ummehatikum halkan : bir karın içinde mittet /nesil yaptı
min ba’di halkın : yaptıktan sonra
fi zulumatin selasin : üç karanlık /hiçlik içinde
zalikumullahu rabbukum : yani Allah rabbinizdir
lehul mulku : kralınız
la ilahe illa huve : ondan başka ilah yoktur
fe enna tusrafun :

Seni tek boyuttan yaptı, sonra sizi çiftler halinde oluşturdu. Sana enamdan sekiz çift (boson) indirdik. Sonra sizi bir karın içinde millet /nesil yaptık, üç karanlık (kuark) içinde. Yani Allah rabbinizdir, ondan başka ilah yoktur.

Zümer-7: إِن تَكْفُرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنكُمْ وَلَا يَرْضَى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَ وَإِن تَشْكُرُوا يَرْضَهُ لَكُمْ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

İn tekfuru : inkar ederseniz -// fe innallahe ganiyyun ankum : sizden zengin olan Allah’ı -// ve la yerda : mennun olmaz -// li ıbadihil kufra : hizmetçilerinin inkarından -// ve in teşkuru yerdahu lekum : teşekkürünüzden memnun olur -// ve la teziru vaziratun: ziyaret etmeyin bir günahkarı -// vizra uhra : başka düğmeyi -// summe ila rabbikum merciukum : daha sonra rabbinize dönüşünüzde -// fe yunebbiukum : size haber verilir -// bima kuntum ta’melun : yaptıkların tamamı -// innehu alimun bi zatis sudur : muhakkak o sizin göğüslerinizde olanı bilir
Sizden zengin olan Allah’ı inkar ederseniz o hizmetçilerinin bu yaptığından memnun /hoşnut olmaz. Teşekkürünüz memnunluk verir. Günahkarları ve başka düğmeyi (nefs, atomun tabanı) ziyaret etmeyin. Daha sonra rabbinize döndüğünüzde bu yaptıklarınız size bildirecek /hatırlatılacaktır. O göğüslerde (atomların göğüslerinde ruh barınıyor) olanı bilir.

Zümer-8: وَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُو إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ

Ve iza messel insane durrun: eğer insana bir zarar dokunursa
dea rabbehu: rabbini çağırır
muniben ileyhi: ona yönelir
summe iza havvelehu ni’meten minhu nesiye: daha sonra Allah ona lütffederse unutur
ma kane yed’u ileyhi min kablu: çağırmadan önce dediğini
ve ceale lillahi endaden: Allah’a eşler kılar
li yudılle an sebilihi: sapmak için onun yolundan
kul temetta’ bi kufrike kalilen : deki hafice inkarının tadını çıkar
inneke min ashabin nar: gerçekten sen ateş ehlisin

Zümer-9: أَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ آنَاء اللَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْآخِرَةَ وَيَرْجُو رَحْمَةَ رَبِّهِ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Em men huve kanitun: o kimse ki güvendedir
anael leyli saciden: gece boyunca eğilen
ve kaimen: ve ayakta /dik duran
yahzerul ahırate: ahirette gözü açık
ve yercu rahmete rabbihi: rabbinin rahmetini ister
kul hel yestevillezine ya’lemune vellezine la ya’lemun: deki bilenlerle bilmeyenler eşit midir
innema yetezekkeru ulul elbab: ancak hatırlar öncekiler büyük kapıyı

Zümer-10: قُلْ يَا عِبَادِ الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَأَرْضُ اللَّهِ وَاسِعَةٌ إِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أَجْرَهُم بِغَيْرِ حِسَابٍ

Kul ya ıbadıllezine amenutteku rabbekum: deki ey güvende olan kullar, rabbinizden korkun
lillezine ahsenu: iyi olanlar için
fi hazihid dunya hasenetun: bu dünya içinde iyilik vardır
ve ardullahi vasiatun : ve Allah’ın genişlettiği yer’de (elektron içinde)
innema yuveffes sabirune ecrahum : ancak sabredenlere ücretleri ödenir
bi gayri hisab: hesap olmadan

Zümer-11: قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ

Kul inni umirtu: deki emrolundum
en a’budallahe : Allah’a hizmet etmekle
muhlisan lehud din: onun dinine sadık olarak

Zümer-12: وَأُمِرْتُ لِأَنْ أَكُونَ أَوَّلَ الْمُسْلِمِينَ

Ve umirtu li en ekune evvelel muslimin: emrolunduğum üzere ilk ben teslim oldum

Zümer-13: قُلْ إِنِّي أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّي عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Kul inni ehafu:
in asaytu rabbi azabe yevmin azim:

