Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

62- 42 Şura

  • Burada anılan beş tane sembol varlığa dairdir. Toplam 14 sembol içinde bu beş tanesi enerjiden ibaret parçacıklara aittir. Mezon çiftinden Ya ve Sin, madde ve anti madde olarak tanımlaığımız varlık ve yokluğu ifade ediyor.

    Atom enerji hareketlerinden meydana geliyor. Kuarklar içine yerleşen ruh, enerjiden meydana geliyor ve elektronu meydana getiren yine enerjiden ibaret varlık olarak karşımızda durmaktadır.

    Atomun yapısında yer alan diğer elemanlar Ya, He, Elif, Lam, Ra ve Gaf'tır

Şura-1: حم

Ha Mim
Musa ve Muhammed isimli ruhlar

Şura-2: عسق

Ayn - Sin - Kaf
Gökler(Proton) - Gündüz gök'ü (Baryon) – Yer (Elektron)

Şura-3: كَذَلِكَ يُوحِي إِلَيْكَ وَإِلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكَ اللَّهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Kezalike : böylece
yuhi ileyke : senin üzerine vahyedildi
ve ilallezine min kablike: ve senden önceki kimselere de
allahul azizul hakim : Allah sevgili, bilgedir

Şura-4: لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

Lehu ma fis semavati ve ma fil ard : göklerde ve yerdekiler onundur
ve huvel aliyyul azim : O yücedir, büyüktür
Gökler ve yer, proton ve elektron olduğundan ötürü onların içinde bulunan şeylerin sahibi sadece Allahtır. Gökler ve yer varlık değil bilakis yokluktur. Günümüze kadar bu cümlenin anlamı hafife alınmış, göklerde olanın ne olduğu ve dahası çoğul anılan göklerin ne olduğu açıklanamadığı için es geçilmiş hatta adeta üzerleri örtülmüştür. Buna mukabil yer ise tekil anılmış ve Yer'de olanlar ifadesi ise yeryüzündeki canlılar anlaşılagelinmiştir. Gerçekte yerin içinde şeklinde geçen ifadeler ise yer altı zenginlikleri olarak yorumlanmıştır. Gerçekte ise yer altı zenginliklerinden yakın geçmişe kadar kimse bir şey anlamayacaktı.

Şura-5:
تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِن فَوْقِهِنَّ وَالْمَلَائِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَن فِي الْأَرْضِ أَلَا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

Tekadus: neredeyse
semavatu yetefattarne: gökler kırılıp çatlayıp açılacaktı
min fevkıhinne: üstlerinden
vel melaiketu yusebbihune: ve melekler yüzüyorlardı
bi hamdi rabbihim : rablerine övgüyle
ve yestagfirune : ve af diliyordu /yalvarıyordular
li men fil ard: yer'in içindeki kimse için
e la innallahe huvel gafurur rahim : o Allah ki bağışlayan merhamet sahibi değil midir?
Göklerin içindeki ruha bir bakınız, etrafını melekler ihata etmiş ve ona güvenli bir ortam sağlamıştır. Konu şekilli gök yüzeyinin dışına ay denilirken iç kısımı, ruha muhatap yüzeyi Cebrail meleği olarak tanımlanmaktadır ve sembolü Ayn’dır.
göklerin içindeki ruhun güvenliğine karşın yerden çıkan /biten ruh korumasızdır. İşte melekler yerin içindeki kimseleri koruyamamakta ve onun için Allah’a yalvarmaktadırlar.

Şura-6: وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَولِيَاء اللَّهُ حَفِيظٌ عَلَيْهِمْ وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

Vellezinettehazu : kimler aldı/sahiplendi
min dunihi evliyallahu : Allah'ın koruyucuları /vasileri olmadan
hafizun aleyhim : onların koruyucusu
ve ma ente aleyhim : ve onların üstündeki sen misin
bi vekil : vekilleri

Şura-7:
وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لِّتُنذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ

Ve kezalike : Böylece
evhayna: biz aydınlattık
ileyke kur’anen arabiyyen: seni arabi kur'an'la
li tunzira : uyarmak için
ummel kura : köylerin anası
ve men havleha : etrafında
ve tunzira yevmel cem’i : ve uyarıdır toplanma günü
la raybe: şüphesiz
fihi ferikun: bir takımı
fil cenneti : cennet içinde
ve ferikun fis sair : ve bir takımı kızgın ateş içinde

