Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
---

60- 40 Mümin

  • Üç çeşit atomdan ikisinin içine rab tarafından ruh üfleniyor /yerleştiriliyor. Ruh, atom içinde barınıyor. Atomlardan yapılmış bedenimize böyle komuta ediyor. Elif atomunun içindeki ruha Muhammed ismi verilmiş ve mim rumuzuyla sembolize edilmiş. Lam atomunun içindeki ruhun ismi ise Musa'dır ve Ha harfi rumuz olarak seçilmiş.

    Evrenin enerji dolu vücudu içindeki minik boşluklar, müstakil yaşam sürecek ruhlar için yaratılıyor. Ruhların birbirleri ile aralarındaki mesafeyi koruyan manyetizma için Kur'an deniyor.

Mümin-1: حم

Ha ve Mim: İki raculün sembolü
Ha, Musa isimli ruhu ve Mim ise Muhammed isimli ruhun rumuzu olarak anılıyor. Burada İbrahim'e ait olan Ta rumuzu neten anılmadı da sadece Musa ve Muhammed anıldı? Çünkü Muhammed isimli ruh, geçmişte İbrahime ait olan Elif rumuzlu ins atomuuyla tanınıyor, "Ben ibrahimin milletindenim!" ifadesi bu yüzden kullanılmıştır. Böylelikle evrenin haram aylarında mevcutta sadece Ha ve Mim ruhlarının hayatta oldukları bildirilmiş oluyor. Oldukça muhteşem sayılacak ip uçlarını okuyoruz; Sadece iki harfin duruşuna yüklenmiş oluyor.

Mümin-2: تَنزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ

Tenzilul : indirildi
kitabi: kitap
minallahil: Allah'tan
azizil: sevgiyle
alim : bilgiyle
Kitap, sevgi ve bilgiyle Allah'tan indirildi.
Mevcut tüm tercümelerde “tarafından indirildi” şeklinde yapılmış olan çevriler yanlıştır. Cümlenin bildirimi, indirilenin bizatihi Allah'ın kendinden olduğu şeklindedir. Ruh, yaratılmıyor bilakis oluşturuluyor. Kısaca ruh, Allah’tandır. Evren, bir oluşumdur. Evrenin içindeki mahlukların tamamı yaratılmıştır. Evrenin yapısı, tıpkı camda gelişen buzlanmanın dallanmasına benziyor. Enerjisi soğrulan cam üzerindeki ağaç dalları gibi oluşuma benzer şekilde enerjisiz ortam içinde evren böyle gelişiyor. Aziz kelimesi sevgi anlamına geliyor fakat bilimsel açıdan sevgi ele alındığında çekim gücünü ifade edecektir.

Mümin-3: غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ الْمَصِيرُ

Gafiriz: bağışlandı /kurtuldu
zenbi: günalardan /suçtan
ve kabilit: ve kabul eder
tevbi: tevbe
şedidil ikabi: vezası şiddetlidir
zit tavli: bir boylamdır
la ilahe illa huve: ilah yoktur ondan başka
ileyhil masir: ilerleyiş onadır
Boylam , onu anlatan en münasip kelimedir. (“Diğer olasılıklar” isimli kitapta tafsilat ı verilmiş şematize edilmiştir.)

Mümin-4: مَا يُجَادِلُ فِي آيَاتِ اللَّهِ إِلَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ

Ma yucadilu : savunduğu nedir
fi ayatillahi : allah'ın ayetleri içinde
illallezine keferiu : ancak inkar eden kimseler
fe la yagrurke : seni aldatmadı
tekallubuhum : onların dalgalanmaları - fil bilad : belde içinde -

Mümin-5: كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْأَحْزَابُ مِن بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

Kezzebet : yalan söylediler
kablehum: onlardan öncekiler
kavmu nuhın : nuh halkı
vel ahzabu : ve taraftarları
min ba’dıhım : bunlardan sonrakinden itibaren
ve hemmet : şaşırmıştı - kullu ummetin: milletin hepsi - bi resiulihim : elçilerine
li ye’huziuhu : onu almak için
ve cadeliu: savundu
bil batılı : yanlışıyla
li yudhıdiu: çürütmek için
bihil hakka : sağ tarafından
fe ehaztuhum : onları aldım - fe keyfe : nasıldı
kane ıkab : cezaları -

Mümin-6: وَكَذَلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّهُمْ أَصْحَابُ النَّارِ

Ve kezalike : yanı sıra
hakkat : doğruladı
kelimetu rabbike : rabbinle konuşarak
alallezine keferiu: inkar edenler hakkında
ennehum ashabun nar : gerçekten de onlar cehennemin sahipleridir

Mümin-7: الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

Ellezine yahmiliunel arşa : Arşı kimler taşır
ve men havlehu : ve etrafında
yusebbihiune : yüzerler
bi hamdi rabbihim : rabbini överek
ve yu’miniune bihi : ve ona güveniyorlar
ve yestagfiriune : bağışlanmak /af istiyorlar
lillezine ameniu : güvende olan kimseler
rabbena vesi’te : rabbimiz genişletti
kulle şey’in rahmeten : merhameti her şeyedir
ve ilmen: ve bilgisi
fagfir lillezine tabiu : tevbe edenler bağışlanır
vettebeiu sebileke : yolunu takip et
ve kıhim azabel cahim : onlar cehennem azabı