Zümer-14: قُلِ اللَّهَ أَعْبُدُ مُخْلِصًا لَّهُ دِينِي

Kulillahe a’budu muhlisan lehu dini: deki Allah’a hizmet eder onun dinine sadık kalırım

Zümer-15: فَاعْبُدُوا مَا شِئْتُم مِّن دُونِهِ قُلْ إِنَّ الْخَاسِرِينَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَلَا ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ

Fa’budu ma şi’tum: hizmetini
min dunihi: ondan başkasına yapma
kul innel hasirine: deki kaybedenler
ellezine hasiru enfusehum : kendini kaybedenlerdir
ve ehlihim yevmel kıyameti: ve aileleri de kıyamet gününün -kaybedenleridir
e la zalike huvel husranul mubin: apaçık kaybedenler bunlar değil mi?

Zümer-16: لَهُم مِّن فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِّنَ النَّارِ وَمِن تَحْتِهِمْ ظُلَلٌ ذَلِكَ يُخَوِّفُ اللَّهُ بِهِ عِبَادَهُ يَا عِبَادِ فَاتَّقُونِ

Lehum min fevkıhim: onların üstlerinde vardır
zulelun minen nari: ateşten gölge
ve min tahtihim zulelun zalike : ve altlarından gölgelenirler
yuhavvifullahu bihi ıbadehu : hizmet edenlerin Allah korkusu
ya ıbadi fettekuni: ey hizmet edenler korkun

Zümer-17: وَالَّذِينَ اجْتَنَبُوا الطَّاغُوتَ أَن يَعْبُدُوهَا وَأَنَابُوا إِلَى اللَّهِ لَهُمُ الْبُشْرَى فَبَشِّرْ عِبَادِ

Vellezinectenebut tagute : putlardan kaçınan kimseler
en ya’buduha ve enabu ilallahi: ki Allah’a hizmet edip ona yönelenler e
lehumul buşra: bu havadis onlara
fe beşşir ibadi: kullara müjdelendi

Zümer-18: الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هَدَاهُمُ اللَّهُ وَأُوْلَئِكَ هُمْ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Ellezine yestemiunel kavle: sözleri dinleyen kimseler
fe yettebiune ahsenehu: iyiliği takip edenlerdir
ulaikellezine hedahumullahu: bunlara Allah rehberlik eder
ve ulaike hum ulul elbab: ve onlar akıllılıardır

Zümer-19: أَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ الْعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِي النَّارِ

E fe men hakka aleyhi kelimetul azabi: kim sağa olan üzerinizdeki kelimeyi azaba döndürebilir?
e fe ente tunkızu men fin nar: Seni kim kurtardı ateşin içinden?
Evren bir enerji denizi yani cehennemdir. Bu ateşin içinde rahat ve serin ortamı , atomların üzerindeki girdap dönüşü temin ediyor. Ateşin içinde olmamıza rağmen ateşten kurtarılmış olarak yaşamaktayız.

Zümer-20: لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِّن فَوْقِهَا غُرَفٌ مَّبْنِيَّةٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَعْدَ اللَّهِ لَا يُخْلِفُ اللَّهُ الْمِيعَادَ

Lakinillezinettekav rabbehum lehum : lakin rablerinden korkan kimselere
gurafunmin fevkıha : onların üstlerinde odalar (kuarklar) yaptı
gurafunmebniyyetun tecri min tahtihal : inşa ettiği odaların altından
enharuva’dallahi: nehirler akıtacağını vaadetti
la yuhlifullahul miad: Allah vaadinden dönmez
Üzerindeki oda ifadesi giysi gibi ruhun hemen üstüde onu sarmalayan yakınlıktadır. Diğer anlamıyla ruh, bu odaların içindedir. Çoğul anılmasının sebebi ise bir ruh için altı gözlü üç boş odadan ibaret protonun yapısından ötürüdür. Diğer anlamıyla bu odalar cennet diye anılmaktadır. Altından nehir akması, içinden nehir akıyor diye algılanmamalıdır. Proton ile elektron arasındaki irtibatı bu nehirler sağlıyor.

