Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

102- 24 Nur

  • Bir peygamber etrafında kümelenen atomlar, bir element oluşturuyor. Element içindeki atomların dönüş yönleri, hızları ve hacimleri arasındaki farklar sorun çıkarmasın diye elektriksel anlamda fizik temasları kurallara bağlıdır. gerekli denklik gözetilerek sorunlar bertaraf edilir.

Nur-1: سُورَةٌ أَنزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَأَنزَلْنَا فِيهَا آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَّعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Suratun enzelnaha : biz ona bir surat indirdik
ve faradnaha : ona dayattık
ve enzelna : indirdik
fiha ayatin beyyinatin : içinde kanıt olarak işaret
leallekum tezekkerun : hatırlayabilesiniz diye
Ruhu barındıran atomunun koni şekilli görünümü onun suratıdır. Bu şekil fiziksel bir etki sonucunda bir zorlama ile tecelli ediyor.

Nur-2: الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا مِئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ

Ez zaniyetu: zina yapan kadınlar /fahişeler
vez zani: ve zina yapan erkek
feclidu kulle vahıdin: her birinin ciltlerine
min huma miete celdetin: onlardan 100 cilt
ve la te’huzkum: siz almayın
bi hima ra’fetun: onlara merhamet/acıma
fi dinillahi: Allah'ın dini içine
in kuntum tu’minune: sizler güvendesiniz
billahi vel yevmil ahır: Allah ile son güne kadar
vel yeşhed azabehuma taifetun: onların taifesinin azabını görmek
min el mu’minin: güvende olanlardan
Zaniye ve zani, her birine yüz cilt (burada sopa vurmak veya kırbaçlamak diye bir anlam yok. Zina, atomlar arasındaki teması kastediyor. Beşeri yaşamda sosyal yaşantıda hoş karşılanmaşan cinsel ilişkiye bu ad verilmiş olabilir. Zina, atomların dünyasında normal yaşantı sırasında gerçekleşen tumastır. Ve olay tamamen dişi ins atomlarının birbirlerine temasına ait anlatımdır, yani karşı cinslerin teması değildir. Zaten racul olan ruh, dişi atomun içinde barınmaktadır. Ve bu barınma zina değildir.
İns atomlarının yüzeyleri cilt olarak anılıyor. Hz. Muhammed, cehennem ehli ile ilgili olarak onların derileri yandıkça yenilenir demiştir.

Nur-3: الزَّانِي لَا يَنكِحُ إلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَالزَّانِيَةُ لَا يَنكِحُهَا إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَلِكَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ

Ez zani: zina eden
la yenkihu: evlenmesin
illa zaniyeten: ancak zina yapan (ikisi)
ev muşriketen: veya putperest
vez zaniyetu: ve zina yapanlar (çoğul)
la yenkihuha: ikisi evlenmesinler
illa zanin ev muşrikun: ancak zina yapan-erkek- veya putperest olan-erkek-
ve hurrime zalike: o kimselere yasaktır
alal mu’minin: güvende olan/inanmışlara

Nur-4: وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاء فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Vellezine : o kimseler
yermunel : atarlar
muhsanati: korunmuşları /kalelerde olanları
summe lem ye’tu: sonra gelmediler
bi erbaati şuhedae: dört şahitle
fecliduhum semanine celdeten: onların derileri /ciltlerine seksen cilt
ve la takbelu : kabul etmeyin
lehum şehadeten ebeda : onların daima gördüklerini
ve ulaike humul fasikun: bunlar günahkarlardır
Cümlede geçen zina olaylarının atomların dünyasında geçtiğini söyledik. Dört şahit dünya yaşamına uymayan bir kural olarak karşımızda duruyor. Üst orbitaldaki atomlar, alt orbitalda olanları devamlı gözetleme durumundalar.

