Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
---

54- Hicr (15)

  • Bu bölümde bir insan atomunun iki alemden oluştuğu anlatılıyor. Atomun üst kısmı olan göklerin içindeki ruh, ahiret hayatını yaşamakla meşguldür. Bu yaşam bir rüya aleminden ibarettir.
  • Ruhun belli bir kısmı ise atomun aşağı/yer/elektron kısmında dünya hayatını sürdürür.

54/15 Hicr - 1 : الَرَ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ

Elif - Lam - Ra : Sırasıyla İbrahim,'in Musa'ın ve firavunun evleri
Tilke : bunlar
ayatul : ayetleridir
kitabi : kitabın
ve kur’anin : ve kur'an'ın
mubin: gösterilen
(Kur'an sadece 3 ayettir. Hz. Muhammed "Her gece sekiz hatim edin!" dediğinde kendisinden sonra derlenecek bir kitabın tamamının sekiz kere baştan sona okunmasını tavsiye etmiyor bilakis Elif, Lam ve Ra ayetlerinin hatırlanmasını ve onların ifade ettikleri şeyleri unutmamalarını istemekteydi. Allah, kendi gerçekliğinin delili olarak bu üç varlığı göstermektedir. Allah sadece bu üç ayeti yaratıyor ve görünen evrenin tamamını işte bu ayetlerle inşa ediyordu.)

54/15 Hicr - 2 : رُّبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ كَانُواْ مُسْلِمِينَ

Rubema : belki
yeveddu : isterler
llezine : kimseler
keferu : kafirler
lev : eğer
kanu : onlar vardı
muslimin : Müslüman

54/15 Hicr - 3 : ذَرْهُمْ يَأْكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلْهِهِمُ الأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Zerhum : haydi onları-
ye’kulu : yiyelim
ve yetemetteu : ve zevk alalım
ve yulhihimul emelu : gece yaptıklarını
fe sevfe : ateşi tadarak
ya’lemun : bilecekler

54/15 Hicr - 4 : وَمَا أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلاَّ وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ

Ve ma ehlekna : helak edilmeyenler
min karyetin : köyden
illa : ancak
ve leha : onun
kitabun ma’lum : bilinen kitabı
Köyden olanlar ve bilinen kitabı olanlar helak edilmezler.
(Vahiy anlatıylarında geçen köy, bir elemente denilmektedir. Her bir elementin atom sayısı tıpkı köy nüfuzu gibi farklıdır. Bir elemnet içinde o elementin peygamberi himayesine girmemiş atom savunmasızdır, tehlikededir. evrenin işleşişi sırasında her evren ayında yaşanan rüzgarlarda helak olması kuvvetle muhtemeldir.)

54/15 Hicr - 5 : مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ

Ma tesbiku : önceki -
min ummetin : ulus -
eceleha : onun eceli/sonu-
ve ma yeste’hırun: gecikmez -
Önceki ulusun eceli geciktirilmez, sona erdirilir.
(Ümmet, nesil ve ulus anlamıyla üç atom çeşitlerine deniyor. Yaratıldıktan sonra atomların giderek küçülmeleri sebebiyle onlara sırayla ruh üfleniyor. İçlerine üflenerek giren ruh erkek/zikir ile o atom racul olarak anılıyor. Zamanı tükenen atomların içinde ruh barınmayınca ulus özelliği kalmıyor.)

54/15 Hicr - 6 : وَقَالُواْ يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

Ve kalu : dediler
ya eyyuhallezi : siz kimsiniz
nuzzile : indirilen
aleyhiz : ona
zikru: erkek
inneke : sen
le mecnun: mecnunsun
Ona indirilen bir erkek öyle mi ha! Öyleyse Sen delirmektesin dediler.
(Atom iki ana unsurdan oluşuyor; İns içi boş ortam ve ins içindeki boşluğa yerleşen cinn birlikteliğiyle "İnsan" denilen akıllı atom ortaya çıkıyor. Akıllı atomlar bir lider atom/peygamber etrafında toplanarak belirlenen elementi oluşturuyorlar. Tabi bu sözleri sarf etmek demek, otomatikman deli damgası yemek anlamına gelecektir.)

54/15 Hicr - 7 : لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلائِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

Lev : eğer
ma te’tina : gelmezsen
bil melaiketi : meleklerle
in kunte : öyleydin
mine-sadıkin : doğru sözlü

54/15 Hicr - 8 : مَا نُنَزِّلُ الْمَلائِكَةَ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَا كَانُواْ إِذًا مُّنظَرِينَ

Ma nunezzilul melaikete : indirdiğimiz melekler nedir?
illa bil hakkı : sadece sağa/sağdan
ve ma kanu izen munzarin : Ve onlar göremediler
İndirdiğimiz melekler nedir? Ancak sağa dönüşlerdir! Onları göremezsiniz.
(Melekler atom içi boşaltılmış ins atomlarının duvarlarına verilen isimlerdir. İçindeki ruhun hareketini dışa aktararak birer memur -melek- görevi ifa etmekteler. Onlar sadece ins atomunun görünmez bucakları oluyorlar. Görünmez bir satıh olan ins atomun duvarları, yaptığı titreşimlerle ruhtan dışarıya veya dışarıdan ruha iletiyor. İns atomunun koni şekilli göğüs duvarları "Cebrail" olarak isimlendiriliyor. )