Zümer-21: أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ أَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَسَلَكَهُ يَنَابِيعَ فِي الْأَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِهِ زَرْعًا مُّخْتَلِفًا أَلْوَانُهُ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَاهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُ حُطَامًا إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِأُوْلِي الْأَلْبَابِ

E lem tera ennallahe enzele: Görmedin mi Allah aşağı çekti
mines semai maen: göklerden suyu
fe selekehu yenabia fil ardı: onu bir rotayla /yolla yerin içinden pınar /kaynak
summe yuhricu bihi zer’an muhtelifen elvanuhu : daha sonra onu farklı renklerde dikili -vaziyette- çıkarır - // summe yehicu: daha dönüştürmek /harekete geçirmek
fe terahu musferran: zayıflatılıp sarartılan
summe yec’aluhu hutama: daha sonra onu bir enkaz yapan
inne fi zalike le zikra li ulil elbab: gerçekten içindeki şu ilk akıllı erkek için
Ruha geceleyecek yer açmak için atomun içindeki su indirilip bir boşluk oluşturuluyor, burada teknik konu böyle anlatılıyor. Atom çeşitli merhaleleri geçiyor, canlanıp renk alıyor, hareket kazanıyor, sonra enerjisi zayıflıyor ve nihayetinde kuruyup enkaza dönüşüyor.

Zümer-22: أَفَمَن شَرَحَ اللَّهُ صَدْرَهُ لِلْإِسْلَامِ فَهُوَ عَلَى نُورٍ مِّن رَّبِّهِ فَوَيْلٌ لِّلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكْرِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

E fe men şerahallahu : Allah kime açıkladı
sadrahu: göğsüne
lil islami : islam için
fe huve ala nurin min rabbihi : onun üzerindeki rabbinden olan nuru
fe veylun lil kasiyeti kulubuhum: vay haline kalplerindeki katılık için
min zikrillahi: Allah’ ın zikrirden
ulaike fi dalalin mubin: bunlar görünür sapkınlık içindeler

Zümer-23: اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابًا مُّتَشَابِهًا مَّثَانِيَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ ذَلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاء وَمَن يُضْلِلْ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

Allahu nezzele ahsenel hadisi: Allah sözlerin en güzelini indirdi
kitaben : bir kitap -ki
muteşabihen: benzeşen
mesaniye: torbamsı /kistik
takşaırru: soğuk
minhu culudullezine: onların derilerinde
yahşevne rabbehum: rablerinden korkan kimselere
summe telinu culuduhum: daha sonra derileri yumuşar
ve kulubuhum ila zikrillahi: ve kalplerinin üstündeki zikr –erkek- // zalike hudallahi yehdi bihi men yeşau : kim istiyorsa Allah rehberliğiyle onu yönlendirir
ve men yudlilillahu: ve Allah kimi saptırırsa
fe ma lehu min had: o kimden rehberlik alır

Zümer-24: أَفَمَن يَتَّقِي بِوَجْهِهِ سُوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَقِيلَ لِلظَّالِمِينَ ذُوقُوا مَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ

E fe men yetteki: kim korkuyor
bi vechihi suel azabi yevmel kıyameti: kıyamet gününde suratındaki /yüzündeki kötü işkenceyi
ve kıyle liz zalimine zuku: ezicilerin tatması söylendi
ma kuntum teksibun: ne kazandıysanız onu

Zümer-25: كَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَاهُمْ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

Kezzebellezine min kablihim: öncekilerden yalan söyleyen kimselen
fe etahumul azabu min haysu : onlar bulundukları yerden azap için getirildiler
la yeş’urun: hissetmeden

Zümer-26: فَأَذَاقَهُمُ اللَّهُ الْخِزْيَ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

Fe ezakahumullahul hızye: Allah onlara utancı tattırdı
fil hayatid dunya: dünya /aşağıdaki hayatın içinde
ve le azabul ahırati ekber: ahiret azabı daha büyüktür
lev kanu ya’lemun: eğer bunu bilselerdi…
Modern bilimin standart atom modeline göre proton ve elektron kopuktur. Önceki pasajlardan edindiğimiz çıkarımlara göre ise elektron, protonun uzantısıdır. Bir huniye benzeyen atomun kepçesi içinde ruh barınıyor ve aşağı kısma yani Yer’e akarak orada elektron bulutunu meydana getiriyor. Ruhun bir ucu Yer’de v diğer kısmı Gök’lerin içindedir. Yukarıdaki yaşamına ahiret hayatı deniyor ve aşağıdaki yaşamına dünya hayatı deniyor. Dünya kelimesi zaten aşağı anlamına gelmektedir.