Mümin-8: رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُم وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Rabbena: rabbimiz
ve edhilhum: onları -cennetine- sok
cennati adninilleti: adnin cennetine (Üzüm salkımına benzeyen en zengin cennet) -// vaadtehum: onlara söz verdim
ve men salaha: ve kim düzelirse
min abaihim : atalarından
ve ezvacihim : ve eşlerinden
ve zurriyyatihim : bunların neslinden //- inneke : muhakkak senindir
entel azizul hakim : sen sevgili bilgesin

Mümin-9: وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ وَمَن تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

Ve kıhim us seyyiat : ve onların kötülükleri
ve men tekıs seyyiati : ve yanlışlarından ötürü
yevme izin : izin gününde
fe kad rahimtehu : merhametini kaybetti
ve zalike huvel : ve işte bu
fevzul : kazanmanın yolu
azim : büyük

Mümin-10: إِ نَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى الْإِيمَانِ فَتَكْفُرُونَ

İnnellezine keferiu: inkar edenler
yunadevne: nida ederler
le maktullahi ekberu: Allah’ın büyüklüğünü
min maktikum: küçüksemekten
enfusekum : nefislerinizi
iz tud’avne : çağırdığın zaman
ilal imani : güvenliğe
fe tekfuriun : inkar ederler

Mümin-11: قَالُوا رَبَّنَا أَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَى خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ

Kaliu rabbena: dediler ki rabbimiz
emettenasneteyni: biz iki kere öldük
ve ahyeytenasneteyni: ve iki kere canlandık /yaşadık
fa’terafna bi zuniubina: günahlarımızı itiraf ettik
fe hel ila huriucin min sebil: yoldan çıkmak için mi

Mümin-12: ذَلِكُم بِأَنَّهُ إِذَا دُعِيَ اللَّهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْ وَإِن يُشْرَكْ بِهِ تُؤْمِنُوا فَالْحُكْمُ لِلَّهِ الْعَلِيِّ الْكَبِيرِ

Zalikumbi ennehu iza duiyallahu: işte Allah çağırdığı zaman
vahdehu kefertum: yalnız inkar etmeniz
ve in yuşrak bihi tu’miniu: güvendeyken ortak koşman
fel hukmu lillahil aliyyil kebir: hüküm büyük, yüce Allah’ındır

Mümin-13: هُوَ الَّذِي يُرِيكُمْ آيَاتِهِ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ السَّمَاء رِزْقًا وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ

Huvellezi yurikum ayatihi: işaretlerini gösteren oydu
ve yunezzilu lekum mines semai rızka: gökten size geçimlik indirdi
ve ma yetezekkeru : hatırlamaz
illa men yunib: ancak yönelen kimselerden başkası

Mümin-14: فَادْعُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ

Fed’iullahe : Alah’ı çağırın
muhlisine lehud dine: onun dinine sadık kalarak
ve lev kerihel kafiriun: gerçi inkarcılar nefret eder

Mümin-15: رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ لِيُنذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ

Rafiud deracati ziul arş: yüksek dereceli tahtın sahibini
yulkır riuha: ruhu bulur
min emrihi ala men yeşau: kim isterse onun emrine verilir
min ıbadihi: hizmetçilerden
li yunzira yevmet telak: buluşma günü uyarmak için

Mümin-16: يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

Yevme hum bariziun: onların belirginleştiği gün
la yahfa alallahi min hum şey’un: onlardan hiçbir şey Allah’tan gizlenemez
li menil : kimse için
mulkul yevme: kralın günü
lillahil: Alla için
vahidil : bir
kahhar: tahakküm /ezici

Mümin-17 : الْيَوْمَ تُجْزَى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ لَا ظُلْمَ الْيَوْمَ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ

El yevme tucza kullu nefsin bima kesebet: o gün her kişi kazandığıyla ödüllendirilir
la zulmel yevme: o gün haksızlık yoktur
innallahe seriul hisab: gerçekten Allah hesabı çabuk görendir

Mümin-18: وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ الْآزِفَةِ إِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِمِينَ مَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ

Ve enzirhum: onları uyar
yevmel azifeti: gün yaklaştı
izil kuliubu ledal hanaciri: kalpleri boğazlarına gelir
kazımin: konuşamazlar
ma liz zalimine: zalimler için
min hamimin: samimiyet
ve la şefiin yutau: ve ricacı itaat etmez

Mümin-19: يَعْلَمُ خَائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ

Ya’lemu hainetel a’yuni: o gözlerin hain olanını biliyor
ve ma tuhfis sudiur: ve göğüslerde saklı olanı
Allah işaretlerim(ayetlerim) dediği atomların yapısını huniye benzediğini önceki bölümlerden hatırlayınız; Huninin ağız kısmına birkaç isim veriliyor. Farklı isimledirmenin amacı, yapılan işi anlatmak adınadır. Bunlardan göz (hur /huri) özelliğiyle ısı ve ışık algıladığını anlatıyor. Kulak, kulaklarına vurmak işinde öne çıkan vahyi bu organla almaktan yani işitmekten ötürü deniyor. Sonrasında anılan göğüs ise huninin konik duvarlarının içidir. Aynı duvarlar dıştan ışığı (dalgayı) yansıttığı için ay ismini de almaktadır. Kuarklar bu huninin içinde konuşlandırılmış ve profilden bakış ile kalp olarak anlatılmaya çalışılmış.

