Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
-----

33- 77 mürselat

  • Şu cümle "O gün inkarcıların vay haline " dokuz kez tekrar ediliyor ve "Fasıl günü" diye izahat yapılıyor

    Atomun manyetizmasının zayıfladığına dair tanımlar var, bu durumun önceki iki nesil atomların başına geldiğini ve suç işleyenlerin helak olduğu bildiriyor. Anılan suç olarak, önceki hutame isimli bölümde değinilen amelsiz yaşantı gösteriliyor.

Mürselat-1: وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا

Vel murselati: gönderilen/gerdanlık
urfa: kap ile bir parça su almak
Bir miktar su almak

İns atomunun içine dolan bir miktar su/enerjiyi haber veren bildirim. Gerdanlık, ins atomunun çember ağzıdır, onun külaha benzediğini önceki bölümden hatırlayınız.

Mürselat-2: فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا

Fel asıfati: Rüzgarlar
asfa: fırtınalar
(Gönderilen) rüzgarlar, fırtınalar şekillendiriyor.

Mürselat-3: وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا

Ven naşirati: yayın
neşran: yayıncı
Yayınları yayınlayanlar.

Mürselat-4: فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا

Fel farikati : fark eden/ayıran
ferka: farkı
Farkı fark edenler.

Mürselat-5: فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا

Fel mulkıyati: ?
zikra: erkek

Mürselat-6: عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

Uzran : mazeret
ev nuzra: yemin

Mürselat-7: إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ

İnnema : ancak
tuadune : parlak
le vakıun: işaret
Ancak, parlak ışığı işarettir.

Mürselat-8: فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ

Fe izan : eğer ki
nucumu: yıldız
tumiset: bulanık
Eğer yıldız bulanık/ışıksız kalmışsa.

Mürselat-9: وَإِذَا السَّمَاء فُرِجَتْ

Ve izas: eğer
semau: gök
furicet: yarılmış/boşluk
Eğer gök çatlayıp/yarılmış/boşluk oluşmuşsa.

Mürselat-10: وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ

Ve izal : eğer
cibalu: dağlar
nusifet: yumuşaklık
Eğer dağlar yumuşacık olmuşsa

11: وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Ve izar : eğer
rusulu : resul
ukkıtet: temiz

Mürselat-12: لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

Li eyyi : herhangi
yevmin : gün
uccilet: ertelenmek
Her hangi bir güne ertelendi.

Mürselat-13: لِيَوْمِ الْفَصْلِ

Li yevmil: gün için -
fasli: bölme
Günü ayırmak için.

Mürselat-14: وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ

Ve ma edrake: Herkes bilir/idrak eder
ma yevmul fasli : günü ayırmak nedir
Herkes bilir günü ayırmak nedir.

Mürselat-15: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun : yazıklar olsun
yevme izin: o gün
lil mukezzibin: inkarcılara
Yazıklar olsun o gün inkarcılara.

Mürselat-16: أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ

E lem : ağrı
nuhlikil : öldürücü
evvelin: önceki iki
önceki iki (nesil) öldürücü elemle .

Mürselat-17: ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ

Summe : sonra
nutbiu : takip
hum : onları // ulahırin: diğerleri
Sonra diğerleri onları takip etti.

Mürselat-18: كَذَلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ

Kezalike : hayatta iken -
nef’alu : bir fiili işlemek -
bil mucrimin: suçlu
onlar, aynı suçu işlediler.

Mürselat-19: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun : vay haline
yevme izin : o gün
lil mukezzibin: inkarcıların
O gün inkarcıların vay haline.

Mürselat-20: أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّاء مَّهِينٍ

E lem: ağrı
nahlukkum : oluşturur/verir
min main mehin: suyun basıncından
Suyun basıncı, onlara azap/ağrı/elem verir.

Evren denizi içindeki atomlar, sudaki basınç arttıkça sıkışıp küçülüyor, bu sırada büyük bir ağrı duyuyorlar.

Mürselat-21: فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَّكِينٍ

Fe cealnahu: kıldı
fi : içinde
kararin : karar
mekin: etkin
onu bir karar içinde etkin kıldık.

Mürselat-22: إِلَى قَدَرٍ مَّعْلُومٍ

İla kaderin: ölçü ile
ma’lum: bilinen
Bilinen bir ölçüyle gerçekleşiyor bu olay.

Mürselat-23: فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ

Fe kaderna : Kadiriz
fe ni’mel : evet
kadirun: kudret
Bizim kudretimiz var, kadiriz.

Anlatılanları yapacak gücümüz var ve yapabiliriz)

Mürselat-24: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin
O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-25: أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا

E lem : ağrı/ıstırap
nec’alil : yaptık
arda: yer
kifata: sırt üstünde
Yer'i -elektronu- sırtınızda ıstırapla yaptık.