Zümer-27: وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ مِن كُلِّ مَثَلٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Ve lekad darabna lin nasi: biz insanlar için vurduk /darp ettik
fi hazal kur’ani: bu Kur’an’ın içinde
min kulli meselin: hepsinden
leallehum yetezekkerun: belki onlar hatırlarlar
Cümleyi “bütün meselelerden kur’an’da örnekler verdik” şeklinde tercüme iki açıdan yanlıştır. İlki darp etme fiilini örnek vermek diye tercüme etmenin izahı yoktur. Diğeri ise vahiy rivayetlerinin toplandığı kitabın adı Mushaf veya kelam-ı kadim dir. Yakın tarihe kadar bu kitaba Kur’an denilmiyordu, zaten Kur’an, Atomların etrafını ihata eden manyetizmanın özel adıdıdır.
Cümlede geçen vurma ve hatırlama arasındaki ilişki, çok yüksek seviyede öneme haiz bilgi taşımaktadır. Öyle ki atomun içine yerleştirilen ruh oldukça düzgün ve ipliksi yapısıyla sessizce dönecek , içinde barındığı kuarkları hiç titreştirmeyecektir. Dışarıdan fiziksel etki ile ruh üzerinde oluşturulacak titreşimler tıpkı plakların izleri gibi kayıt yapacaktır. Bu kayıt spiralimsi olduğundan ötürü izlerin her dönüşünde eski kayıt hatırlanmış olacaktır. Kuarkların dış cidarı ruhun gösğü sayılmakta ve sıkma ile bilgi transfer fonksiyonu “Cebrail” adıyla anılmaktadır. Cebrail’in ruhu sıkması sonrasında hiç bilgi kaydı olmayan ruh, bir anda biliyor olacaktır. Bu olay ile vahiy almanın ilgisi yoktur, vahiy alma olayı başka türlü cereyan etmektedir.

Zümer-28: قُرآنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِي عِوَجٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Kur’anen arabiyyen: bu arabi kur’an
gayra zi ivecin: her hangi bir eğrilik olmayan –küre /kistik yapıdadır
leallehum yettekun: böylece dikkatli olurlar (yuvarlak yapı dinleme /dikkat kesilme için ideal yapıdır)

Zümer-29: ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا رَّجُلًا فِيهِ شُرَكَاء مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِّرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Daraballahu meselen raculen b>: örneğin Allah bir adama vurdu
fihi şurakau muteşakisune: orası süphe içindeki ortakların
ve raculen : ve bir adam
selemen: ?
li raculin: bir adam için
hel yesteviyani meselen: örneği eşitmidir?
el hamdulillahi bel ekseruhum: övgüler Allah’a olsun
la ya’lemun: bilmiyorlar

Zümer-30 : إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ

İnneke meyyitun: gerçekten sen öldün
ve innehum meyyitun: gerçekten onlar da öldü

Zümer-31: ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عِندَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ

Summe innekum yevmel kıyameti: daha sonra sizler kıyamet günü
inde rabbikum tahtasımun: rabbinizden ayrılacaksınız

Zümer-32 : فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى اللَّهِ وَكَذَّبَ بِالصِّدْقِ إِذْ جَاءهُ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَافِرِينَ

Fe men azlemu: kim daha karanlıktır
mimmen kezzebe alallahi: Allah’a yalan söyleyenden
ve kezzebe bis sıdkı iz caehu: ve dürüstlükle gelip yalan söylediği zaman
e leyse fi cehenneme mesven lil kafirin: ve cehennem inkar edenler için mesken değil midir?

Zümer-33: وَالَّذِي جَاء بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

Vellezi cae bis sıdkı: inanarak gelenler
ve saddeka bihi ulaike humul muttakun: ve onlar inandıkları tarafta dindarlar

Zümer-34 : لَهُم مَّا يَشَاءونَ عِندَ رَبِّهِمْ ذَلِكَ جَزَاء الْمُحْسِنِينَ

Lehum ma yeşaune inde rabbihim: onlar rableriyle istedikleri şeylere sahiptir
zalike cezaul muhsinin: bunlar iyilerin mükâfatıdır

Zümer-35: لِيُكَفِّرَ اللَّهُ عَنْهُمْ أَسْوَأَ الَّذِي عَمِلُوا وَيَجْزِيَهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ

Li yukeffirallahu anhum esveellezi amilu: Allah onların yaptığı en kötü işleri örter
ve yecziyehum ecrahum: ve onları ödüllendirir
bi ahsenillezi kanu ya’melun: onlar iyi işler yapsınlar diye

Zümer-36: أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذِينَ مِن دُونِهِ وَمَن يُضْلِلِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

E leysallahu bi kafin abdehu: Allah onlara yetmiyor mu?
ve yuhavvifuneke billezine min dunihi: ve başkasından korkuyorlar
ve men yudlilillahu: ve Allah kimi saptırırsa
fe ma lehu min had: o kimden rehberlik alır

Zümer-37: وَمَن يَهْدِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِن مُّضِلٍّ أَلَيْسَ اللَّهُ بِعَزِيزٍ ذِي انتِقَامٍ

