Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

26- 91 Şems

  • Güneşin yörüngesi olmamasına karşın samanyolu içinde hareketli olduğu ileri sürülerek güya bilinmeyen bir yörüngenin varlığından bahseden zorlama yorumlar yapılıyor. Burada anılan yörünge elbette mecaz veya hata değildir. Tanımlar atoma dair olduğunda tamamen gerçeklik kazanmakta ve bilimsel zeminde sağlam durmaktadır.

    Güneş, atomun hemen üstünde beliren çekim alanıdır. Koni şekilli dış yüzeyi ise "Ay" adıyla anılıyor. Bu yüzdden önde güneş ve ona bitişik halde olan ay, aynı yörüngede birlikte yüzeceklerdir.

    Atomların etrafını kuşatan elektromanyetik alan, bir yumurtayı andıran görünüme sahip. Bir vahiyde de atomun yumurtaya benzeyen şekli aynen ifade ediliyor. Yumurta ışığa tutulduğunda atomun tıpkı görünümünü verir.

    Atomun nefs fonksiyonu varlığın ana vazgeçilmezi olmasına rağmen buna “fucur” yani sapkınlık, isyan edepsizlik ve ahlaksızlık anlamlarını içeren bir sözcük ile ifade edilmesi onun önemini göz ardı etmiyor, yalnızca onun kontrol edilemez davranış sergilediğini bildiriyor. Takva kelimesi, fücurun tersi anlamdadır.

    Deve kelimesi ile elektromanyetik etkinliğe sahip elementlerin anlatıldığını önceki bölümlerde vurgulamıştık. Tek hörgüçlü deve elektriksel iletkenleri (bunlar valans bandında bir elektron olan elementler) çift hörgüçlü deve ise manyetik iletkenleri (bunlar valans bandında iki ve beşe kadar elektron olan elementleri) işaret ediyor.

Şems-1: وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا

Veş şemsi: Güneş
ve duhaha: ortaya çıktı /bilindi
Ve Güneş, onda ortaya çıktı /bilindi
Dndurma külahına benzeyen ins atomlarının açık tabanları, dolma eğilimi sergilerken orada güneş etkisi göstermiş olurlar. Bu çekim etkisi, külah üzeride dondurma görünümü resmeder. Dondurma, çekim alanındaki soğukluğu temsil etsin, çünkü oradaki enerji, külah tarafından emilmiştir. Güneş (etkisi) böyle tezahür ediyor.

Şems-2: وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا

Vel kameri: Ay
iza telaha: onun ardından/onu takip eder
Eğer ardında ay varsa/takip ediyorsa
Yarım küre şekilli güneşin ardında, külahın koni yüzeyi vardır, ve yansıtma özelliğinden ötürü "Ay" olarak anılıyor. İns atomunun yüzeyi, üzerine gelen dalga ve fotonları yansıtıyor. Gelen dalga, boş atomun içine giremiyor, bilardo topunun banttan yansıması gibi yansıyor.

Şems-3: وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا

Ven nehari: Gündüz
iza : eğer
cellaha: onu açığa çıkarırsa
Eğer gündüz onu aşikar ederse

Şems-4: وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا

Vel leyli: gece
iza: eğer
yagşaha: onu bozarsa/saflığını giderirse
Ve eğer gece onu bozarsa
ins atomunun içindeki gece diye tanımlanan boşluğun çekim gücüyle oluşan güneş alanı, çekim azalır veya bozulursa kayboluverir.

Şems-5: وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا

Ves semai : gök // ve ma benaha: inşa etmiş
İşte göğü böyle bina etti.
Gök, gece, ay ve güneş isimli üç elemanıyla böyle inşa edilmiş oluyor, Artık bunun içi cennettir ve orada bir cinn (Racul) barınabilir. İlk atomun içine konulan Ta rumuzuyla ilk ruhun adına İbrahim denilecektir.

Şems-6: وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا

Vel ardı : Yer // ve ma tahaha: "Ta" ve "Ha" nındır
Yer (Elektron) Ta ve Ha'nındır (Racul-adamlarındır)
Atomun içine İbrahim'edn sonra yerleşecek ruhun adı Musa, rumuzu Ha olacaktır.

Şems-7: وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا

Ve nefsin : aynı
ve ma sevvaha: başka
(Bu iki ruh) aynı ama başka (ardışık zamanlarda) idiler.
Atomlar ve ruhlar birbirlerini tıpa tıp aynıları olmalarına rağmen birinci ikinci batında halk edilmelerinden ötürü başka isimle anılıyorlar.

Şems-8: فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا

Fe elhemeha: ilham
fucûraha : onun zaniliği ve takvaha: ölçü
ilham alması onun zaniliğindendi ve ölçüsü kadardı

Şems-9: قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا

Kad efleha: başarı/dönerek başarmak
men : kişi // zekkaha: büyür/gelişir
Racul kişi dindarlıkla büyür
Din, atomun dönmesine deniyor. Mevlana dönerek bunu anlatmaya çalışıyordu, icat ettiği semazen figürü tamamen bir atomun görünümünü yansıtıyordu. Ruhun hacmi/büyüklüğü atomun deviniminin hızına bağlı olarak artan yapıya sahipti.

Şems-10: وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا

Ve kad habe: hayal kırıklığı
men dessaha: tam tersi
Tam terse (dönmek) hayal kırıklığı yaşatacaktır
Terse dönmek, elektiksel anlamda ters polarma demekti, bu bir kısadevre anlamına gelecekti.

Şems-11: كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا

Kezzebet : yalanlar
semûdu: barışsever
bi tagvaha: zulum ile
Yalancı barış severlerin zulmü
Zulüm, teknik bir terim olarak enerjisiz kalmak/soğuk demekti. Yalancı barışseverler yaklaştıkları atomlardan enerji soğurmakta, diğer atomları zayıflatmaktaydılar.

Şems-12: إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا

İzinbease: kusmak
eşkaha: püskürtmek/yaymak
içindekileri (enerjisini) dışarı püskürterek kustu.

Şems-13: فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا

Fe kale: dedi
lehum : onlara
resûlullahi: allahın resulü
nakatallahi: allahın devesini
ve sukyaha: sulamak
Allah'ın resulü onlara "Allah'ın devesini sulayın" dedi.

Şems-14: فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا

Fe kezzebûhu: yalanladılar
fe akarûha: yapılmış sözleşmeyi
fe demdeme: homurdanmak
aleyhim rabbuhum : onlar rablerine
bi zenbihim : günahları
fe sevvaha: güçlerini azalttı
Onlar rableriyle yaptıkları sözleşmeyi homurdanarak yalanladılar, günahları yüzünden zayıf /güçsüz/amelsiz kaldılar .

Şems-15: وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا

Ve la yehafu: korkmamak
ukbaha: sonuçlar
Sonuçlardan korkmuyorlar mı?