54/15 Hicr - 9 : إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

İnna nahnu : onu biz-
nezzelna-z-ikre : indirdik erkeği
ve inna lehu : ve biziz
le hafizun : onu muhafaza edip/koruyacak-
Zikri/erkeği biz indirdik. Onu muhafaza edecek biziz.
(Elif ve Lam rumuzlu muhkem olduğu yukarıda beyan edilen İns atomunun içine indirilen ruh, burada korunaklı ortamda saklanmaktadır. İns atomu ruhu/zikri korumak maksadıyla yaratılıyor. İns atomunun duvarları aşılamaz bir zırhtır. Üzerine gelen her türlü şuayı geri yansıtır. Bu özelliği dıştan ay olarak anılırken içteki ruh açısından cebrail diye tanımlanır. )

54/15 Hicr - 10 : وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الأَوَّلِينَ

Ve lekad erselna : biz gönderdik-
min kablike : senden önce de
fi şiyaıl evvelin : ilk olara şii'lere
Senden önce de şii'lere göndermiştik.

54/15 Hicr - 11 : وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ

Ve ma ye’tihim : onlara ne geldiyse
min resulin: elçiden
illa kanu : ancak onlardı
bihi yestehziun: alay edenler
Elçi onlara ne getirdiyse alay eden yine onlardı.

54/15 Hicr - 12 : كَذَلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ

Kezalike : böylece
neslukuhu: girmesine izin veriyoruz
fi kulubil : kalbine/kalbinin içine
mucrimin : suçluların Bizde suçluların kalbine girmesine izin veriyoruz.

54/15 Hicr - 13 : لاَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الأَوَّلِينَ

La yu’minune bihi : Güvende değiller
ve kad halet : terk edildikleri
sunnetul evvelin : ilk yıl
Terk edildikleri ilk sene güvande değildirler.

54/15 Hicr - 14 : وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ السَّمَاء فَظَلُّواْ فِيهِ يَعْرُجُونَ

Ve lev fetahna : eğer açsaydık
aleyhim : onlara
baben : kapı
mines semai : göklerde
fe zallu : gölgeleri
fihi ya’rucun : güneşin yokluğuna girerler
Eğer onlar için göklere kapı açsaydık, gölgeleriyle güneşin yokluğuna girirlerdi.
(Göklerin taban dairesi onların kapılarıdır ve yedinci gök vasıtasıyla kapatılmış/kilitlenmişler. Eğer kapılar açık olursa göğün açık alan konu tabanının hemen önünde boşluk var, ruh kapıdan çıkar çıkmaz buraya düşerek yokluğa girecektir.
Bir protonu oluşturan göklerin altısı, yedinci göğün içinde hapsolmuş ve böylece kapıları kilitlenmiştir. Başkaca vahiy anlatısında kapıları kilitli göklerin anahtarının Allah'ta olduğundan bahsedilir. Kapılı açılan göğün çekim kuvveti onun tabanında bir yarım küre yokluk alanı oluşturuyor. Yine başkaca vahiy anlatılarında bu yarım kürenin tüm küre olduğu zamana işaret edilir ki o zaman göklerin yok olduğu zamandır. Kapısı açıldığı için güneşin çekim güçü içine çekilen atom ve onun gölgesi -ışığa engel teşkil eden ay/koni yüzeyi vesilesiyle atomun varlığı bir gölgeden ibarettir- güneşin içine çekilerek helakını temin eder.)

54/15 Hicr - 15 : لَقَالُواْ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ

Le kalu innema : dediler
sukkiret : sarhoştu
ebsaruna : görüşümüz
bel nahnu kavmun : bizim kavmimizin
meshurun : gözleri büyü etkisiyle büyümüş
Bizim kavmin gözleri sihir etkisiyle büyümüş, görüşü sarhoştu.

54/15 Hicr - 16 : وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَاء بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ

Ve lekad cealna : biz yaptık
fi-s-emai : göklerde
burucen : kuleler
ve zeyyennaha : parlaklık
lin nazırin : göz bebekleri için
Göklerde parlaklık yayan kuleler yaptık, gözbebekleri için.
(Vahiy anlatılarında geçen göz ve görme ile ilgili anlatılar bir piksellik ışık hakkında söylemlerdir. Beşerlerin çok noktalı/pikselli görüntü organlarını anlatmıyor. Başkaca cümlelerde ayrıntılarına birer birer değinilen göz hakkındaki bilgileri topladığınızda ve her bir atomun (insanın) bir piksel ışık görme kabiliyeti nezdinde değerlendirdiğimizde ortaya ışık/parlaklık yayan ampül flemanı ve bir fitil gibi uzunca bir organ ve onu algılayan bir göz bebeğinin işlevlerinin anlatıldığını idrak ediyoruz. Göz bebeği, koni şekilli atomun tabanıdır.)

54/15 Hicr - 17 : وَحَفِظْنَاهَا مِن كُلِّ شَيْطَانٍ رَّجِيمٍ

Ve hafıznaha : muhafaza edilmiş
min kulli : hepsinden
şeytanin : şeytanların
racim: taşlanmış
(kuleler) Taşlanmış şeytanlardan muhafaza edilmiştir.