Ve men yehdillahu: ve Allah kimi saptırırsa
fe ma lehu min mudıllin: o sapmışlardan olur
e leysallahu bi azizin zintikam: Allah değilmidir bu iki sevgiliden intikam alan

Zümer-38: وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ

Ve le in seeltehum men halakas semavati vel arda: onlara gökleri ve yeri kimin için yaptığını sorsanız
le yekulunnallahu: Allah için derler - // kul e fe raeytum: deki gördün mü?
ma ted’une min dunillahi: Allah’tan başka davet ettiğini
in eradeniyallahu bi durrin: Allah ızdırap vermeyi isterse
hel hunne kaşifatu durrihi: sen bu ızdırabı giderecekleri bulabilir miydin?
ev eradeni bi rahmetin: yoksa rahmetimi mi dilerdin
hel hunne mumsikatu rahmetihi: onlar rahmet edebilir miydi?
kul hasbiyallahu: deki Allah bana yeter - // aleyhi yetevekkelul mutevekkılun: ona güveniyorum, vekilimiz odur
Gökler ve yer yani atom, ruh için barınak ve fiziksel aktivitelerini gerçekleştireceği muhteşem yapıdır. Ruh Allah’tandır. Allahtan başka ruh yoktur. VE atom, bu ruh için yani Allah içindir.

Zümer-39: قُلْ يَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلَى مَكَانَتِكُمْ إِنِّي عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

Kul ya kavmi’melu ala mekanetikum: de ki ey halkım mekanınızda çalışın
inni amilun: ben de çalışıyorum
fe sevfe ta’lemune: bunu gelecekte bileceksiniz

Zümer-40: مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

Men ye’tihi azabun yuhzihi: kendisine azap gelen kimse
ve yahıllu aleyhi azabun mukim: ve onun üstünde azabın ikametine izin verilir

Zümer-41: إِنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ لِلنَّاسِ بِالْحَقِّ فَمَنِ اهْتَدَى فَلِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

İnna enzelna: biz indirdik
aleykel : üzerine
kitabe: kitabı
lin nasi bil hakkı: sağa –dönen- insanların üzerine
fe men ihteda: rehberlik eder
fe li nefsihi: kendi için
ve men dalle: ve kim saparsa
fe innema yadıllu aleyha: onları üzerinde yönlendirir
ve ma ente aleyhim bi vekil: ve sen onların vekili değilsin
Kitap, insanların (atomların) üzerine indirilen manyetizma ile oluşan bütün yapıdır.

Zümer-42: اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Allahu yeteveffel enfuse hine mevtiha: Allah nefsleri öldürdüğünde ölünür (ruh değil nefs ölüyor)
velleti lem temut: onlar ölmüyor
fi menamiha: bir rüya içinde oluyor
fe yumsikulleti kada aleyhal mevte: yakalananların üzerlerine ölüm çöker
ve yursilul uhra ila ecelin musemma: ve gönderilen diğerlerinin belli süreleri vardır
inne fi zalike le ayatin li kavmin yetefekkerun:gerçekten onların içinde işaretler var düşünenler için

Zümer-43: أَمِ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ شُفَعَاء قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْئًا وَلَا يَعْقِلُونَ

Emittehazu min dunillahi şufeae: Allahtan başka ricacılar mı aldılar
kul e ve lev kanu la yemlikune şey’en: de ki olsa bile onların hiçbir şeyleri yok
ve la ya’kılun: anlamıyorlar

Zümer-44: قُل لِّلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا لَّهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Kul lillahiş şefaatu cemian: deki Allah’a ricacı hepsidir
lehu mulkus semavati vel ard: onun yaptığı gökler ve yer
summe ileyhi turceun: daha sonra –hepsi- ona dönerler

Zümer-45: وَإِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَحْدَهُ اشْمَأَزَّتْ قُلُوبُ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ وَإِذَا ذُكِرَ الَّذِينَ مِن دُونِهِ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

Ve iza zukirallahu: Allah anıldığı zaman
vahdehu: onun tekliği
işmeezzetkulubullezinela yu’minune: güvende olmayanların kalpleri sarsılır /bulanır
bil ahırati: ahireti
ve iza zukirellezine: ve anan kimseler
min dunihi iza hum yestebşirun: o olmadığı zaman onlar memnundur

Zümer-46: قُلِ اللَّهُمَّ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ أَنتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

Kulillahumme fatıras semavati vel ardı: deki Allah gökleri ve yeri yaratandır
alimel gaybi: görünmeyeni bilendir
veş şehadeti ente tahkumu: ve sen şahitlik ediyorsun hükmüne
beyne ıbadike: hizmet edenler arasında
fi ma kanu: içinde olmayanlarla
fihi yahtelifun: ihtilaf içindeler

