Yavuz Özmen bilimseltefsir.com
------

14/100 Adiyat

  • -Nefes nefese koşanlara
    -Sonra hızla çarparak kıvılcım saçanlara
    -Sonra sabah vakti ansızın akın edenlere
    -Böylece onunla tozu dumana kattılar.
    -Sonra da onunla topluluğun ortasına daldılar...

    Bilimsel anlatılarla dolu anlatıları develerin savaş meydanında koşmaları ve ayakları yere vururken toz çıkarmaları(!)
    Arabistan gibi bir beldede atların nallarının taşlara değince kıvılcım çıkarması anlatıyormuş gibi tefsir etmek akılla bağdaşmaz. Bir çocuk dahi bir sinema filmine yönetmenlik yapsa, Arabistan'da cereyan edecek savaş meydanını canlandıran sahneyi bundan daha iyi tasvir edecekatri. Hem atların develerin tozu dumanı neden kutsal kitap yazıtı olsun ki?

    Bilgi ve akıl seviyesi normal sayılacak insanlar, Allah'ın bize evrenin yaratılış tekniklerini anlatan bir kitap yollaması gerektiğini sezinliyorlar.

    Burada anlatılanlar; Atomlar bir yandan enerji emerken diğer yandan aldıkları enerjiyi fotonlara dönüştürerek fırlatmaktadır. Nakli yapılan olaylar, atomların elektrik kuvvetini naklederken yaşadıkları hareketlerinin anlatımından ibarettir.

adiyat 1 : وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًا

Vel âdiyâti : olagelen/alışılmış/antika
dabhâ: kızı/fedakarlık/ezilmişlik

adiyat 2 : فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًا

Fel mûriyâti:savaşçı atı kadhâ: cam kadeh/kupa

adiyat 3 : فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحًا

Fel mugîrâti : değiştirici- subhâ: deste gibi/demet gibi
destelendiğinde (fikirleri/görüşleri) değişti

adiyat 4 : فَأَثَرْنَ بِهِ نَقْعًا

Fe eserne : --- bi hî- nak’â: ıslatmak

adiyat 5 : فَوَسَطْنَ بِهِ جَمْعًا

Fe ve satne : --- bi hî - cem’â: taplanma

adiyat 6 : إِنَّ الْإِنسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ

İnnel: muhakkak- insâne - li rabbihî : rabbi için- le kenûd: kanıt
Muhakkak ki insan, Rabbi için kanıt peşindedir.

adiyat 7 : وَإِنَّهُ عَلَى ذَلِكَ لَشَهِيدٌ

Ve innehu : muhakkak- alâ : üzerine- zâlike : o- le şehîd: şahit
Muhakkak ki o üzerinizde, şahittir.

adiyat 8 : وَإِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيدٌ

Ve innehu : o- li hubbil: aşk için- hayri: iyi - le şedîd: şiddet -
Ve muhakkak ki, onun hayır (mal) sevgisi gerçekten kuvvetlidir.

adiyat 9 : أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِ

E fe lâ : değil mi? - ya’lemu: bilir - izâ: eğer - bu’sira mâ : saçılmak- : içinde- kubûr: mezarlar
Kabirlerinden dışarı saçılanlar bilirler mi

adiyat 10 : وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ

Ve hussıle mâ : ne olduğunu- fî sudûri: göğüs içinde
Göğüslerinin içinde ne olduğunu

adiyat 11 : إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌ

İnne rabbehum: muhakkak ki rab- bi him: onların- yevme izin: o gün - le habîr: haberdar
Muhakkak ki Rabb, o gün onlardan haberdardır.