Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
--

73- 21 Enbiya

Enbiya-1: اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مَّعْرِضُونَ

Ikterabe: yaklaştı
lin nasi: insanlar için
hisabuhum : hesapları
ve hum fi gafletin: ve onlar dikkatsizlik içindeler
mu’ridun: savunmasızlar

Enbiya-2: مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مَّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

Ma ye’tihim : ne geliyor
min zikrin : erkekten
min rabbihim: rabbinden
muhdesi: son zamanlarda olanı/güncel
inillastemeuhu : asadece dinlediler
ve hum yel’abun: ve onlar oynadılar

Enbiya-3: لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَأَسَرُّواْ النَّجْوَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلْ هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ أَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

Lahiyeten: hep eğlencede
kulubu : kalpleri
hum: bunların
ve eserrun: yakalanmak
necv: aralarındaki konuşma - ellezine zalemu : haksızlığa uğrayanlar
hel haza : bu mu? - illa beşerun mislukum : aynı beşer gibi
e fe te’tunes sihre : sihre şaşırdın mı
ve entum tubsırun: gördüğün

Enbiya-4: قَالَ رَبِّي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاء وَالأَرْضِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Kale: dedi
rabbi: rabbim
ya’lemul : biliyor
kavle: sözleri
fis semai vel ardı: gökte ve yerde olan
ve huves semiul alim: o işitendir bilendir
Gökte ve yerde olan sözleri rabbim bilir dedi. O işiten ve bilendir.

Enbiya-5: بَلْ قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ بَلِ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الأَوَّلُونَ

Bel kalu adgasu ahlamin: Hayır, uyanıkken gördüğü karışık bir rüyadır dediler
bel ifterahu : hayır, onun icadıdır
bel huve şaır: hayır, o bir şair
felye’tina bi ayetin :bırakın ilk getirdiği gibi bir ayet /işaret daha getirsin kema ursilel evvelun: ilk gönderilenlerden

Enbiya-6: مَا آمَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

Ma amenet kablehum: öncesinde inandığın neydi?
min karyetin ehleknaha: yok ettiğimiz köy /elementten önce
e fe hum yu’minun: güvende olmayı anlıyorum
Evren kuruldu beri bir çok element oluşturuldu ve bunlardan bazıları ya işi bittiği için yada lüzumu kalmadığı için veya zararlı olduğu için helak edildi. Elementler atım sayısı , 3 ila 114 insan atomu içerebiliyor. Element içinde olmak güvende olmak anlamını taşıyor. Verdikleri sözleri tutmayan elementler helak edilebiliyor. Bu tehdit bir yaptırım olarak kullanılıyor.

Enbiya-7: وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Ve ma erselna kableke: senden önce gönderdiğimiz
illa ricalen nuhi ileyhim fes’elu : sadece adamların üzerine vahyedileni sordular
ehlez zikri: siz de erkek /eril misiniz?
in kuntum la ta’lemun: ancak sen bilmiyorsun

Enbiya-8: وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ

Ve ma cealnahum ceseden: onları cesetlerden yapmadık
la ye’kulunet taame: yemek yemezler
ve ma kanu halidin: ve onlar ölümsüz değillerdi -
Atomlar yaratılıp canlılık kazandırıldıktan sonra, yapacakları hareketleri sırasında ve varlıklarını sürdürmeleri esnasında enerji tükettikleri enerjiyi kendi bedenlerinden sağlıyordular, çünkü kendi bedenleri bir ceset değil, enerji idi. (Söz konusu küçülmenin dezavantajları renk gibi avantaja çevrildiği alanlar vardı.) Küçülme yüzünden “Eceli müsemma” yani kendileri için belirlenmiş bir süre kadar yaşayacaklardı. Sonrasındaki hal, enerji olarak Allah'a karışmak /ulaşmak olarak anılıyordu. "Madem Allah'ı çok arzuluyorsunuz, o halde ölümü hemen isteseniz ya!" diye.

Enbiya-9: ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَأَنجَيْنَاهُمْ وَمَن نَّشَاء وَأَهْلَكْنَا الْمُسْرِفِينَ

Summe sadaknahumul va’de: daha sonra onlara verdiğimiz söze inananlardan
fe enceynahum: onları kurtardık
ve men neşau: istediğimiz kişiyi - ve ehleknal musrifin: müsrifler ihelak ettik -

Enbiya-10: لَقَدْ أَنزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Lekad enzelna: indirdik
ileykum kitaben: kitabı sizin üzerinize
fihi zikrukum: içindeki erkek lerin
e fe la ta’kılun: anlamıyor musun?
Sana kitabı indirdik? İçindeki erkeklersiniz, anlamıyormusun?
Zikir-Zikr: z-k-r kökünden türeyen erkek anlamında kelime. Atomunun içindeki boşluğa racul yani adam denen ruh girdiğinde “İnsan” oluşuyor. Burada üstüne barasak anılan şey atomun içinde zikir yani eril varlık bulunmasıdır. Racul/adam denilen ruhun erkek/müzekker durumuna karşın içinde boşluk bulunan ins atomu dişi/nisa diye anılmaktadır.