Zümer-47: وَلَوْ أَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا مَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهِ مِن سُوءِ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَبَدَا لَهُم مِّنَ اللَّهِ مَا لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ

Ve lev enne lillezine zalemu: gerçi haksızlığa uğrayan kimseler
ma fil ardıcemian: ve yerin içindekilerin hepsi
ve mislehu meahu leftedev bihi: ve onun gibiler fidye ile kurtarıldı
min suil azabi yevmel kıyameti: kıyamet günündeki kötü azaptan kurtarıldı
ve beda lehum minallahi: ve Allah tarafından gösterildi
ma lem yekunu yahtesibun: hesaba katmadılar mı

Zümer-48: وَبَدَا لَهُمْ سَيِّئَاتُ مَا كَسَبُوا وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُون

Ve beda lehum seyyiatu ma kesebu: ve kazandıkları günahları onlara gösterildi
ve haka bihim: ve yakalandılar
ma kanu bihi yestehziun: alay ettikleri tarafından

Zümer-49: فَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Fe iza messel insane durrun deana: insana bir zarar doğunduğunda bizi çağırır
summe iza havvelnahu ni’meten minna: daha sonra biz ona nimetlerimiz üzerinde yetki verdik
kale innema utituhu ala ilmin: deki üzerindeki bilginin farkıdır
bel hiye fitnetun: ama onlar fitne çıkarır
ve lakinne ekserahum: lakin çoğu
la ya’lemun: bilmiyor

Zümer-50: قَدْ قَالَهَا الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَمَا أَغْنَى عَنْهُم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Kad kalehallezine min kablihim: onlardan önceki kimseler dedi
fe ma agna anhum: onlar zengin olmadılar
ma kanu yeksibun: kazandıklarıyla

Zümer-51: فَأَصَابَهُمْ سَيِّئَاتُ مَا كَسَبُوا وَالَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْ هَؤُلَاء سَيُصِيبُهُمْ سَيِّئَاتُ مَا كَسَبُوا وَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ

Fe esabehum seyyiatu: onlara kötülük uğradı
ma kesebu: kazanamadılar
vellezine zalemu : haksız olan kimseler
min haulaise yusibuhum seyyiatu ma kesebu : onlara bundan kazandıklarından sıkıntı /keder isaber eder
ve ma hum bi mu’cizin: ve yapmadıklarından

Zümer-52: أَوَلَمْ يَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاء وَيَقْدِرُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

E ve lem ya’lemu: bilmezler mi
ennallahe yebsutur rızka: Allah’ın geçimi kolaylaştırdığırı
li men yeşau: istediği kimsenin
ve yakdiru: ve kaderini
inne fi zalike le ayatin li kavmin yu’minun: gerçekten işaretler vardır içinde, güvende olan halklar için

Zümer-53: قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

Kul ya ıbadiyellezine esrefu: deki ey kullarım /hizmetçilerim israf ediyor /harcıyorsunuz
ala enfusihim: kendiniz üzeride olanı
la taknetu min rahmetillahi: Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin
innallahe yagfiruz zunube cemia: Allah tüm günahları affedicidir
innehu huvel gafurur rahim: o bağışlayandır esirgeyendir

Zümer-54: وَأَنِيبُوا إِلَى رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا لَهُ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

Ve enibu: ?
ila rabbikum: Rabbinize
ve eslimu lehu : ve teslim olun
min kabli : öncesinden
en ye’tiyekumul azabu: size işkence gelmesi
summe la tunsarun: daha sonrasında size yardım edilmez

Zümer-55: وَاتَّبِعُوا أَحْسَنَ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ العَذَابُ بَغْتَةً وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

Vettebiu ahsene: iyi olanı izleyin
ma unzile ileykum: üzerinize indirileni
min rabbikum: rabbinizden
min kabli en ye’tiyekumul azabu: işkencenin size gelmesinden önce
bagteten: aniden /beklenmeksizin
ve entum la teş’urun: sen hissetmeksizin
Ruhun üzerine indirilen kur’an, onu ihata ederek korumaktadır. Ruh onu takip etmek durumundadır. Aniden gelecek işkence ise ruhun iki zaman çizgisi arasında sıkışmasıyla hissettiği darlığın verdiği acı hissidir.