54/15 Hicr - 18 : إِلاَّ مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُّبِينٌ

İlla menisterakas : çarpan koku-
sem’a : gökte
fe etbeahu : takip et
şihabun : akan yıldız / ateşin parlak ucu
mubin : gösterilen
Yıldızın gösterilen parlak ucundan sana çarpan işittiğin zayıf kokuyu takip et.
(Yusufun babası onun kokusunu çok uzaklardan hissediyor; Anılan koku, kule/burç etrafında oluşan ve ışık yayan manyetik alanın basınçlı etkisinin başkaca atomlara çarptığında hissedilmesidir. Eğer göz bebeğine isabet etmiyorsa bu parlaklık, o zaman atomun cidarları dediğimiz koni yapısının dış yüzeyine çarpacak demektir. Bu durumda ışığı görerek değil, onun kokusunu algılayarak takip etmesi gerekiyor. Dünya hayatı bittiğinde geçinen / ölen beşerlerin dağılan insan atomları kör halleriyle uzayın karanlığında bir başlarına kaldıklarında ne yapacakları vahiy anlatılarında öğretilmektedir. Vahiy anlatılarını tapınılacak putlar haline getirip onu anlayamayanlar ebedi hayatlarında yüksek helak olma riskiyle karşı karşıyalar.
Yusufun kokusundan ayrıca başkaca vahiy anlatısında okuduğumuz "benan / koku" kelimesini anlamlandıramayan fizik bilmeyen müfessirler bu kelimeyi parmak izi olarak değiştirerek/tahrif ederek tefsir ve meal yapmaktalar. Biz beşerlerin tat dokunma görme ve koku duyularımızın hepsi gerçekte atomların kokusu denilen basınçlarının etkilerinin değerlendirilmesi olayıdır.)

54/15 Hicr - 19 : وَالأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيْءٍ مَّوْزُونٍ

Vel arda : Yer'i
medednaha : uzattık
ve elkayna : ve fırlattık
fiha ravasiye : sabit kıldık
ve enbetna : ve büyüdük
fiha : içinde
min kulli şey’in : her şeyin
mevzun : dengeleyen ağırlık br>
Yer'i uzattık ve attık, sabit kıldık ve büyüttük, içindeki her şeyi dengeleyen agırlıkla.
(içindeki altı göğün kapılarını kapatan/kilitleyen dıştaki yedinci gök başta koni şekilli idi. TAbiat olaylarından olan hortumun gökyüzünden yeryüzüne kadar uzanması gibi göklerin yer ismi verilen koni ucu uzatıltı. Sonra bu uzantının etrafında pamuk şekeri misali fırlatılıp atılırcasına ve giderek büyüyen bir manyetik alan oluşturuldu. Bu manyetik alan sabit kılındı ve baştaki proton dediğimiz yedi göğü dengeleyen bir ağırlık diye oluşturuldu.
Yer hakkındaki tüm anlatıların tamamı, elektron dediğimiz atomun en önemli uzvu hakkındadır. Gökleri ve yeri yarattım! ifadesinde yer elektronu temsil ettiğinden ötürü tekil ve kuarkları temsil eden gök ismi çoğul anılmaktadır. Evrene bakarak Allah'ın yeri ve gökleri yarattığını düşüncesiz şekilde tekrar etmek ve cümledeki çelişkiyi görmemek tam bir gaflet olsa gerek. Evrende tekil olan gökyüzü yani uzayın boşluğu iken yeryüzü sayısı gök cisimlerinin adedi kadardır.
Elektronun kütlesiz olduğunu söyleyen modern bilim bunda tamamen haklı iken onun ağırlığının olmadığını düşünmesi yanlıştır. Ağırlık, varlıkların kendinden tezahür eden bir etki değildir. Ağırlık, bir çekim gücüne muhatap olmak ve o çekim gücüne icabet etmeye çalışma çabasının izlencesindir. İçleri boş olan gece isimli kuarklar, etraflarında olası enerji ihtiva eden tüm parçacıkları çekme iştiyakı gösterir. Olayı, suya daldırılan içi boş bardağa benzetmek doğru olur, bardağın içine dolmak isteyen, daha doğrusu negatif basınçtan ötürü sahip oldu uçekim gücüne kapılan en yakındaki suyu durdurmaya çalışılırsa bir itki /ağırlık ile karşılaşılır.)

54/15 Hicr - 20 : وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُ بِرَازِقِينَ

Ve cealna lekum : seni yaptık -
fiha meayişe : yaşaman için gerekenleri de
ve men lestum lehu bi razıkin: o kimsenin yiyeceği rızkıyla

54/15 Hicr - 21 : وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ عِندَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلاَّ بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ

Ve in min şey’in : ve hiç bir şeyden İns atomu, girdap ile dönen sıvıların merkezinde oluşan boşlukla aynı yapıdadır. Orada bir koni vardır ama bu koninin kendisi bir şeyden yapılmamıştır, önceki pasaölarda da anıldı ğı üzere o bir harekettir sadece.
illa indena hazainuhu : ancak bizdendir dolapları İns atomlarının içinde ve dışında olanlar bizdendir, yani Allah'tandır. Zaten Allah'atn başka şeyi konuşuyor olamayız.
ve ma nunezziluhu : ve ona indirmedik
illa bi kaderin ma’lum: bilinen kaderinden başka

54/15 Hicr - 22 : وَأَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَا أَنتُمْ لَهُ بِخَازِنِينَ

