Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

51- 10 Yunus

  • Göklerin ve yerin altı günde yaratılışına dair ayrıntıları okuyoruz. Burada "Gökler" kelimesi protonun parçalı yapısını ifade ederken, "Yer" kelimesi de protona bağlı elektronu ifade etmektedir. Üç çeşit atom altı günde yaratılmışken beher atomun yaratılışı dört gün almaktadır.

    Protonun içinde yer alan parçalara "gök" denilmiş. Gök, günümüz bilim literatüründeki kuark anlamında kullanılıyor. Onarın kombin yapı içindeki duruşları hakkında bilgi veriliyor.

Yunus-1: لر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ

Elif lam ra : Mavi, yeşil ve kırmızı renkteki ins atomunun rumuzu
Tilke : Bunlar
ayatul : işaretleri/sembolleri
kitabil : kitabın
hakim : akıllı/ bilgili -
İşte bunlar, Kitab’ın akıl sahibi varlıklarına ait sembolleridir.
Evrendeki her şeyin yapı taşı olan üç kütleli atomun simgesidir Elif, Lam ve Ra. Modern bilim eriştiği muazzam bilgi seviyesine rağmen hala atomu tek tip/çeşit sanmaktadır. Üç atom, evrenin belli evrelerinde sırayla hakim durumda bulunuyorlar. (Biyolojik yaşam, üçüncü evrede gelişir.)

Yunus-2: أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَا إِلَى رَجُلٍ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذِينَ آمَنُواْ أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ قَالَ الْكَافِرُونَ إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ مُّبِينٌ

E kane : Öyle mi
lin nasi aceben : insanlar için ilginç
en evhayna : biz gösterdik
ila raculin : adam için
minhum : onlar ki
en enzirin nase : o insanları uyarıcı
ve beşşirillezîne : beşer kimseleri
amenû enne: güvende olanlar
lehum kademe sıdkın : onların ayakları tastik etti /inandılar
inde rabbihim : rabbinden olduğunu
kalel kafirûne : inkar edenlerse dediler ki
inne haza : bunlar
le sahırun : sihir ile
mubîn: gösteriliyor -
Gösterdiklerimiz insanlar için ilginç midir? Onlar, insanları ve beşerleri ve güvende olanları uyarıcılardır. Onların ayakları inandı. İnkar edenlerse bu ancak sihir ile gösteriliyor dediler.
Atom, gerçektende gaybdır. Allah "Gaybı yalnız ben bilirim" diyor. Çarpıştırma deneylerinde yansıyan şua ve parçacıklar(!) incelenen şey hakkında net bilgi vermiyorlar. Hatta sadece orada bir parçacık olduğu bilgisini geçemeyen datalardan ibaret kalıyorlar.
Atomun yapısı bilinenin aksine müstakil parçacık olmayıp Allah'ın bildiği kadarıyla varlık denizi içinde göreceli küçük boşluklar /yokluklardan ibaretler. Onları incelerken bozunmalarına sebep olunduğunda hemen higgs ile dolarak algılanamaz olmaktalar. Cern deneylerinde çarpışma sonrasındaki çok kısa bir zaman dilimi içinde incelenen parçacığın yok olduğu gözlemlenmiştir.
Bu üç tane İns atomunu için boş olduğuna dikkat çektikten sonra onların içine racul olan ruh yerleştiğinde onlar akıllı varlıklara dönüşmekteler. Tabiatıyla bu akıl bir bit mesabesindedir, cüz-i dir.
Atomun içindeki racul’a gösterilen şeylere, inkarcı alanlar bunun bir sihir olduğunu söylüyor. Çünkü enerji denizi içinde yine enerjiden mütevellit yapılar, başkaca madde/parça olmadıklarından ötürü adeta bir sihir gibi durmaktadır.

Yunus-3: إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلاَّ مِن بَعْدِ إِذْنِهِ ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ

İnne rabbekumullahullezî : Rabbiniz ki o ilahınızdır
halakas semavati : gökleri yaptı
vel arda : ve yeri
fî sitteti eyyamin : altı gün içinde
summ-e-steva alal arşi : sonra arşa/tahta/aşağıya yönlendi
yudebbirul emr : yöneten, emreden
ma min şefîin : Şefaat
illa min ba'di iznihî : izninden sonra
zalikum-u-llahu rabbukum : yani ilahınız, rabbinizdir
fa'budûhu: ona hizmet edin
e fe la tezekkerûn : hatırlamıyormusunuz
Rab ve ilah kavramları birbiriyle eş anlamlı değiller. Teknik olarak ilah, sonsuz çekim gücü /hiçlik ve rab ise besleyen/enerji kaynağı anlamında anılıyor. Tefsirlerde "tahtına oturdu" gibi sakıncalı ifadeler kullanılmaktadır. Atomları yarattıktan sonra arşa/tahtına kurulması/oturması demek tahtın ayrı bir varlık olarak kabülüdür ve yaratıcıyı sınırlandırılmış bir cismaniyet atfeden ikinci bir asal hatayı daha barındırmaktadır. Sonlu ve sonsuz/devam eden uzanım kavramlarını iyice açmak lazımdır ki insanlar Allah'ı ve Rabblerini bir kişi/cismaniyet sahibi varlık olarak düşünmeyi terk etsinler.
Atomların içindeki boşluğun çekim gücü, kendisi için sürükleyicidir, ilahtır. En baştaki mutlak hiçlik hariç tüm ilahlar gücünü Rabb'den alır. Cümlenin başında "Rabbiniz, ilahınızdır!" dedikten sonra gerekli izahat yapılıyor ve "yani ilah rabbinizdir!" deniyor. Çünkü rabb sahip olduğu çekim gücüyle yaratılmış her yaratık için gereker enerjinin yegane kaynağı oluyor. E=MC2 formülü uyarınca harekete sebep olan enerjinin tamamı Rabb'in çekim gücünden ibarettir. Onun çekim gücü tüm atomları beslemektedir. Rabb, tıpkı boya tabancasının doğrusal hareket eden hava akımına kapılan boya gibi hareket kazanırlar.

Yunus-4: إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّهِ حَقًّا إِنَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ

İleyhi merciukum cemîa : hepiniz ona başvurursunuz /referansınız odur
va'dallahi hakka : gerçekten sağın vaadidir
innehu yebdeul halka : yapma eylemi öyle başlar
summe yuîduhu : sonra tekrar eder
li yecziy-e-llezîne amenû : güvende olan her kişi /parça için
ve amilûs salihati : ve salih işler yapanlar
bil kıstı : payına düştüğü kadar
vellezîne keferû : kim ki inkar eder
lehum şerabun: onlar içecek
min hamîmin : sıcak –su- dan
ve azabun elîmun : ve ağrılı/acılı azap
bima kanû yekfurûn : inkar edenlerin hepsi
Hepiniz kaynak olarak ona başvuruyorsunuz, referansınız odur. Bu Allah'ın sözüdür. Onun meydana getirmesi böyle başlıyor. Sonra her kişi/parça için aynı şekilde tekrar ediyor. Güvende olanlar, payına düştüğü kadarını alır. Kim ki inkar eder, ona sıcak içecek içirilecek, ağrılı azap görecek, inkar edenlerin hepsi
Önceki pasajda subhan kelimesi hakkında bilgi vermiştik. Hızla giden, ve herşeyi ardında bırakan anlamına istinaden ruh çizgisi, hiçliğin çekim güçü sayesinde sonu olmayan bir düşüş yaşarken devamlı ilerlemekte ve uzanmaktadır. O diğer ruh çizgilerini oluşturacak çekim gücüne sahiptir. Bir borudan hızla çıkan havanın etrafındaki nesneleri kendi peşinden sürüklerken , kendi gibi yeni gibi bir çizgi oluşturur. İşte rab çizgisi başka çizgileri böyle oluşturuyor. Soğuk havalarda camda gelişen buz çizgileri de böyle gelişiyor.
Burada bilim dünyasının enerjinina muhtevası hakkında bilgi sahibi olmadığını vurgulamak durumundayız. Bilim dünyası ısı, enerji, manyetizma, elektirk gibi kavramların tanımı yapamamaktadır. "İletkenden akım geçtiğinde -ki iletkendeki elektrik akım değil itkidir- manyetik alan oluşur!" ifadesi belirsiz bir şeyin oluşunu haber veren bir gözlemdir, her hangi bir tanımlama veya bilgi içermemektedir. Böylesi onlarca örneğin yanısıra çift yarık deneyinin anlamı, evrenin arka plandaki fon ışımasının anlamı, red-shift gibi izlencelerin yorumlanışının gerçekle ilgisi yoktur. Gördüğünüz üzere vahiy rivayetlerinde gayba dair eşsiz tanımlar vardır.

Yunus-5: هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاء وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُواْ عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ مَا خَلَقَ اللّهُ ذَلِكَ إِلاَّ بِالْحَقِّ يُفَصِّلُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Huvellezî : o kimse ki
ceale-ş : yaptı
şemse dıyaen : güneşin ziyasını
vel kamere nûren: ve ayın nurunu
ve kadderehu menazile: -ve evleri yetenekli kıldı li ta'lemû adedes sinîne : yaşının adedini öğrenmek için
vel hisab : ve hesabını
ma halakallahu : Allah ‘ın yaptığı
zalike illa : onlar ancak
bil hakk: sağa /sağda
yufassılul ayati : ayrılmış /bölümdeki işaret /ayet
li kavmin : uluslar için
ya'lemûn : bilen
Güneşin ışığını, ayın parlaklığını yapar odur! Ve evleri yetenekli kim kıldı. Yaşının adedini ve hasabını. Sağa ayrılmış ayeti, uluslar bilsin diye yaptı.
Güneşin ziyası nedir? Necm bölümünde yıldızların içinin boş olduğu bildirilmişti. Boşluk, sonsuz çekim gücü demektir, bilim dünyasının nükleer kuvvet dediği etkidir, radyoaktivitedir. Ukbadaki adı ilahtır. Yüksek çekim gücü sebebiyle tüm atımlar ona yönelirler. Bu anlamda güneş gerçekte ışık yaymamakta bilakis uzaydaki enerjiyi soğurmakta /emmektedir. Güneş sistemimizdeki güneş aslında diğer yıldızlar -necm- gibi bir yıldızdır, ismini bu olaydan almıştır. Güneşten bize gelen ışık, onun yüzeyindeki hidrojen/helyum katmanının geri fırlattığı fotonlardan ibarettir. Yüksek çekim gücü etkisiyle merkezde tek bir noktada toplanmaya çalışılan muazzam enerji, güneşin dış katmanı /manto daki helyumları doyurarak onların kopmasına sebep oluyor. Kopmayı müteakip iki hidrojene dönüşen içi enerji dolu bu atomlar ağırlaştıkları için çekirdeğe doğru batmaya başlarlar. Batma neticesinde orta katmana erişen hidrojenler bu radaki yüksek basıç altında ezilerek hacmen küçülür ve bu sırada foton salarak enerjilerini azaltırlar ve tekrar birleşerek helyuma dönüşürler. Foton salarak enerjisi azalan atomlar hafiledikleri için tekrar yüzeye çıkarlar ve uzaydan emilen enerjiyle tekrar karşılaşırlar.
Ayın nuru ise fotonların atomdan yüzeyinden yansıdığında oluşan parlaklıktır.

Yunus-6: إِنَّ فِي اخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّهُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَّقُونَ

İnne fî_i-htilafil leyli : gecenin ihtilafı
ven nehari : gündüze
ve ma halakallahu : olacak şekilde yaptı Allah
fîs semavati vel ardı : göklerin ve yerin içindekini de
le ayatin: ayetlere
li kavmin yettekûn: uluslar eğlenip /meşgul olmaları için
Protonun içindeki altı tane kuark/gök çiftler halinde durmaktalar. Her çift kuark "gece" ve "gündüz" ismiyle anılıyor. Bilimdünyası bunları madde ve anti madde olarak tahayyül ediyor. Bunların duruşları birbirlerine zıt/simetrik şekildedir, zıtlık ihtilaf olarak ifade ediliyor. Çünkü sadece duruşları değil hareketleri, polarmaları ve hatta enerji seviyeleri de zıttır. Gündüz göğünün pozitif potansiyeline karşın gece göğünün seviyesi negatiftir.

Yunus-7: إَنَّ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا وَرَضُواْ بِالْحَياةِ الدُّنْيَا وَاطْمَأَنُّواْ بِهَا وَالَّذِينَ هُمْ عَنْ آيَاتِنَا غَافِلُونَ

İnnellezîne la yercûne likaena : bizimle buluşmayı /karşılaşmayı arzu etmezler - ve radû bil hayatid dunya : aşağıdaki hayattan memnun olanlar
vatmeennû biha: onlar etkindirler
vellezîne hum an ayatina gafilûn : ve onlar işaretlerimizden habersizdirler

Yunus-8: أُوْلَئِكَ مَأْوَاهُمُ النُّارُ بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ

Ulaike me'vahumun: bunlar barınaklarını /çadırlarını /yuvalarını
naru bima: ateşe dahil etmeyi
kanû yeksibûn: onlar kazanırlar

Yunus-9: إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُمْ بِإِيمَانِهِمْ تَجْرِي مِن تَحْتِهِمُ الأَنْهَارُ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ

İnnellezîne amenû: güvende olanlara
ve amilûs salihati: ve iyi işler yapanlara
yehdîhim rabbuhum: rableri onlara rehberlik edecek
bi îmanihim:
tecrî min tahtihimul enharu: altından nehirler akan
fî cennatin naîm: mutlu cennet içinde
Ruh ancak cennette yani protonun içinde güvendedir. Atomun yaptığı iyi iş, elektrona inerek orada fiziksel titreşimler oluşturmak ve kovalent bağ kurarak element oluşumunda görev almaktır. Protondan elektrona inişte takip edeceği yol, tek boyutlu çizgidir. Tek boyutlu ruh çizgisi rabdir. Nehirler, protonun çok uzağında ve alt tarafından akmaktadır, cennet, çadırı andıran gök konisinin içine denmektedir.

Yunus-10: دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلاَمٌ وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Da'vahum: çağır onu
fîha subhanekellahumme: seni hızla uzaklaşan Allah’ı
ve tahiyyetuhum: ve aşağıda olanları
fîha selam: barış içinde
ve ahıru da'vahum: ve diğerlerini de çağır
enil hamdulillahi rabbil alemîn: övgüler alemlerin rabbine olsun

Yunus-11: وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُم بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ فَنَذَرُ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

Ve lev yuaccilullahu: eğer Allah acele ederse
lin nasiş şerresti’calehum: kötü insanların aceleciliğiyüzündendir
bil hayri le kudiye ileyhim: onları iyilikle yargılamak için
eceluhum: onlara süre tayin etti
fe nezerullezîne: onlar uyarıldılar
la yercûne likaena: bizimle buluşmayı umut etmeyin
fî tugyanihim ya’mehûn: küstahlık başıboşluk içinde

Yunus-12: وَإِذَا مَسَّ الإِنسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنبِهِ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَا إِلَى ضُرٍّ مَّسَّهُ كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Ve iza messel insaned durru : eğer insana kötülük dokunursa
deana: bizi çağırır
li cenbihî: onun taraf ında olmak için
ev kaiden: veya oturarak
ev kaima: veya ayakta
fe lemma keşefna anhu durrahu: açığa çıkardığımızda sanki zarar görmüş gibi
merre ke’en: acı çekti
lem yed’una ila durrin messehu: bizi ona zarar vermek için aramadı
kezalike zuyyine lil musrifîne: yanı sıra müsrifçe süslemek için
ma kanû ya’melûn: yaptıkları neydi?
Ve insana kötülük dokunursa, onun tarafında olmamız için otururken veya ayakta iken bizi çağırır. Onu açığa çıkardığımızda sanki zarar görmüş gibi acı çekti. Bizi ona zarar vermemiz için çağırmadı. Bu yüzden yaptıkları şeyler günahlarını süsledi.

Yunus-13: وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِن قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواْ وَجَاءتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُواْ لِيُؤْمِنُواْ كَذَلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ

Ve lekad ehleknal : biz helak ettik
kurûne min kablikum: sizden önceki yüzyıllarca
lemma zalemû: adaletsizliklerinden
ve caethum rusuluhum bil beyyinati: haberciler delillerle geldiler
ve ma kanû li yu’minû: onlar güvende olmadılar
kezalike neczil kavmel mucrimîn: suçlu halklar böyle cezalandırılır

Yunus-14: ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلاَئِفَ فِي الأَرْضِ مِن بَعْدِهِم لِنَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ

Summe cealnakum halaife: daha sonra biz seni halige yaptık
fîl ardı: yerin içinde
min ba’dihim: ondan sonra
li nanzura keyfe ta’melûn: nasıl çalıştığına bakmak için
Yer’in içindeki kimse, göklerin içindeki ruhun uzantısı /halifesidir. Ruh, göklerin içinde ahiret hayatı sürerken ancak ve sadece yer’de fiziksel aktivitelerini sergilemektedir.

