Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

70-16 Nahl

  • Meleklerin oluşumuna dair ifadeler okuyoruz. Ruhla beraber indikleri bildiriliyor. Boş atom (ins) tamamen pasif durumdadır. O, içine yerleşen ruhla birlikte canlılık kazanıyor. Ruhun her hareketini dış dünyaya ileten görevliler, meleklerdir.

    Ayrıca atomların ihtiyaç duyduğu enerjiyi temin için enam denilen bozonlardan bahsediliyor.

Nalh-1: أَتَى أَمْرُ اللّهِ فَلاَ تَسْتَعْجِلُوهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ

Eta emrullahi: Allah’ın emri geldiğinde
fe la testa’ciluhu: acele etmeyin
subhanehu: o şanlı
ve teala: ve yücedir
amma yuşrikun: şirk koştuklarınızdan

Nalh-2: يُنَزِّلُ الْمَلآئِكَةَ بِالْرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ أَنْ أَنذِرُواْ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنَاْ فَاتَّقُونِ

Yunezzilul melaikete: melekler iner
bir ruhi: ruh ile
min emrihi: emrinden
ala men yeşau: kimin üstüne isterse -// min ibadihi : hizmet edenlerden
en enziru ennehu: uyardıklarına
la ilahe illa ene fettekuni: biliyorsun ki ondan başka ilah yoktur

Nalh-3: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ بِالْحَقِّ تَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ

Halakas semavati vel arda: Gökleri ve yeri yaptı
bil hakk : sağa haretle/döndürümlerle
teala amma yuşrikun: şirk koştuklarınızdan yücedir
Gökleri ve yeri sağa dönüşten ibaret bir hareket ile yapılıyor. Varlık parçacık temelli değil bilakis sadece harekettir.

Nalh-4: خَلَقَ الإِنسَانَ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ

Halakal insane: insanı yaptı
min nutfetin: dışarı atılan su /enerjiden
fe iza huve hasimun mubin : öyleyse o, gösterilen rakiptir
İnsanı –atomun içinden- dışarı atılan sudan yaptı.
Atomun içindeki enerji boşaltılarak oradaki boşluğa yine bir enerji olan ruh yerleştiriliyor. Böylece insan yapılmış oluyor. Yapısındaki ruh hasebiyle insan, Allah’a hasımdır.

Nalh-5: وَالأَنْعَامَ خَلَقَهَا لَكُمْ فِيهَا دِفْءٌ وَمَنَافِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

Vel en’ame halakaha lekum : ve enam'ları da senin için yaptık
fiha dif’un : içinde enerji var ve menafiu : ve faydalıarı var ve minha te’kulun : ve onları yiyeceksin
Enam beşeri yaşamdaki hayvan demek değil. Türkçe'deki hayvan, Hayvan kelimesi Arapçasıyla aynıdır.
Atomların devinimi için gerekli olan enerji, bir şekilde onların bünyelerine katılması gerekiyor, aksi durumda atomun küçülme hızı artmakta ve kısa zamanda yok olmaktalar. Gündüz gökü olarak anılan kuarklar bu enerji stoğunu sağlıyonlar. Fakat enam, elementleri üsten bir alltaki orbitalda yer alıyorlar.

Nalh-6: وَلَكُمْ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسْرَحُونَ

Ve lekum: sizin
fiha cemalun: güzelliğiniz
hine turihune: dinlendiğinde
ve hine tesrahun: ve ayrıldığınızda

Nalh-7: وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَى بَلَدٍ لَّمْ تَكُونُواْ بَالِغِيهِ إِلاَّ بِشِقِّ الأَنفُسِ إِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

Ve tahmilu : taşıyanlar -
eskale kum : ağırlıklarını
ila beledin : bir beldeye
lem tekunu balıgihi : sen yetişkin değilsin -// illa bi şıkkıl enfusi : ancak zorlu /sert bir nefes
inne rabbekum : gerçekten rabbiniz
le raufun rahim : şefkatli merhametli

Nalh-8: وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً وَيَخْلُقُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Vel hayle: atlar
vel bigale: ve katırlar
vel hamire : ve eşekler
li terkebuha: onlar binmeniz için
ve zineten: ve süs /ziynet –için
ve yahluku: yapılır ma la ta’lemun : ne oldukları sen bilmiyorsun

Nalh-9: وَعَلَى اللّهِ قَصْدُ السَّبِيلِ وَمِنْهَا جَآئِرٌ وَلَوْ شَاء لَهَدَاكُمْ أَجْمَعِينَ

Ve alallahi: ve Allah'a doğru
kasdus sebili: amaçlanan yol
ve minha: onlardan
cairun : adaletsiz ve lev şae le hedakum: eğer siz rehberlik isterseniz
ecmain: hepiniz
Gökler ve yer (proton ile elektron) arasında bulunan "hablül verid" yani “Allah'ın ipi” diye anılan bir yol vardır. Bu yol bir anlamda ahirete ulaştıran bir rehberdir.