Şura-8: وَلَوْ شَاء اللَّهُ لَجَعَلَهُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلَكِن يُدْخِلُ مَن يَشَاء فِي رَحْمَتِهِ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُم مِّن وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ

Ve lev şaallahu: eğer Allah isteseydi - // le cealehum ummeten vahıdeten: tek ümmet halinde oluşturmayı
ve lakin yudhilu men yeşau: ancak istediği kişi girerdi - // fi rahmetihi : rahmetinin içine
vez zalimune: ve zalimler
ma lehum : onların yoktur
min veliyyin: kuruyucuları
ve la nasir : ve biz desteklemiyoruz

Şura-9: أَمِ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء فَاللَّهُ هُوَ الْوَلِيُّ وَهُوَ يُحْيِي المَوْتَى وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Em ittehazu: yoksa götürdüler
min dunihi evliyae: koruyucuları olmadan
fallahu huvel veliyyu: Allah’tır o koruyucu
ve huve yuhyil mevta : o ölüyü diriltir
ve huve ala kulli şey’in kadir : ve onun gücü her şeyin üstündedir

Şura-10: وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِن شَيْءٍ فَحُكْمُهُ إِلَى اللَّهِ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبِّي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

Ve mahteleftum: ve sen farklı değilsin
fihi min şey’in: içindeki şeyden
fe hukmuhu ilallahi: Allah'ın hükmü üzerinizde
zalikumullahu : yani Allah
rabbi aleyhi tevekkeltu : rabbim o dur ki güvendiğim
ve ileyhi unib : ve dayanağım
Sen, senin içindeki şey farklı değil. Allah'ın hükmü üzerinizdedir. Yani Allah, güvendiğimiz dayanağımız rabbimizdir.

Şura-11: فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Fatırus semavati vel ardı: göklerin ve yerin yaratıcısı
ceale lekum: sizin için oluşturdu
min enfusikum ezvacen: eşlerinizi sizin kendinizden
ve minel en’ami ezvaca: ve enamı(sığır değil, bozon) çiftler halinde
yezraukum fihi: sizi besleyecek /yükseltecek
leyse ke mislihi şey’un: hiçbir şey gibi değildir
ve huves semiul basir:e o işitendir öngörendir (zekidir)

Şura-12: لَهُ مَقَالِيدُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاء وَيَقْدِرُ إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Lehu mekalidus semavati vel ard: göklerin ve yerin dizginleri /yönetimi onundur
yebsutur rızka li men yeşau : istediği kimsenin geçimini kolaylaştırır
ve yakdiru: ve takdir eder
innehu bi kulli şey’in alim: gerçekten o her şeyin tümünü bilendir

Şura-13: شَرَعَ لَكُم مِّنَ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ اللَّهُ يَجْتَبِي إِلَيْهِ مَن يَشَاء وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ

Şeraa lekum: yasalarınız
mined dini: dinden
ma vassa bihi nuhan: Nuh tarafından size önerilen
vellezi evhayna ileyke: ve sana gösterilenlerdir
ve ma vassayna bihi ibrahime: ve İbrahim’e gösterilenlerdir
ve musa ve isa: ve Musa’ya ve İsa’ya
en ekimud dine: dini kurun /yükseltin
ve la teteferraku fihi: ve içinde dağılmayın
kebure alal muşrikine: şirk koşanlar üstünde büyüklenme
ma ted’uhum ileyhi: onları Allah’a davet et
allahu yectebi ileyhi men yeşau: kim ona yönelmeyi isterse
ve yehdi ileyhi men yunib: o kimseye rehberlik et

Şura-14: وَمَا تَفَرَّقُوا إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى لَّقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ أُورِثُوا الْكِتَابَ مِن بَعْدِهِمْ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

Ve ma teferraku: dağılmadı
illa min ba’di: ancak sonradan
ma caehumul ilmu: onlara gelen ilim
bagyen beynehum: onların aralarında haksızlık
ve lev la kelimetun sebekatmin rabbike: aralarındaki kelime rabbinden değil mi
ila ecelin musemmen: belirlenmiş süreye kadar
le kudıye beynehum: onlar aralarındaki harcarlar
ve innellezine urisul kitabe: ve kitabı miras olarak alanlar
min ba’dihim: ondan sonra
le fi şekkin: şüphe içinde
minhu murib: kuşkuyla