Mümin-20: وَاللَّهُ يَقْضِي بِالْحَقِّ وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ لَا يَقْضُونَ بِشَيْءٍ إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ

Vallahu yakdi bil hakkı: Allah sağ ile kontrol eder /bitirir
vellezine yed’iune min diunihi: kim onsuz iddia ediyorsa
la yakdiune bi şey’in: hiçbir şey kontrol edilemez
innallahe huves semiul basir: gerçekten o işitendir, öngörendir

Mümin-21: أَوَ لَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ كَانُوا مِن قَبْلِهِمْ كَانُوا هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَآثَارًا فِي الْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ اللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ اللَّهِ مِن وَاقٍ

E ve lem yesiriu fil ardı : yerin içinde yürümediler mi
fe yanzuriu keyfe kane akibetullezine kaniu : ve görmediler onların sonu nasıldı
min kablihim kaniu : onlardan öncekilerin
hum eşedde min hum kuvveten: kuvveti onlardan şiddetliydi
ve asaran fil ardı: ve yerin içindeki etkileri
fe ehazehumullahu bi zuniubihim: ve Alla onları günahlarıyla aldı
ve ma kane lehum minallahi min vakkın: ve Allahın sahip çıktıkları onun koruması altındadır

Mümin-22: ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَكَفَرُوا فَأَخَذَهُمُ اللَّهُ إِنَّهُ قَوِيٌّ شَدِيدُ الْعِقَابِ

Zalike bi ennehum: bu onların
kanet te’tihim rusuluhum bil beyyinati: elçilerin kanıt ile geldiğini bilmelerindendir
fe keferiu: ve inkar ettiler
fe ehazehumullahu: ve Allah onları aldı
innehu kaviyyun şedidul ikab: gerçekten o güçlüdür, cezası şiddetlidir.

Mümin - 23 : وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَى بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُّبِينٍ

Ve lekad erselna miusa bi ayatina: Musayı biz gönderdik, işaretlerimizle
ve sultanin mubin: ve apaçık toplanmış güçle

Mümin - 24 : إِلَى فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَقَارُونَ فَقَالُوا سَاحِرٌ كَذَّابٌ

İla fir’avne ve hamane ve kariune: Büyük eve ve Hman’a ve Karun’a
fe kaliu sahirun kezzab: ve dediler ki yalancı bir büyücüdür

Mümin - 25 : فَلَمَّا جَاءهُم بِالْحَقِّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا اقْتُلُوا أَبْنَاء الَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسَاءهُمْ وَمَا كَيْدُ الْكَافِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَالٍ

Fe lemma caehum bil hakkı : onlar sağdan geldiklerinde
min indina kaliuktuliu ebnaellezine ameniu : bizden güvende olanları oğullarıyla birlikte öldürmemizi istediler
meahu vestahyiu nisaehum : ve dişilerini utandırmamızı
ve ma keydul kafirine illa fi dalal: ve inkar edenlerin tuzağı boşadır

Mümin - 26 : وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِي أَقْتُلْ مُوسَى وَلْيَدْعُ رَبَّهُ إِنِّي أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمْ أَوْ أَن يُظْهِرَ فِي الْأَرْضِ الْفَسَادَ

Ve kale fir’avnu: Büyük ev dedi ki
zeriuni aktul miusa: bırak beni Musa’yı öldüreyim
velyed’u rabbehu: ve rabbini çağırsın
inni ehafu en yubeddile dinekum: dininizi değiştirir diye korkuyorum
ev en yuzhire fil ardıl fesad: yerin içinde fesat çıkaracak görünüyor
Firavun, üç atom çeşidinin en büyük hacimli olanına deniyor. Atomlar, ruhun evidir. O büyük ev korku içindedir, diğer atomlar dönüş yönlerini değişticek diye. O takdirde kendine zıt polarmalanmış atomlar bir peygamber himayesine girerek element oluşturacak.

Mümin - 27 : وَقَالَ مُوسَى إِنِّي عُذْتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَّا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ

Ve kale miusa: Musa dedi
inni uztu bi rabbi: ben rabbimle alındım
ve rabbikum: ve rabbiniz
min kulli mutekebbirin: kibirlenenlerin hepsinden
la yu’minu bi yevmil hisab: hesap günü güvende olmayanlar –dan-