Nalh-10: هُوَ الَّذِي أَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء لَّكُم مِّنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ

Huvellezi enzele: o indirildi
mines semai maen: göklerden su olarak lekum minhu şarabun : siz ondan için diye
ve minhu şecerun : ve bu ağaçtan -// fihi tusimun: onda otlatın

Nalh-11: يُنبِتُ لَكُم بِهِ الزَّرْعَ وَالزَّيْتُونَ وَالنَّخِيلَ وَالأَعْنَابَ وَمِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Yunbitu lekum: sizin için filizlendirildi diye
bihiz zer’a: ekinler
vez zeytune: ve zeytin
ven nahile: ve palmiye
vel a’nabe: ve üzüm
ve min kullis semerati: ve tüm meyvelerden
inne fi zalike le ayeten: gerçekten içinde işaretler vardır
li kavmin yetefekkerun: düşünen halklar için

Nalh-12: وَسَخَّرَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالْنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالْنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِأَمْرِهِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Ve sehhara lekumul leyle: gece, size boyun eğdi
ven nehare: ve gündüz
veş şemse: ve güneş
vel kamere: ve ay
ven nucumu: ve yıldızlar
musahharatun bi emrih: emriyle hizmetinize verildi
inne fi zalike le ayatin: gerçekten bunun içindeki işaretler
li kavmin ya’kılun: anlayan halklar için

Nalh-13: وَمَا ذَرَأَ لَكُمْ فِي الأَرْضِ مُخْتَلِفًا أَلْوَانُهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ

Ve ma zerae lekum fil ardı: seni yerin içine ne soktu
muhtelifen elvanuhu: farklı renklerde
inne fi zalike le ayeten: gerçekten unun içindeki bir işarettir
li kavmin yezzekkerun: hatırlayan halklar için

Nalh-14: وَهُوَ الَّذِي سَخَّرَ الْبَحْرَ لِتَأْكُلُواْ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُواْ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى الْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُواْ مِن فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ve huvellezi sehharal bahra: ve o denizi emrinize verdi
li te’kulu minhu lahmen tariyyen: yiyesiniz idye ondan taze et
ve testahricu minhu hilyeten telbesuneha: ondan ayıklayıp /çıkardığın süsü giyesin diye
ve teral fulke mevahira fihi: ve içinde gemi suları yardığını gör
ve li tebtegu min fadlihi: ve cömertliğini ara
ve leallekum teşkurun: ve teşekkür edebilesiniz

Nalh-15: وَأَلْقَى فِي الأَرْضِ رَوَاسِيَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَأَنْهَارًا وَسُبُلاً لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Ve elka fil ardı ravasiye: ve dağları çıkardı /fırlattı yerin içine
en temide bikum: sizi sarsıntıdan korusun diye
ve enharan: ve nehirleri
ve subulen: ve yolları
leallekum tehtedun: sen yönlenebilesin diye

Nalh-16 : وَعَلامَاتٍ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ

Ve alamatin: ve belirtiler
ve bin necmi : ve yıldızlarla
hum yehtedun: onlara rehberlik eder /yönlendirir

Nalh-17: أَفَمَن يَخْلُقُ كَمَن لاَّ يَخْلُقُ أَفَلا تَذَكَّرُونَ

E fe men yahluku ke men la yahluku: kimse yapamaz onun yaptığı gibi
e fe la tezekkerun: hatırlayamadınız mı

Nalh-18: وَإِن تَعُدُّواْ نِعْمَةَ اللّهِ لاَ تُحْصُوهَا إِنَّ اللّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ve in teuddu ni’metallahi la tuhsuha: Allah’ın lütfundan kaçanları geri toplama
innallahe le gafurun rahim: muhakkak Allah merhametlidir bağışlayıcıdır

Nalh-19: وَاللّهُ يَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

Vallahu ya’lemu: Allah bilir
ma tusirrune: sakladıklarınızı
ve ma tu’linun: ve ilan ettiklerinizi

Nalh-20: وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ اللّهِ لاَ يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ

Vellezine yed’une: iddia edenler
min dunillah i : Allah olmaksızın
la yahlukune şey’en: hiçbir şey yapılmaz -diye
ve hum yuhlekun: ve onlar yaratırlar