Yer, koni şekilli gök'ün uzantısı olarık onun sırtında oluşturuluyor. Başka cümlelerde -Yer'i, iki günde göğü uzatarak yaptık! diye ayrıca açıklıyor.

Mürselat-26: أَحْيَاء وَأَمْوَاتًا

Ahyaen : canlı ve ölü
ve emvata: çevresi
Çevresi canlı ama durağan.

Elektronun bir etkisi olan manyetizma, sürekli itme/çekme etkisiyle durağan fakat canlıdır. Canlılığın kaybolması ile manyetizma yok olur.

Mürselat-27: وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَأَسْقَيْنَاكُم مَّاء فُرَاتًا


Ve cealnafiha : yaptığımız yerde
ravasiye: dağlara demir atmış
şamihatin : uzun boylu
ve eskaynakum : içilebilir
maen : su
furata: tatlı su
Dağlara demir atmış gibi içilebilir tatlı sudan uzattık.

Başkaca yerde tatlı ve tuzlu suyun karışmamasından bahsedilecek, elektronun durgun su yapısı tatlı su oluyor. Sonuçta her şey sudan yapılmış.

Mürselat-28: وَيْلٌ يوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin
O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-29: انطَلِقُوا إِلَى مَا كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ

İntaliku : örtmek kapatmak
ila ma kuntum: senin üzerini
bihi tukezzibun: yalanlarıyla
O yalanlamış olduğunuz şeye gidin!

Mürselat-30: انطَلِقُوا إِلَى ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ

İntaliku : sürüp çıktı
ila zıllin : gölge için
zi selasi: üç kişi
şuab: insan
Üç tip insan (atomunun) gölgesinden çıktı.

Mürselat-31: لَا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ

La zalilin : hiç bir gölge
ve la yugni : söylemez
minel leheb: ateşte
Hiç bir gölge, ateş denizi içinde titreşim üretemez.

Mürselat-32: إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ

İnneha : o
termi : amaçlı
bi şerarin: ateşten
kel kasr: köşk
O ateşten/kıvılcımlardan, kale amaçlı köşktür.

Mürselat-33: كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ

Ke ennehu: gibi
cimaletun: alanlar
sufrun: sıfır
Boş alanlar gibidir.

Elektronlar, durgun manyetik alanlar olarak anlatılmıştı, eteş etkisi olmadığı için enerjisi sıfır alanlar gibidir derniliyor.

Mürselat-34: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin
O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-35: هَذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

Haza yevmu: bu gün
la yentıkun: konuşmayın
Bu gün konuşmayın.

Mürselat-36: وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Ve la yu’zenu : yetki verilmemiş
lehum: onlara
fe ya’tezirun: özürlerini sunmak
Özür dilemeleri için izin verilmez.

Mürselat-37: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin
O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-38: هَذَا يَوْمُ الْفَصْلِ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ

Haza: bu
yevmul fasli: günün kısmı
cema’nakum: toplanıman
vel evvelin: ilk
bu fasıl günün ilk kısmıdır.

Atomlarla ilgili olaylar, evren gününün ilk faslında gerçekleşiyor, ikinci fasıl ise haram aylardır, Allah bu aylarda atomları tamamen serbest bırakıyor.

Mürselat-39: فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

Fe in kane: -
lekum: -
keydun: -
fe kiduni:

Mürselat-40: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin
O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-41: إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ

İnnel muttakin:eğer ihtiyatlı -
fi zılalin : gölgede -
ve uyun: gözler
İhtiyatlı gözler gölgededir.

Mürselat-42: وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Ve fevakihe: meyve
mimma :hangi
yeştehun: onlar ister
Hangi meyveyi arzularlarsa.

Mürselat-43: كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Kulu veşrabu: yiyecek ve içecek-
henien: tebrikler-
bima kuntum: size dahil -
ta’melun: yaptıklarınıza
Tebrikler, yaptıklarınıza binaen yeyin ve için.

Mürselat-44: إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنينَ

İnna kezalike: biz böyle
neczil :ceza/ mükafat
muhsinin: hayır işleyen
Hayır işleyenleri böyle mükafatlandırırız.

Mürselat-45: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin
O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-46: كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

Kulu ve temetteu: yeme ve zevk
kalilen : aksine
innekum: sen
mucrimun: suçlulardan
suçluların aksine sen ye ve zevklen.

Mürselat-47: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin
O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-48: وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

Ve iza : onlar
kile : söylendi
lehumurkeu: onlara diz çökün
la yerkeun: diz çökmediniz
Size diz çökün denildi, diz çökmediniz.

Mürselat-49: وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevme izin lil mukezzibin

O gün inkarcıların vay haline

Mürselat-50: فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

Fe bi eyyi: hangi
hadisin: söz
ba’dehu : ondan sınra
yu’minun: inandınız
Hangi söze inanırdınız ki.