Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

63- 43 Zuhruf

Zuhruf-1: حم

Ha - Mim.
Musa ve Muhammed isimli ruhlar

Zuhruf-2: وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ

Vel kitabil: ve kitap
mubini: gösterildi
Başkaca vahiy anlatısında "Sen kitap nedir bilmiyordun!" denilmesine sebep, atomun içinde ikame eden ruhun atomu görememesinden ötürüdür. O, kitap ve Kur'an dan habersizdir. Ruha bunları göstermenin tek yolu başka bir atomu ona tanıştırmakla mümkündür. Neslinin ilk örneği olan atomun yaratılıp içine ruh yerleştirilmesini müteakip Kur'an ile korunaklı olan kitap haline getirdikten sonra yapılacak iş, bu yapıyı tekrar etmekten ibarettir.

Zuhruf-3: إِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

İnna cealnahu: gerçekten biz oluşturduk
kur’anen arabiyyen: kur'an'ı arabi olarak leallekum ta’kılun: akıl edebilesiniz diye
Bir enerji denizi olan evren boş bur tuval gibidir. Varlık dediğimiz atomlar bu deniz içinde hava minik kabarcıklarını andıram boşluklar olarak tezahür ediyorlar. Boşluk oluşurken boşaltılan enerji, atomun etrafında manyetik alanmeydana getiriyor. Bu alan atoma nazaran negatif(arap) görünüm sergiler. Atomun dışındaki bu manyetik alanın adı Kur'an'dır.

Zuhruf-4: وَإِنَّهُ فِي أُمِّ الْكِتَابِ لَدَيْنَا لَعَلِيٌّ حَكِيمٌ

Ve innehu: öyle ki -// fi ummil kitabi: kitabın annesinde
ledeyna: elimizde
le aliyyun hakim: yüce bilgi

Zuhruf-5: أَفَنَضْرِبُ عَنكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا أَن كُنتُمْ قَوْمًا مُّسْرِفِينَ

E fe nadribu: vurduk mu
ankumuz zikre : erkeklerin hepsine
safhan : sayfalar haline getirildi
en kuntum: sizin
kavmen musrifin : tutumsuz halksınız

Zuhruf-6: وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِن نَّبِيٍّ فِي الْأَوَّلِينَ

Ve kem: kaç tane -// erselna: gönderdik
min nebiyin : nebilerden
fil evvelin : öncekilerin içinde

Ve sizden evvelkilerin içinde kaç tane nebi gönderdik.

Zuhruf-7: وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون

Ve ma ye’ti him : onlara gelen
min nebiyin : nebiden
illa kanu : onlardı
bihi yestehziun : alay edişleriyle
Ve onlara gelen nebiyle alay ediyordular.

Zuhruf-8: فَأَهْلَكْنَا أَشَدَّ مِنْهُم بَطْشًا وَمَضَى مَثَلُ الْأَوَّلِينَ

Fe ehlekna eşedde: şiddetle helak olduk
minhum batşen: onlardan daha korkunç
ve mada: ve geçmiş
meselul evvelin : evvelki ikisi gibi
Geçmiş ikisi gibi onlardan daha şiddetle ve korkunç şekilde helak olduk.

Zuhruf-9: وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ

Ve le in seeltehum: Sorduğumda
men halakas semavati vel arda: göklerin ve yerin yapılışını
le yekulunne halakahunnel: de ki onları yapan
azizul alim : aziz alim
Gökleri ve yerin yapılışını sorduğumda de ki onları yapan aziz ve alimdir.

Zuhruf-10: الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Ellezi cealekumul arda: yer'i sizin için yaptı
mehden : döşedi
ve cealelekum: ve size yaptık
fiha subulen: içindeki yolları
leallekum tehtedun : yönlenebilesin diye
Yer'i size yaptık, döşedi. Ve (Yer'in) içindeki yolları yaptık yönlenebilesin diye.
Proton ile elektron arasında hortumu andıran bir yol sayesinde ruh, yer etragında oğul veriyor. Ruh bu yol sayesinde yön bulabiliyor. Başkaca vahiy rivayetinde bu yol için "Allah'ın ipi" veya Hablül verid" denilmektedir.