Ve erselnar riyaha levakıha : rüzgarları gönderdik delmek/temizlemek için İns atomlarının içindeki boşluktan bahsedilip duruyor, işte o boşluk manyetik rüzgarlarla oluşturuluyor. Enerji denizi içinde rüzgar sayesinde gelişen girdaplar tıpkı tabiatta olduğu üzere içi delik/boş/temiz bir hortum meydana getiriyor. Konuraklı bu yapı içine sonrasında racul/ruh konulacak.
fe enzelna mines semai maen : indirdik göklerden suyu Gökyüzünden su indirdik demiyor, hem gökler kelimesini çoğul kullanıyor ve gökten indirilen su diyor. cümleyi "Yağmur yağdırmak" diye anlamak saflık olacaktır. Çünkü gökyüzünden yağmur yağdırdık dernilemez miydi? Hem yağmurun gökyüzünden/bulutlardan yağdığını okula gitmeyen çağdaki çocuk dahi bilirken böylesi bir cümle tafsilat olarak görülemezdi. Sadece yağmur yağdırdık demek dahi yeterli olur du ki bu kez bunu niye söylesin ki derdik. Daha önemli ve bilinmeyen şeyleri anlatması gerekir diye düşünürdük. Gerçekte de olay gaybi bilgilerin aktarımıdır. Bizim bildiğimiz olaylarla atomlara ait süreçler kodlanarak anlatılıyor. Bir bakıma insanoğlunun kullandığı bütün isimler, yağmur, rüzgar, su, deniz, ay, güneş vs atomların dünyasındaki isimlerdir. En eski topluluklar mesela 4 bin veya 6 bin yıldan önceki insanlar da bu isimleri kullanmaya başladığında fıtraten bildikleri kelimeleri telaffuz ettiler. Öyle ki atomların dünyasındaki hayatımızda hepimize bağlı olduğumuz peygamber/lider tarafından bunlar anlatılıyor/öğretiliyordu. Sanatçıların hafızalarında kalan bu anlatılar hala eserlerine yansıyan atom şekilleri ile tezahür ediyor.
fe eskaynakumuhu: sizleri suladık ve ma entum lehu bi hazinin: ve sen değilsin onu saklayan/stoklayan Atomun içindeki su yere indirilirken orada elektron, bir bitki gibi oluşturuluyor. Atomun içindeki su, yine bizim için menfaat kesbedecek şekilde kullanılıyor.

54/15 Hicr - 23 : وَإنَّا لَنَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ

Ve inna le nahnu nuhyi : gerçekten biz canlandırıp/hayat veriyoruz
ve numitu ve nahnul varisun: ve biz öldürürüz mirasçılar için İns atomunu içindeki ruh, adeta huniden akan sıvı gibi dönerek boşalır, evrenin enerji denizine karışır. (Bu olay İbrahim ve Musa isimli ruhların tamamı için böyle işledi. İsa ile başlayan dönemden sonra olay terse işlemeye başladı.) Ölüm, ruhun huniden boşalmasına deniyor. Ölen ruh rabbine kavuşuyor. Ondan boşalan yer, mirascısına kalıyor.

54/15 Hicr - 24 : وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ

Ve lekad alimnal mustakdimine minkum : sizden önceki kiracıları biliyoruz
ve lekad alimnal muste’hırin: sizden sonraki diğerleri/müstakbel kiracıları da biliyoruz

54/15 Hicr - 25 : وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

Ve inne rabbeke huve yahşuruhum: gerçekten rabbin onları toplayacaktır
innehu hakimun alim: gerçekten o bilendir hakimdir

54/15 Hicr - 26 : وَلَقَدْ خَلَقْنَا الإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

Ve lekad halaknal insane min salsalin : insanı balçıktan yaptık
İnsan, ins atomu ve ruh birleşiminin adı. İns atomunun içindeki boşluk toprak gibi davranırken, ruh su gibi akışkanlık sergiliyor. İkisinin birleşimi balçığı meydana getiriyor.

min hamein mesnun: pişmiş topraktan >
Ateş denizi/cehennem içinde yaratılan ins atomu, ateşin içinde bulunması hasebiyle sıcakta -hamein, hamamda- durması sebebiyle böyle anlatılıyor.

54/15 Hicr - 27 : وَالْجَآنَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ

Vel canne halaknahu min kablu : ve öncesinden cinleri yaptık
İns ve cinn, insanı meydana getinen iki unsur. İns bir boşluk iken Cinn, evreni dolduran enerjinin ta kendisidir, sadece durağanlıktan öte bir hareket içermektedir.

min naris semum: ateşin rüzgarından

54/15 Hicr - 28 : وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِّن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

Ve iz kale rabbuke lil melaiketi : rabbin melekler için şöyle dedi
inni halikun beşeren : sizi yaptım beşerlere
min salsalin min hamein mesnun: balçıktan ve pişmiş topraktan

54/15 Hicr - 29 : فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُ سَاجِدِينَ

Fe iza sevveytuhu : onu ayarladığımda
ve nefahtu fihi min ruhi : içine ruhumdan yerleştirdim
fe kau lehu sacidin: onun için eğildiler/secdeye düştüler -

54/15 Hicr - 30 : فَسَجَدَ الْمَلآئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

Fe secedel melaiketu kulluhum ecmaun: meleklerin hepsi birden eğildiler

54/15 Hicr - 31 : إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى أَن يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

İlla iblis eba : ancak iblis küçümsedi
en yekune meas sacidin: ben eğilenlerden/secde edenlerden olmam Koni şeklindeki İns atomunun her yanına melek deniyor. Onlar, içinde barınan ruhun hizmetindeler. Açık halde duran koni tabanındaki çembere iblis deniyor. Öyle ki bu çember zaten ne eğilecek durumda nede ruha hizmet edecek bir tarafı yoktur. O sadece ins atomunun çekim gücünü/nükleer kuvvetini/nefsini icra edebilmektedir, ki bunda bile kendi dahli yoktur. Çünkü çekim gücü ruhun asal özelliğidir. İblis düşünebilen, aklı olan veya idrak edebilen bir yapıya sahip değildir, melekler de öyle. Aktif olan Allah'ın zikri statüsündeki erkek/racul özelliğiyle ruhtur.

