Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

105- 58 Mücadele

  • Birlikte yaşayan atomların kendi aralarında ve elçiyle konuşmaları sırasında uymaları gereken fiziki kuralları okuyoruz.

    Fısıltıyla konuşma, bilim dilinde noise/gürültü diye adlandırılıyor. Yarı iletken ve elektronik haberleşme aygıtlarının yapımında gürültü seviyesi önem taşır. Hiç katı madde kullanılmadan yapılan emisyon tüpleride gürültü oranı yok denecek kadardır.

Mucadele-1: قَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَكِي إِلَى اللَّهِ وَاللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَا إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ

Kad semiallahu : Allah kesin işitti
kavlelleti : ikinizin sözlerini
tucadiluke: tartışmayı
fi zevciha: eşinle /eşinin içinde
ve teşteki ilallahi: ve Allah'a şikayetini
vallahu yesmeu tehavurakuma: Allah duyar aranızda geçenleri
innallahe semiun basirun: o işiten ve bilendir
Kuarkların çift yaratıldığı hakkında ifadeleri sıklıkla gördük. Onların eş olarak birbirleri arasında geçen diyalogların kendi aralarında kaldığı zannına kapılabiliriz. Çünkü iletişimleri titreşim yoluyla değilde direkt enerji akışıyla olduğundan ötürü dış ortama sızma olmayacatır. Eşlerin aralarında geçen iletişimden Allah'ın nasıl haberi olabilir? Bunu elektrik ve enerji hakkında edindiğimiz beşeri deneyimler ve bilgilerle harmanladığımızda ortaya şu çıkıyor; Eşler arasındaki iletişim sırasında birinden diğerine akan enerji sayesinde ağırlıklarında değişim hasıl olacak ve muvazeneleri bozulacaktır. Bu değişim değerlendirildiğinde fısıltı neteliğinde bilgi elde edilmiş olur. Mevcut tefsirlerde "Kocası hakkında şikayetlenen kadının sözünü Allah işitir!" şeklindeki yorumlar ise pek mantıklı durmamaktadır.

Mucadele-2: الَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَائِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَاتِهِمْ إِنْ أُمَّهَاتُهُمْ إِلَّا اللَّائِي وَلَدْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنكَرًا مِّنَ الْقَوْلِ وَزُورًا وَإِنَّ اللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

Ellezine yuzahirune minkum: sizden kimselere göründü
min nisaihim: dişilerden (ins’ler)
ma hunne ummehatihim: bunlar anneniz değildir
in ummehatuhum: -ancak- anneleridirler
illallai velednehum: ancak onların çocuklarının
ve innehum le yekulune munkeran: ve onlar söylediklerini inkar ederler
minel kavli: sözlerini
ve zura: ve yanlışlarını
ve innallahe le afuvvun gafur: Allah gerçekten af ve mağfiret edendir

Mucadele-3: وَالَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِن نِّسَائِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مِّن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا ذَلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

Vellezine yuzahirune: gösteren kimseler
min nisaihim: dişilerden (ins)
summe yeudune : sonra geri döner
li ma kalu : söylediklerine
fe tahriru rakabetin: boyunlarını kurtardılar köle azat anlamı da var fakat burada konu köle değil
min kabli : öncesinden
en yetemassa : sallanarak temas etmek Atomların sallanarak yandakine temas etmeleri elektrik kuvveti nakli ve bilgi aktarımıdır
zalikum tuazune bihi: yani/öyle vaaz ediyor
vallahu bi ma ta’melune habir: Ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Mucadele-4: فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Fe men lem yecid :kim bulamadıysa
fe siyamu şehreyni mutetabiayni: iki ay ardışık perhiz
min kabli en yetemassa: temas öncesinden
fe men lem yestetı’ fe ıt’amu sittine miskina: yapmadıysa altmış zavallıyı beslesin Oruç bozanların keferet miktarlarına mesnet gösterilen bu cümlede oruç bahsi geçmemektedir. Evren gün döngüsünün 12 ay olduğunu ve bunun üç ayının haram ay olarak tanımlandığını görmüştük. Haram aylarda atomlar kendi enerji stoklarını kullanarak titreşimlerini ve yaşamlarını sürdürürler. aşağıda 17 cümlede bundan da bahsediliyor.
zalike li tu’minu billahi ve resulihi: Allah'a ve elçisine inanın
ve tilke hududullah:bunlar hudutlarınızdır
ve lil kafirine azabun elim: inkarcılar için korkunç azap

Mucadele-5: إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَقَدْ أَنزَلْنَا آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

İnnellezine yuhaddunallahe: Allah'ı reddedenler
ve resulehu: ve elçisini
kubitu kema kubitellezine: kutuplar gibi bastırılırlar
min kablihim: onlardan öncekiler
ve kad enzelna ayatin beyyinatin: kesin indirdik işaretleri delil olarak
ve lil kafirine azabun muhin: inkarcılar için aşağılayıcı azap var

Mucadele-6: يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللَّهُ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا أَحْصَاهُ اللَّهُ وَنَسُوهُ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