Zuhruf-11: وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ

Vellezi nezzele mines semai maen bi kader: ve indirdik göklerden suyu, kaderiyle
fe enşerna bihi beldeten meyten: ölümünden sonra biz dirilttik ölü beldeyi
kezalike tuhracun: böylece seni çıkardık

Zuhruf-12: وَالَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ الْفُلْكِ وَالْأَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ

Vellezi halakal ezvace kulleha: ve hepsinden eşler yaptık
ve ceale lekum minel fulki: sizin için oluşturduk yelkenlilerden
vel enami ma terkebun: ve üstüne bineceğiniz enam

Zuhruf-13: لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ

Li testevu ala zuhurihi: sırtında yerleşmeniz için
summe tezkuru ni’mete rabbikum: daha sonra hatırlayın rabbinizin zarafetini
izasteveytum aleyhi: eğer aynı seviyede olursan onunla
ve tekulu subhanellezi: ve sen dedin ki denizde yüzen kimseler
sahhara lena: bizi alaya aldı
haza: bu
ve ma kunna lehu mukrinin: onu biz bağlamadık

Zuhruf-14: وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

Ve inna ila rabbina le munkalibun: ve gerçekten biz, rabbimize geri döndürülenlerdeniz
Rabbe geri dönmek, enerjiye dönüşmeyi ifade ediyor. Rab, evrendeki her hareketin (atomların) enerji kaynağı, besleyenidir.

Zuhruf-15: وَجَعَلُوا لَهُ مِنْ عِبَادِهِ جُزْءًا إِنَّ الْإِنسَانَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ

Ve cealu lehu: ve onu yaptılar
min ibadihi cuz’a: hizmetçilerden az bir bölümünü
innel insane: gerçekte insanı
le kefurun mubin: örtmek için gösterildi

Zuhruf-16: أَمِ اتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَأَصْفَاكُم بِالْبَنِينَ

Emittehaze mimma yahluku benatin: yoksa yaptığı kızları aldı
ve asfakum bil benin: ve oğlanları size mi bıraktı?

Zuhruf-17: وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ

Ve iza buşşira ehaduhum: onlardan birine iyi haber geldiği zaman
bi ma darabe: vuruşlarla
lir rahmani: rahman için
meselen zalle: gölge örneğiyle
vechuhu musvedden: onun yüzü karalanmış
ve huve kezim: ve o gamlı /hüzünlü /sıkıntılı

Zuhruf-18: أَوَمَن يُنَشَّأُ فِي الْحِلْيَةِ وَهُوَ فِي الْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ

E ve men yuneşşeu: birden ortaya çıktı mı?
fil hılyeti: ziynetler içinde
ve huve fil hısami gayru mubin: ve o husumet içindekine gösterilmez

Zuhruf-19: وَجَعَلُوا الْمَلَائِكَةَ الَّذِينَ هُمْ عِبَادُ الرَّحْمَنِ إِنَاثًا أَشَهِدُوا خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْأَلُونَ

Ve cealul melaiketellezine hum: onları melekler halinde yaptı
ibadur rahmani inasa: rahmanın hizmetçisi dişiler
e şehidu halkahum: onların oluşturulmasına sahit misin?
se tuktebu şehadetuhum: onların ifadelerini sen yazacaksın
ve yus’elun: ve soracak-sın-

Zuhruf-20: وَقَالُوا لَوْ شَاء الرَّحْمَنُ مَا عَبَدْنَاهُم مَّا لَهُم بِذَلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

Ve kalu: dedi
lev şaer rahmanu: eğer rahman isteseydi
ma abednahum: onlara hizmet etmezdik
ma lehum bi zalike min ilmin in hum: onlar hakkında bilgimiz yoktu
illa yahrusun: ancak kesiyorlar (yalan)