54/15 Hicr - 32 : قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلاَّ تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

Kale ya iblisu : dedi ya iblis
ma leke ella tekune meas sacidin: sen eğilenlerden/secde edenlerden olmadın mı?

54/15 Hicr - 33 : قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

Kale lem ekun li escude : dedi eğilenlerden olmam/değilim
li beşerin halaktehu min salsalin min hamein mesnun: balçıktan ve pişmiş topraktan yapılmış beşen için

54/15 Hicr - 34 : قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

Kale fahruc minha : dedi onlardan dışarı çık Meleklerden ayrış
fe inneke recim: sen kovuldun

54/15 Hicr - 35 : وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ

Ve inne aleykel la’nete ila yevmid din: ve din gününe kadar lanet senin üstündedir İblisin hemen üstünde nefsin çekim alanı var, burası karanlık bölge, zulumat diye anılan yer. Her daim ruhun oraya düşmesi tehlikesi var.

54/15 Hicr - 36 : قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Kale rabbi fe enzırni : dedi : rabbim, bana bak
ila yevmi yub’asun: diriliş günü için İns atomlarının içine yeniden ruh girmesi için onun çekim gücüne ihtiyaç var.

54/15 Hicr - 37 : قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنظَرِينَ

Kale fe inneke minel munzarin: müsade edilensin dedi

54/15 Hicr - 38 : إِلَى يَومِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

İla yevmil vaktil ma’lum: bilinen günün vaktine kadar

54/15 Hicr - 39 : قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِي لأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَلأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

Kale rabbi bi ma agveyteni : dedi rabbim, onları yoldan çıkaracağım/ayartacağım
le uzeyyinenne lehum fil ardı : onları yerin içinde azgınlık için
ve le ugviyennehum ecmein: onların hepsini yoldan çıkarmak için

54/15 Hicr - 40 : إِلاَّ عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ

İlla ıbadeke minhumul muhlasin: ancak onlardan içtenlikle hizmet edenler dışında

54/15 Hicr - 41 : قَالَ هَذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ

Kale haza sıratun aleyye mustekim: dedi bu düz/doğru yol üzerine olanlardır

54/15 Hicr - 42 : إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلاَّ مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ

İnne ıbadi leyse leke aleyhim sultanun: hizmet edenlerin üzerinde etkin yok İnsan atomları -hidrojenler- bir elementin -garyatin/köy- içinde teslim -islam- olmuş halde köle olarak hizmet ediyorlar ise, onların her birinin koni tabanındaki çekim güçleri çekirdeğe baktıklarından ötürü sadece köye tutunmalarını sağlar. İblis onları yoldan çıkaramaz çünkü o atomlar çekirdeğe yapışıp kalmışlardır. Onlar bu halleriyle elemente/maddeye hizmet ederek madde alemini inşa eden elemanlardır. Hepsi Allah'ın ruhunu taşıyan beşere yani bize hizmet etmektedirler.
illa menittebeake minel gavin: ancak ayrılıp seni takip edenler hariç

54/15 Hicr - 43 : وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ

Ve inne cehenneme le mev’ıduhum ecmain: ve gerçekten cehennem onların hepsi için buluşma yeridir

54/15 Hicr - 44 : لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ

Leha seb’atu ebvab < b>: her birinin yedi kapısı vardır hidrojen atomunun cehenneme açılan yedi kapısı var
li kulli babin minhum cuz’un maksum: kapıların ardında küçük ayrılmış bölümler Yedi gök bir protonu oluşturuyor. Modern bilim altı kuarkı biliyor. Gerçekte de içte altı kuark/ gök var, bu doğru Lakin hepsini birden içine alarak onları kuşatan yedinci gök var. Proton çarpıştırma deneylerinde çarpışma sonrası hemen kaybolan kuarkların neden yok olduklarını bilim dünyası anlayamadı. Onların kapılarını kilitleyerek önlerindeki hiçlik/karanlık alana girmelerini engellendiği daha demin bu pasajda anlatıldı. İçi boş kuarkların içine uzay/higgs dolduğunda onlar tıpkı suyun içindeki hava kabarcığına su dolunca denize karışmaları gibi uzaya karışıvermekteler.

54/15 Hicr - 45 : إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

İnnel muttekine fi cennatin ve uyun: ancak takva sahipleri cennetin içinde ve göz bebeğine ...

Evrenin kuvvet çizgilerini yararak/aralayarak yerleşmiş İns atomunun koni tabanı/huri/göz bebeği (Allah atomların izdüşümlerini, tüm eserlerinde bize yansılar halinde sunmuş)

54/15 Hicr - 46 : ادْخُلُوهَا بِسَلاَمٍ آمِنِينَ

Udhuluha bi selamin aminin: ...girmiş olanlar selamet ve güvenlidir

54/15 Hicr - 47 : وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَى سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ

Ve neza’na ma fi sudurihim : göğüslerinde olanı çıkardık
min gıllin ıhvanen : kardeşlerin içinde gizli olandan
ala sururin mutekabilin: karşılıklı karyolalar/tahtlar üzerindeler

54/15 Hicr - 48 : لاَ يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ

La yemessuhum fiha nasabun : onlara dokunmaz ?
ve ma hum : en onlar
minha : onlardan
bi muhracin: ?