Yevme yeb’asuhumullahu cemian: Allah hepsini dirilteceği gün
fe yunebbiuhum bi ma amilu: yaptıklarının haberi verdi
ahsahullahu: Allah onu saymıştı
ve nesuhu: ve unuttuklarını
vallahu ala kulli şey’in şehid: ve Allah her şeye şahittir

Mucadele-7: أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَا يَكُونُ مِن نَّجْوَى ثَلَاثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَا أَدْنَى مِن ذَلِكَ وَلَا أَكْثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمْ أَيْنَ مَا كَانُوا ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

E lem tera ennallahe ya’lemu: Allah’ın bildiğini görmüyor musun?
ma fis semavati: Göklerin içinde olanı
ve ma fil ard: ve yerin içinde olanı
ma yekunu min necva selasetin: üç fısıltıyla konuşandan olur
illa huve rabiuhum : o dördüncüsüdür
ve la hamsetin: ve beş değilse
illa huve sadisuhum : o altıncısıdır
ve la edna : daha azı
min zalike: onlardan
ve la eksera: ve çoğu değildir
illa huve meahum: o onlarla beraberdir
eyne ma kanu: nerede bulunursalar
summe yunebbiuhum: daha sonra onlara haber verir
bi ma amilu: onlara yaptıklarını
yevmel kıyameti: diriliş gününde
innallahe bi kulli şey’in alim: gerçekten Allah her şeyi bilendir

Mucadele-8: أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوَى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِالْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَإِذَا جَاؤُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللَّهُ وَيَقُولُونَ فِي أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا اللَّهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمَصِيرُ

E lem tera ilallezine: görmedin mi onları
nuhu anin necva: fısıltıyla konuşmaktan nehyedilen
summe yeudune: daha sonra dönüyorlar
li ma nuhu anhu : nehyedildiklerine
ve yetenacevne bil ismi : ve gizli konuşuyorlar günahlar
vel udvani: ve düşmanlık
ve ma’siyetir resuli: ve elçiye isyan hakkında
ve iza cauke hayyevke: sana geldikleri zaman yaşatırlar
bi ma lem yuhayyike bihillahu: Allah’ın yaşatmadıklarını
ve yekulune fi enfusihim : ve nefslerinin içinden diyorlar
lev la yuazzibunallahu: bize azap eden Allah değil miydi?
bi ma nekulu: dediğimiz
hasbuhum cehennem: cehennem onlara yeter
yaslevneha: oraya gidecekler
fe bi’sel masir: ne kötü gidilecek yerdir

Mucadele-9: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوَى وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar
iza tenaceytum : konuştuğunuz zaman
fe la tetenacev: gizli konuşmayın
bil ismi: günahlarınızla
vel udvani: ve düşmanlık
ve ma’siyetir resuli : ve elçiye isyan hakkında
ve tenacev: ve konuşun
bil birri vet takva: iyilik /ihsan ve dindarlık
vettekullahellezi: Allahtan kokun
ileyhi tuhşerun: ona /onda toplanacaksınız

Mucadele-10: إِنَّمَا النَّجْوَى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَلَيْسَ بِضَارِّهِمْ شَيْئًا إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

İnneman necva mineş şeytani : muhakkak ki fısıldaşma şeytandandır. Elbette ki bu fısıldaşma insanlar asanıdaki sessiz konuşmayı işaret etmiyor, hem niye etsin ki? Atomlar, çekim güçlerinin etkisiyle balans bozukluğu varmış gibi hafif yalpaladıklarında diğer atomlara sirayet eden denge bozucu etki meydana getirecektir.
li yahzunellezine amenu: güvende olanları hüzünlendirir
ve leyse bi darrihim şey’en : onlara zarar verecek değildir
illa bi iznillah: ancak Allah’ın izni iledir
ve alallahi felyetevekkelil mu’minun: ve güvende olanlar Allah’ı vekil kılsınlar

Mucadele-11: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ انشُزُوا فَانشُزُوا يَرْفَعِ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

Ya eyyuhallezine amenu : ey güvende olanlar
iza kile lekum tefessehu: size yer açın denildiğinde
fil mecalisi fefsehu: meclis içini genişlettiğinizde
yefsehıllahu lekum: Allah size genişlik verir
ve iza kilenşuzu: ?
fenşuzu yerfeillahullezine : ?
amenu minkum: sizden güvende olanlar
vellezine utul ilme deracat: ve bilgide dereceler verilenler
vallahu bi ma ta’melune habir: ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Mucadele-12: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَةً ذَلِكَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَأَطْهَرُ فَإِن لَّمْ تَجِدُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ya eyyuhallezine amenu: ey güvende olanlar
iza naceytumur resule : elçiye gizli konuşacağınız zaman
fe kaddimu beyne yedey necvakum: aranızda gizli konuşmanızdan önce
sadakaten: sadaka verin
zalike hayrun lekum ve athar: bu sizin için hayırlıdır ve temizdir
fe in lem tecidu fe innellahe gafurun rahim: şayet bulamazsanız Allah affeder, merhametlidir