Nur-5: إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا مِن بَعْدِ ذَلِكَ وَأَصْلَحُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

İllallezine tabu: tövbe eden kimseler hariç
min ba’di zalike : bundan sonra
ve aslehu: doğruldu /düzeldi
fe innallahe gafurun rahim: gerçekten Allah bağışlayandır merhamet edendir

Nur-6: وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَاء إِلَّا أَنفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ

Vellezine : o kimseler
yermune: atarlar
ezvacehum: onların eşlerini
ve lem yekun: olmadı
lehum şuhedau: onların şahitleri
illa enfusuhum: ancak onların ruhları
fe şehadetu ehadihim: şahitlerden biridir
erbau şehadatin:böyle dört şahit
billahi innehu: öyle Allah'a
le mines sadıkin: doğru sözlü kimseler
O kimseler şahitleri olmaksızın onların esşerine iftira atarlar. Şahit olarak istenilen 4 kişiden kendi ruhları sadece biridir.
4 Şahit dünya üzerinde uygulanması mümkün olmayacak şarttır. Malum yasak ilişkilerde gizlilik en ön plandadır. Kimse 4 şahit huzurunda yasak ilişki yaşamaz. Buradaki 4 şahit, elementin valanz bandındaki 4 hidrojen atomudur. Elementin en üst orbitalı olan valans bandındaki atomlar, alt orbitallardaki hadiselede her daim şahit olacak lokasyonda durmaktalar. Elementin lideri peygamber dahi konumları itibarı ile orbitallardaki zina olayına şahit olamıyorlar.

Nur-7: وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَتَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِن كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ وَيَدْرَأُ

Vel hamisetu: beşinciyi
enne la’netallahi: Allah lanetledi
aleyhi in kane : onu öyle
minel kazibin: yalancılardan
Şahitlik eden dört kişi yeterlidir, beşinciyi Allah lanetliyor. >

Nur-8: وَيَدْرَأُ عَنْهَا الْعَذَابَ أَنْ تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ

Ve yedrau anhal azabe: onlar hakkındaki azabın geri çekilmesi
en teşhede erbaa şehadatin billahi : dört tanığın Allah’a şehadetiyledir
innehu le minel kazibin: ancak o yalancılardan olduğunda

Nur-9: وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِن كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ

Vel hamisete: ve beşincisi
enne gadaballahi: gerçekten Allah'ı öfkelendirir
aleyha in kane mines sadikin: onların üzerinde doğrulardan olun

Nur-10: وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ

Ve lev la fadlullahi aleykum: eğer Allah üzerinize ihsan etmeseydi
ve rahmetuhu: ve merhameti olmasaydı
ve ennellahe tevvabun hakim: O Allah ki tövbeyi kabul eden ve hakimdir

Nur-11: إِنَّ الَّذِينَ جَاؤُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُم مَّا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ وَالَّذِي تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ

İnnellezine cau : gelen o kimseler
bil ifki : büyük bir iftirayla
usbetun : birlik halinde
minkum : sizden
la tahsebuhu: hesaplamadı
şerren lekum : size kötülük
bel huve : ancak öyle
hayrun lekum: size iyilik
li kullimriin : herkes için
minhum : onlardan
maktesebe: kazanmak
minel ismi: günahtan
vellezi tevella kibrahu: büyüklüğü devralan o kimse
minhum : onlardan
lehu azabun azim: onun azabı muhteşem
Mevcut tefsirlerin tamamına yakınında "Hz. Ayşe hakkında ifk/iftira ile gelenler " diye yorum yapılagelinmektedir. Cümlede Aişe adı geçmediği halde böyle bir yorum yapmak tevil olur.

Nur-12: لَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا هَذَا إِفْكٌ مُّبِينٌ

Lev la iz semi’tumuhu: eğer onu işitmeseydiniz
zannel mu’minune: güvendekiler hakkında zanda bulunurdunuz
vel mu’minatu: ve güvendeki kadınlar
bi enfusihim hayran: onlar kendilerine iyiler
ve kalu haza ifkun mubin: dedi bu apaçık yalandır

Nur-13: لَوْلَا جَاؤُوا عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاء فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّهَدَاء فَأُوْلَئِكَ عِندَ اللَّهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ

Lev la cau aleyhi bi erbaati şuheda: eğer gelmezse dört şahit ile
fe iz lem ye’tu biş şuhedai : yani şahitlerle gelmezse
fe ulaike indellahi humul kazibun: onlar Allah indinde yalancıdır