54/15 Hicr - 50 : وَ أَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الأَلِيمَ

Ve enne azabi huvel azabul elim: benim cezam, acı veren azaptır

54/15 Hicr - 52 : إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلامًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ

İz dehalu aleyhi fe kalu selama:
kale inna minkum vecilun:

54/15 Hicr - 53 : قَالُواْ لاَ تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلامٍ عَلِيمٍ

Kalu la tevcel: dedi, korkma
inna nubeşşiruke bi gulamin alim: gerçekten seni müjdeliyoruz bilgili oğlan ile

54/15 Hicr - 54 : قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَى أَن مَّسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

Kale e beşşertumuni : dedi bana müjde mi veriyorsun?
ala en messeniyel kiberu : üzerime büyük bir yaşlılık çökmüşken
fe bime tubeşşirun: böyle iken ne hakkında müjde veriyorsun

54/15 Hicr - 55 : قَالُواْ بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُن مِّنَ الْقَانِطِينَ

Kalu beşşernake bil hakkı : dedi sana verilen müjde sağdan/sağa doğrudur Evrendeki inkarcılar hariç atomların tamamı sağa dönüyorlar. Hal böyle olunca ona sağdan gelen her enerjj/söz/rüzgar onu gençleştirecektir. Müjde, insa atomuna geliyor, cümlelerdeki muhatabın öznesi dişidir. Tefsirler,
fe la tekun minel kanıtin: ümit kesenlerden olmayın

54/15 Hicr - 56 : قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلاَّ الضَّآلُّونَ

Kale ve men yaknetu: dedi ümitsiz kimseler
min rahmeti rabbihi: rabbinin merhametinden
illad dallun: habersiz/bilgisiz olanlardır.

54/15 Hicr - 57 : قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ

Kale fe ma hatbukum eyyuhal murselun: dedi, ne konuştunuz ey gönderilenler

54/15 Hicr - 58 : قَالُواْ إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

Kalu inna ursilna : dedi gönderdik
ila kavmin mucrimin: suçlu bir halk için

54/15 Hicr - 59 : إِلاَّ آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ

İlla ale lut: ancak lut
inna le muneccuhum ecmain: muhakkak biz onların müneccimlerinin hepsini

54/15 Hicr - 60 : إِلاَّ امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ

İllamraetehu : ancak onun karısı
kadderna inneha le minel gabirin: muhakkak takdir geride kalanlara

54/15 Hicr - 61 : فَلَمَّا جَاء آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ

Fe lemma cae : geldiği zaman
ale lut el murselun: lut'a gönderilenler -elçiler-

54/15 Hicr - 62 : قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

Kale innekum kavmun munkerun: dedi sizin halkınız reddedenlerdir <

54/15 Hicr - 63 : قَالُواْ بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمْتَرُونَ

Kalu bel ci’nake : dedi, ama sana geldik
bi ma kanu fihi yemterun: yalan içinde oldukları halde

54/15 Hicr - 64 : وَأَتَيْنَاكَ بَالْحَقِّ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ

Ve eteynake bil hakkı : sana hakkı/sağa dönüşü getirdik
ve inna le sadikun: ve gerçekten biz samimiyiz

54/15 Hicr - 65 : فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَاتَّبِعْ أَدْبَارَهُمْ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَامْضُواْ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

Fe esri bi ehlike : aileni esir aldım
bi kıt’ın minel leyli : geceden keserek İns atomunun içindeki kişinin ailesi, onun çocuklarıdır. İns atomu bir gece olarak anılır, daha doğrusu bütün varlıklar kadir gecesinden çemberlerle ayrılmış küçük kısımlardır. İnsanlar geceden yürüyerek dünyaya iner. Dünyaya indiği Yer için Aksa denir. İşte bu cümle ins atomun Yer uzvu/elektronu/oğlu kendinden kesilerek ayrıldığı anlatılıyor.
vettebı’ edbarahum : düşeni/oğlumu takip et
ve la yeltefit minkum ehadun : sizden biri dönmesin
vamdu haysu tu’merun: çünkü göz kırparak komuta ediyorlar

54/15 Hicr - 66 : وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَلِكَ الأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَؤُلاء مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ

Ve kadayna ileyhi zalikel : onu ona harcadık
emre : emir
enne : ki
dabira : ?
haulai : bunlar
maktuun : kesinti
musbihin: ? >

54/15 Hicr - 67 : وَجَاء أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

Ve cae ehlul medineti yestebşirun: şehir halkına müjde geldi

54/15 Hicr - 68 : قَالَ إِنَّ هَؤُلاء ضَيْفِي فَلاَ تَفْضَحُونِ

Kale inne haulai dayfi : dedi bunlar benim misafirim
fe la tefdahuni: kötülemeyin

54/15 Hicr - 69 : وَاتَّقُوا اللّهَ وَلاَ تُخْزُونِ

Vettekullahe: Allah'tan korkun
ve la tuhzuni: utandırmayın

54/15 Hicr - 70 : قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ

Kalu e ve lem nenheke anil alemin: dediler biz seni iki dünyadan da nehy etmedik mi?
Alemler: İki dünya--> Bir hidrojen/insan atomu tek başına iki alemdir. Yukarı kısındaki gökler, ahiret alemidir ve Yer/aşağı kısmı dünya alemidir. Zeten "dünya" kelimesi aşağı anlamına gelir. Bizim dünya dediğimiz gezegen ismini atomun aşağı kısmından almıştır. Öyle ki atomların gök kısmı elementin çekirdeğine tutunurken, yer kısmı elementin yüzeyini ve dolayısıyla maddenin yüzeyini ve yine nihayetinde dünya yüzeyini oluşturmaktadır.

