Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
----

44 Meryem (19)

  • Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad...

    İkinci sırada yaratılan Lam rumuzlu atoma/ayete dair anlatılar...
    Onun Yer uzvunun/elektronunun ismi Zekeriya'dır ve bu pasajda yer alan seslenişler onun nidasıdır. Yukarıdaki harfler atomların organlarının ve onun ana işlevi olan ışığın sembolüdür. Bu harfler meleklerden kaf ve ayn iki melektir. Melek, atomun gördüğü işlere deniyor. Kelimenin emri uygulayan anlamı vardır, melekler ruhun emirlerini uygularlar. Bir atom tek başına melekler alemidir, üzerinde Cebrail, Mikail ve İsrafil isimli üç melek ve nefs(şeytan) vardır. Cebrail, proton denilen yüzeydir. Dış basınçla uyarılır, işi vahiy almak ve foton yaymaktır. İsrafil, bu pasajda anlatılmıyor, görevi elektronu titreştirerek atomun konuşmasını sağlamaktır. Mikail, rızkla ilgilenir, atomun elektronu vasıtasıyla diğer atomlarla iş birliği yapması yeni elementler oluşturmak için bağlanmasını sağlıyor.

    Ya, protonun içindeki üç tane gece göğüne ait semboldür. Sad, fotonun simgesi oluyor.

    Üç atom birer gün ara ile yaratılıyor, konu başka pasajlarda geçen vahiylerle iyice açıklanıyor. Altı günde yaratılışın ilk dört günü tanzim ve iki günü tekamül süresidir. İlk yaratılan Elif atomu yaşça en büyük olanıdır. Atomlar yaşlandıkça küçülüyor/zayıflıyorlar. Önceki pasajda geçen bir vahiy, atomların boylarının kısaldığını bildiriyordu.

    Zekeriya “Rabbim, gerçekten ben ve benim kemiklerim zayıfladı ve başım ağardı. Ve Rabbim, ben Sana dua ederek şaki olmadım.” dedi...

    Ve gerçekten ben, arkamdan mevali (taraftar) gelmez diye korktum. Ve benim kadınım akir oldu. Bu sebeple bana, Senin katından bir veli bağışla...

    Ey Zekeriya! Gerçekten Biz seni, ismi Yahya (yaşayacak delikanlı demek) ile müjdeliyoruz. Onunla daha önce bir kimseyi isimlendirmedik. (Müfessir ve din bilginleri tüm bu anlatıları dünya yüzünde gelişen olaylar olarak algıladıklarından ötürü biyolojik bedenlerle ilgili sanmışlar ve “Gulam: Ergen delikanlı” nın verileceğini anlayamamışlar dolayısı ile çevirilerini hep oğlan çocuk şeklinde tevil ile yapmışlar. Gerçekte atomların yaratılışları ve dört günlük gelişimleri sonrasındaki varlıkları onların delikanlı çağına benzer) Zekeriya “Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir? kadınım kısır. Ben de yaşlanarak ihtiyarlığa ulaştım.” BUrada Lam atomu içinde barınan ruhun yaşlanması sonucu elektronunun/oğlunun olamayacağı vurgulanıyor.

    Melek: “İşte böyle.” dedi. Senin Rabbin: “O, bana kolaydır. Daha önce sen bir şey değilken seni yaratmıştım.” buyurdu.

    Zekeriya “Rabbim, bana bir delil kıl.” dedi.

    “Senin delilin, İnsanlarla üç gece normal olduğun halde konuşamamandır.” Ey Yahya! Kitab’ı kuvvetle al. Ve Biz, ona sabi iken hikmet (fizik bilgisi) verdik.

    Adn cennetleri ki onları, Rahman, kullarına gıyaben vaat etti. Orada boş söz işitilmez, sadece “selam.” Ve orada, onların sabah ve akşam rızkları vardır. Cennet, atomun içidir. atomların hepsi cehennemin bizzat içindedir. Ruhu cehennemden koruyan atomdur, bu yüzden onun içine "Saklı yer" anlamına gelen "cennet" denilmiştir...

    Atomlar sabah akşam bu rızklarını kıyamda karşılarlar ve besleyici manyetik rüzgarla eğilerek secde ederler. Sabah ve akşam salat(dik durarak destek) için kıyamda duruyor ve eğiliyor. Dünya hayatımız bitip de atomun içindeki ahiret hayatını yaşarken günde 50 kere salat için kıyam ve secde edeceğiz. Ve biz (manyetik kuvvet), Rabbinin emri olmaksızın inmeyiz. Bizim önümüzde, arkamızda ve bunların arasında olanlar, O’nundur.

    Semaların, yer'lerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir...