Nur-14: وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِي مَا أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Ve lev la fadlullahi aleykum : eğer Allah üzerinize lütfetmeseydi
ve rahmetuhu: ve merhamet -etmeseydi-
fid dunya vel ahırati le messekum : dünya içinde ve ahirette sana dokunacaktı
fi ma efadtum: yaptıkların içinde
fihi azabun azim: içinde büyük azap

Nur-15: إِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ اللَّهِ عَظِيمٌ

İz telakkavnehu bi elsinetikum : dilleriyle alıyor
ve tekulune bi efvahikum: ve ağızlarıyla söylüyorsunuz
ma leyse lekum bihi ilmun : sizin olmayan bilgi hakkında
ve tahsebunehu heyyinen: ve onun hesabını kolay sandınız
ve huve indallahi azim: ve o Allah indinde büyüktür

Nur-16: وَلَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَا أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَذَا سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ

Ve lev la iz semi’tumuhu kultum : eğer ki ondan duyduklarını söylemiyor olmasaydın
ma yekunu lena en netekelleme : konuşacak neyimiz vardı …
bi haza subhaneke: … senin bu şanından
: büyük bir iftiradır

Nur-17: يَعِظُكُمُ اللَّهُ أَن تَعُودُوا لِمِثْلِهِ أَبَدًا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Yeızukumullahu : Allah öğüt veriyor
en teudu li mislihi ebeden: onun gibi geri dönme
in kuntum mu’minin: siz güvende olanlara

Nur-18: وَيُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Ve yubeyyinullahu lekumul ayati: ve Allah isze işaretlerini gösterir
vallahu alimun hakim: Allah alimdir bilgedir

Nur-19: إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

İnnellezine yuhıbbune : seven kimseler
en teşial fahışetu: rezilliğe ortak olarak
fillezine amenu : güven içinde olanlar
lehum azabun elimun: onlara şiddetli işkence var
fid dunya vel ahırati: dünya içinde ve ahirette
vallahu ya’lemu: ve Allah biliyor
ve entum la ta’lemun: ve sen bilmiyorsun

Nur-20: وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّه رَؤُوفٌ رَحِيمٌ

Ve lev la fadlullahi : eğer ki Allah’ın lütfu /erdemi olmasaydı
ve aleykum rahmetuhu : ve üzerinizdeki merhameti
ve ennallahe raufun rahim: Allah gerçekten acıyandır merhametlidir

Nur-21: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ وَمَن يَتَّبِعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَكِنَّ اللَّهَ يُزَكِّي مَن يَشَاء وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar
la tettebiu hutuvatiş şeytan: şeytanın adımlarını izlemeyin
ve men yettebi’ hutuvatiş şeytani : ve kim şeytanın adımlarını takip eder
fe innehu ye’muru bil fahşai vel munker: rezilliği sipariş ve inkar eder
ve lev la fadlullahi : eğer ki Allah’ın lütfu /erdemi olmasaydı
ve aleykum rahmetuhu : ve üzerinizdeki merhameti
ma zeka minkum min ehadin ebeden : sizden hiç biriniz yardım etmez
ve lakinnallahe yuzekki men yeşa: lakin Allah kimi isterse onu över
ve allahu semi’un alim: ve Allah işitendir bilendir

Nur-22: وَلَا يَأْتَلِ أُوْلُوا الْفَضْلِ مِنكُمْ وَالسَّعَةِ أَن يُؤْتُوا أُوْلِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ve la ye’teli ulul fadlı minkum : sizden erdem sahibi olanlar gelmesin
ves seati en yu’tu ulil kurba : kapasitesinden önce akrabalarına
vel mesakine: ve fakirlere
vel muhacirine: ve hicret edenlere
fi sebilillah: Allah yolunda
velya’fu: ve muaf olanlar
velyasfehu: ve affedilenler
e la tuhıbbune en yagfirallahu lekum: Allahın affettiklerini sevmiyor musun?
vallahu gafurun rahim: Allah affedicidir merhametlidir