54/15 Hicr - 71 : قَالَ هَؤُلاء بَنَاتِي إِن كُنتُمْ فَاعِلِينَ

Kale haulai benati in kuntum failin: dedi bunlar kızlarım, sizler aktif iseniz Üç ins atomu dişil yapılarıyla üç kız olarak aılırlar.

54/15 Hicr - 72 : لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

Le amruke innehum : senin emrindedirler
le fi sekretihim ya’mehun: onların sarhoşluğu kör oluşları sebebiyledir. Atomların kör olması hasebiyle dünya hayatı sona eren beşerler ahirette kör haşredilmiş olacaklar.

54/15 Hicr - 73 : فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

Fe ehazethumus sayhatu muşrikin: şirk koşanları bir bağırış aldı/yakaladı

54/15 Hicr - 74 : فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ

Fe cealna aliyeha safileha : yukarıda olanı basık yaptı
ve emterna aleyhim hıcaraten min siccil: onlara sert kilden yapılmış taşları yağmur yağdırdık

54/15 Hicr - 75 : إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَاتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ

İnne fi zalike le ayatin lil mutevessimin : ancak onun içindeki ayetler, karamsarlar için

54/15 Hicr - 76 : وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقيمٍ

Ve inneha le bi sebilin mukim: ve onda oturanlar için sabit bir yol vardır Modern bilim proton ile elektronun birbirinden ayrı/kopuk olduklarını iddia ediyor. Fakat vahiy anlatılarında çok yerde onların arasında bir yol olduğu, buna hablül verid/atardamar denildiğini ve mevazen onun Allah'ın ipi olduğu geçiyor. Protondan yani göklerden aşağıya inen ruh, elektronda oğul olarak tecelli ediyor. Dünya ve ahiret hayatı böylce bir atomun içende geçen takriben bin yıllık bir yaşam oluyor.

54/15 Hicr - 77 : إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّلْمُؤمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeten lil mu’minin: ancak onun içindeki ayetler, müminler için

54/15 Hicr - 78 : وَإِن كَانَ أَصْحَابُ الأَيْكَةِ لَظَالِمِينَ

Ve in kane ashabul eyketi le zalimin: şayet koru sahipleri ise zalimlerdir

54/15 Hicr - 79 : فَانتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ

Fentekamna minhum: onlardan intikam alındı
ve innehuma le bi imamin mubin: gerçekten onlara öndekiyle birlikte gösterilen

54/15 Hicr - 80 : وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَابُ الحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ

Ve lekad kezzebe ashabul hicril murselin: yalan söyledi, taş sahiplerinin elçisi

54/15 Hicr - 81 : وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُواْ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

namına ne varsa onun adıdır. İns ve cinn atomları birer ayettir. Ruhlar ayettir. Atomaltı parçacıklar olan gökler/kuarklar birer ayettir. Ayet kelimesi cümle olarak öğretilmesine karşın meal ve tefsirlerde nedense cümle olarak çevrilmez ve birden bire mucize anlamını kazanır. Dikkat ediniz buradaki cümlede ayet, herkese verilen bir şey olarak anılıyor. Gerçekte ayet gösterilen şeydir, öyle ki kendisi kendiliğinden dahi gözükmeyen ayetler, Allah tarafından şua yaydırılarak ve etkileriyle görünür kılınıyor.
fe kanu anha mu’rıdin: görülenler onlar hakkındaydı

54/15 Hicr - 82 : وَكَانُواْ يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ

Ve kanu yanhıtune minel cibali buyuten aminin: onlar oyuyordu dağlardan güvenli evler Dağ, elekton halini almış yer uzvuna deniyor. Fonksiyon olarak oğul diye geçmesi karışıklık yaratmasın. Atomun uzuvlarının her birinin farklı adı olduğu gibi o uzvun yaptığı iş ayrı bir isimle anılır. Mesela ins atomunun duvarları/bucakları için göğüs denilirken, göğse gelen etkilerin ruha yaptığı tesire cebrail deniyor. diğer yandan aynı göğüs kendi üzerine gelen ışıma ve fotonları yansıttığı için ayna görevi yaparak içindeki ruha serin ve güvenli bir ortam sağlamaktadır.

54/15 Hicr - 83 : فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ

Fe ehazethumus sayhatu : bir bağırış aldı/yakaladı musbıhin: ?

54/15 Hicr - 84 : فَمَا أَغْنَى عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَكْسِبُونَ

Fe ma agna anhum : onların zenginlikleri
ma kanu yeksibun: onların ne kazandıları

54/15 Hicr - 85 : وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلاَّ بِالْحَقِّ وَإِنَّ السَّاعَةَ لآتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ

Ve ma halaknas semavati vel arda : gökleri ve yeri yapmadık -ki-
ve ma beynehuma: ve arasındakileri Vahiy anlatıları uzayda yüzen dünyadan bakışla gökaleri ve yeri kastedmiyor. Gerçekte cümledeki ifaden hemen anlaşılmalıdır ki gökyüzü tek, yeryüzü çoğul olmalıydı. Çünkü uzaydaki gik cisimlerinin her birinin bir yer yüzüsü var ve buna mukabil gökyüzü ortak. Ayrıyeten gökyüzü ve yeryüzü kelimeleri yerine gök ve yer denilerek onların yüzleri değil bilakis kendileri işaret ediliyor. Son olarak eğer bu vahiy anlatısı eğer ki üzerinde durduğumuz dünyayı ve uzayı konu ediniyor olsaydı bu takdirde de gökyüzü ile yeryüzü arası diye bir yerin olmadığı hemen görülebilir. Öyle ki hidrojen/insan atomunun gök uzvu ile ler uzvu arasında levhi mahfuzların 72 senelik kayıtlarının biriktirildiği yüksek bir dağ halini almış meta vardır. Tüm ameller burada, yer ile gek arasında birikmektedir. Ve bunlar anı değil ağırlığı ve hacmi olan varlıktır.
illa bil hakk: ancak sağ ile/sağa
ve innes saate le atiyetun : ve o saat gelecektir
fasfehıs safhal cemil: af dilenilip bağışlanmak güzeldir