Zümer-56: أَن تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتَى علَى مَا فَرَّطتُ فِي جَنبِ اللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ السَّاخِرِينَ

En tekule nefsun: kendin de ki
ya hasrata ala ma ferrattu: üzerimdekinden ayrılışıma /ayrılmama yazıklar olsun
fi cenbillahi: Allah’ın tarafı içinde
ve in kuntu le mines sahirin: alay edenlerle olmuştum

Zümer-57: أَوْ تَقُولَ لَوْ أَنَّ اللَّهَ هَدَانِي لَكُنتُ مِنَ الْمُتَّقِينَ

Ev tekule: veya der ki
lev ennallahe hedani le: eğer bana Allah rehberlik etseydi
kuntu minel muttakin: seninle birlikte korkanlardan olurdum

Zümer-58: أَوْ تَقُولَ حِينَ تَرَى الْعَذَابَ لَوْ أَنَّ لِي كَرَّةً فَأَكُونَ مِنَ الْمُحْسِنِينَ

Ev tekule: ve der ki
hine teral azabe: işkence gördüğünde
lev enne li kerraten: eğer küre şeklinde olsaydım
fe ekune minel muhsinin: hayırseverlerden olurdum

Zümer-59: بَلَى قَدْ جَاءتْكَ آيَاتِي فَكَذَّبْتَ بِهَا وَاسْتَكْبَرْتَ وَكُنتَ مِنَ الْكَافِرِينَ

Bela kad caetke ayati: evet işaretlerimiz sana geldiğinde
fe kezzebte: yalanladın
biha vestekberte: kibirlendin /büyüklendin
ve kunte minel kafirin: ve sen inkar edenlerden oldun

Zümer-60: وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ تَرَى الَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى اللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسْوَدَّةٌ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْمُتَكَبِّرِينَ

Ve yevmel kıyameti : kıyam /dik duruş günü
terallezine kezebu alallahi : Allah’a yalan söyleyenleri görüyorsun (ifade gelecek zaman kipi değil, olmuş ve süren olay)
vucuhuhum musveddetun: yüzlerini karalama halinde
e leyse fi cehenneme: vehennem değil midir
mesven lil mutekebbirin: büyüklenenlerin meskeni

Zümer-61: وَيُنَجِّي اللَّهُ الَّذِينَ اتَّقَوا بِمَفَازَتِهِمْ لَا يَمَسُّهُمُ السُّوءُ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Ve yuneccillahul: Allah onları koruyor
lezinettekav: korkan kimseleri
bi mefazetihim: muhafaza ile
la yemessuhumus suu: onlara kötülük dokunmaz
ve la hum yahzenun: ve onlar kederlenmezler

Zümer-62: اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ

Allahu haliku kulli şey’in: Allah her şeyi yapandır
ve huve ala kulli şey’in vekil: ve o her şeyde /hepsinde ajandır (Allah’ın ruhu her atomun içinde olduğundan ötürü herşeyde Alah vekildir yani içindeki ajandır.)

Zümer-63 : لَهُ مَقَالِيدُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

Lehu makalidus semavati vel ard: o göklerin (çoğul olmasına dikkat ediniz!) ve yerin (tekil olmasına dikkat ediniz!) maliki /sahibidir
vellezine keferu bi ayatillahi : ve Allah’ın işaretlerini /delillerini inkar eden kimseler
ulaike humul hasirun: bunlar kaybedenlerdir

Zümer-64: قُلْ أَفَغَيْرَ اللَّهِ تَأْمُرُونِّي أَعْبُدُ أَيُّهَا الْجَاهِلُونَ

Kul e fe gayrallahi: deki Allah’tan başkasının
te’murunni a’budu : emirlerine hizmet mi edeyim
eyyuhal cahilun: ey cahiller

Zümer-65: وَلَقَدْ أُوحِيَ إِلَيْكَ وَإِلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكَ لَئِنْ أَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

Ve lekad uhıye ileyke: sana vahyedildi /ilham yoluyla açıklandı
ve ilallezine min kablike: ve senden önceki kimselere (senden önceki nebilere veya resullere demiyor)
le in eşrakte le yahbetanne ameluke: şirk koşarsan amellerin /işlerin heba olur
ve le tekunenne minel hasirin: ve kaybedenler arasında olursun

Zümer-66: بَلِ اللَّهَ فَاعْبُدْ وَكُن مِّنْ الشَّاكِرِينَ

Belillahe fa’bud: ancak Allah’a hizmet et
ve kun mineş şakirin: ve teşekkür edenlerden ol

Zümer-68:
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَن شَاء اللَّهُ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخْرَى فَإِذَا هُم قِيَامٌ يَنظُرُونَ

Ve nufiha: üflendi /şişti
fis suri: resimlerin içine
fe saıka: şiddetten bayıldı
men fis semavati : göklerin içindeki kimse
ve men fil ardı: ve yerin içindeki kimse
illa men şaallah: ancak Allah’ın istediği kimse
summe nufiha fihi uhra : sonra başka biri şişti
fe izahum kıyamun yanzurun: o zaman ayakta bakıyordular
Boş ken bir balon gibi sünmüş, sadec ebir resim gibi çizgiler /hatlandan ibaret atomun içine üflendiğinde /şişirildiğinde kıyam /ayakta durumuna geçiyor. Sonra başka bir atoma üfleniyor. Aradaki zaman farkından ötürü hacimsel farklılığa sahip atomlar halg ediliyor. Artık gökler gibi aynı şekilde Yer içinde kişiler oluşmuştur.