Nur-23: إِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

İnnellezine yermunel: iffetlerini atanlar
muhsanatil gafilatil mu’minati : güvenliklerinin takviye edildiğinden habersiz
luınu : onlar lanetlendiler
fid dunya vel ahırati: dünya içinde ve ahirette
ve lehum azabun azim: ve onlar için büyük işkence vardır

Nur-24: يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Yevme teşhedu aleyhim elsinetuhum : dillerinin aleyhlerinde tanıklık ettiği gün
ve eydihim: ve ellerinin
ve erculuhum : ve bacaklarının
bima kanu ya’melun: amellerinin olduğu gibi

*) Nur-25: يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ اللَّهُ دِينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُبِينُ

Yevme izin yuveffihimullahu dinehumul hakka : izin günü dini sağa olanları Allah kurtaracak
Din olgusunun pasif eylem olan inanç olmadığını teyit eden çok sayıda cümleden önemli birisi bu ifadedir. Atomlar dönmektedir. Kimisi sağa kimisi sola dönmektedir. Sola dönen atomlar bir elemente gizmezden önce dönüş yönünü değiştirmek zorundadır, buna “Tövbe” denmektedir. Sağa dönen atomlar, rableriyle aynı yöne dönüyor olurlar. Allah’ın dini haktır! İfadesi, onun sağa olduğunu bildirmektedir. Evrenin kendisi dahil her şey dönmektedir. Valık dediğimiz atomlar madde veya parçacık temelli değillerdir. Onlar sadece sağa dönen zaman çizgilerinden ibaretler.
ve ya’lemune ennallahe huvel hakkul mubin: ve biliyorlar ki Allah’ın sağa olduğu apaçık gösterilmiştir

Nur 26: الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُوْلَئِكَ مُبَرَّؤُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

El habisatu lil habisine vel habisune lil habisat:
vet tayyibatu lit tayyibine vet tayyibune lit tayyibati:
ulaike muberraune mimma yekulun:
lehum magfiratun ve rızkun kerim:

Nur 27: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Ya eyyuhallezine amenu :
la tedhulu buyuten gayra buyutikum :
hatta teste’nisu ve tusellimu ala ehliha:
zalikum hayrun lekum leallekum tezekkerun:

Nur 28: فَإِن لَّمْ تَجِدُوا فِيهَا أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّى يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِن قِيلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ أَزْكَى لَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

Fe in lem tecidu fiha ehaden :
fe la tedhuluha hatta yu’zene lekum :
ve in kile lekumurciu ferciu huve ezka lekum:
vallahu bima ta’melune alim:

Nur 29: لَّيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَاعٌ لَّكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ

Leyse aleykum cunahun en tedhulu buyuten gayra meskunetin :
fiha metaun lekum:
vallahu ya’lemu ma tubdune ve ma tektumun:

Nur 30: قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ

Kul lil mu’minine yaguddu min ebsarihim :
ve yahfezu furucehum:
zalike ezka lehum:
innallahe habirun bima yasneun:

Nur 31: وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Ve kul lil mu’minati yagdudne:
min ebsarihinne ve yahfazne furucehunne:
ve la yubdine zinetehunne illa ma zahera minha:
velyadribne bi humurihinne ala cuyubihinne:
ve la yubdine zinetehunne :
illa li buuletihinne ev abaihinne ev abai buuletihinne ev ebnaihinne ev ebnai buuletihinne ev ıhvanihinne ev beni ıhvanihinne ev beni ehavatihinne ev nisaihinne ev ma meleket eymanuhunne :
evit tabiine gayri ulil irbeti :
miner ricali evit tıflillezine lem yazharu ala avratin nisai:
ve la yadribne bi erculihinne :
li yu’leme ma yuhfine min zinetihinn:
ve tubu ilallahi cemian eyyuhal mu’minune leallekum tuflihun:

Nur 32: وَأَنكِحُوا الْأَيَامَى مِنكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ إِن يَكُونُوا فُقَرَاء يُغْنِهِمُ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

Ve enkihul eyama minkum ves salihine :
min ibadikum ve imaikum:
in yekunu fukarae yugnihimullahu:
min fadlihi, vallahu vasiun alim:

Nur-33: وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّى يُغْنِيَهُمْ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ وَالَّذِينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَآتُوهُم مِّن مَّالِ اللَّهِ الَّذِي آتَاكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاء إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِّتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ اللَّهَ مِن بَعْدِ إِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Velyesta’fifillezine la yecidune nikahan :
hatta yugniyehumullahu min fadlihi:
vellezine yebtegunel kitabe mimma meleket eymanukum :
fe katibuhum in alimtum fihim hayran:
ve atuhum min malillahillezi atakum:
ve la tukrihu: zorlamayın
feteyatikum: kızlarınızı /cariyelerinizi
alal bigai: fuhuşa
in eradne tehassunen : ifeetli kalmayı istiyorlar ise
li tebtegu aradal hayatid dunya :
ve men yukrıhhunne fe innellahe :
min ba’di ikrahihinne gafurun rahim:

Nur 34: وَلَقَدْ أَنزَلْنَا إِلَيْكُمْ آيَاتٍ مُّبَيِّنَاتٍ وَمَثَلًا مِّنَ الَّذِينَ خَلَوْا مِن قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ

Ve lekad enzelna ileykum ayatin mubeyyinatin :
ve meselen minellezine halev min kablikum :
ve mev’izaten lil muttakin:

Nur 35: اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Allahu nurus semavati vel ard: Allah göklerin ve yerin nurudur
meselu nurihi ke mişkatin : Onun nuru
fiha mısbahun:lamba içinde
el mısbahu fi zucacetin:
ez zucacetu ke enneha kevkebun durriyyun:
yukadu min şeceratin mubaraketin zeytunetin la şarkiyyetin:
ve la garbiyyetin:
yekadu zeytuha yudiu:
ve lev lem temseshu nar:
nurun ala nur:
yehdillahu li nurihi men yeşau:
ve yadribullahul emsale lin nasi:
vallahu bi kulli şey’in alim:

Nur 36: فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَن تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فِيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ

Fi buyutin ezinallahu en turfea :
ve yuzkere fihasmuhu yusebbihu lehu fiha bil guduvvi vel asal:

Nur 37: رِجَالٌ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاء الزَّكَاةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْأَبْصَارُ

Ricalun la tulhihim ticaratun :
ve la bey’un an zikrillahi :
ve ikamis salati ve itaiz zekati :
yehafune yevmen tetekallebu fihil kulubu vel ebsar:

Nur 38: لِيَجْزِيَهُمُ اللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِ وَاللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ

Li yecziyehumullahu ahsene ma amilu :
ve yezidehum min fadlihi:
vallahu yerzuku men yeşau bi gayri hisab:

Nur 39: وَالَّذِينَ كَفَرُوا أَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِقِيعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْآنُ مَاء حَتَّى إِذَا جَاءهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْئًا وَوَجَدَ اللَّهَ عِندَهُ فَوَفَّاهُ حِسَابَهُ وَاللَّهُ سَرِيعُ الْحِسَابِ

Vellezine keferu a’maluhum ke serabin :
bi kiatin yahsebuhuz zam’anu maen:
hatta iza caehu lem yecidhu şey’en :
ve vecedallahe indehu fe veffahu hisabehu, vallahu seriul hısab:

Nur 40: أَوْ كَظُلُمَاتٍ فِي بَحْرٍ لُّجِّيٍّ يَغْشَاهُ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِ سَحَابٌ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَا أَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرَاهَا وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ اللَّهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِن نُّورٍ

Ev ke zulumatin fi bahrin lucciyyin yagşahu mevcun :
min fevkıhi mevcun min fevkıhi sehabun:
zulumatun ba’duha fevka ba’dın:
iza ahrace yedehu lem yeked yeraha :
ve men lem yec’alillahu lehu nuren :
fe ma lehu min nur:

Nur 41: أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ

E lem tera ennallahe yusebbihu :
lehu men fis semavati vel ardı vet tayru saffat:
kullun kad alime salatehu ve tesbihahu:
vallahu alimun bima yef’alun:

Nur 42: وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ

Ve lillahi mulkus semavati vel ard:
ve ilallahil masir:

Nur 43: أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُزْجِي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاء مِن جِبَالٍ فِيهَا مِن بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِ مَن يَشَاء وَيَصْرِفُهُ عَن مَّن يَشَاء يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ

E lem tera ennallahe yuzci sehaben :
summe yuellifu beynehu summe yec'aluhu rukamen fe teral vedka yahrucu min hılalihi, ve yunezzilu mines semai min cibalin :
fiha min beredin fe yusibu bihi men yeşau :
ve yasrifuhu an men yeşau:
yekadu sena berkıhi yezhebu bil ebsar:

Nur 44: يُقَلِّبُ اللَّهُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُوْلِي الْأَبْصَارِ

Yukallibullahul leyle ven nehare:
inne fi zalike le ibreten li ulil ebsar:

Nur 45: وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِن مَّاء فَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Vallahu halaka kulle dabbetin min main:
fe minhum men yemşi ala batnihi :
ve minhum men yemşi ala ricleyni ve minhum men yemşi ala erbain:
yahlukullahu ma yeşau, innallahe ala kulli şey’in kadir:

Nur 46: لَقَدْ أَنزَلْنَا آيَاتٍ مُّبَيِّنَاتٍ وَاللَّهُ يَهْدِي مَن يَشَاء إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Lekad enzelna ayatin mubeyyinatin:
vallahu yehdi men yeşau ila sıratın mustakim:

Nur 47: وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُوْلَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ

Ve yekulune amenna billahi ve bir resuli ve ata’na :
summe yetevella ferikun minhum min ba’di zalike :
ve ma ulaike bil mu’minin:

Nur 48: وَإِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُم مُّعْرِضُونَ

Ve iza duu ilallahi ve resulihi :
i yahkume beynehum iza ferikun minhum mu’ridun:

Nur 49: وَإِن يَكُن لَّهُمُ الْحَقُّ يَأْتُوا إِلَيْهِ مُذْعِنِينَ

Ve in yekun lehumul hakku ye’tu ileyhi muz’ınin:

Nur 50: أَفِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَمِ ارْتَابُوا أَمْ يَخَافُونَ أَن يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُ بَلْ أُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

E fi kulubihim maradun :
emirtabu em yehafune en yehifallahu aleyhim ve resuluhu:
bel ulaike humuz zalimun:

Nur 51: إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

İnnema kane kavlel mu’minine iza duu ilallahi ve resulihi :
li yahkume beynehum en yekulu semi’na ve ata’na :
ve ulaike humul muflihun:

Nur 52: وَمَن يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ

Ve men yutıillahe ve resulehu ve yahşallahe ve yettakhi:
fe ulaike humul faizun:

Nur 53: وَأَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِنْ أَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ قُل لَّا تُقْسِمُوا طَاعَةٌ مَّعْرُوفَةٌ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Ve aksemu billahi cehde eymanihim :
le in emertehum le yahrucunne:
kul la tuksimu:
taatun ma’rufetun:
innallahe habirun bima ta’melun:

Nur 54: قُلْ أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوا فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُم مَّا حُمِّلْتُمْ وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ

Kul atiullahe ve atiur resule:
fe in tevellev fe innema aleyhi ma hummile :
ve aleykum ma hummiltum:
ve in tutiuhu tehtedu:
ve ma alar resuli illal belagul mubin:

Nur 55: وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Vaadallahullezine amenu minkum :
ve amilus salihati le yestahlifennehum fil ardı :
kemastahlefellezine min kablihim:
ve le yumekkinenne lehum dinehumullezirteda lehum :
ve le yubeddilennehum min ba’di havfihim emnen:
ya’buduneni la yuşrikune bi şey’en:
ve men kefere ba’de zalike fe ulaike humul fasikun:

Nur 56: وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Ve ekimus salate ve atuz zekate :
ve atiur resule leallekum turhamun:

Nur 57: لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مُعْجِزِينَ فِي الْأَرْضِ وَمَأْوَاهُمُ النَّارُ وَلَبِئْسَ الْمَصِيرُ