54/15 Hicr - 86 : إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلاَّقُ الْعَلِيمُ

İnne rabbeke huvel hallakul alim: senin rabbin -ki o- ilmiyle yapandır

54/15 Hicr - 87 : وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِّنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ

Ve lekad ateynake : varlıklarınızı sana biz verdik
seb’an : yedilyi Poroton
minel mesani : ikililerden (7) Gökleri ve yeri, diğer adıyla ahireti ve dünyayı
vel kur’anel azim: yediyi ve bu atomu kuşatan koruyan büyük kur'an'ı/manyetizmayı

54/15 Hicr - 88 : لاَ تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَى مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِّنْهُمْ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

La temuddenne ayneyke ila : Gözlerin şehirleşmek içindir Göz ve şehir! birbiriyle ilintisi olmayan bu iki şeyi teknik içerik yoksa eğer nasıl ilintilendirebilir ve mantıklı bir cümle oluşturabilirsiniz? Yapamazsınız. Şu ifadeye bir bakınız "çifter çifter verdiğimiz metalara göz dikme!" Şimdi bu vahiy bize, hayatımıza, sosyal yaşantımıza ne katacak? Veya bunlarla ilgisi yoksa eğer ahiret hayatına yönelik bir ibadet şeklini veya helal haramı bildiriyorsa o zaman da binlerce yıldır yapıla gelen tefsirler yanlış hatta uydurma durumuna düşüyor.

Gelelim göz ile şehir ilişkisine: Koni şekilli atomların dairesel açık tabanlarının çekim gücü sayesinde bu atomlar bir elementin çekirdeğine bakarak o noktayı çekmeye çalışarak birbirlerine tutunmayı başarıyorlar. Böylece ortaya köyler çıkıyor. Sonrasında bu moleküller ile oldukça kalabalık element madeni ortaya çıkıyor. Barındırdığı insan atomu ve köyler sayesinde şehir kalabalıklığına ulaşılıyor.

ma metta’na : bizi mutlu eden nedir?
bihi ezvacen minhum : eşleri olanlardan
ve la tahzen aleyhim: onlara üzüntü yoktur
vahfıd cenahake lil mu’minin: alçak gönüllülükle müminlere sesini alçalt

54/15 Hicr - 89 : وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ

Ve kul inni enen nezirul mubin: dedi gerçekten ben, görünen bir uyarıcıyım

54/15 Hicr - 90 : كَمَا أَنزَلْنَا عَلَى المُقْتَسِمِينَ

Ke ma enzelna alal muktesimin: biz indirildik bölünmüşlerin de üzerine...

54/15 Hicr - 91 : الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ

Ellezine cealul kur’ane ıdin: ... Kur'an'ı iki parça ikiye bölünmüş atomların etrafındaki manyetizma da iki ye bölünüyor. Bİliyorsunuz başta elektronu ve protonuyla bir bütün olan atomun manyetizması da bütün halinde idi. Manyetizma ortasında duran İns atomunun izdüşümü, bir yumurtanın rontgen görüntüsüne bensiyor ve bu haliyle kitap olarak anılıyor. İlektronu/oğulu kopan atomun manyetizması, proton etrafında kalan kısmı Kur'an olarak anılmaya devam ederken, elektron etrafındaki elektromanyetizma olarak kalır.

54/15 Hicr - 92 : فَوَرَبِّكَ لَنَسْأَلَنَّهُمْ أَجْمَعِيْنَ

Fe ve rabbike le nes’elennehum ecmain: ve rabbin onların hepsine sordu

54/15 Hicr - 93 : عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Amma kanu ya’melun: ...onlara, yaptıklarından/çalıştıklarından/amellerinden

54/15 Hicr - 94 : فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ

Fasda’ bi ma tu’meru : emrolunduğun şeyi ilan et
ve a’rıd anil muşrikin: şirk koşanlara yüz çevir

54/15 Hicr - 95 : إِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئِينَ

İnna kefeynakel mustehziin: şüphesiz seninle alay ettikleri yeter

54/15 Hicr - 96 : الَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّهِ إِلهًا آخَرَ فَسَوْفَ يَعْمَلُونَ

Ellezine yec’alune meallahi ilahen ahar: Allah ile birlikte başka ilah edinenleri
fe sevfe ya’lemun: yakında bileceksin

54/15 Hicr - 97 : وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

Ve lekad na’lemu enneke yadiku sadruke bi ma yekulun: biz biliyoruz dediklerinin senin göğsünün daralttığını

54/15 Hicr - 98 : فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ السَّاجِدِينَ

Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sacidin: rabbine övgü ile eğilenlerden ol

54/15 Hicr - 99 : وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

Va’bud rabbeke hatta ye’tiyekel yakin: rabbine hizmet et, ölüm sana gelene kadar Atomların ölümünden bahsediliyor. Atomlar var olduğu sürece hizmetle mükelleftirler. Beşerin ölümü ise sadece biyolojik bedene komuta edememektir.