Şura-15: فَلِذَلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ وَقُلْ آمَنتُ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ مِن كِتَابٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ اللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ اللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ

Fe li zalike fed’u vestekım kema umirte: öyleyse çağırmak için ayağı kalkmayı /doğrulmayı iste
ve la tettebi’ ehvaehum: ve takip etme onların heva /çekim güçlerini
ve kul amentu bi ma enzelallahu min kitab: de ki Allah’ın kitaptan indirdiğine güven
ve umirtu li a’dile beynekum: aranızda adil olmakla emrolundum
allahu rabbuna ve rabbukum: Allah, bizim ve sizin kaynağıdır /besleyendir
lena a’maluna b>: bizim işlerimiz bizim
ve lekum a’malukum: ve sizin işleriniz sizindir
la huccete beynena ve beynekum: sizinle bizim aramızda tartışma nedeni yoktur
allahu yecmeu beynena: Allah ibzi birleştirir
ve ileyhil masir: ve dönüş onadır

Şura-16: وَالَّذِينَ يُحَاجُّونَ فِي اللَّهِ مِن بَعْدِ مَا اسْتُجِيبَ لَهُ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

Vellezine yuhaccune: tartışan kimseler
fillahi: Allah hakkında
min ba’di: uzaktan
mastucibe: ona cevap verdi
lehu huccetuhum : onlar aradılar
dahıdatun inde rabbihim: rablerinde eksiklik
ve aleyhim gadabun: ve onlar öfkeliydi
ve lehum azabun şedid: ve onun işkencesi şiddetlidir

Şura-17: اللَّهُ الَّذِي أَنزَلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَالْمِيزَانَ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ قَرِيبٌ

Allahullezi enzelel kitabe bil hakkı: kitabı sağ ile /sağa indiren Allah’tır
vel mizan: ve dengeli
ve ma yudrike lealles saate karib: bilmiyorsun saatin ne kadar yakın olduğunu

Şura-18: يَسْتَعْجِلُ بِهَا الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا وَالَّذِينَ آمَنُوا مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ أَنَّهَا الْحَقُّ أَلَا إِنَّ الَّذِينَ يُمَارُونَ فِي السَّاعَةِ لَفِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ

Yesta’cilu bihallezine la yu’minune biha: güvende olmayanlar tarafından acele ettirilen
vellezine amenu muşfikune minha: ve güvende olan kimselere onlardan şefkat vardır
ve ya’lemune ennehal hakku: ve biliyorlar bu sağadır
e la innellezine: o kimseler değil midir?
yumarune: ?
fis saati: saati
le fi dalalin baid: derin yanılgı içindedir

Şura-19 : اللَّهُ لَطِيفٌ بِعِبَادِهِ يَرْزُقُ مَن يَشَاء وَهُوَ الْقَوِيُّ العَزِيزُ

Allahu latifun: Allah naziktir
bi ibadihi: onun hizmetinde olana
yerzuku men yeşau: istediği kimseyi yaşatır
ve huvel kaviyyul aziz: o güçladar sevgilidir

Şura-20: مَن كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ الْآخِرَةِ نَزِدْ لَهُ فِي حَرْثِهِ وَمَن كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ الدُّنْيَا نُؤتِهِ مِنْهَا وَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِن نَّصِيبٍ

Men kane yuridu harsel ahirati: kim ahireti sürmek istedi
nezid lehu fi harsihi: ona içi sürülmüş verdik
ve men kane yuridu harsed dunya: ve kim aşağıda sürmek istedi
nu’tihi minha: ona da ölümden -verdik
ve ma lehu fil ahirati min nasib: ahiretteki hissesinden

Şura-21 : أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِّنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَن بِهِ اللَّهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Em lehum şurakau şerau lehum: yoksa onların ortakları mı var yasa koyan
mined dini : dinden
ma lem ye’zen bihillahu: Allah izin vermedikçe
ve lev la kelimetul faslı: kelime olmaksızın ayrılması
le kudiye beynehum: onların aralarındakini harcamışken
ve innez zalimine: ve gerçekten baskı yapanlara
lehum azabun elim: onlara acı işkence var