Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

101-59 Haşr

  • Atomlara kendileriyle ilgili bazı telkinlerde bulunulurken çok önemli bir teknik ayrıntı veriliyor; Kur'an, dağa benzeyen elektron üzerine indirilmemiş, sadece proton üzerine indirilmiş. Deniliyor ki "eğer bu manyetizma elektron üzerine indirilseydi o, çatlar parçalanırdı!"

Haşr-1: سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Sebbeha lillahi: Allah için yüzerler
ma fis semavati: göklerin içinde olanlar
ve ma fil ard: ve yerin içinde olanlar
ve huvel azizul hakim: O, sevgilidir bilgedir
Göklerin ve yerin içinde olanlar Allah için yüzerler.

Haşr-2: هُوَ الَّذِي أَخْرَجَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مِن دِيَارِهِمْ لِأَوَّلِ الْحَشْرِ مَا ظَنَنتُمْ أَن يَخْرُجُوا وَظَنُّوا أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِّنَ اللَّهِ فَأَتَاهُمُ اللَّهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِي الْمُؤْمِنِينَ فَاعْتَبِرُوا يَا أُولِي الْأَبْصَارِ

Huvellezi ahracellezine keferu: çıkarılan inkarcılar
min ehlil kitabi: kitap ehlinden
min diyarihim: memleketlerinden
li evvelil haşri: ilkin toplamak için
ma zanentum en yahrucu : dışarı çıkabileceğimi düşündüm
ve zannu ennehum maniatuhum husunuhum minallahi : onlarda kalelerinin Allah'tan geleni engelleyeceğini düşündüler
fe etahumullahu : Onları Allah getirdiydi (içeri, bulundukları yere)
min haysu lem yahtesibu: sayamadılar nereden (getirildiklerini)
ve kazefe fi kulubihimur : ve kalplerinin içinde olanı fırlattılar
ru’be yuhribune buyutehum: korku mahvettiler evlerini
bi eydihim:kendi elleriyle
ve eydil mu’minine : eller güvenlidir
fa’tebiru : düşünün
ya ulil ebsar: evla olan gözdür

Haşr-3: وَلَوْلَا أَن كَتَبَ اللَّهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَاء لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْآخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ

Ve lev la en keteballahu: eğer Allah yazmasaydı
aleyhimul celae: onların tahliye edilmesini
le azzebehum fid dunya: onlara azab için aşağıda
ve lehum fil ahırati azabun nar: ve onlara ahirette ateş işkencesi var
Eğer aşağıya (dünya) tahliye edilmelerini Allah yazmasaydı, onlar için ahirette (yukarıda) cehennem azabı vardı.

Haşr-4: ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَمَن يُشَاقِّ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

Zalike bi ennehum şakkullahe: onlar Allah hakkında ikiye ayrılmış
ve resulehu: ve elçisi hakkında
ve men yuşakkıllahe : kim Allah hakkında ikiye ayrılırsa
fe innallahe şedidul ikab: gerçekten Allah şiddetli ceza
Şakk: Bir bütünü tam ortadan iki parçaya bölmek demektir. Bunun Allah ile ilgisini anlamak, kelamcı ulema için olanaksızdır. Tefsirlerde bu kelime sertleşme, nefret, karşı gelme, muhalefet etme diye anlamlandırılmıştır. Gerçekte kelimenin böyle bir anlamı yoktur, daire kökünden gelen kelime ayın yarılması -şakku'l kamer- veya bir elmanın tam ortadan simetrik olarak birbirinin komplementeri şeklinde bölünmeyi ifade için kullanılır. Burada Allahın rab sıfatı uyarınca, işleri çekip çevirdikten sonra arşa istiva etmesi sırasında daire çizerek tahtına yani yarattıklarının tümün alt tarafına doğru yönelişiyle ilintili anlam vardır. Oluşan çemberin bir yarısındaki kıble ile diğer yarısındaki kıble 180 derece farka sahiptir. Bir anlamıyla bir bütün olan evrenin iki yarısının manyetizması birbirine zıttır.
Cümledeki özne kim belli olmamakla birlikte bu bütünü iki ayrı parça zannedenler hakkındadır. Tabiatıyla onlar inkarcı /kafir durumuna düşmüş olmuyorlar fakat kabahatleri oldukça büyük sayılıyor.

