Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

4/74 Müddessir

  • the person wrapped in his disar!
  • The soul is surrounded by two things. The first one is the quark, the second one is the proton. The soul is in the quarks standing in the proton.
    The word muddessir does not mean the outer dress, the second layer of the veil on the soul is called this.

    Then, in the night he was awakened from sleep and interpreted as ordered to perform the duty of prophecy. Moreover, it was never investigated why this task execution was requested at night.

    It is told that people need to keep two types of clothes clean in order to protect themselves from hell. It is a clean cone surface that keeps the soul in a cool environment by reflecting the energy of the universe. The surface of the cone is described as "moon". A very important detail is that the atom, will protect it until the soul flows.

Müddessir -1: يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ

Ya eyyuhal muddessir
the person wrapped in his disar

Müddessir -2: قُمْ فَأَنذِرْ

Kum fe enzir.
Stand up, warn

Müddessir -3: وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Ve rabbeke fe kebbir.
Your Lord has raised

Müddessir -4: وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Ve siyabeke fe tahhir.
keep your clothes clean

The night that has enveloped the soul is the dress of the soul.

Müddessir -5: وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ

Ver rucze fehcur.
and the dirt is gone

Müddessir -6: وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

Ve la temnun testeksir: did not wish to multiply

Müddessir -7: وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ

Ve li rabbike fasbir.
patience for the Lord

Müddessir -8: فَإِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِ

Fe iza nukıra fin nakuri.

Müddessir -9: فَذَلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

Fe zalike yevme izin yevmun asirun.
That day is a hard day.

Müddessir -10: عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

Alal kafirine gayru yesir
Not easy to infidels

Müddessir -11: ذَرْنِي وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

Zerni : atom
ve men : Who
halaktu : do
vahida: one

Müddessir -12: وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَّمْدُودًا

Ve cealtu : creative lehu : his malen : trowel memduda : plate

Müddessir -13: وَبَنِينَ شُهُودًا

Ve benine: end
şuhuda: witness

Müddessir -14: وَمَهَّدتُّ لَهُ تَمْهِيدًا

Ve mehhedtu: upholster
lehu: him
temhida: prepared

Müddessir -15: ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

Summe: after
yatmau: Miserly
en ezid: More

Müddessir -16: كَلَّا إِنَّهُ كَانَ لِآيَاتِنَا عَنِيدًا

Kella: O (ikisi) // innehu kane: öyle idi // li ayatina anida: bizim delillerimiz

Müddessir -17: سَأُرْهِقُهُ صَعُودًا

Seurhikuhu:sürmek // sauda:Yokuş
Yukarıya süreceğim.

Müddessir -18: إِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

İnnehu: he fekkera: think // ve kadder: destiny
he think own destiny

Müddessir -19: فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Fe kutile: kill keyfe: how kadder: destiny / program

Müddessir -20: ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Summe: sonra - kutile: öldürmek - keyfe: Nasıl -kadder: program

Müddessir -21: ثُمَّ نَظَرَ

Summe: sonra // nazar: dokunmadan etki etmek

Müddessir -22: ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Summe: sonra - abese: - ve beser: sır

Müddessir -23: ثُمَّ أَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَ

Summe: sonra - edbera: gitmiş // vestekber: mağrur

Müddessir -24: فَقَالَ إِنْ هَذَا إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

Fe kale in haza illa sihrun yu’ser
Bu ancak bir sihirdir! dedi.

Müddessir -25: إِنْ هَذَا إِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِ

İn haza illa kavlul beşer
Bu sadece bir beşer sözüdür.

Müddessir -26: سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

Se uslihi sekar
onu yakında sekara yaslayacağım

Müddessir -27: وَمَا أَدْرَاكَ مَا سَقَرُ

Ve ma edrake ma sekar
Herkes bilir sekar nedir

Müddessir -28: لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ

La tubki ve la tezer
O yıkmaz ve bakiye bırakmaz

Müddessir -29: لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ

Levvahatun lil beşer
Beşerin rengini değiştirir

Müddessir -30: عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

Aleyha: her şey - tis'ate: dokuz - aşar: on

Müddessir -31: وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِه ِم مَّرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلًا كَذَلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَن يَشَاء وَيَهْدِي مَن يَشَاء وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَى لِلْبَشَرِ