Zümer-69: وَأَشْرَقَتِ الْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ وَجِيءَ بِالنَّبِيِّينَ وَالشُّهَدَاء وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Ve eşrakatil ardu: ve yer parladı /ışık saçtı
bi nuri rabbiha: Rabbinin nuruyla
ve vudıal kitabu: ve kitap koydu /yerleştirdi - // ve cie bin nebiyyine: ve bir nebi ile geldi
veş şuhedai: ve şahitler
ve kudıye beynehum bil hakkı: aralarındakini harcadı - // ve hum la yuzlemun: ve onlar haksızlığa uğramaz
İşte bu cümlede "Yer" kelimesinin yeryüzü veya dünya veya toprak olmadığını pekiştiren bir bildirim okumaktayız. Günümüze kadar yer (elektron) kelimesi yanlış tercüme edilerek büyük kayıplar yaşatılmıştır..

Zümer-70: وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ

Ve vuffiyet kullu nefsin ma amilet: ve ödenir bütün kişilerin yaptıkları
ve huve a’lemu bima yef’alun: o onların yaptıklarını biliyor

Zümer-71: وَسِيقَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِلَى جَهَنَّمَ زُمَرًا حَتَّى إِذَا جَاؤُوهَا فُتِحَتْ أَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ آيَاتِ رَبِّكُمْ وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَاء يَوْمِكُمْ هَذَا قَالُوا بَلَى وَلَكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ الْعَذَابِ عَلَى الْكَافِرِينَ

Vesika: ?
ellezine keferu: inkar eden kimseler
ila cehenneme zumera: zümreler halinde cehenneme
hatta iza cauha : geldikleri zaman
futihat ebvabuha: ben kapıları açtım
ve kale lehum hazenetuha: ve onları alıp saklamasını söyledim
e lem ye’tikum: size gelmedi mi?
rusulun minkum: sizin elçileriniz
yetlune aleykum ayati rabbikum: üzerinizdeki rabbinizin işaretlerini öğretti
ve yunzirunekum: ve sizi uyardı
likae yevmikum haza : bu toplanma günü için
kalu bela: evet dediler
ve lakin hakkat kelimetul azabi alal kafirin: lakin aldığım söz inkar edenler üzerineydi

Zümer-72: قِيلَ ادْخُلُوا أَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرِينَ

Kiledhulu ebvabe cehenneme: kapıdan cehenneme girin denildi
halidine fiha: içinde ölümsüzlük var
fe bi’se mesval mutekebbirin: büyüklenenlere kötü bir yerdir

Zümer-73: وَسِيقَ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ إِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًا حَتَّى إِذَا جَاؤُوهَا وَفُتِحَتْ أَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِدِينَ

Vesika: ?
ellezinettekav rabbehum: ve rablerinden korkanlar
ilal cenneti zumera: zümreler halinde cennete
hatta iza cauha: geldikleri zaman
ve futihat ebvabuha: ve ben kapıları açtım
ve kale lehum hazenetuha selamun aleykum : onları alıp saklamasını ve barışın üzerinize söyledim
tıbtum fedhuluha halidin: ölümsüzlüğe girmeyi öğrendin

Zümer-74: وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَأَوْرَثَنَا الْأَرْضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَاء فَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ

Ve kalul hamdu lillahillezi sadakana va’dehu: dediler Allah’a hamd edip sözüne inanan kimse
ve evresenal arda: ve yeri bize miras bıraktı
netebevveu minel cenneti: cennete sığındık
haysu neşau: orada nişasta /besin var
fe ni’me ecrul amilin: ve amellerimizin /işlerimizin ücreti var

Zümer-75 : وَتَرَى الْمَلَائِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve teral: gör
melaikete haffine: yalınayak melekleri
min havlil arşı: arşın etrafından
yusebbihune: yüzüyorlar
bi hamdi rabbihim: rablerini överek
ve kudıye beynehum bil hakkı: aralarındakini harcadı
ve kıylel hamdu lillahi rabbil alemin: ve övgüler Allah’a, alemlerin rabbinedir