La tahsebennellezine keferu mu’cizine fil ard:
ve me’vahumun nari:
ve le bi’sel masir:

Nur 58: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ مِن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ الظَّهِيرَةِ وَمِن بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاء ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَّكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Ya eyyuhallezine amenu:
li yeste’zinkumullezine meleket eymanukum :
vellezine lem yeblugul hulume minkum selase merrat(merratin), min kabli salatil fecri, ve hine tedaune siyabekum minez zahirat:
ve min ba’di salatil ışai, selasu avratin lekum:
leyse aleykum ve la aleyhim cunahun ba’de hunnne:
tavvafune aleykum ba’dukum ala ba’dın:
kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati:
vallahu alimun hakim:

Nur 59: وَإِذَا بَلَغَ الْأَطْفَالُ مِنكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَأْذِنُوا كَمَا اسْتَأْذَنَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Ve iza belegal etfalu :
minkumul hulume felyeste'zinu :
kemaste'zenellezine min kablihim:
kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi:
vallahu alimun hakim:

Nur 60: وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاء اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Vel kavaıdu minen nisaillati la yercune nikahan :
fe leyse aleyhinne cunahun:
en yeda'ne siyabehunne gayra muteberricatin bi zinetin:
ve en yesta'fifne hayrun lehunne:
vallahu semiun alim:

Nur 61: لَيْسَ عَلَى الْأَعْمَى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى أَنفُسِكُمْ أَن تَأْكُلُوا مِن بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ آبَائِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أُمَّهَاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ إِخْوَانِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخَوَاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَعْمَامِكُمْ أَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخْوَالِكُمْ أَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ أَوْ مَا مَلَكْتُم مَّفَاتِحَهُ أَوْ صَدِيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَأْكُلُوا جَمِيعًا أَوْ أَشْتَاتًا فَإِذَا دَخَلْتُم بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلَى أَنفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِّنْ عِندِ اللَّهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُون

Leyse alal a'ma haracun :
ve la ala a'raci haracun :
ve la alal maridı haracun :
ve la ala enfusikum en te'kulu :
min buyutikum ev buyuti abaikum ev buyuti ummehatikum ev buyuti ihvanikum ev buyuti ehavatikum ev buyuti a'mamikum ev buyuti ammatikum ev buyuti ahvalikum ev buyuti halatikum :
ev ma melektum mefatihahu ev sadikıkum:
leyse aleykum cunahun en te'kulu cemian ev eştata:
fe iza dahaltum buyuten :
fe sellimu ala enfusikum tahıyyeten :
min indillahi mubaraketen tayyibeten:
kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum ta'kılun:

Nur 62: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلَى أَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتَّى يَسْتَأْذِنُوهُ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَن لِّمَن شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

İnnemal mu’minunellezine amenu billahi ve resulihi :
ve iza kanu meahu ala emrin camiın lem yezhebu :
hatta yeste’zinuhu, innellezine yeste’zinuneke :
ulaikellezine yu’minune billahi ve resulihi:
fe izaste’zenuke li ba’dı şe’nihim :
fe’zen li men şi’te minhum vestağfir lehumullahe:
innallahe gafurun rahim:

Nur 63: لَا تَجْعَلُوا دُعَاء الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَاء بَعْضِكُم بَعْضًا قَدْ يَعْلَمُ اللَّهُ الَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنكُمْ لِوَاذًا فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

La tec’alu duaer resuli beynekum :
ke duai ba’dıkum ba’dan:
kad ya’lemullahullezine yetesellelune minkum livaza:
felyahzerillezine yuhalifune an emrihi en tusibehum fitnetun ev yusibehum azabun elim:

Nur 64: أَلَا إِنَّ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ قَدْ يَعْلَمُ مَا أَنتُمْ عَلَيْهِ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ إِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

E la inne lillahi ma fis semavati vel ard:
kad ya’lemu ma entum aleyhi:
ve yevme yurceune ileyhi fe yunebbiuhum bi ma amilu:
vallahu bi kulli şey’in alim: