Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

107- 66 Tahrim

  • Ruh, içine girdiği atomu eş olarak sahipleniyor. Lüzumu halinde talak ile o atomu boşaltabilir (boş olma/boşama hali) sonra başka bir boş atoma yerleşebilir. Konu hakkında anlatılar okuyoruz.

Tahrim-1: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ تَبْتَغِي مَرْضَاتَ أَزْوَاجِكَ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ya eyyuhan nebiyyu: ey nebi üç atom ve onların ruhu üç nebi var
lime tuharrimu : niçin kendini sakındırıyorsun
ma ehallallahu leke: Allah'ın sana izin verdiklerinden
tebtegi : arıyor /istiyor
mardate : hastalık
ezvacike: eşinde
vallahu gafurun rahim: Allah bağışlayan merhamet edendir

Tahrim-2: قَدْ فَرَضَ اللَّهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ أَيْمَانِكُمْ وَاللَّهُ مَوْلَاكُمْ وَهُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

Kad faradallahu lekum : Allah size farz kıldıı
tehillete eymanikum: güvenliğinizi resmileştirdi
vallahu mevlakum: Allah sizin sahibenizdir
ve huvel alimul hakim: O bilendir bilgedir

Tahrim-3: وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِ وَأَظْهَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَأَعْرَضَ عَن بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِ قَالَتْ مَنْ أَنبَأَكَ هَذَا قَالَ نَبَّأَنِيَ الْعَلِيمُ الْخَبِيرُ

Ve iz eserran nebiyyu: nebi'yi tuttuğunuzda
ila ba’dı ezvacihi : bazı eşleriyle
hadisa fe lemma nebbeet bihi : yeni olmuş olayın haberiyle
ve azherahullahu : Allah açığa çıkardı/gösterdi
aleyhi arrafe ba’dahu : onu bazı örf /görenek
ve a’rada an ba’dın:ve bazılarına tanıtmak
fe lemma nebbeeha bihi kalet : vaktinde onun haberini dediler
men enbeeke haza: bunu sana kim haber verir
kale nebbeeniyel alimul habir: dedi haberleri alim ve uzman olan

Tahrim-4: إِن تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ مَوْلَاهُ وَجِبْرِيلُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمَلَائِكَةُ بَعْدَ ذَلِكَ ظَهِيرٌ

İn tetuba ilallahi : siz-ikiniz-tövbe ettiğinizde
fe kad sagat kulubukuma : kalpleriniz şekillenir Tövbe etmek, ters polarmalı ruhun dönüş yününü terse çevirmesiydi. Kalpler yani atomun içinde ruhun yerleşeceği küçük odacıklar meydana gelmesi için dönüş yönü, Allah’ın dini ile aynı olmasına bağlıdır.
ve in tezahera aleyhi : ve eğer onun gibi davranırsan
fe innallahe huve mevlahu : o Allah ki onun efendindisidir
ve cibrilu : ve cebrail'in
ve salihul mu’minin: ve güvende olup iyi işler yapanların
vel melaiketu ba’de zalike zahir: ve o gözüken meleklerin

Tahrim-5: عَسَى رَبُّهُ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُّؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا

Asa rabbuhu: umulur ki rabbin
in tallakakunne en yubdilehu: boşadıklarınızın yerine alacak
ezvacen hayran : hayırlı eş
min kunne : olanlardan
muslimatin: teslim olmuşlardan
mu’minatin: güvenli ins atomlarının aklı yoktur, inaçlı olamıyorlar
kanitatin: itaatkar
taibatin : tövbekar
abidatin: kulluk edecek
saihatin: gezgin içindeki raculü gezdiren, ins atomudur
seyyibatin : kocası olmayan içi dolu ins atomları hariç
ve ebkara: ve bakire olanlardan

Tahrim-6: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
ku enfusekum ve ehlikum : kendinizi ve ailenizi koruyun
naran vakuduhan nasu vel hicaratu : yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten
aleyha melaiketun gılazun şidadun : meleklerin üstünde/üzerinde sert ve şiddetli
la ya’sunallahe ma emerahum : Allah'ın emirlerine itaatsizlik etmezler
ve yef’alune ma yu’merune: onlar verilen eminleri yapıyorlar