    Sakın bu vahyi gökyüzü ve yeryüzü arasındakiler diye algılamayın! çünkü yeryüzü ve gökyüzü arası yoktur, hem böyle anlamanın başka bir mahsurlu tarafı daha var: Yer altındakilerin Rabliği, Allah'tan beri anlam taşıyor. Mücrimleri, tek tek adetlendirerek tespit etti...

    Ve kıyamet günü, onların hepsi O’na, ferdî olarak gelecek...

    Ve onlardan önce nice nesiller helak ettik. Onlardan birini görüyor musun? Veya onların ufacık bir sesini duyuyor musun?...

1: كهيعص

Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad-
Kaf: Elektron/yer/oğul--- Ha: Musa isimli ruh--- Ya: Kütleli kuraklar (üç tane)--- Ayn: Proton/Cebrail- Sad: Foton(ışık)/Zebur
(Atomun bölüm isimleri ve içinde barınan ruh ve onun oğlu sayılan elektron ve yaydığı ışık... İşte evrenin özeti bu beş sembole sığdırılmıştır.)

2: ذِكْرُ رَحْمَةِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا

Zikru : Erkek- rahmeti : rahmet- rabbike: rabbin- abdehu : kulu- zekeriyya: dökmek/ doldurmak -
Rabbin rahmeti olan zikr, kuluna doldu.
(Ruhlar, atomların bölmeleri olan bizim kuark dediğimiz ama aslında orijinal ismi gök olan cehennemin ateşinden arınmış boşluklarda barınırken orada öylece durmayıp göklerden yere /aşağı doğru akarcasına iniyor ve böylece elektronu yani atomun kulunu meydana getiriyor. Teknik anlamda elektron, "Yer" etrafındaki manyetik alan oluyor. Elektron, oğul, azık ve bereket olarak anılıyor.)

3: إِذْ نَادَى رَبَّهُ نِدَاء خَفِيًّا

İz : olarak- nada : haykırmak- rabbehu : rabbi- nidaen : çağrı- hafiyya: gizlenmek-
Rabbi bağırarak çağırırken gizleniyordu.
(Rab, zaman/ruh çizgilerini yüksek çekim gücüyle var eden kuvvetin etkisi burada bir çağrı olarak tarif edilmiş. Rab, hiçlikten aldığı çekim kuvvetini, kendi oluşturduğu diğer ruhlara aktarırken, korunaklı ininde saklanan ruhun çağrıya kayıtsız kalışını saklanmak olarak ifade ediyor. Göklerin içi/ inlerdeki ruhlar her şeyden gizlenmiş durumdadırlar. Hareketleriyle titreşim oluşturmadıkları müddetçe düşünceleri bilinemezdir. )

- 4: قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُن بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

Kale: dedi- rabbi: rabbim- inni : ben- ve henel azmu : kemik zayıflaması- minni: benden- veştealer re’su :ve kafam yandı- şeyben: utanç verici şey- ve lem ekun : gizlemedim/saklamadım- bi duaike: görüşmemizi- rabbi: rab ile- şakıyya: kabahatli, suçlu, bedbaht-
Dedi, rabbim kemiklerim zayıfladı, başım yandı/yanarak tükendi, utanılacak hale geldim. Görüşmemizi gizlemedim, bedbaht durumdayım.
(Ruh, bir kum saati gibi akıtığından ötür artık göklerin içinde saklanmadığını bilakis ruh tükendiği için bedbaht duruma düştüğünü Rabbinini çağrısına bu yüzden cevap veremediğini dillendiriyor.)

5: وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِن وَرَائِي وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا

Ve inni hıftul : beni hafifletti- mevaliye : taraftarım- min verai : - ve kanetimraeti : karım arkamdaydı- akıran: çorak/ sağır- fe heb li min ledunke : Seni uyandırdığımızda - : toplayacağız-
Taraftarım/partnerim beni hafiletti ağırlığımı taşıdı. Karım arkamda, o sağır halde niyazına karşılık "Biz seni uyandırdığımızda toplayacağız!"
(Allah fizik dünyadaki varlıkları kütleli ve ağırlık sahibi diye kategorize ediyor. Ruhlar ağırlık sahibi olanlar, ins'ler yani ruhları barındıracak boşluklar ise ağırlıksız fakat kütle sahibi yaratıklar. İşte ruhun ağırlığını üslenen atom onu hafiletmiş oluyor. Şöyle ki ağırlık sahibi olan ruh, huni şekilli atomun içinden yer uzvuna doğru akıyor ve elektronu oluşturuyor demiştik, Bu oluşum esnasında etrafa manyetizma/şua veya ışık fotonu saçabilir. İşte bu dağılmışlıktan endişe eden ruha cevaben "seni toplayacağız" deniliyor.)