Mucadele-13: أَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَاتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

E eşfaktum: üzüldün mü?
en tukaddimu beyne yedey : elimin arasında verdiğim
necvakum sadakatin : gizli konuşmanızın sadakasını
fe iz lem tef’alu: şart olanı yapmadığınız
ve taballahu aleykum: ve Allah’a tövbeniz
fe ekimus salate: destekte kalmak
ve atuz zekate : ve zekata gelmek
ve etiullahe: ve itaat etmek
ve resulehu: ve elçisine
vallahu habirun bi ma ta’melun: ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Mucadele-14: أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

E lem tera: görmedin mi?
ilallezine tevellev kavmen: halka dönenleri
gadıballahu aleyhim: Allah’ın öfkesi onun üzerinedir
ma hum minkum : onlar sizden değildir
ve la minhum : ve onlardan da değildir
ve yahlifune alal kezibi : ve yalan üstüne yemin ediyorlar
ve hum ya’lemun: ve onlar bilerek

Mucadele-15: أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا إِنَّهُمْ سَاء مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Eaddallahu lehum azaben şedida: Allah onlara şiddetli işkence hazırladı
innehum sae ma kanu ya’melun: gerçekte onların yaptıkları kötüydü

Mucadele-16: اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

İttehazu eymanehum cunneten : cennette güvence aldılar
fe saddu : uzak durdular
an sebilillah: Allah yolundan
fe lehum azabun muhin: onlara alçaltıcı bir işkence var

Mucadele-17: لَن تُغْنِيَ عَنْهُمْ أَمْوَالُهُمْ وَلَا أَوْلَادُهُم مِّنَ اللَّهِ شَيْئًا أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Len tugniye anhum emvaluhum : onlar şarkı söyleyemez mallarıyla
ve la evladuhum: ve evlatlarıyla da söyleyemez Atomlar titreşirler, bu titreşim onların sesidir, onlar aralıksız şarkı söylemektedir. Titreşimlerini enerji tüketerek gerçekleştiriyorlar. Mal ve evlat olarak anılan varlık, elektronda biriktirdiği kayıtlardır. Ama bu birikim protonda barınan ruhun tekrar kullanabileceği türden enerji değildir.
min allahi şey’a: Allah’tan bir şey
ulaike ashabun nari: onlar ateşin sahipleridir
hum fiha halidun: sonsuzluk içinde

Mucadele-18: يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللَّهُ جَمِيعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ عَلَى شَيْءٍ أَلَا إِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ

Yevme yeb’asuhumullahu cemian : o gün Allah hepsini yeniden diriltir
fe yahlifune lehu: ona yemin ettiler
kema yahlifune lekum : size yemin ettikleri gibi
ve yahsebune ennehum ala şey’in: ve sanıyorlar bir şeyin üstünde olduklarını
e la innehum humul kazibun: gerçekte onlar yalancılar değiller mi?

Mucadele-19: اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنسَاهُمْ ذِكْرَ اللَّهِ أُوْلَئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

İstahveze aleyhimuş şeytanu: şeytan onları kuşatmıştır
fe ensahum zikrallah: onlara unutturdu Allah’ın müzekkerliğini
ulaike hizbuş şeytan: onlar şeytanın partisidir
e la inne hizbeş şeytani humul hasirun: şeytanın partisi gerçekte kaybedenler değil midir?

Mucadele-20: إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُوْلَئِكَ فِي الأَذَلِّينَ

İnnellezine yuhaddunallahe : Allah’a karşı haddini aşanlar
ve resulehu : ve elçisine
ulaike fil ezellin: onlar alçaklık içindeler

Mucadele-21: كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ

Keteballahu: Allah yazdı
le aglibenne: üstesinden gelmeyi
ene ve rusuli: ben ve elçim
innallahe kaviyyun aziz: gerçekten Allah güçlüdür sevgilidir

Mucadele-22: لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

La tecidu kavmen: bulamazsın bir halk
yu’minune billahi : Allah’a inanan
vel yevmil ahiri : ve diğer güne
yuvaddune : ?
men haddallahe ve resulehu : kim Allahı sınırlar ve elçisini
ve lev kanu abaehum : onların babaları olsa bile
ve ebnaehum : veya onların oğulları
ve ihvanehum: veya kardeşleri
ev aşiratehum: veya akrabaları
ulaike ketebe: onlar yazılmıştır
fi kulubihimul imane : kalpleri içine
ve eyyedehum bi ruhin minhu: ve onları desteklemiştir kendinden bir ruh ile
ve yudhıluhum cennatin tecri: ve onları koydu cennete
min tahtihal enharu: altından nehirler akan
halidine fiha: ölümsüzlük içine
radıyallahu anhum: Allah onlardan razıdır
ve radu anhu: ve onlarda razıdır
ulaike hizbullah: onlar Allah’ın taraftarıdır
e la inne hizballahi humul muflihun: Allah’ın tarafındakiler başarıya ulaşanlar değil midir?