Ve ma cealna ashaben nari illa melaiketen ve ma cealna ıddetehum illa fitneten lillezine keferu li yesteykınellezine utul kitabe ve yezdadellezine amenu imanen ve la yertabellezine utul kitabe vel mu’minune, ve li yekulellezine fi kulubihim maradun vel kafirune maza eradallahu bi haza mesela(meselen), kezalike yudıllullahu men yeşau ve yehdi men yeşau, ve ma ya’lemu cunude rabbike illa huve, ve ma hiye illa zikra lil beşer
Ve Biz, ateş ehlini (cehennem bekçilerini), meleklerden başkası kılmadık. Ve onların sayısını kafirler için fitneden başka bir şey kılmadık, kitap verilenler yakin sahibi olsunlar ve amenu olanların da imanı artsın. Ve kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesinler. Ve de kalplerinde maraz (şüphe) bulunanlar ve kafirler desinler ki “Allah, bu mesele ile ne murad etti (ne demek istedi)?” İşte böyle, Allah, dilediğini dalalette bırakır ve dilediğini de hidayete erdirir. Ve Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Ve O, insanlar için zikirden başka bir şey değildir.

Müddessir -32: كَلَّا وَالْقَمَرِ

Kella vel kameri
Ayın her ikisi

Müddessir -33: وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

Vel leyli iz edber
Yola kadarki gece

Müddessir -34: وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ

Ves subhı iza esfer
Sabahı ortaya çıkaran

Müddessir -35: إِنَّهَا لَإِحْدَى الْكُبَرِ

İnneha le ıhdal kuber

Müddessir -36: نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ

Neziran lil beşer
beşerlere delalet olarak

Müddessir -37: لِمَن شَاء مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

Li men şae minkum en yetekaddeme ev yeteahhar
Öne geçmek veya sona kalmak isteyen kimseler için.

Müddessir -38: كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

Kullu nefsin bima kesebet rehinetun.
Nefsler, ne kazanmışsa onu rehin tutar.

Müddessir -39: إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ

İlla ashabel yemin
Özellikle yemin sahipleri

Müddessir -40: فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءلُونَ

Fi cennatin: Onlar cennetin içinde - yetesaelun

Müddessir -41: عَنِ الْمُجْرِمِينَ

Anil mucrimin
Suçlular hakkında

Müddessir -42: مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ

Ma selekekum fi sekar
Sekar'ın içine indirilen nedir?

Müddessir -43: قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

Kalu lem neku minel musallin
Tapınanlar dediler ki "lem neku"

Müddessir -44: وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ

Ve lem: olmayan neku: ? nut’ımul miskin: Fakir doyurmak
Biz yoksulları doyuranlardan olmadık.

Müddessir -45: وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ

Ve kunna nehudu meal haidin
Biz batıla dalanlarla beraber batıla (boş şeylere) dalıyorduk.

Müddessir -46: وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ

Ve kunna nukezzibu bi yevmid din
Biz din gününü yalanlıyorduk.

Müddessir -47: حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ

Hatta etanal yakin
Bize yakin gelene kadar (ölüm anı gelinceye kadar)

Müddessir -48: فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ

Fe ma tenfeuhum şefaatuş şafiin
Artık şefaat edenlerin şefaati onlara fayda sağlamaz.

Müddessir -49: فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

Fe ma lehum anit tezkirati mu’rıdin
Buna rağmen, onlara ne oluyor da zikirden yüz çevirenler oldular?

Müddessir -50: كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

Ke ennehum humurun mustenfiratun.
Sanki onlar ürkmüş yabani merkepler gibidir.

Müddessir -51: فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ

Ferrat min kasveratin
Arslandan (korkup) kaçmıştır.

Müddessir -52: بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَى صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

Bel yuridu kullumriin minhum en yu’ta suhufen muneşşeraten.
Hayır, onların hepsi, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.

Müddessir -53: كَلَّا بَل لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ

Kella, bel la yuhafunel ahıraten.
Hayır, bilakis, onlar ahiretten korkmuyorlar.

Müddessir -54: كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ

Kella innehu tezkiratun.
Hayır, muhakkak ki O, bir Zikir’dir (Öğüt’tür).

Müddessir -55: فَمَن شَاء ذَكَرَهُ

Fe men şae zekerehu.
Artık kim dilerse, O’nu zikreder.

Müddessir -56: وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

Ve ma yezkurune illa en yeşaallahu, huve ehlut takva ve ehlul magfirati.
Allah’ın dilediğinden başkası O’nu zikredemez. O (O’nun dilediği kimse), takva sahibidir ve mağfiret ehlidir (günahları sevaba çevrilmiş olan kimsedir).