Haşr-5: مَا قَطَعْتُم مِّن لِّينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَائِمَةً عَلَى أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ اللَّهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِقِينَ

Ma kata’tum min linetin: yumuşak yastıktan kestiklerin
ev teraktumuha kaimeten: kökünde /dikine bıraktığın
ala usuliha: varlıkların üzerinde
fe bi iznillahi: Allah'ın izniyledir
ve li yuhziyel fasikin: ve arsızları utandırmak içindir

Haşr-6: وَمَا أَفَاء اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْهُمْ فَمَا أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلَكِنَّ اللَّهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلَى مَن يَشَاء وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Ve ma efaallahu: Allah'ın ganimet olarak verdiği
ala resulihi minhum: onların elçileri üzerine
fe ma evceftum aleyhi : onun üzerine sürmedin
min haylin: atlardan
ve la rikabin: ve yolcusuz
ve lakinnallahe: lakin Allah
yusallitu : musallat eder
rusulehu : elçileri
ala men yeşau : istediği kimse üzerine
vallahu ala kulli şey’in kadir: ve Allah'ın her şeye gücü yeter

Haşr-7: مَّا أَفَاء اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَى فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاء مِنكُمْ وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

Ma efaallahu ala resulihi : Allah, elçisi üzerine ganimet olarak verdiği
min ehlil kura : köy sahiplerinden
fe lillahi ve lir resuli: Allah ve elçisi için
ve li zil kurba: ve yakınları için
vel yetama: ve yetimlerin
vel mesakini: ve fakirler
vebnis sebili key : ve oğulların yolu
la yekune duleten: devlet olmayın
beynel agniyai minkum: sadece zenginlerin arasında
ve ma atakumur resulu : sizi elçi olarak almayanlar
fe huzuhu : aldılar
ve ma nehakum anhu fentehu size yasaklanandan sakının
vettekullah: Allahtan korkun
innallahe şedidul ikab: Allah'ın cezası şiddetlidir

Haşr-8: لِلْفُقَرَاء الْمُهَاجِرِينَ الَّذِينَ أُخْرِجُوا مِن دِيارِهِمْ وَأَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا وَيَنصُرُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

Lil fukarail muhacirinellezine : fakir muhacirler içindir
uhricu min diyarihim : yurtlarından çıkarılanlar
ve emvalihim yebtegune fadlen minallahi : istiyorlar Allahtan mallarını
ve rıdvanen : ve memnuniyetini
ve yansurunallahe : ve Allah'ın desteğini
ve resulehu: ve elçisinin
ulaike humus sadikun: bunlar samimi olanlardır

Haşr- 9: وَالَّذِينَ تَبَوَّؤُوا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Vellezine tebevveud dare vel imane : yurda yerleşenler ve güvendekiler
min kablihim yuhıbbune men hacera ileyhim : kendilerinden önce hicret edenleri severler
ve la yecidune fi sudurihim: ve bulamadılar göğüslerinde
haceten mimma utu : ihtiyaçlarından ötürü verileni
ve yu’sirune ala enfusihim : ve nefesleri üzerindeki etkiyi
ve lev kane bihim hasasatun: ve ihtiyaçları olsa dahi
ve men yuka şuhha nefsihi : kim esnerse nefesi azalır
fe ulaike humul muflihun: işte bunlar başarılı olanlardır

Haşr-10: وَالَّذِينَ جَاؤُوا مِن بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

Vellezine cau min ba’dihim: onlardan sonra gelen
yekulune rabbenagfir lena : der ki rabbim bizi bağışla
ve li ihvaninallezine: ve kardeşlerimiz olan kimseleri
sebekuna bil imani : bizden sonra güvende kalacak
ve la tec’al fi kulubina gıllen : ve kalplerimizde aşırılık bırakma
lillezine amenu rabbena inneke raufun rahim: rabbimiz gerçekten sen güvende olanlar için acıyansın merhamet edensin

Haşr-11: أَلَمْ تَر إِلَى الَّذِينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِإِخْوَانِهِمُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ أُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُطِيعُ فِيكُمْ أَحَدًا أَبَدًا وَإِن قُوتِلْتُمْ لَنَنصُرَنَّكُمْ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

E lem tera ilallezine nafeku : iki yüzlü kimseleri görmüyormusun
yekulune li ihvanihimullezine keferu min ehlil kitabi : kitap sahiplerinden inkarcı kardeşlerinize derler ki
le in uhrictum le nahrucenne meakum : siz çıkarılırsanız bizde beraber çıkarılırız
ve la nutiu fi kum ehaden ebeden : ve asla uymayız senden başka birine
ve in kutiltum le nensurannekum: ve savaşırsa sana yardım ederiz
vallahu yeşhedu innehum le kazibun: ve Allah şahittir onların yalancılığına

Haşr-12: لَئِنْ أُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْ وَلَئِن قُوتِلُوا لَا يَنصُرُونَهُمْ وَلَئِن نَّصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ

Le in uhricu la yahrucune meahum : gerçekte ise çıkarılsa onunla çıkmazlar
ve le in kutılu la yansurunehum : ve güçlü iken onlara yardım etmezler
ve le in nasaruhum le yuvellunnel edbar: ve onlara yardım ederken sırtlarını dönerler
summe la yunsarun: daha sonra onlara yardım edilmez

Haşr-13: لَأَنتُمْ أَشَدُّ رَهْبَةً فِي صُدُورِهِم مِّنَ اللَّهِ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ

Le entum eşeddu rahbeten : senin daha çok korkman için
fi sudurihim : onların göğüslerindeki (kalpleri denmiyor)
minallahi: Allah’tan
zalike bi ennehum kavmun: onların halkı
la yefkahun: anlamıyor