Tahrim-7: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Ya eyyuhallezine keferu : ey inkâr edenler
la ta’tezirul yevme: özür günü değildir
innema tuczevne: ancak cezalandırılacaksınız
ma kuntum ta’melun: yaptıklarından ötürü

Tahrim-8: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
tubu ilallahi tevbeten nasuhan: Allah'a tevbe edin içtenlikle
asa rabbukum : umulur ki rabbiniz
en yukeffira ankum seyyiatikum : inkar edenlerin günahlarını
ve yudhilekum cennatin tecri : girersiniz tecrit edilmiş /müstükil cennete
min tahtihal enharu: altınızda /altında nehirler akan
yevme la yuhzillahun nebiyye : o gün Allah nebileri utandırmaz Nebi, ins atomlarının içindeki ruhların hepsine birden verilen isimdir. Ta, Ha ve Mim olmak üzere üç nebi oluyor. Bunlar İbrahim Musa ve Muhammed'dir. Nebi, insan olma sırası gelen ins atomlarının hepsine birden giren ruhun adı olarak anılıyor. Biz şu an Mim/Muhammed nebi ruhunu taşımaktayız.
vellezine amenu meahu nuruhum : o kimseler ışıkları/nurlarıyla güvendedirler
yes'a beyne eydihim ve bi eymanihim : ellerinin arasında arıyorlar inançlarını
yekulune rabbena etmim lena nurana vagfir lena:rabbimiz bizi affet ve nurumuzu tamamla derler
inneke ala kulli şey'in kadir: muhakkak ki sen her şeye kadirsin

Tahrim-9: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

Ya eyyuhan nebiyyu: ey nebi
cahidil kuffara : inkâr edenlerle cihad et
vel munafikine: ve ikiyüzlülerle
vagluz aleyhim: ve katılaşmış olanlarla
ve me’vahum cehennem: onların barınakları cehennemdir
ve bi’sel masir: ve ne kötü kaderdir

Tahrim-10: ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ كَفَرُوا اِمْرَأَةَ نُوحٍ وَاِمْرَأَةَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئًا وَقِيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ

Daraballahu: Allah vurdu Atomlarla iletişim ancak onlara vurarak sağlanıyor. Sistem tıpkı bir mikrofona vuran ses dalgalarının steteskobi etkisi gibi işler ve dalga darbeleri ona fiziksel yoldan bilgi iletir.
meselen lillezine keferumraete nuhın : örneğin inkar eden Nuh'un karısı gibi
vemraete lut:ve Lut'un karısı
kaneta tahte abdeyni : ikisi vardı kulların aşağısında
min ibadina salihayni : hizmetleriyle iyi işler yapan
fe hanetahuma : ikisi de ihanet etti
fe lem yugniya anhuma : onları terk etmediler
minallahi şey’en ve kiledhulen : Allah'tan bir şeyler söylendi
nara mead dahılin: ateşe dahil olun /girin diye

*) Tahrim-11: وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Ve daraballahu : Allah vurdu
meselen lillezine amenu : güvende olan kimselere vurduğu gibi
umraete fir’avn: büyük eve Büyük atoma (Ra) firavun deniyor. Çünkü atomlar ruhların gecelediği yer yani beyttir. (beyt ev anlamına kullanılıyor lakin o, bir gecedir /gece göğüdür.) Hacmen büyük olan atom, yaşça en küçük olanıdır. Çünkü atomlar, yaşlandıkça küçülmektedir. Ra atomu içine ruh üflenmedi.
iz kalet rabbibni li indeke beyten fil cenneti : rabbi dedi senin cennette evin var
ve neccini min fir’avne ve amelihi : seni firavundan ve yaptıklarından kurtaracak
ve neccini minel kavmiz zalimin: ve seni ezici halktan koruyacak

*) Tahrim-12: وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ

Ve meryemebnete ımranelleti: imran kızı Meryem'e
ahsanet ferceha : onun fecri'ni güçlendirdik Fecr, iki şey arasındaki boşluk/ kapı/aralık/yarık. Bu yüzden avret yeri anlamında da kullanılır.
fe nefahna fihi min ruhına : ona ruhumuzdan üfledik
ve saddekat bi kelimati rabbiha : rabbini kelimelerle onayladı
ve kutubihi : ve yazdıklarıyla
ve kanet minel kanitin: ve ikisi de öyle oldu