Yunus-15: وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا ائْتِ بِقُرْآنٍ غَيْرِ هَذَا أَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أُبَدِّلَهُ مِن تِلْقَاء نَفْسِي إِنْ أَتَّبِعُ إِلاَّ مَا يُوحَى إِلَيَّ إِنِّي أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّي عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Ve iza tutla aleyhim: onlara okunduğu zaman
ayatuna beyyinatin: açık işaretlerimiz
kalellezîne la yercûne likaena'ti: bizimle buluşmayı umut etmeyenler dediler ki
bi kur'anin gayri haza: bu kur’an başkasını getir
ev beddilhu: veya değiştir
kul ma yekûnu: deki ben olmam
lî en ubeddilehû : değiştirmek için
min tilkai nefsî: benim kendimden
in ettebiu illa ma yûha ileyye: takip ediyorum bana önerileni
innî ehafu: gerçekten korkarım
in asaytu rabbî: rabbime itaatsizlik etmekten /asi olmaktan
azabe yevmin azîm: büyük azap gününden

Yunus- 16: قُل لَّوْ شَاء اللّهُ مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ وَلاَ أَدْرَاكُم بِهِ فَقَدْ لَبِثْتُ فِيكُمْ عُمُرًا مِّن قَبْلِهِ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ

Kul lev şaallahu:deki Allah isteseydi
ma televtuhû aleykum: üzerinize tilavet etmezdi
ve la edrakum : ve anlamazdık
bihî fe kad lebistu fîkum umuran: ömrümüz boyunca neyin içinde yayın yaptığımızı
min kablihî: ondan önce
e fe la ta'kilûn: bilebilir miydin?

Yunus-17: فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ إِنَّهُ لاَ يُفْلِحُ الْمُجْرِمُونَ

Fe men azlemu mimmeniftera alallahi keziben: yalanlarıyla Allah’a iftira edenden daha zalim kim vardır?
ev kezzebe bi ayatihî: veya –onun- işaretleriyle /delilleriyle yalan söyleyen –den-
innehû la yuflihul mucrimûn: şuçlular başarıya ulaşamazlar

Yunus-18: وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَؤُلاء شُفَعَاؤُنَا عِندَ اللّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ اللّهَ بِمَا لاَ يَعْلَمُ فِي السَّمَاوَاتِ وَلاَ فِي الأَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ

Ve ya'budûne: hizmet ediyorlar
min dûnillahi: Allah’ tan başkasına
ma la yedurruhum: onlara zararı olmayan
ve la yenfeuhum: ve onlara faydası olmayan
ve yekûlûne haulai şufeauna indallah: diyorlar ki bunlar bizim Allah’ın şefaatçilerimiz
kul e tunebbiûnallahe: deki Allah’a kehanettemi bulunuyorsunuz
bima la ya'lemu: onun bilmediklerini
fîs semavati: göklerin içinde
ve la fîl ard: ve yerin içinde olmayanı
subhanehu: onun her şeyin üstünde yüzüşünü
ve teala amma yuşrikûn: ortak koştuklarınızdan yücedir

Yunus-19: وَمَا كَانَ النَّاسُ إِلاَّ أُمَّةً وَاحِدَةً فَاخْتَلَفُواْ وَلَوْلاَ كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ فِيمَا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

Ve ma kanen nasu illa ummeten vahideten: insanlar tek bir millet değildi
fahtelefû: aynı fikirde –değildi-
ve lev la kelimetun sebekat min rabbike: gerçi rabbinden ileri kelime yoktur
le kudiye: lehlerine
beynehum: aralarında
fîma fîhi yahtelifûn: ihtilaf içindeyken

Yunus-20: وَيَقُولُونَ لَوْلاَ أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ مِّن رَّبِّهِ فَقُلْ إِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّهِ فَانْتَظِرُواْ إِنِّي مَعَكُم مِّنَ الْمُنتَظِرِينَ

Ve yekûlûne: dediler
lev la unzile aleyhi ayetun min rabbihi: üzerimize rabbinden bir işaret inseydi olmaz mıydı?
fe kul innemal gaybu lillahi : dedi bilinmeyine ancak Allah bilir
fentezirû: bekleyin
innî meakum minel muntazirîn: bende sizin gibi bekleyenlerdenim