Haşr-14: لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعًا إِلَّا فِي قُرًى مُّحَصَّنَةٍ أَوْ مِن وَرَاء جُدُرٍ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ

La yukatilunekum cemian : onlar sizinle savaşamazlar
illa fi kurran muhassanetin : ancak köy (element) içinde (onların element içinde olmadıkça, sayıları ne olursa olsun güç birlikteliği oluşturamayacakları için güç yetiremeyecekleri vurgulanıyor.)
ev min verai cudur : veya duvarların ardında
be’suhum beynehum şedid: aralarındaki paylarını daha şiddetli
tahsebuhum cemian: hesapladı hepsi
ve kulubuhum şetta: onların kalpleri farklıdır (birlikte bir elementin içinde olmadıklarından ötürü )
zalike bi ennehum kavmun la ya’kılun: onların halkı akledemez

Haşr-15: كَمَثَلِ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَرِيبًا ذَاقُوا وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Ke meselillezine min kablihim: onlardan öncekiler gibi
kariben zaku vebale emrihim : yakında onlar siparişlerinin sorumluluğunu tadacak
ve lehum azabun elim: onlar için acı azap vardır

Haşr-16: كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ

Ke meseliş şeytani: tıpkı şeytan gibi
iz kale lil insanikfur: insana inkar et dediği zaman
fe lemma kefera: ve o da inkâr ettiğinde
kale inni beriun : dedi ben senden masumum
minke inni ehafullahe rabbel alemin: alemmeri besleyen Allah’tan korkarım

Haşr-17: فَكَانَ عَاقِبَتَهُمَا أَنَّهُمَا فِي النَّارِ خَالِدَيْنِ فِيهَا وَذَلِكَ جَزَاء الظَّالِمِينَ

Fe kane akıbetehuma ennehuma : ikisinin sonu
fin nari halideyni fiha: ateşin içinde sonsuza dek kalmak oldu
ve zalike cezauz zalimin: bu zalimlerin cezasıdır

Haşr-18: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Ya eyyuhallezine amenuttekullahe: ey güvende olanlar Allah’tan korkun
veltenzur nefsun : kişi /nefes sahibi dikkatle baksın
ma kaddemet li gadin: yarın için önden gönderdiğine
vettekullahe: Allah’tan korkun
innallahe habirun bi ma ta’melun: yaptıklarınızdan Allah haberdardır

Haşr-19: وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنسَاهُمْ أَنفُسَهُمْ أُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Ve la tekunu kellezine nesullahe : Allah’ı unutanlar gibi olmayın
fe ensahum enfusehum: onlara nefesleri unutturuldu
ulaike humul fasikun: işte onlar yoldan çıkanlardır

Haşr-20: لَا يَسْتَوِي أَصْحَابُ النَّارِ وَأَصْحَابُ الْجَنَّةِ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ

La yestevi ashabun nari: ateşin sahipleri eşit değildir
ve ashabul cenneti: ve cennetin sahipleri
ashabul cenneti humul faizun: cennetin sahipleri kurtulanlardır Cennet, ateşin içinde saklı yerdir. Orada ruh barınır. Orada ruh güvendedir.

Haşr-21: لَوْ أَنزَلْنَا هَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Lev enzelna hazal kur’ane ala cebelin : eğer bu kur’an’ı dağa indirseydik “Kur’an yani manyetizma, proton üzerine indiriliyor. Eğer elektronun üzerine indirilseydi onu parçalayacaktı” deniyor.
le raeytehu haşian mutesaddian: onu görürdün eğilmiş ve kırılmış halde
min haşyetillah: Allah korkusundan
ve tilkel emsalu nadribuha lin nasi : bu örnekleri insanlar için vuruyoruz Örnekleri vermek yerine vurmak denmesinin sebebi, bilginin atoma vuruşlar halindeki bilgi dizeleri olarak aktarılmasından ötürüdür.
leallehum yetefekkerun: belki onlar düşünürler

Haşr-22: هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ

Huvallahullezi la ilahe illa huve: o Allah ki ondan başka ilah yoktur
alimul gaybi: görünmeyenin ilmi
veş şehadeti: ve görünenin –ilmi-
huver rahmanur rahim: o esirgeyendir merhamet edendir

Haşr-23: هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Huvallahullezi la ilahe illa huve: O Allah ki ilah yoktur ondan başka
el melikul: kral
kuddusus: mukaddes
selamul: esenlikli
mu’minul: güvenli
muheyminul: koruyan
azizul: sevgili
cebbarul: güçlü
mutekebbir: kibirli
subhanallahi: şanlıdır Allah
amma yuşrikun: ortak koşanlardan

Haşr-24: هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Huvallahul halikul: o Allah ki yapar
bariul: sağaltan (iyileştiren)
musavviru: şekil verir
lehul esmaul husna: güzel isimlerin sahibidir
yusebbihu lehu: yüzdüren odur
ma fis semavati vel ard: göklerde ve yerde ne varsa
ve huvel azizul hakim: ve o sevgilidir bilgedir